banner6

Pahalılığın üstüne bir de kontrolsüz gıdalar eklendi

banner37

Pahalılığın üstüne bir de  kontrolsüz gıdalar eklendi
banner150 banner151 banner143

Cemre CEMALİ

   Lefkoşa Açık Pazarı’nda fiyatlar bu hafta biraz daha ucuzlasa da bazı ürünlerin fiyatında yükseliş devam ediyor.

   2 hafta önce Pazar tezgahlarında salatalık 35 TL’yken bu hafta 20 TL’ye, domatesin kilosu ise 30 TL’yken bu hafta 25-35 TL’ye kadar düştü ancak bu düşüşler de halkın cebini rahatlatmaya yetmedi.

   Pahalılık nedeniyle ne alacağını, tenceresini nasıl kaynatacağını bilememekten yakınan vatandaşlar, tüm bunlar yetmezmiş gibi şimdi bir de ülkede gıda analizlerinin yapılamamasıyla karşı karşıya bırakıldıklarını belirterek isyan etti.

   KIBRIS’a konuşan vatandaşlar, “Pazar yeri olmasına rağmen pahalılık hâlâ devam ediyor, satılan ürünlerin fiyatıyla kalitesi arasında hiçbir denge yok. Bu da yetmezmiş gibi gıda analizlerinin yapılmaması da tezgâhtaki ürünlerin kontrolsüz olduğunu gösteriyor” diyerek yetkililerden pahalılığa ve gıda denetimlerine bir çare bulmasını istedi.

   Esnaf ise mutfağımıza giren bütün ürünlerin hormonlu olduğunu söyleyerek “Çok yanlış düşünen insanlar var, mantarın üzerinde sinek gören insanlar ‘bundan alırsam zehirlenirim’ diyor.  Hayvanların sezgisi insanlardan daha güçlüdür. Bir ürünün üzerinde ilaç gibi kimyasallar varsa o zaman sinekler o ürüne yaklaşmaz bile” dedi.

Esnaf ve Vatandaş Ne Dedi?

Özbil Akkagün

   “Sebze meyvelerde yapılan testler ne kadar güvenilir? Zaman zaman temiz çıktı diye açıklanıyor ama bunun garantisi var mı? Şimdi kit bitti bu memlekette neyimiz var zaten? Domates, çilek aldım ve bunlar temiz mi değil mi bilmiyorum. Eve gidince ona göre yıkayacağız. Pazar bu hafta biraz daha uygun görünüyor. Çilek geçen hafta 60 TL’den satılıyordu bu hafta 30 TL’ye aldık. Domates 30 TL’ydi, bu hafta 24 TL’ye bulabildik.” 

Hülya Senova

   “Ben esnafım kıyafet satıyorum ama sebze meyve tezgâhlarını görüyoruz. Şu an pazarda gördüğümüz enginar, çilek, salatalık hepsi hormonlu ama vatandaş aç kalmaktansa ne yapsın alıp yiyor. Çünkü bu sebzeler ilaçsız olmaz böyle geliştiriyorlar. Mutfağımıza giren bütün ürünler hormonlu. İthal ürün olmasına gerek yok yerli ürünlerimizde de ilaç kullanılıyor. İlaçsız bir şey olmuyor. Analizler de yapılmıyor ya. Zaten bütün sebzeleri hormonlu tüketiyoruz, hiçbir şey fark etmeyecek.”

Gül Bilir

   “Yetkililer böyle davrandığı sürece hastalıklar çoğalacak, çünkü hormonlu sebze meyve tüketimi aldı başını gidiyor. Eskiden doğan çocukların yüzde 30’u hasta oluyorken günümüzde doğan çocukların yüzde 90’ı hasta doğuyor. Çünkü annelerin gebelik sürecinde tükettiği yiyeceklerin hepsi hormonlu ve bu çocuğa da geçiyor. Denetim yapılmaması hastalıkların çoğalmasına olanak sağlıyor. Çocuklarımıza ne kadar organik besinler yedirmeye çalışırsak çalışalım çocuklar ek gıdaya başladıktan sonra bu hormonlu gıdalarla bir şekilde karşılaşıyor. Benim özel gereksinimli çocuğum var çocuğuma yedirecek güvenli gıda bulamıyorum. Birçok şeyi evde kendim yapsam da bunu yaparken bile kullandığım diğer ürünler içinde analiz yapılmayıp gözden kaçmış çok şey bulunuyor. Biz fide aldık bostan ekmeye karar verdik, ürünlerimiz yetişene kadar belirli bir süre bu besinleri yemek zorundayız, sonra kendi ürünlerimizi tüketeceğiz. İnsanlar bu halde bu pahalılıkta ne yapacak? 750 TL elektrik faturası gelen eve 3 bin TL fatura geldi. Bu ne kadar saçma bir durum. Sokaklara döküldük ama zamların yüzde 1’i geri alındı. Bütün Kıbrıs ayaklanmadığı sürece bu böyle devam edecek. Pazarcı da ‘analizi yapılmayan ürünleri satmam’ dese bizi korumuş olur. Devlet yetkilileri de bunu görüp bir çözüm bulunur yani gıda yönetiminde de insanlar ayaklanmalı”

Ayşegül Karataş

   “Ülkemizde hiçbir şey denetlenmiyor. Sebzeleri bir kenara bırakın marketlerde bile ne getirdikleri ne sattıkları belli değil. Aynı yağ bir markette 160 TL satıp kâr edebiliyorken başka markette 200 TL satıldığını görüyorum. İki markette aynı üründe 40 TL fark olur mu? O yüzden her şeyi normal görmeye başladık. Pazarın ilk kurulduğu saatler olmasına rağmen bakıyorum da ürünün fiyatıyla kalitesi arasında hiçbir denge yok. Bu zamanda yetişen domatesten, salatalıktan ne hayır göreceğiz? Bir de artık analizlerini de yapmıyorlar. Buna da şaşırmadık her şeyi normal görmeye başladık. Sebze meyvelerdeki ilaç kalıntısı ne yaparsak yapalım geçmeyecek. Deterjanlı suyla yıkayamam ya en fazla yapabileceğim şey aldıklarımı sirkeli suda bekletmek olacak. Bu hafta domates biraz ucuzladı ama en çok kullandığımız patates 20 TL oldu. İki kilo alsam 40 TL vereceğim. Soğan iki hafta önce 3 TL’den 8 TL’ye yükseldi. Bunlar temel gıda, soğanım, patatesim olmazsa ne yapacağım ben? Pazarda 300 TL para koyuyorum eve gidince ne yapacağım diye düşünüyorum. Ben bu seneki gibi hayatım boyunca ne yapacağım, ne yiyeceğim derdine düşmedim. Pazardaki çoğu insan yabancı uyruklu olduğu için fiyatının farkında bile değil. Bizim gibiler için pazar bile lüks oldu.”

 Necla Avcı

   “Pazar yeri olmasına rağmen pahalılık hâlâ devam ediyor. Bu şartlarda kimse geçinemez, hükümetin yapacağı ilk iş pahalılığı düşürmek olmalı. Marketlere baktım çok pahalı şimdi burayı görüyorum burası da aynı. Pazar böyleyse marketler uçar zaten. Benim gibi idareli bir insan yoktur ben bile geçinemiyorum.

   Fiyatların Pazar yerinde biraz daha düşmesi lazım biraz düşüş var ama yine yeterli değil. Gıda denetimleri Türkiye’de yapılıyor ve uymayanlara ceza veriliyor. Burada da yapılması lazım. Her yerde Rumlar alışveriş yapıyor marketlerde bir tane Kıbrıslı Türk yoktur. Parası kuvvetli olan yabancılardır. Böyle olunca esnaf da satış yaptığı için düşürmüyor fiyatları. Kim alırsa alsın diye düşünüyorlar. Ne yapalım biz kendi toprağımızda kenara çekilip alışveriş yapanları mı izleyelim? Burası küçük bir yer herkes herkesi tanıyor kardeşimdir, akrabamdır diyerek fiyat denetimleri yapmıyorlar. Bu nedenle Türkiye’den tarafsız bir heyetin gelip bu denetimleri gerçekleştirmesi lazım.”

İsmail Özter

   “Gıda analizleri yapılmıyor bu da zehirleneceğiz demektir. Biz sebze meyve alıyoruz ama ne durumda olduğunu bilmiyoruz. Daha önce de Devlet Laboratuvarı yanmıştı o zamandan beri doğru dürüst bir şey yapıldığı yok. Pazar yine pahalı, patates ve salatalığın kilosu 20 TL olmuş. Ben emekliyim ama bu maaşla geçinemiyorum. Her gün yeni bir fiyat var. Denetleme yok, herkes istediği gibi satıyor.”

Ulaş Karakütük

   “Ben pazarda işçi olarak çalışıyorum. Akşam domates, salatalık, biber, patlıcan alacam öyle eve gideceğim. Kovaya su doldurup aldığım sebzeleri sirkeli suda bekleteceğim. İlaç kalıntıları dışındaysa arınacak ama içine işlemişse farkında olmadan yiyeceğiz. Pazar aynı pahalılıkta devam ediyor. Böyle giderse geçinemeyeceğiz ve hırsızlık, yolsuzluklar artacak.”

Veysel Karalar

   “Ben esnafım yeşillik ve domates satıyorum. Bu hafta en uygun ürün yeşillik. Hava şartları ve üretim maliyetlerin artmasından dolayı domates hâlâ yüksek, kilosunu 35 TL’den satıyorum. Bizim aldığımız gıdaların numunesi tarladayken alınıp analizleri yapılmış oluyor. Pestisit kalıntısı var mı, yok mu? Diye bakıyorlar ama şimdi bunu yapamıyorlar çünkü kit yok. Şimdiki durum üreticilerin vicdanına kalmış durumda. Kendi çoluğuna çocuğuna yediremeyecekleri ilaçlı ürünü satmaması gerekiyor. 3 günlük ilacı atıp ertesi günü ürünü hasat etmemesi lazım. Fazla ilaç fazla etki diye bir şey bunun ayarını da yapmaları lazım.”

Çisem Yetkiner

   “Gıda analizlerinin yapılmaması tezgâhtaki ürünlerin kontrolsüz olduğunu gösteriyor. Neyimizde hayır var ki bunda olsun? Denetlenmiş ürünlerin de tam anlamıyla denetlendiğini düşünmüyordum zaten. Yani bir güvenimiz kalmadı. Alışverişi yaptım ve gidip geri vermeyeceğim sadece eve gidince daha dikkatli yıkarım. Kabuğu soyulacak ürünleri soyarım. Başka çaremiz yok ki. Geçen haftalarda yeşillik fiyatları daha yüksekti, yarı yarıya düşmese de bu hafta biraz düşmüş.”

Hanife Atlar

   “Herkes gibi alışverişimi yapıp eve gideceğim ama bu ürünlerin sağlığımız için garantisi yok. Ne içtiğimiz suyun ne yediğimiz yemeğin ne de soluduğumuz havanın garantisi yok. Allaha emanet yaşıyoruz. Parlak gördüğümüz ürünü güzeldir deyip alıyoruz ama ne durumda olduğunu bilemiyoruz. Fasulyenin kilosu olmuş 30 TL. Aldığımız maaşlar geçimimizi karşılamaya yetmiyor. Gücüm yettiğince hepsinden az az almaya çalışıyorum. Pazarda markette bütçemize uygun alışveriş yaparken sağlıklı mıdır, sağlıksız mıdır? Düşünemiyoruz.  Marketten donmuş sebze almaya kalksak daha önce zehirlenmeler olmuştu. Ona da cesaret edemiyoruz. Kaldı ki tazesini mi donmuşunu mu tercih etmek daha iyi? Maliyeti en uygun hangisiyse onu alıyoruz.”

Yüsra Çin

   “Ben köyden getirdiğim ürünleri satıyorum. Bir keresinde sattığım mantarın üzerinde sinek gören bir vatandaş ‘Bu mantardan alamam ben zehirlenirim’ dedi. Yani çok yanlış düşünen insanlar var hayvanların sezgisi insanlardan daha güçlüdür. Bir ürünün üzerinde ilaç gibi kimyasallar varsa o zaman sinekler o ürüne yaklaşmaz bile.”

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110