banner6

Sağlıklı hellim için kollar sıvandı

banner37

Hellimin tescilinin ardından ülkedeki küçükbaş hayvan sayısının artırılması ve hastalıklardan ari bir ırk oluşturulması için tüm ağıllar denetleniyor

Sağlıklı hellim için kollar sıvandı
banner99

Ceren ÖZBİL

“BRUCELLALI HAYVANLAR İTLAF EDİLMELİ”… Veteriner Dairesi Müdürü Mehmet Yılmabaşar, ülkede 4 bin 404 civarında küçükbaş, 850 civarında da büyükbaş hayvan işletmesi bulunduğunu açıkladı. Yılmabaşar, şu ana kadar bu hayvan işletmelerinin 20’de birinin denetlendiğini ifade etti. Ayrıca ağılında brucellalı hayvan çıkan işletme sahiplerine çağrı yapan Yılmabaşar, bu hayvanların itlaf edilmesinin önemine dikkat çekti

“HEDEF, TARAMAYI EYLÜLE TAMAMLAMAK”… Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları, hayvan hastalıkları taramasının tüm bölgelerde devam ettiğini ifade etti ve büyükbaşta brucella ve tüberküloz, küçükbaşta ise sadece brucella taraması yapıldığını söyledi. Üçüncü taramanın başladığını kaydeden Naimoğulları, hedefin, eylül ayına kadar taramayı bitirmek olduğunu kaydetti

Avrupa Komisyonu’nun, hellimi, taklidinin engellenmesi amacıyla sadece Kıbrıs’ta üretilebilecek korumalı ürün olarak tescil edip, ayrıca kuzeyden ihracının, Yeşil Hat Tüzüğü altında yapılmasını mümkün kılan düzenlemeyi de onaylamasıyla ilgili karar, 1 Ekim’de, yani 2 ay sonra yürürlüğe girecek.

Bu amaçla ülkede hayvan hastalıkları ile mücadele ve küçükbaş hayvan sütünün artırılmasına yönelik ciddi bir çalışma başlatıldı.

Yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Veteriner Dairesi Müdürü Mehmet Yılmabaşar ve Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları, hastalıklar konusunda kötü bir noktada olmadığımızı ve bunun sevindirici olduğunu söyledi.

Yılmabaşar: Hastalık tespit edilen işletme  sayısının düşük olması sevindirici

Mehmet Yılmabaşar, dairenin, Avrupa Birliği(AB) ile ülke genelinde yürütmekte olduğu hellimin coğrafi tescilinin ardından başlayan sürecin de mihenk taşı olan Hayvan Hastalıkları Eradikasyon Projesi hakkında bilgi verdi.

Ülkedeki küçükbaş ve büyükbaş hayvanların kanları alınarak testler yapılmaya başlandığını kaydeden Yılmabaşar, şu ana kadar neredeyse ülkedeki toplam hayvan sayısının 20’de 1’inin kanının alındığını açıkladı.

“Çok önemli bir proje”

Mehmet Yılmabaşar, Veteriner Dairesi Müdürlüğü’nün, AB Koordinasyon Merkezi kanalı ile pek çok projeyi birlikte yaptığını belirtti ve bu yapılan projelerin en önemlisinin Hayvan Hastalıkları Eradikasyon Projesi olduğunu söyledi.

Yılmabaşar, bir ülkede yenilen hayvansal gıdaların kalitesinin, hayvan işletmelerindeki hayvanların sağlığı ile doğru orantılı olması gerektiğinden söz ederek, şöyle konuştu:

“Pek çok hayvan hastalığı, süt, et yoğurt gibi gıdalar vasıtasıyla insanlara bulaşıyor ve insanları da hasta edebiliyor.

Kısa vadede değil, uzun vadede insan vücudunda kümülatif birikim dediğimiz, yani birikme özelliği olan bakteriler oluşturuyor.

Örneğin bir süt yeterince UHT edilmeden içildiyse ve o sütünü içtiğimiz hayvan brucellalı ise brucella bakterisini almış oluyorsunuz.

O sütü 5 ya da 6 defa içtikten sonra, ya da gün boyunca içtikten sonra, ya da işletmecilerin ağılda yalın ayak gezmesi sonucunda, ya da inek veya bir hayvanın salyası ile temas etmesi durumunda bakteri insan vücuduna giriyor.

Bu bakteriler insan vücuduna girdiği zaman eklemlere yerleşebiliyor, ürüme organlarına yerleşebiliyor.

Ekleme yerleşmesi halinde fonksiyon kaybı, üreme organlarına yerleşmesi halinde kısırlığa kadar neden olabiliyor ve kalp kası içine yerleşmesi durumunda da kalp ritimlerini bozabiliyor.

Yani çeşitli yan hastalıklara sebebiyet verebiliyor.”

“Bu çalışmalar hellimin tescili açısından kilometre taşı”

banner134

Hayvan Hastalıkları ile Eradikosyon Projesi’nin bu yıl üçüncüsünün devam ettiğini ifade eden Yılmabaşar, Avrupa Birliği’nin katkıları ile bu projeye başladıklarını belirtti.

Yılmabaşar, neredeyse toplam hayvan sayısının 20’de 1 oranının kanı alınıp, bulaşıcı ve salgın hastalık olan brucella ve diğer hastalık kontrollerinin yapıldığını ifade etti ve bu çalışmaların devam ettiğini kaydetti.

Mehmet Yılmabaşar, bu çalışmaların, hellimin bölgesel tescili açısından da kilometre taşı olduğunu belirtti ve “Sağlıklı hayvan ve sağlıklı süt yoksa, sağlıklı hellim olmaz. Bu nedenle her şeyin başı hayvan hastalıkları ile mücadele projesidir. Bu konuda da biz Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği’ni partnerimiz olarak aldık ve onlarla bir işbirliği anlaşması yaparak, onlardan da bize, hayvancıların eğitimi ve yönlendirilmesi konusunda taleplerimiz oldu” dedi.

“İşletmelerin büyük oranı hayvan hastalıklarından ari”

Hasta hayvanların üreticiler tarafından gecikmeksizin mezbahaya sevk edilmesi gerektiğini belirten Yılmabaşar, yaptıkları kan analizi sonucu pozitif çıkan hayvanların acilen mezbahaya sevk edilmesinin önemine vurgu yaptı.

O hayvanlar olduğu sürece bu hastalıkların bitmeyeceğinden söz eden Yılmabaşar, hastalık olduğu sürece de kaliteli hellime ve sağlıklı, ari işletme sayısına ulaşılamayacağını söyledi.

Yılmabaşar ayrıca, şu anda işletmelerimizin büyük oranının hayvan hastalıklarından ari olduğunu belirtti.

“Küçükbaşta 140, büyük başta 40 işletmede brucellalı hayvan tespit edildi”

Yaklaşık 4 bin 404 küçükbaş hayvan işletmesinin yalnızca 140’ında, 850 büyükbaş hayvan işletmesinin de sadece 40’ında brucellalı hayvan tespit edildiğini kaydeden Yılmabaşar, şöyle devam etti:

“Yaklaşık 4 bin 404 küçükbaş hayvan işletmesinin sadece 140 tanesinde brucellalı hayvan tespit edildi.

Büyükbaş hayvan işletme sayımız ise 850 civarındadır. Bunların ancak 40 tanesinde brucellalı hayvan tespit edildi.

Bu aslında çok büyük bir rakam değildir.

Bu işletmelerin sahipleri ile de konuşarak bu hayvanların itlaf edilmesi için çalışıyoruz.

Ağılında brucellalı hayvan tespit edilen işletmelere zaten bazı kısıtlamalar getiriliyor.

Örneğin teşvik alamıyor ve kesim yapamıyor.

Buna rağmen kırsal bölgedeki bazı üreticilerimiz hayvanlarını kesime göndermiyor.”

“Gıda güvenliği için de çalışıyoruz”

Yılmabaşar ayrıca, geçen yıl Gıda Güvenliği Projesi’nin de onaylandığından söz ederek, şunları anlattı:

“Söz konusu proje 3 milyon 200 bin Euro’luk bir projedir. 3 yıl sürecektir.

Bu proje ile aslında özlenen, sütün alındığı yerden, halka sunuşuna kadar geçen aşamalarda gıda güvenliği ile ilgili tüm prosedürlerin yapılmasıdır.”

Mehmet Yılmabaşar, “Bu proje, A’dan Z’ye toplam hayvansal gıda üretiminde yeni standartları getirecek; topluma yeni kazanımlar sağlayacaktır” dedi.

Naimoğulları: Hayvan hastalıklarıyla mücadele kapsamında çalışmalar sürüyor

Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları, hayvan hastalıkları taramasının tüm bölgelerde devam ettiğini ifade etti ve büyükbaşta brucella ve tüberküloz, küçükbaşta ise sadece brucella taraması yapıldığını söyledi.

Üçüncü taramanın başladığını kaydeden Naimoğulları, ülkedeki hayvan sayısının 10’da biri oranında tarama yapıldığını belirtti.

Naimoğulları, şöyle konuştu:

“Proje temmuzda başladı. Tarama devam ediyor. Eylül sonuna kadar bitirmeyi planlıyoruz.

Ancak şu an tablo tam olarak belli değil.

Geçmiş yıllara göre küçükbaşta çok iyi noktalara geldik.

AB, şu ana kadar büyükbaş hayvanlara yapılan taramadan memnundur.

Küçükbaşta ise bazı bölgelerde sorun tespit edildi.

 Ancak birçok bölgede, birçok küçükbaş hayvan ağılı ari durumdadır. Bu oran yüzde 90’dır.

2021-2022’de tamamen arilik yüzde 95’e ulaşacaktır. Hedefimiz budur.

Hayvan üreticisi artık daha bilinçlidir.

Taramalar ara verilmeden devam ederse bunun sonuna geleceğiz.

Bu noktada hellimde tesciline uygun bir yapı oluşacaktır.”

“Zaman ve desteğe ihtiyacımız var”

Naimoğulları, AB yetkililerinin tedirgin olduğu noktanın hayvan hastalıkları, yani hastalıklardan arilik durumu ve küçükbaş hayvan sütünün miktarı olduğunu ifade etti ve ülkedeki küçükbaş hayvan sütü miktarının da artmaya devam ettiğini kaydetti.

Mustafa Naimoğulları, şunları anlattı:

“Hellimin tescilinde yüzde 51 küçükbaş, yüzde 49 da büyükbaş hayvan sütü istendi.

 Bunun doğru bir çalışma olmadığını ben uzmanlara da ilettim. Yüzde 51 noktasına ulaşmak çok zordur.

Yüzde 30’a, 2030’da ulaşılabilir. AB’ye bu durumu ifade ettim.

Güney Kıbrıs’ta şu anda hedef 2024 yılıdır.

Ancak biz, 2024’e kadar yüzde 30’lara ulaşamayız. Bunun 2030’a çekilmesi gerekiyor.

 Zaman talebinde bulunduk.

Ayrıca AB’nin maddi finansal destek ortaya koyması gerekiyor.

 Güney’e olduğu gibi kuzeydeki hayvancılara da verilen toplam desteğin dışında ekstra bir destek verilmesi gerekiyor. Bir fon oluşturulması gerekiyor.

Bu da tamamen küçükbaş hayvan üreticisine yönelik olup, hayvan sayısının artırılması ve ıslahı için yapılmalıdır.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88