banner6

Polis teşkilatını güçlendirin!

banner37

Polis teşkilatını güçlendirin!
banner151 banner143

Ahmet UÇAR

   Ülkemizde asayişin bekçisi polis teşkilatı, çok yetersiz kadro, eskimiş ve yetersiz araçlarla görev yapmaya çalışıyor.

   Ülkemizde gerek iç güvenliğin sağlanması, gerek denetimlerin istenilen düzeyde gerçekleştirilmesinde büyük önem arz eden polis teşkilatı, yüzde 35 eksik kadroyla hizmet veriyor.

   1984’te yürürlüğe giren Polis Yasası’na göre, 3 bin polis kadrosu bulunuyor ancak aradan geçen 38 yılda bu sayıya ulaşılamadı.

   Hem nüfus, hem araç sayısının arttığı ülkemizde 2 bin civarında polis canla başla çalışıyor fakat asayişi sağlamaya yetemiyor.

   Öte yandan Polis Genel Müdürlüğü’ne bağlı Polis Muayene Şubesi, sivil araçları muayeneden geçirirken titiz davranırken, polis memurlarının kullandığı araçlar ise yolda zar- zor yürüyor. Polisteki araçların çoğunun çok eski olduğu, yolda gidebilecek araç sayısının çok az olduğu belirtiliyor.

   Ülkedeki polisiye olayların çözümünde de polisin sıkıntıları var. Tahlil laboratuarındaki araç gereçlerin ve uyuşturucu madde bulmakta işlev gören cihazların bulunmaması da dosyaların uzun süre sonuçlanmamasına yol açarken, yine polise bağlı itfaiye araçlarının durumunun kötü olması da sorunları beraberinde getiriyor.

   KIBRIS’a konuşan Polis Emeklileri Derneği Başkanı Nurettin Çırakoğlu, 1984’te yürürlüğe giren Polis Yasası’nda 3 bin polisin görev yapması gerektiğine yönelik bir ifadenin yer aldığını belirterek, aradan geçen 38 yılda nüfusun 4-5 kat büyüdüğünü, araç sayısının arttığını, tüm bunlara karşın polis sayısının 2 binde kaldığını kaydetti.

   Çırakoğlu, polisin yüzde 35 eksik kadroyla hizmet verdiğini dile getirerek, bu yoğunluk karşısında polis sayısının 5 bin civarında olması gerektiğini vurguladı.

Polis kadrosu yüzde 35 eksik

   Polis Emeklileri Derneği Başkanı Nurettin Çırakoğlu, 51/84 sayılı Polis Yasası’nın 1984 yılında hayata geçirildiğini belirterek, yasada 3 bin personele ihtiyaç duyulduğuyla ilgili bir ifadenin de yer aldığını kaydetti.

   Çırakoğlu, aradan geçen 38 yılda nüfusun en az 4-5 kat büyüdüğünü, araç sayısının arttığını, Annan Planı’ndan sonra 8-9 sınır kapısının açıldığını ve oralara da birer karakol kurulduğunu anımsatarak, Polis Genel Müdürlüğü’ne bağlı Mali Şube, Özel Soruşturma Şubesi gibi şubelerin açıldığını hatırlattı.

   Polisin yükünün artmasına rağmen şu anda 2 bin polisin görev yaptığını dile getiren Çırakoğlu, polisin yüzde 35 eksik kadroyla hizmet verdiğini ifade etti.

   Çırakoğlu, ülkedeki nüfusa, araç sayısına göre polis sayısının 5 bin olması gerektiğine işaret ederek, bunda gelmiş geçmiş hükûmetlerin de suçu olduğunu, dairelerin tıka basa doldurulmasına rağmen polise istihdam yapılmadığını vurguladı.

   Yılda 100’e yakın polisin emekli olduğuna dikkat çeken Çırakoğlu, 3 senenin ardından Polis Okulu’na 150 polis alındığını, bu polislerin eğitiminin 9 ay sonra biteceğini söyledi.

   Çırakoğlu, polisin kadrosunun yetersiz olduğu üzerinde durarak, öte yandan bu kadroya göre başarısının yüksek olduğunu anlattı.

   İthamnamelerin hazırlanması, cezaevine tutuklu sevkiyatı yapılması, alarm sistemlerinin kurulması, araç muayenesi, radar cezalarının dağıtılması gibi faaliyetlerin polisin görevi olmamasına rağmen polisler tarafından yürütüldüğünü söyleyen Çırakoğlu, polislerin buralardan kurtarılarak daha sıkı bölgelerde görevlendirilmesi gerektiğini açıkladı.

   Çırakoğlu, Lefkoşa’da gündüz trafiğe bakan sadece 4 polisin olduğunu belirterek, Girne’de 22 tane kumarhane olmasına rağmen orada da gece görev yapan sadece 4 polisin bulunduğunu kaydetti.

   Çırakoğlu, polise bağlı faaliyetlerde birçok yasanın eksik olmasının da sorunlara yol açtığı üzerinde durdu.  

   Polislerin mesai ücretlerinin yeterli olmaması, kadın subaylara yıpranma hakkı tanınırken erkek subaylara verilmediğini belirten Çırakoğlu, polislerin 55 yaşında emekli olması durumunun da sorunlu olduğunu kaydetti.

   Çırakoğlu, bu sorunların önüne geçilmemesi durumunda ilerleyen dönemlerde iç güvenlikte büyük sorunlarla karşı karşıya kalınacağı uyarısında bulundu.

   Çırakoğlu, polislerin ellerinde çok sayıda dosyanın bulunduğunu, bu dosyalar karşısında polis sayısının yetersiz kaldığını dile getirerek, bunlara bağlı olarak denetim eksikliği yaşandığını ifade etti. 

  

“Polis araçları polisin Araç Muayene Dairesi’nden geçemez”

  

   Çırakoğlu, polisin çok az aracının yolda gidebilecek durumda olduğunu, çok az aracın kusursuz bir şekilde yürüdüğünü belirterek, “Birçok polis aracını muayeneye koymak istesek, polisin muayene şubesi, polisin araçlarını geçirmeyecek. Çok eskidiler, 24 saat faaliyet içerisindedir” şeklinde konuştu.

   Polise ayrılan bütçeden bu araçlara çok büyük masraf gittiğini kaydeden Çırakoğlu, bu araçların içerisinde itfaiye araçlarının da yer aldığını söyledi.

   Çırakoğlu, polis itfaiyesine bağlı araçların yetersiz olduğunu dile getirerek, başka ülkelerde itfaiyenin belediyelere bağlı olduğunu, Kuzey Kıbrıs’ta ise polisin altında bulunduğunu, bunlar için de büyük para gerektiğini ifade etti.

   Araç gereç eksikliğinin tahlil laboratuarının da kendini gösterdiğine işaret eden Çırakoğlu, intihar, cinayet gibi büyük olaylarda gereken tahliller için alınan unsurların Türkiye tahlil laboratuarına gönderildiğini, 1-1,5 yıl sonuç beklendiğini vurguladı.

   Çırakoğlu, tahlil laboratuarına ihtiyaç duyulan cihazların getirilmesi durumunda olayların daha çabuk çözüleceğini, böylece dosyaların da daha çabuk kapanacağına dikkat çekti.

   Dünyada uyuşturucuyla mücadelede sadece kokuyla madde bulan cihazların söz konusu olduğunu bildiren Çırakoğlu, bunun da ülkeye getirilmesi, böylece tüm araç-gereç eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Meclis Başkanı’na koruma verilmesinde sakınca yok

   Çırakoğlu, cumhurbaşkanlarının görevden ayrıldıktan sonra koruma talep etmesini anlayışla karşıladıklarını belirterek, bu kişilerin devletin sırlarını bilmesi nedeniyle risk altında olabileceğini kaydetti.

   Bugüne kadar başbakanlık yapıp koruma talep etmeyen sadece iki başbakanın bulunduğunu dile getiren Çırakoğlu, bunların da Tufan Erhürman ile Hakkı Atun olduğunu bildirdi.

   Çırakoğlu, Meclis Başkanı Zorlu Töre’nin koruma talebine eleştirilerin de, onayın da geldiğini ifade ederek, ancak etik olarak bakıldığında protokolde Cumhurbaşkanlığı’na Meclis Başkanı’nın vekalet ettiğini, bu nedenle koruma verilmesinde herhangi bir sakıncanın bulunmadığını anlattı.

   Meclis Başkanlığı’nın Başbakanlık’ın üstünde olduğuna işaret eden Çırakoğlu, Başbakanlık’a koruma verilmesine karşı olduklarını ancak Meclis Başkanlığı için herhangi bir sakınca görmediklerini yineledi.  

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104