Rum tarafının hedefi Türkiye'yi Avrupa'da ifşa etmek

banner37

Rum hükümetinin, KKTC’de yaşayan Kıbrıslı Rumlar ve Maronitlere gönderilen yardımlardan vergi alınması kararına karşı diplomatik düzeyde Türkiye’yi Avrupa ilişkileri konusunda hedef aldığı belirtildi.

banner87
Rum tarafının hedefi Türkiye'yi Avrupa'da ifşa etmek
banner90
banner8

Kıbrıs Rum Hükümetinin, KKTC’de yaşayan Kıbrıslı Rumlar ve Maronitlere gönderilen yardımlardan KKTC Hükümetince vergi alınmasına karar vermesi nedeniyle “Türkiye’yi AB’de ifşa etmeyi” hedeflediği iddia edildi.

Fileleftheros gazetesi Rum Hükümetinin, yardımlardan vergi alınmasıyla ortaya çıkan durumun göğüslenmesi için iki eksende hareket edeceğini yazdı.

Rum Hükümetinin, ayrıntılar konusunda sessiz kalsa da, diplomatik düzeyde Türkiye’yi Avrupa ilişkileri konusunda “vuracağının” görüldüğünü savunan gazete, tüm bu eylemlerle Türkiye’yi “işgal bölgelerinde ipleri oynatan işgal gücü” olarak gösterilmesinin istendiğini ileri sürdü.

Gazete bu şekilde, Güney Kıbrıs’ın BM’deki Daimi Temsilcisi Konilios Korniliu’nun, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e gönderdiği ve Türkiye’nin izlediği politikalardan dolayı Kıbrıslı Türklerin tehlike altında olduğu iddiasında bulunduğu mektubu güçlendirmiş olacağını öne sürdü.

Habere göre Korniliu katıldığı bir programda yaptığı açıklamada, BM’nin Barış Misyonlarından Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı nezdinde de konuyla ilgili sözlü girişimlerde bulunduğunu ifade etti.

Hristodulidis: AB-Türkiye konusu görüşülecek

Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis ise “Rum Hükümetinin, mahsurlara gönderilen eşyalara gümrük uygulanması kararının ardından ortaya çıkan meselenin çözümü için sahte devlet gibi yasa dışı bir varlıkla diyaloğa girmeyi hedeflemediğini” söyledi.

Avrupa Konseyi Başkanı Donalt Tusk ile telefon görüşmesi yapılacağını belirten Hristodulidis, ayın 18’inde Brüksel’de Avrupa Konseyi’nin gündeminde AB-Türkiye konusunun görüşüleceğine işaret etti.

KKTC’de yapılan tüm bu eylemlerin Türkiye’nin yönlendirmesi değilse de onayıyla yapıldığını iddia eden Hristodulidis, orada hareket edecekleri bir başka alanın daha olduğunu belirterek, Türkiye alanındaki faaliyetlerine daha fazla ağırlık vereceklerini, çünkü bu eylemlerin arkasında gerek birilerini cesaretlendirerek, gerek birileriyle işbirliği yaparak, gerekse teşviklerde bulunarak Türkiye’nin bulunduğunu savundu.

Habere göre yapılacak eylemler ve alınacak önlemler konusuna daha fazla değinmekten kaçınan Hristodulidis, durumun yönetim şekliyle ilgili kamu huzurunda açıklamalar yapılmasının ciddi bir eylem olmayacağı görüşünü dile getirdi.

Belirli bir düşüncesi olanların bunu sunabileceğini belirten Hristodulidis, önemli olanın,  sunulan önerilerin ne kadar uygulanabilir ya da hayata geçirilebilir olduğunun göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.

Öneriler yapılmadan önce bu tür önerilerin olup olmayacağının araştırılmasının iyi olacağı üzerinde duran Hristodulidis, örneğin AB’de bazı kararları için, 28 üyenin oy birliği, bazıları için ise oy çoğunluğu gerektiğini belirterek, kamuya açık bir şekilde konuşmadan önce söylediklerinin ileri götürülür olup olmadığı konusunda küçük bir araştırma yapmalarının iyi olacağını belirtti.

Gazete Rum Hükümetinin politikasının ikinci ekseninin, her yolla ve doğrudan önlemlerle “mahsurlar” olarak nitelendirdikleri KKTC’de yaşayan Kıbrıslı Rum ve Maronitlerin desteklenmesi olduğunu yazdı.

Habere göre Hristodulidis, mahsurların hiçbir şeyinin eksik olmamasına özen göstereceklerini, aynı zamanda doğrudan ihtiyaçlara gereksinim duyan kişi ve gruplar için önlemler alınacağını belirtti.

Hristodulidis, her türlü konuya ciddiyetle yaklaştıklarını belirtti.

Biraz sabırlı olunması çağrısında da bulunan Hristodulidis, bu önlemler alındığında bazlarının muhtemelen açıklanacağını, bazılarınınsa açıklanmayacağını ifade etti.

Politis gazetesine göre ise, Hristodulidis açıklamalar arasında, KKTC’deki Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik her türlü perspektiften uzaklaşma hedefi taşıdığını savunduğu kişi ve grupların belirli gidişatları yönünde belirli ve hedefli eylemlerde bulunacaklarını savundu.

Yeşil Hat Tüzüğü’nün sonlandırılması yönünde düşüncelerin olup olmadığının sorulması üzerine ise Hristodulidis, cevap vermekten kaçınarak, nihai kararlardan önce alınacak önlemlerin açıklanmasının söz konusu olmadığını ifade etti.

Spehar: İki toplum arasındaki ilişkileri kötüleştirebilecek hareketlerden kaçının

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, BM’nin her iki tarafı da iki toplum arasındaki ilişkileri kötüleştirebilecek hareketlerden kaçınmaya çağırdığını belirtti.

Her iki liderin de Güven Yaratıcı Önlemlerin devam etmesinin gerekliliğine vurgu yaptığını söyleyen Spehar, buna ortak bir şekilde karar verildiği göz önünde bulundurularak, BM’nin de bunu desteklediğini ifade etti.

Gazete haberinde “Birleşik Kıbrıs Ulusal Kıbrıs Federasyonu”nun, gümrük uygulaması kararını kınama amacıyla BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson’a mektup gönderdiğini yazdı.

Öte yandan Fileleftheros gazetesindeki bir habere göre, BM Genel Sekreteri’nin basın sözcüsü Stephane Dujarric, Tahsin Ertuğruloğlu’nun “artık KKTC’ye uluslararası tanıma ya da Türkiye’ye bağlı özerk bir cumhuriyet arzulayacaklarına” dair açıklama yaptığına dikkat çekilerek ve bunun yorumlamaya çağrıldı.

Gazeteye göre Dujarric, herhangi bir toprağın uluslararası bir örgüt tarafından tanınmasının, üye devletleri ve her uluslararası örgütün üyelerini ilgilendiren bir konu olduğunu belirtti.

Diğer uluslararası örgütlerde olduğu gibi BM’de de bir prosedürün olduğundan söz eden Dujarric, bunun için Genel Sekreterin karar verdiği bir konu olmadığını söyledi.

Siyasi partiler arasında karşılıklı atışma

Politis gazetesine göre, uygulanan gümrük konusunun partilerin seçim öncesi kampanyalarının içine de girdiği yorumunda bulundu.

Habere göre başkanlık adaylarından Nikolas Papadopulos, KKTC’ye yanıt olarak yeni bir stratejinin uygulanmasını talep etti. Papadopulos, bu çerçevede Ercan Havaalanı’nın kullanılmasının yasaklanmasının pratikte uygulanmasını, KKTC’deki bakanların ve üst düzey yetkililerin sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” pasaportlarını iptal edilmesini, Yeşil Hat Tüzüğü’nün öngördüğü kontrollerin katı ve etkili bir şekilde yapılmasını istedi.

Bir diğer Başkanlık adayı Lillikas ise Rum Hükümetine, AB’nin Transdinyester’e ilişkin uyguladığı yaptırım prototipinde KKTC aleyhine yaptırımlar uygulanması önerisinde bulundu.

Öte yandan Papadopulos ve Lillikas’ın açıklamalarını yorumlayan AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, KKTC’de önlemleri uygulayanların Papadopulos ve Lillikas’ın ülküdaşı olduğunu iddia etti.

Rumca gazeteler haberlerinde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu’nun konuya ilişkin açıklamalarına da yer verdi.

Gazeteler açıklamaları şu başlıklarla aktardı:

Alithia: “ ‘Gümrük’ Konusunda Bıçaklar Çıktı... İşgal Bölgelerinde Akıncı ile Ertuğruloğlu Arasındaki Kriz Tırmanıyor”

Politis: “Akıncıyı Az Çok Hain Çıkardı… Yasadışı Gümrük Konusundaki Eleştirilerin Ardından Ertuğruloğlu’dan Kıbrıs Türk Liderine Şiddetli Karşı Saldırı”

Fileleftheros: “Tahsin, Akıncı ve BM’yi İfşa Ediyor… Ertuğruloğlu: İstişareler Yapıldı ve Gümrük Kararını Önceden Biliyorlardı”

Haravgi: “Ertuğruloğlu’nun Açıklamaları Kıbrıslı Türklerin Çıkarlarına Ters”

 

Güncelleme Tarihi: 07 Ekim 2017, 15:25
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75