Salamis Antik Kenti, S.O.S veriyor

banner37

DAÜ Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi ve Restorasyon Uzmanı Doç. Dr. Ege Uluca Tümer’e göre, özellikle Hamam-Gymnasion Kompleksi içerisindeki duvarlarda tehlike arz edecek yıkılmalar ve zemindeki mozaiklerin sürekli dağılmasına sebep olacak ölçüde harç boşalmaları yaşanıyor. Tümer, Salamis Antik Kenti’ndeki yapılarda bulunan bitki ve makilerin uygun yöntemlerle temizlenmesi, kenti tanıtıcı levhaların ve gezi rotalarının da iyileştirilmesi gerektiğini belirtti.

Salamis Antik Kenti, S.O.S veriyor
banner90

Ahmet İLKTAÇ

Kıbrıs’ta geçmişte birçok medeniyete başkentlik yapan, günümüzde de adada en fazla öne çıkan antik kentlerden biri olan Salamis Antik Kenti’nde başta güvenlik olmak üzere yapılarda ciddi restorasyon ve bakım sorunları bulunduğuna dikkat çekildi.

Özellikle Hamam-Gymnasion Kompleksi içerisindeki duvarlarda tehlike arz edecek yıkılmalar ve zemindeki mozaiklerin sürekli dağılmasına sebep olacak ölçüde harç boşalmaları yaşandığı bildirildi.

Salamis Antik Kenti’ndeki yapılarda bulunan bitki ve makilerin uygun yöntemlerle temizlenmesi, kenti tanıtıcı levhaların ve gezi rotalarının da iyileştirilmesi gerektiği belirtildi.

Tümer: “Adanın en önemli antik kenti”

Gazetemiz KIBRIS’a konuşan Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi ve Restorasyon Uzmanı Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, Salamis Antik Kenti’nin, sadece Gazimağusa’nın değil, aynı zamanda tüm Kıbrıs’ın en öne çıkan antik kentlerinden biri olduğuna dikkat çekti.

Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, Gazimağusa kentinin 6 kilometre kuzeyinde yer alan Salamis Kenti’nin kuruluşunun MÖ 11. Yüzyıl’a kadar uzandığını söyledi.

Asur yazıtlarında Kıbrıs krallıklarından bir olarak tarif edilmiş olan kentin, yakınlardaki Enkomi kentinin bir uzantısı olduğuna yönelik bulgular olduğunu belirten Tümer, MÖ 11. Yüzyıl’da, göreceli olarak liman yakınındaki daha küçük bir alanda yer alan Salamis’in, kısa sürede batıya doğru büyüdüğünü ve batıda, St. Barnabas Manastırı’ndan, Yeniboğaziçi eteklerine kadar genişlediğini kaydetti.

Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, MÖ 8. ve 7. Yüzyıllarda Yakın Doğu ve Ege Denizi kıyıları ile güçlü bağlantılar geliştiren Salamis’in, M.Ö 450 Yılı’nda Atinalıların ve Perslilerin savaş alanlarından birine dönüştüğünü bildirdi.

Salamis’in Klasik Dönem’de Kition (bugünkü Larnaka) ile birlikte, adanın en önemli yöresel güçlerinden biri olduğu çeşitli kaynaklarda aktarılmakta olduğuna dikkat çeken Tümer, Helenistik Dönem’den itibaren Kıbrıs’ın başkenti olan Salamis’in, Roma Dönemi’nde yerini Baf kentine bırakmasına rağmen zenginliğini ve önemini yitirmediğini ifade etti.

Doç, Dr. Ege Uluca Tümer, Roma Dönemi’nin önemli imparatorları Trajan ve Hadrian’ın gözdesi olan Salamis’e bu imparatorların dönemlerinde birçok kamusal yapı inşa edildiğini dile getirdi.

Kentte hamamlar, gymnasion, tiyatro, amfitiyatro, stadium, latrinalar, Helenistik ve Roma dönemi agoraları, Zeus Tapınağı ve St. Epiphanios bazilikasını da içeren birçok Bizans Dönemi kalıntıları bulunmakta olduğunu söyleyen Tümer, ayrıca, kentin batısında 7 km²’lik alana yayılan büyük bir Nekropol’ün (mezarlık) yer almakta olduğunu kaydetti.

Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, kentin 4. Yüzyıl’ın başından itibaren gerçekleşen çok sayıda depremden ciddi ölçüde etkilendiğini aktardı.

British Museum’da sergilenen eserlerimiz

Salamis’te 19. Yüzyıl’ın son yarısında gerçekleşen kaçak kazıların ardından, İngiliz Dönemi başında Cyprus Exploration Fund’daki kaynakların kullanımı ile gerçekleşmiş ilk bilimsel kazılarda ortaya çıkarılan buluntuların birçoğu günümüzde British Museum’da sergilenmekte olduğuna değinen Tümer, 1952 ile 1974 yılları arasında Eski Eserler Dairesi tarafından gerçekleştirilen kazılar sırasında ise başta tiyatro ve büyük hamam-gymnasion kompleksi olmak üzere çok sayıda yapının restorasyonun da gerçekleştirildiğini anımsattı.

Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, 1974’te Maraş’ın kapatılmasından sonra, Maraş’taki Mağusa Kaza Müzesi’nde sergilenen Salamis eserlerinin bir kısmının mevcut müzelere, bir kısmının da depolara dağıtıldığını, ancak çok büyük ölçülerde olan 10 kadar heykelin ise bu müzeden çıkarılamadığını belirtti.

Yine 1998-2012 yılları arasında, DAÜ Arkeoloji ve Kültür Varlıklarını Araştırma Merkezi (AKVAM) ile Ankara Üniversitesi işbirliğiyle Salamis Antik Kenti’nde gerçekleştirilen kazılar esnasında oldukça büyük boyutlu beş heykel ve birçok küçük eser bulunduğunu bildiren Tümer, bu heykellerin de depolarda saklanmakta olduğunu söyledi.

Salamis’in, 2012 yılına kadar gerçekleşmiş, bahsi geçen kazılarda bir ölçüde açığa çıkarılmış olmakla birlikte, büyük ölçüde ortaya çıkarılmadığına ve henüz toprak altında olduğuna dikkat çeken Tümer, günümüzde gelinen noktada Salamis Antik Kenti’nin çok önemli sorunları bulunmakta olduğuna vurgu yaptı.

Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, Salamis Antik Kenti’ndeki sorunların acilen giderilmesinin, kentin geleceğe sağlıklı bir şekilde aktarılması ve iyi bir ziyaretçi deneyiminin yaşatılması açısından elzem olduğunun altını çizdi.

Güvenlik sorunlarının giderilmesi

Kentin girişlerinde sürekli olarak bir görevlinin bulunmadığı, görevlinin bulunmadığı saatlerde de antik kente kontrolsüz giriş çıkışların çok kolaylıkla yapılabileceğini gözlemlediğini anlatan Tümer, ayrıca kentin içerisinde sürekli dolaşan her hangi bir güvenlik görevlisinin de olmadığını söyledi.

Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, bu durumun henüz kazıların tamamlanmamış olan bu çok önemli antik kent içerisinde kaçak kazıların yapılması, ya da açığa çıkarılmış yapı parçalarının kontrolsüz bir biçimde bu alandan götürülmesi riskini yaratmakta olduğunu kaydetti.

banner9
Ayrıca alan içerisinde yapıların üzerine çıkan, yazı yazan, ya da farklı şekillerde zarar veren insanların engellenmesi açısından da alan içerisinde güvenlik görevlisi veya görevlilerinin bulunması gerektiğine dikkat çeken Tümer, bu sorunun acilen giderilmesi gerektiğine işaret etti.

Restorasyon ve bakım sorunları giderilmeli

Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, 1974 öncesinde gerçekleşen kazılar süresince birçok yapının açığa çıkarıldığını, kazısı gerçekleşen yapılarda da sağlamlaştırma ve anastilosis (ortaya çıkan yapı parçalarının ayağa kaldırılması) çalışmaları gerçekleştirildiğini dile getirdi.

Aradan geçen 40 yılı aşan süre içerisinde yapılan tüm bu sağlamlaştırma ve restorasyon çalışmalarının bir kısmının niteliklerini yitirdiğini ifade eden Tümer, özellikle Hamam-Gymnasion Kompleksi içerisinde duvarlarda tehlike arz edecek yıkılmalar, zemindeki mozaiklerin sürekli dağılmasına sebep olacak ölçüde harç boşalmalarının olduğunu bildirdi.

Restorasyon Uzmanı Tümer, 1998-2012 yılları arasında açığa çıkarılan yapılarda (balık pazarı, batı hamamı), oldukça kısıtlı bir alanda restorasyon yapılmasından dolayı, açığa çıkarılan ama yığınlar halinde bırakıldığı için sürekli olarak iklim ve çevre koşullarından olumsuz etkilenen yapı parçaları, kazı yapıldıktan sonra sağlamlaştırılmadığı için tehlike arz eden yıkık duvarlar, çökük zeminler ve kazı süreci yarım kaldığı için de yarım yamalak ortaya çıkarılmış yapı parçalarının bulunduğunu kaydetti.

Hem 1974 öncesi kazıların gerçekleştiği yapılarda, hem de 1998-2012 yılları arasında açığa çıkarılan mozaiklerde, hem iklim (güneş, yağmur), hem de ziyaretçilerin verdiği zararlardan dolayı günden güne dağılmakta, yok olmakta ve özelliklerini yitirmekte olduğunu kaydeden Tümer, bu mozaiklerin hem harçlarının sağlamlaştırılması, hem de ziyaretçilerin üzerlerine basamayacağı şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.

Tümer, şunları kaydetti:

“Birçok ülkede mozaikler açıldıktan sonra üzerleri çeşitli bilimsel yöntemlerle örtülerek dış etkenlerden korunmaktadır. Bunun yapılmaması durumunda da ziyaretçi rotasının bu mozaiklere basılmayacak şekilde düzenlenmesi, bu mozaiklerin bir ölçüde korunmasına yardımcı olabilir.

Salamis’te, özellikle Hamam-Gymnasion Kompleksi’nin zemin mozaikleri harçlarını kaybettikleri için yerlerinden oynadılar ve ziyaretçilerin bir hatıra olarak alandan alıp götürdükleri, açıkta duran taş parçalarına dönüşmüşlerdir. Açıkça görülen şudur ki, Salamis gibi önemli bir kentin kazılmış olan bölümlerinin bakımında ve korunmasında ciddi sorunlar bulunmaktadır. Mevcut koruma sıkıntıları içinde, alandaki yapılar giderek bütünlüklerini ve niteliklerini yitireceği gibi, ziyaretçiler için de tehlike arz etmeye devam edeceklerdir.”

Bitki ve makiler, uygun bir şekilde temizlenmeli

Salamis Antik Kenti’nde bulunan ot, çalı ve küçük ağaçların üç yönden zararları olduğunu ifade eden Tümer, bu zararların ilkinin yapılar üzerinde bulunması durumunda yapılara verdikleri zarar olduğunu kaydetti.

Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, ikinci zararın ise yapıların çevresinde yer alarak, kazılarak gün ışığına çıkarılmış yapıların algılanmasını engellemeleri olduğunu belirtti. Tümer, üçüncü zararın ise dolaşım rotalarında bulunmaları durumunda, ziyaretçilerin alan içerisinde ilerlemelerine mani olmaları olduğunu anlattı.

Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, bu etkilerin göz önüne alınarak, belirli alanlardaki bitki ve makilerin belli periyotlarla temizlenmelerinin gerektiğini dile getirdi.

Levhalar yıprandı

Kentte bulunan levhaların ve haritaların büyük bir kısmının ziyaretçilere bilgi vermekte çok yetersiz kaldıkları gibi oldukça yıpranmış ve okunaklılıklarının yitirilmiş durumda olduğuna değinen Tümer, levhaların yeniden ele alınması, daha kaliteli malzemelerle ve daha estetik olarak yeniden üretilmesi, yapılarla ilgili bilgi vermede daha yeterli hale getirilmesi, sayıca artırılması ve daha yönlendirici hale getirilmesi gerektiğini anlattı.

Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, kentin girişinde bulunan güvenlik kulübesinin yerine, mevcut yapının biraz ilerisinde, belki mevcut büfenin yerinde bir ziyaretçi merkezi oluşturulmasının da, ziyaretçi deneyimi açısından katkısı oldukça fazla olacağından söz etti.

Bu merkez içerisinde mevcut olandan daha iyi hazırlanmış tanıtım kitapçıklarının dağıtılması, bilet kesilmesi, kentin büyük bir maketinin sergilenmesi, Salamis ile ilgili hediyelik eşya ve kitap satılması yanında, küçük bir büfenin de hizmet vermesinin mümkün olabileceğini anlatan Tümer, bu şekilde düzenlenen ziyaretçi merkezlerinin antik kentlere veya tarihi alanlara gerçekleştirilen ziyaretlerin daha memnuniyet ve bilgi verici olması açısından büyük önemleri olacağını belirtti.

Gezi rotaları iyileştirilmeli

Ziyaret rotaları ziyaretçi deneyimini iyileştirmek açısından çok kullanılan bir araç olduğuna dikkat çeken Tümer, Salamis Antik Kenti’nin gezilmesi için oluşturulacak farklı rotaların, ziyaretçilerin alandaki ziyaret sürelerini planlamaları açısından çok katkısı olacağını söyledi.

Doç, Dr. Ege Uluca Tümer, birçok kez tarihi alanlarda farklı uzunlukta rotalar önerilerek (tanıtıcı levha ve kitapçıklarda da yer almak üzere), ziyaretçiler en çok neleri görmek istedikleri ve alanda ne kadar süre geçirmek istediklerini göz önüne alarak tercih yapmaya yönlendirilebileceklerini açıkladı.

Bu rotaların yapılara zarar vermeyecek şekilde ve malzemelerle düzenlenmesi ve özellikler erişim güçlüğü olan yaşlılar, engelliler ve çocuk arabası ile dolaşanlar göz önüne alınarak erişilebilir bir şekilde tasarlanmalarının çok önemli olduğunu kaydeden Tümer, ayrıca, bu rotalarda bisiklet yollarının da düzenlenmesi, bisiklet kullanacak yol bulmakta güçlük çeken ziyaretçilere bir alternatif yaratması açısından uygun olacağını bildirdi.

Doç. Dr. Ege Uluca Tümer; “mevcut durumda hem yapıların içlerinde hem de yapılar arasında, gezinin gerçekleştiği rotalar ile ilgili belirsizlikler, rota üzerinde erişimi engelleyecek ölçüde seviye farkları bulunmakta ve ziyaretçilere büyük güçlükler yaratmaktadır” diyerek sözlerine son verildi.

 

 

Güncelleme Tarihi: 05 Mart 2017, 10:36
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108