banner6

Polislerin hakları yeniliyor

banner37

Avukat Barış Mamalı, Polis Örgütü’nde görev yapan tüm polislerin, birçok anayasal hakkının çiğnendiğini ve bundan dolayı mağduriyet yaşadığını söyledi.

Polislerin hakları yeniliyor
banner151 banner143

Elmas TOKAY

Anonimus Hareketi Başkanı Avukat Barış Mamalı 51/84 Sayılı Polis Yasası’nda polislerin alması gereken bir dizi yasal hakları ve ödenekleri bulunduğunu ancak hiç birini alamadıklarını kaydetti. KIBRIS Gazetesi’ne açıklama yapan Mamalı, Polis Örgütü’nde yıllardır yaşanan sıkıntıların görmezden gelindiğini ve bir türlü çözüme ulaşmak için çaba harcanmadığına dikkat çekti.

51/84 Sayılı Polis Yasası’nda polislerin alması gereken bir dizi yasal haklar ve ödenekler bulunduğunu kaydeden Mamalı, polislerin, yasal hakları olmasına rağmen uzun yıllardır, kırk sekiz saatin üzerinde yapılan çalışmalar için “ek mesai ücreti” ödenmediğini belirtti.

Mamalı, polislere “tehlike, iş güvenliği ve görev riski” ödeneği verilmediği gibi, Devlet Hastaneleri’nde bulunmayan ilaçların bedellerinin karşılanmadığını ve kamu araçlarından yararlanma hakkı tanınmadığını söyledi. Polislere yıllardır verilmeyen bu yasal haklarının temini için kimsenin kılını kıpırdatmadığını kaydeden Mamalı, polis haklarının bu şekilde yendiğini belirtti.

“Polisin, emeklilik hakları doğrandı”

Avukat Barış Mamalı, 51/1984 sayılı Polis Örgütü Yasası’nda yapılan değişiklik ile polis mensuplarının emekliliklerinin Meclis tarafından resmen doğrandığını kaydetti.

Bugün örgütte çalışmakta olan polis mensuplarının büyük bir çoğunluğunun 25 yıl fiili hizmet yapıp emeklilik hakkı kazanmış olmalarına rağmen 55 yaşını doldurmadıkları takdirde emekli maaşı almaya hakları olmadığını söyledi.

Mamalı, “birçok ülkede riskli ve ağır koşullar altında çalışan, tehlikesi yüksek olan polislerin yıpranmaları da dikkate alınarak yaşı ne olursa olsun belirli yasal bir süre çalıştıktan sonra her türlü hakkı ve tabii ki emekli aylığı almaya hak kazandıklarını görürüz. Bizdeki bu çarpık yasal düzenleme nedeniyle dikkat edilmesi gereken enteresan durum ise aynı makama bağlı 2 ayrı örgüt mensupları arasında yaratılan eşitsizlik ve insan haklarını hiçe sayan ayrımcılık halidir” dedi.

“Askere ayrı polise ayrı muamele”

Polisin ve askerin Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na (GKK) bağlı olduğunu ifade eden Mamalı, ancak aynı kuruma bağlı olup aynı statü içerisinde yer almalarına karşın emeklilik konusunda polis mensupları aleyhine büyük bir ayrımcılık yaratıldığına dikkat çekti.

Mamalı, şu an bir askeri personelin (Subay/Astsubay) emeklilik için gerekli olan fiili sürede çalışmayı yapıp emekliye çıkması halinde yaşı kaç olursa olsun emekli maaşını hemen almaya başladığını belirtti.

Ama 25 yıl değil 30 yıl fiili olarak çalışan bir polis mensubunun eğer 55 yaşını doldurup 56 yaşından gün almamışsa emekli maaşı almasının söz konusu olmadığına vurgu yapan Mamalı, böyle büyük ve ölçüsüz bir eşitsizliğin hükümetleri ve siyasi partileri hiç rahatsız etmediğini söyledi.

Avukat Mamalı, polislerin hiçe sayıldığını, bu yanlış ve ucube durum karşısında Meclis’teki ve dışındaki tek bir siyasi partinin veya sendikanın bu olaya tepki vermemesinin ise demokrasi ve insan hakları açısından kahredici olduğunu vurguladı.

“Polisler köle gibi çalıştırılıyor”

KKTC Anayasası’nın 49(3) maddesine göre “Birine herhangi bir ücret veya gerçek karşılık verilmeden iş yaptırtma yani angarya çalıştırma yasaklanmıştır” diyen Mamalı, ancak Polis Yasası’nın 77 (4) maddesinde “Polis Genel Müdürü’nün onayı olmadıkça, “Hazır Ol”, “Alarm” ve “Talim ve Eğitimde” geçirilen süreler, ek çalışma sayılmaz” denmek suretiyle polis mensuplarının angarya çalıştırılmalarına imkan yaratıldığını belirtti.

“Bu madde Anayasa’ya aykırıdır”

Söz konusu 77(4) maddesinin açık bir şekilde Anayasa’nın 49(3) maddesine aykırı olduğunu kaydeden Mamalı, buna rağmen iktidarlarca halen yürürlükte tutularak polislerin angarya olarak ödeneksiz ve zorla çalıştırılmalarına göz yumulduğuna değindi.

Mamalı ayrıca, gerek vardiya usulü (24 - 48 ) ile olsun gerekse normal mesai usulü ile çalışsın tüm polis mensuplarının bu şekilde fazla çalıştırılarak karşılığında herhangi bir ödenek veya gerçek bir karşılık almadıklarını söyledi.

Avukat Mamalı, şöyle devam etti:

“Polisin 24 - 48 saat esasına göre vardiya usulüyle çalışmasında aritmetik hesaplamayla ayda 192 saat çalışması gerekmektedir. Ancak bu usulde çalışan bir polis ayda 10 gün bazen de 11 gün çalıştırılmış olmaktadır.10 gün çalışanın aylık çalışma saati 240 saate tekabül ederken, ayda 11 gün çalıştığında da 264 saate tekabül etmektedir. Hal böyle iken aylık 192 saat üzerindeki fazla çalışma saatlerinin ek mesai olarak ödenmesi gerekirken polise bir kuruş ödeme yapılmamaktadır.

Ayrıca 24 saat çalışan bir personel çoğu zaman sivil toplum örgütlerinin demokratik hak arayışları içinde yaptıkları eylemlerde ikinci boş günlerinde göreve çağrılıp görev harici olarak yine zorla çalışmak zorunda kalmaktadır. Polis mensupları ek ödenek almadıkları gibi ek görev yapmaya gelirken benzin parası, yemek parası gibi zorunlu giderleri de kendi cebinden ödemek zorunda kalmaktadırlar. Anayasaya aykırı olan ve insan haklarıyla bağdaşmayan bu angarya durumuna bir an önce son verilmesi gerekir.”

“Polisi yargılayanlar yine polisler oluyor”

Bir diğer hususun ise poliste yapılan disiplin yargılamalarının olduğunu anlatan Mamalı, hiçbir hukuk misyonuna sahip olmayan polis kimlikli savcı ve yargıçlar tarafından kapalı kapılar ardında yapılan yargılamalar neticesinde, hatalı, yanlış ve hukuka ters kararlar üretildiğini savundu.

Bu davalarda müfettişin, çavuşu, müdürün, müfettişi yargıladığı çarpık ve tarafsızlık ilkesine uygun düşmeyen bir yargılama sistemi bulunduğunu anlatan Mamalı, hukuki donanımları yeterli olmayan ellerde yapılan bu yargılamalar sonucunda çok ciddi mağduriyetler yaşandığını ifade etti. Mamalı, son yıllarda onlarca disiplin kurulu kararının Yüksek İdare Mahkemesi’nce iptal edildiğine dikkat çekti.

“Seyahat özgürlüğü kasten engelleniyor”

Polislere uygulanan bir başka hukuk dışı olayın ise “seyahat özgürlüklerine” ilişkin olduğunu kaydeden Mamalı, seyahat özgürlüğünün Anayasa’da, temel hak ve özgürlükler içerisinde teminat altına alınmış olduğunu ve bu özgürlüğün ancak “yasa” ile kısıtlanabileceğine dikkat çekti. Mamalı, “yasa” olmadan kimsenin seyahat özgürlüğünün hukuken kısıtlanamayacağına vurgu yaptı.

Avukat Mamalı, bu emredici anayasal kurala rağmen, hiçbir hukuki dayanağı olmadan ve Anayasaya aykırılığı aşikar olan bir “Emir”le tüm polis mensuplarının Güney Kıbrıs’taki deniz ve hava limanlarından seyahat etmesi ve ayrıca Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını kullanmalarının yasaklandığını dile getirdi. Hukuken sakat olan bu emir nedeniyle, bugün Avrupa’ya seyahat etmek isteyen polislerimiz ekstra para ödeyerek vize almak zorunda bırakıldığını kaydeden Mamalı, oysa Anayasa’nın 118 (2). Maddesi Polis Örgütü’nü, demokratik hukuk devleti ilkelerine ve yurttaşların temel haklarına saygılı olarak Anayasa ve yasalar çerçevesinde görev yapmakla yükümlü kıldığını hatırlattı.

Mamalı, bir diğer düzenleme olan Anayasa’nın 10 (2). fıkrasında ise devlete, temel hak ve özgürlükleri sınırlayacak tüm engelleri kaldırma mükellefiyeti de getirildiğini söyledi.

Devletin, hem insanların bu hak ve özgürlüklerini korumak hem de bunların önündeki tüm engelleri kaldırmakla yükümlü olduğuna vurgu yapan Mamalı, bu sebeple polis mensuplarının seyahat özgürlüğünü sınırlandıran bu uygulamayı ve aynı zamanda angarya olayını kaldırma yükümlülüğünün yine devlete düşen bir görev olduğunu kaydetti.

Avukat Mamalı, hukuken sakat olan bu emir nedeniyle, bugün Avrupa’ya seyahat etmek isteyen polislerimizin fahiş uçak bileti parası ödemeye mahkum edildiğini; ayrıca Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportunu kullanamadıkları için ek olarak vize almak zorunda da bırakıldıklarının altını çizdi.

“Orta çağın karanlık zihniyetiyle 21. yüzyılda polis örgütü idare edilemez” diyen Mamalı, son olarak şunları söyledi:

“Anayasamız emretmesine karşın gözaltına alınan kişilere bırakın polis tarafından avukat tayin edilmesini birçok kez avukatın tutukluyla münasebet kurması bile engellenmektedir. Bu durumun derhal düzeltilerek insan hak ve özgürlüklerine uygun bir ortamın yaratılması gerekir. Gerekir diyorum ama bakınız durum bu kadar çağdışı iken Polis Örgütü buna rağmen neler yapmaktadır? Örgüt, Ekim 2008 ayında yayınladığı bir emirle avukatın tutuklularla görüşmesini bazı kurallara bağlıyor ve bu emri tüm karakollara gönderiyor. Bu emirde diyor ki “Avukatın tutuklu ile görüşmesi tutuklunun güvenliği açısından hava karardıktan sonra yapılmayacaktır.” Dikkatinizi çekmek isterim avukatın tutuklu ile görüşmesi havanın durumuna göre belirlenmekte ve buna sebep olarak da tutuklunun güvenliği ileri sürülmektedir. Benim bildiğim avukatlar tutukluların hukuki hak, menfaat ve güvenliklerini korumak için görev yaparlar. Bu görevin gece-gündüz diye ayırımı olamaz. Bilakis hava karardıktan sonra tutuklunun insanlık dışı muameleye tabi olmaması için avukatına daha çok ihtiyacı vardır.”

 

 

Güncelleme Tarihi: 02 Eylül 2017, 12:29
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104