banner6

Plansızlık ülkede kaos yarattı

banner37

Geç tamamlanan Ülkesel Fizik Planı’nın ve bugüne dek çoktan bitmiş olması gereken 28 imar planının 5’inin tamamlanıp sadece 3’ünün yasallaştırılması ülkeyi emirnamelerle yönetilmeye bıraktı

Plansızlık ülkede kaos yarattı
banner99

Eniz ORAKCIOĞLU

Ülkemizde yaşanan çarpık yapılaşma, altyapı sorunları, trafik kaosu gibi sıkıntıların çözümü olan imar planları bir türlü yasallaşamıyor.

Çok uzun yıllar önce tamamlanması gereken 28 imar planının bugüne dek sadece Lefkoşa, Girne ve Beyarmudu olmak üzere 3 tanesi yasallaşırken Mağusa, İskele ve Yeniboğaziçi İmar Planı ile Mehmetçik İmar Planı bitmesine rağmen halen beklemede.

55/89 sayılı İmar Yasası’nın emrettiği gibi 1991-1992 yıllarında “Ülkesel Fizik Planı” ardından da bekletmeden imar planları hazırlanıp devreye girmeliydi.

Maalesef yasanın emretmesine rağmen sadece 90’lı yılların sonunda Lefkoşa İmar Planı yasallaştı ve 91’de tamamlanması gereken ülkesel fizik planı 2015’te ancak tamamlanabildi.

Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (KTMMOB) Başkanı Seran Aysal, çok uzun yıllar ülkede sadece Lefkoşa İmar Planı olduğunu, diğer bölgelerin ise emirnamelerle korunmaya çalışıldığını, ama emirnamelerle bazı kişilere rant sağlandığını kaydetti.

Aysal, Fiziki Planı 2015’te KTMMOB’un ciddi katkıları ve dönemin İçişleri Bakanı Teberrüken Uluçay’ın sahiplenmesi ile yaptıklarını hatırlatarak, yasada sonraki 2 yılda geriye kalan 28 imar planını bitirme emri verildiğini, ama bugün 2021’de olmamıza rağmen zaten imar planı olan Lefkoşa’ya ek olarak 2017’de Girne, 2019’da da Beyarmudu imar planlarının yasallaştığını söyledi.

Lefkoşa, Girne ve Beyarmudu imar planları olmak üzere bugüne kadar sadece 3 tane imar planının yasallaştığını vurgulayan Aysal, bitmiş ama yasallaşmamış olarak da Mağusa, İskele ve Yeniboğaziçi İmar Planı ile Mehmetçik İmar Planı olduğunu belirtti.

“1991 – 1992 yıllarında ülke planlanmalıydı”

KTMMOB Başkanı Seran Aysal, 1989 yılında 55/89 sayılı İmar Yasası’nın geçtiğini ve bu yasanın yapılması gerekenlerle ilgili bazı görevler içerdiğini söyleyerek, bu görevlerden birincisinin “Ülkesel Fizik Planı’nın” yapılması, ikincisinin ise fizik planına bağlı olarak da imar planlarının yapılması olduğunu vurguladı.

Aysal, İmar Yasası’nın 2 yıl içerisinde Ülkesel Fizik Planı’nın bitirilmesini emrettiğini, devamında ise tüm ülkedeki imar planlarının tamamlanmasına yasada yer verildiğini kaydederek, 1991 – 1992 yıllarında ülkenin planlanmış olması gerektiğine dikkat çekti.

Yasanın gerektirdiklerinin yerine getirilmediğine vurgu yapan Aysal, sadece 90’lı yılların sonunda Lefkoşa İmar Planı’nın 2 toplumlu olarak ülkemizde de gecikmeli olarak devreye girdiğini belirtti.

“Emirnamelerle rant sağlandı”

“Yıllarca sadece Lefkoşa İmar Planı vardı ve başka da bir şey yapılmadı” diyen Aysal, bazı bölgelerde

emirnamelerle korumalar yapılmaya çalışıldığını anlattı.

Aysal, emirnamelerin imarın enstrümanı olduğuna dikkat çekerek, emirnamelerin plan tamamlanıncaya kadar bazı şeyleri durdurmak için kısa vadeli kullanılan enstrümanlar olduğuna işaret etti.

Aysal, emirnamelerin 3 veya 6 ay, ya da en kötü ihtimale 1 yıllık olması gerektiğinin altını çizerek, “Yasa bütün imar planlarını yapmak için 2 yıl zaman tanıyor. Bu hesaba katılınca da emirnamelerin 1 yılı aşmaması gerektiği açıkça ortadadır” şeklinde konuştu.

90’lı yılların sonunda Lefkoşa İmar Planı’nı yasallaştırdıklarını söyleyen Aysal, belli yerleri de 1992-1993’ten itibaren emirnamelerle korumaya aldıklarını ifade etti.

Girne örneğini veren Aysal, o dönemde Girne’ye belirli kısıtlamaların getirildiğini kaydetti.

Aysal, ülkemizde emirnamelerin bir noktada plana dönüştüğünün altını çizerek, işleri emirnameleri değiştirerek işlerin yürütüldüğüne dikkat çekti.

Emirnamelerin daire müdürünün yetkisinde oluğu için tehlike içerdiğini söyleyen Aysal, “Bu emirnamelerin ilgili bakanın iki dudağı arasında olduğu anlamına gelir. Bu nedenle emirnamelerin bu durumu çok farklı emeller ve amaçlar için kullanılmaya başlandı” şeklinde konuştu.

Aysal, imar planı yapmak yerine emirnamelerle ülke yönetilmeye çalışıldığına işaret ederek, “bir bakmışız ki bir yer ansızın yükselmiş, ansızın düşmüş. 1993’te başka, 1997’de başka emirnameler uygulanmış. 10 kez değişen emirnameler var. Bakan ve daire müdürü yetkisi dahilinde belli çevreler nemalandırıldı, belli çevrelere ciddi rant sağlandı” dedi.

Aysal, emirnamelerin binaları ve yapılaşmayı durduran genel bir enstrüman olduğunu belirtti.

“6 yılda 2 plan yasallaştı”

İmar planlarının tamamlanmaması ve geçmemesi, emirnamelerle rant sağlanması sebebi ile ülkenin bugün geldiği durumun tam bir kaos olduğuna işaret eden Aysal, imar planlarının hayatı ve kentin belirlenmiş alanları içerisinde her boyutu ile planladığını hatırlattı.

Aysal, herkesin imar planı altında sadece binaların kat adeti ve arsaya ne kadar bina olabileceği ile ilgili konuştuğunu söyleyerek, imar planları içerisinde bir parselde kaç katlı bina, kaç daire veya nasıl bir yapılaşmaya gidileceğinin önemli olduğunu, ama tek kriterin bu olmadığını bunun sadece onlarca kriterden bir tanesi olduğunu kaydetti.

Bir imar planının oluşumunda nüfus ve konut sayılarını bilmenin önemli olduğunun altını çizen Aysal, gelecek projeksiyon ve vizyonunu ortaya koymanın şart olduğuna ve bunlarında fiziki planla mümkün kılınabileceğini belirtti.

Aysal, Fiziki Planı 2015’te KTMMOB’un ciddi katkıları ve dönemin İçişleri Bakanı Teberrüken Uluçay’ın sahiplenmesi ile yaptıklarını hatırlatarak, yasanın sonraki 2 yılda geriye kalan 28 imar planını bitirme emri verdiğini, ama bugün 2021’de olmamıza rağmen zaten imar planı olan Lefkoşa dışında 2017’de Girne ve 2019’da da Beyarmudu imar planlarının yasallaştığını kaydetti.

“Plan oluşturulurken en önemi husus altyapının oluşturulmasıdır”

Aysal, sözlerine şu şekilde devam etti:

“İmar planı için nüfusun, bölgenin ihtiyacı belirlenmelidir. Bir bölge ele alındığında sosyo-ekonomik boyutu, sosyal boyutu, mimarisi, mühendisliği kısacası her şeyi ile bölge değerlendirilip plan oluşturulur. Plan oluşturulurken de en önemi husus altyapının oluşturulmasıdır.”

Altyapı konuşulmadan, üstyapının konuşulduğuna dikkat çeken Aysal, memlekette tersten giden olayın da bu olduğunu ifade etti.

“Önce üstyapıyı yapıyoruz, sonra üst yapıya uygun altyapı yapmaya çalışıyoruz, ya da kalan imkanlar dahilinde altyapı yapıyoruz” diyen Aysal, önce gereken altyapının en iyi şekilde yapılarak, kaldıracağı trafik yükü hesaplanarak, konut projeksiyonunun yapılması gerektiğini söyledi.

Aysal, kanalizasyon sorununun da aynı nedenden ileri geldiğini belirterek, sürekli kanalizasyon çalışmadı, kanalizasyonda patlak var, ya da denize akıyor diye şikayetlerin de plansızlıktan kaynaklandığını, kanalizasyonun nüfusa göre planlanmadığından sorunların oluştuğunu vurguladı.

Trafikteki kaosa dikkat çeken Aysal, “Yollarınız 30 bin kişilik nüfusa göre ayarlanmışsa, siz oraya 50 bin nüfus koyarsanız tabi ki trafik sıkışır. Bugün Girne’nin içine düştüğü durum da budur. Girne’nin 2017’den bu güne bir imar planı vardır, ama imar planı yasallaştırılıncaya kadar emirnamelerle olan olmuş, Girne kaybedilmiş” dedi.

“Bir yere bir nüfus koyuyorsanız oranın sosyal donatımlarının tamam olması gerekir” diyen Aysal, oranın yeşil alanı için yer var mı, suyu var mı, spor alanına, dairelere, okula ihtiyaç olacak mı ve altyapısı planlanmış mı diye bakılması gerektiğini söyledi.

Aysal, altyapı ve sosyal donanım hesaplandıktan sonra bölgede ne kadarlık konut ihtiyacı olduğunun hesaplanması gerektiğini vurgulayarak, her 5 yılda bir artan nüfusa veya azalan nüfusa göre değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Aysal, art arda gelen seller ve taşkınlar nedeni ile planlamalar içerisine sel ve taşkın riski de alınması kararı üretildiğini söyleyerek, “Planlar yapılmayarak ve yapılmaması için ayak sürterek aslında topluma en büyük ceza veriliyor” şeklinde konuştu.

“2019’da onaylayıp gönderdik yürütülmedi”

banner134

Lefkoşa, Girne ve Beyarmudu imar planları olmak üzere bugüne kadar sadece 3 tane imar planının yasallaştığını vurgulayan Aysal, bitmiş ama yasallaşmamış olarak da Mağusa, İskele ve Yeniboğaziçi İmar Planı ile Mehmetçik İmar Planı olduğunu belirtti.

Aysal, Mağusa, İskele ve Yeniboğaziçi İmar Planı’nın tüm belediye başkanlarının, kendisinin ve bakanın olduğu bir ortamda üzerinde mutabık kalarak 26 Aralık 2019’da onay aldığını söyleyerek, bu planın sürecinin tamamlandığını, 2 Ocak’ta da Resmi Gazete’de yayınlanmak üzere Başbakanlığa gönderildiğini, ama 3-5 kişinin çıkarı uğruna planın yürütülmediğini kaydetti.

Mağusa, İskele ve Yeniboğaziçi İmar Planı yürütülmeyerek, emirnamelerde yapılan bazı ayak oyunları ile bazı kişilere çıkar sağlama yoluna gidildiğini savunan Aysal, Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin çıkarın belli kişilere sağlanmasını önlemek için hukuka gittiğini ve emirnameleri sonsuza kadar kalacak şekilde dava açtığını vurguladı.

İmar planı yapılmayarak sel ve taşkın haritalarının yapılmasının engellendiğini, bölgeye uygun olarak altyapının oluşturulması ve tamamlanmasının engellendiğini ifade eden Aysal, belirli yerlerde değişiklikle yapılacağının öne sürüldüğünü, usulsüz ve hukuksuz olarak kaybettirilen bu zamanın toplumun genelinde yaratılan sıkıntılar olarak önümüzde durduğunu söyledi.

Aysal, şu anda sürecini tamamlamış ama siyasi idarenin talimat vermemesinden dolayı çağrılmayan Mehmetçik İmar Planı’nın da olduğunu belirterek, “Plan bütün süreçlerini tamamlamıştır, Birleşik Kurul çağrılmalıdır. Hükümet eli ile bu sürecin ileriye gitmesi engellenmektedir” şeklinde konuştu.

“Ülke kaosa doğru gidiyor”

“Maalesef ülke planlama istiyormuş görüntüsü altında plansızlığa itilmekte” diyen Aysal, ülkenin kaosa doğru gittiğini ve bize pahalıya mal olduğunu vurguladı.

Aysal, imar planının nüfusu da kontrol ettirdiğini söyleyerek, “Aynı şekilde enerji kaynaklarının üretiminin kaç konuta hizmet verebileceği, kaç konutun bundan yararlanabileceği, otellerin, yatırımların ve sanayinin nasıl planlanacağı da imar planı ile ilişkilidir. Kapasiteyi yükseltemediğinizde, kapasiteye uygun planlamada durmanız lazım. Bunu her yükselttiğiniz noktada bir kaosla karşılaşacaksınız” dedi.

Aysal, sözlerine şu şekle devam etti:

“Önce bölgelerde, ne kadar kişinin öngörüldüğü belirlenmeli, nüfus projeksiyonu hesaplanarak, bölgenin nasıl şekilleneceğini belirlememiz gerekir ki oraya ne kadar su, enerji isteneceği belirlensin.”

Kentlerde bir binanın altında sanayi, yanındaki binada doktor veya klinik, 3’üncü binada market görebildiğimizi söyleyen Aysal, bu durumun plansızlığın getirdiği bir durum olduğunu, plan olmuş olsaydı sanayi bölgesinin, konut bölgesinin ya da satış bölgesinin farklı olacağını aktardı.

“3-4 yılda planlanan imar planları sonuç alamıyor”

Tamamlanan ve yasallaşmayı bekleyen Mağusa, İskele ve Yeniboğaziçi İmar Planı ile Mehmetçik İmar Planı’ndan sonra başlanması gereken planın en uzun süre emirname altında kalan bölgeler olduğuna dikkat çeken Aysal, emirnamede en çok hangi bölge kaldıysa oradan başlanıp hızlıca hepsinin bitirtilmesi gerektiğine işaret etti.

Aysal, Şehir Planlama Dairesi’nin 3-4 yıllık planlamanın sonrasında bir imar planı oluşturduğunun altını çizerek, bütün aşamaların geçildiğini ama sonucun alınamadığını, diğer bir planı bitirip getirdiğini, Birleşik Kurul’un çağrılacağını ama yine sonuç olmadığını söyledi.

Aysal, durum böyle olunca planlamadaki kişilerde motivasyon kalmadığını belirtti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104