banner6

Pahalılık, pandemiden beter etti

banner37

Pahalılık, pandemiden beter etti
banner151 banner143

Cemre CEMALİ

   Ailelerinin geçimlerini açık pazarlarda kurdukları tezgahlarda yaptıkları giyim-kuşam, ayakkabı, çanta, mutfak eşyası gibi sebze-meyve haricindeki ürünlerin satışıyla sağlayan esnaf, uzun süredir satış yapamamaktan yana dertli.

   “Pahalılık, pandemiden beter etti” diyen pazar esnafı, ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle, ülkede her şeyin fiyatının sürekli arttığını ancak maaşların yerinde saydığını, bu nedenle alım gücü düşen halkın da alış-verişlerinde önceliği gıdaya verdiğini anlattı.

   Pazara giden yerli halk sayısının giderek azaldığına vurgu yapan esnaf, sebze-meyve tezgahlarında insanların düşüne düşüne, adeta tane tane aldığını söyleyerek “millet karnını doyuramıyor. Giyim-kuşam ya da farklı ürün satan bizlere sıra gelmiyor” ifadeleriyle yaşanan durumu özetledi.

   Esnaf, bazı tezgah sahiplerinin satış yapabilmek için artık pazarlarda kredi kartıyla satış yapmaya başladığına da dikkat çekti.

   Şu anki durumun pandemi döneminden daha beter olduğunu dile getiren esnaf, müşteri profillerinin değiştiğini, daha çok yabancı kişilere satış yaptıklarını anlattı.

Esnaf ne dedi?

Perihan Yılsev:

   “Mağazalara göre ürünlerimiz daha ucuz, buna rağmen kalitesiz ürünler getirmiyoruz. Benim sattığım kıyafetler mağazalarda bin TL iken ben 400-450 TL’ye satıyorum. İç çamaşırları bende 20 TL, mağazalarda 40-50 TL’den başlıyor, 85 TL’ye kadar satılan iç çamaşırları gördüm. Biz de pazarda yer parası veriyoruz. Hesapladığımız zaman bizim de bir mağaza kadar giderimiz oluyor. Toptan mal alıp satan biz esnafların bile alım gücü düştü halk ne yapsın? Vatandaş eskisi gibi rağbet göstermiyor çünkü ancak geçim derdindeler. Pazarda eski kalabalık yok çünkü insanlar pazara gelecekleri mesafeyi düşünerek benzin parasını hesaba katıyor ve artık “marketten alırım aynı hesaba gelecek” diyorlar. Son 1 buçuk - 2 aydır daha çok yabancılara satış yapıyoruz, tabi bu sadece pazarda değil her sektör için öyle. Dövizi olan insanlara çok uygun geldiği için pazarda bile bir tek onlar rahatlıkla alışveriş yapıyor. Bizim kendi halkımız maalesef perişan halde, gününü geçirmeye çalışıyor. Öncelikleri kıyafetleri değil boğazlarıdır. Asgari ücret yükselmez yerinde kalır ama her şey 2-3 günde bir zamlanıyor. İnsanlar artık geçinemiyor, aldıkları her şeyi düşünerek alıyorlar. Serili mal aldığımız zaman her renginden alıyorduk, şimdi alamıyoruz, paramız kalmadı yatırım yapamıyoruz. Eldeki malı satıp yerine yenisini koyabilmemiz gerekiyorken şimdi yapamıyoruz. Mesela bir hafta aldığımız iç çamaşırı fiyatlarıyla bir sonraki haftaki fiyatları arasında fark oluyor. 20 TL’ye iç çamaşırı alan vatandaş haftaya geldiğinde 25 TL’ye satıldığını görünce itiraz ediyor bunun pazarlığını yapıyor. Döviz yerinde durmuyor ki biz İstanbul’dan toptan ne alırsak hepsi dövize endeksli oluyor. Biz de fiyatlarımıza bunu yansıtmak zorundayız.”

İsmail Yaman:

   “Getirdiğimiz her parça için 13 TL gümrük ödüyoruz. Nakliye ücretleri 2 katı oldu. Maliyetlerimiz bu denli artmışken bizim satışımız yok. Tezgâhı açıp geri kapatıyoruz. Her şeyin fiyatı arttı ama vatandaşın aylığı yükselmedi. Vatandaş ancak boğazını doyurabiliyorsa doyuruyor. Çok acil kıyafet ihtiyacı olanlar sadece alışveriş yapıyor. İnsanlar eskiden fiyatlar üzerinde pazarlık yapmazdı, şimdi pazarlık yapmaya başladılar çünkü gelenin cebinde para yok. Elektrik - su faturasını ödeyemiyoruz artık, belki satış olur diye bir ümit gelip tezgâhı açıyoruz.”

Nevzat Bucak:

   “Ben 16-17 yıldır bu işi yapıyorum. Mağusa’dan geliyorum gidiş-dönüş 300 TL sadece mazot parası koyuyorum. Belediye’ye de 150 TL yer parası veriyorum, bu da aylık 600 TL eder. Gider çok, maliyet çok ama satış yok. Ezilen esnaf oluyor. Elimizdeki ürünler bitince yerine yenisini koyamayacağız. Türkiye’ye mal almaya gitsem şimdi biletler 2 bin TL’den aşağı değil. Sezonda 2 defa mal almaya giderdik şimdi hiç gidemiyoruz. Zaten kâr olmadan çalışıyoruz. Vatandaş eskisi gibi kıyafet alamıyor ancak karnımızı doyurabiliyoruz diyorlar. Git gide geriye gidiyoruz. Kıyafette satışımız çok az olduğu için ekstra üç beş kuruş daha kazanmak için çiçek, fidan ve tohum satıyoruz. Kıyafete nazaran satışı daha iyi. Yiyecek olduğu için pahalı da olsa ucuz da olsa insan aç kalamaz mecburen alıyorlar.”

Arzu Taner:

   “Ben pazarda terlik ve çanta satıyorum. İnsanlar zorunlu ihtiyaçları olan yiyecek alıyor durum bu halde olduğu için satışlarımız çok düşük, günü zor kurtarıyoruz. Dayanmaya çalışıyoruz ama dayanılabilecek gibi de değil. Eskisi gibi yanımızda elaman çalıştıramıyoruz, benim bel fıtığım var, kendim kaldırıyorum kendim koyuyorum. Elamana da para ödersek hiç geçinemeyeceğiz, buna mecburuz. Pandemi oldu, hastalık var dediler o da bitti, şimdi de hayat pahalılığı başladı. Önceleri markette 500 TL koyduğumda çocuğumun sütünü mamasını her şeyini alabiliyordum, şimdi bu paraya ancak çocuğuma yemiş alabilirim. Pazarda 250 TL’ye meyve sebze her şeyimizi alabiliyorduk, şimdi 2 kg domates bile 50 TL ediyor. Günden güne daha kötüye gidiyor her şey.”

Hüseyin Baykuş:

   “Ben eşim ve çocuklarımla geliyorum. Hiçbir şey yapmazsam bile günlük 500-600 TL giderimiz oluyor, akşama kadar oturuyoruz bazı günler giderimizi bile çıkaramıyoruz. İnsanların alım gücü düştü, ceplerinde para yok. Yeme - içme her şey pahalı olduğu için birçok şeyi kısmaya başladılar, alışveriş yapan yok. Daha önce ayda bir atlet alan insan şimdi üç ayda bir alıyor. Pazara gelen insanların yüzde 90’ı mutfağını düşünüyor. Çoraptır, tişörttür bu ihtiyaçları erteleyebilirler ama olmazsa olmaz olan mutfak ihtiyaçlarını nasıl ertelesinler? Bu nedenle giyim satışları durdu, insanlar çoğunlukla sebze meyve alıyorlar. Şu an yaşadığımız durum pandemiden daha kötü. O dönem insanların cebinde parası vardı şimdi bu da yok. Evden çıktığımız gibi masraflar başlıyor.”

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104