Sanal alemde self-ambargo!

banner37

KTTO tarafından hazırlanıp yayımlanan Rekabet Edebilirlik Raporu verilerinden derlenen bilgiler uyarınca KKTC’deki firmalar ‘yeni konsepti’ yakalamanın çok uzağında

Sanal alemde self-ambargo!
banner90

“FİBEROPTİKTE SINIFTA KALDIK”… KTTO bünyesinde hazırlanan Rekabet Edebilirlik Raporu’nda var olan Telefon Dairesi verilerine göre KKTC’deki fiber internet kullanımı yalnızca yüzde 3,04; ki bu da ‘100 binde 20’ gibi bir orana tekabül ediyor. Güney Kore’de kilometrekareye 6 bin metre, Güney Kıbrıs’ta bin 187 metre, Türkiye’de de 400 metre düşen döşenmiş fiberoptik hat ise Kuzey Kıbrıs’ta sadece 280 metre.

“YÜZDE 42’NİN WEB SİTESİ YOK”… Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın yayımladığı Rekabet Edebilirlik Raporu’na göre ülkemiz şirketlerinin yüzde 42’lik kesiminin kurumsal bir internet adresi dahi yok, ki bu ki bu ‘kendi kendimize uyguladığımız ambargo’ da ‘ambargolar nedeniyle ticaret yapılamadığı’ iddiasını ‘büyük ölçüde’ çürütür mahiyette.

“HESAP KURUMSAL, PORTAL KİŞİSEL”… KTTO’nun kamuoyuyla paylaştığı ‘Rekabet Edebilirlik Raporu 2018-2019’ verileri uyarınca, işletmelerin yüzde 52’lik bir aranı, tanıtım için sosyal medya platformlarından Facebook’u kullanıyor. Onu yüzde 22 ile Instagram, yüzde 7 ile Twitter ve yüzde 2 ile de LinkedIn izlerken; işletme sahiplerinin yüzde 17’lik bir kısmının ise sosyal medyada kurumsal hesabının olmadığı görülüyor.

Ali ÇATAL

   Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) bünyesinde Prof. Dr. Hasan Amca, Dr. Yenal Süreç ve Aytaç Çerkez tarafından hazırlanıp kamuoyuyla paylaşılan ‘Kuzey Kıbrıs Ekonomisi Rekabet Edebilirlik Raporu 2018-2019, Endüstri 4.0 Işığında İşletmelerde Dijitalleşme’ verilerinden derlenen bilgilere göre, Kuzey Kıbrıs’taki işletmelerde yapılan ‘Dijitalleşme Anketi’ sonuçları, ülkemiz işletmelerinin dijital çağa ayak uydurma seviyeleri, istenilen seviyeleri yakalamanın çok uzağında.

   Rapora göre, Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet gösteren iktisadi teşebbüslerin ancak ‘100 binde 20’si’ fiberoptik internet bağlantısına sahipken, yerel firmaların yüzde 42’sinin kurumsal bir internet adresi dahi yok, ki bu kendi kendimize uyguladığımız ‘öz ambargo’ da ‘ambargolar nedeniyle ticaret yapılamadığı’ iddiasını çürütür mahiyette.

   Şirketlerin ve firmaların, tanıtım ve pazarlama ayağında kullandıkları sosyal medya platformlarından ilkinin, bu iş için ‘açık ara en uzak’ Facebook olması; ‘sadece bu amaçla’ yazılımı yapılmış LinkedIn’in ise son sırada yer alması da yaşanan mental anomalinin bir diğer boyutu.

Mülakat, anket ve resmi veriler

   Bahse konu anket kapsamında, Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet gösteren işletmelerde dijitalleşmenin boyutunu ortaya koyabilmek adına elde edilen veriler bir araya getirilmiş. Bu alandaki veri ve gözlemler ise farklı üç şekilde elde edilmiş. Buna göre, ilk olarak bilişim konularında faaliyet gösteren ComTech Ltd temsilcisi Hilmi Kansu ve Denizler Bilişim yetkilileri Lisani Deniz ve Cüneyt Çerkez ile yüz yüze görüşülerek gerek sektördeki gelişmeler gerekse dünyadaki dijital gelişmeler hakkında bilgiler alınmış.

   Yine bu süreçte, Bilgi Teknolojileri Haberleşme Kurumu (BTHK) Başkanı Kadri Bürüncük ile ve işletmesinde dijitalleşmeye yönelik elektronik ödeme ve hizmet sistemi oluşturan Dağlı Sigorta temsilcisi Ersan Dağlı ile konuşulmuş. İkincil olarak da Lipa Danışmanlık Şirketine 4-27 Şubat 2019 arasında farklı sektörlerden ve farklı coğrafi bölgelerden, farklı büyüklükteki 100 işletmeyi kapsayan bir anket çalışması yaptırılmış ve bu ankette elde edilen sonuçlar da raporun hazırlanmasında kullanılmış.

   Son olarak da bilişim ve dijitalleşme konularında gerek BTHK bünyesinde yayımlanan, gerekse Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) ve diğer kamu birimleri tarafından yayınlanmış istatistikler kullanılmış.

Dijitalleşmenin sacayağı

   Farklı kanallardan elde edilen veri ve gözlemlere ait sonuçlara da ilgili raporda geniş bir yer verilmiş. Raporun teması, işletmelerde dijitalleşme olduğundan; Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet gösteren işletmelerdeki dijitalleşmenin ‘3 boyutu’ anlamına gelen cihaz/hardware-yazılım/software-iş süreçleri/procedures ayakları dikkate alınarak anket soruları tasarlanmış ve bu bacaklar başlıklaştırılarak niteliklendirilmiş.

   Bu bağlamda da işletmelerde cihaz alımları, kullanımları, yazılım tercihleri ve iş süreçleri yanında işletmelerin karşılaştığı problemler, geleceğe yönelik planlar ve kurumsal stratejilerin yanı sıra eleman durumları ile ilgili sorular da kendilerine yöneltilmiş.

Şirketler ve internet kullanımı

   Ticaret Odası’nın bu yılki Rekabet Edebilirlik Raporu’nun tema konusunu teşkil eden ‘işletmelerde dijitalleşme’nin belki de başlangıç evresi, bilindiği üzere ‘internete erişim’ olduğundan, söz konusu çalışmada da her şeyden önce, işletmelerin internete ne şekilde ve hangi hızda eriştikleri sorgulanmış. İşletmelerin internet bağlantı kanallarının ne şekilde sağlandığı sorusuna verilen cevaplardan ise yüzde 73’ünün kablosuz ağlardan (WiFi), yüzde 22’sinin ADSL üzerinden ve kalan yüzde 5’inin de ‘bunlardan farklı’ şekillerde internet erişimi sağladığı tespit edilmiş.

   İşletmelerin dijital ortamda hizmet vermenin önemli bir gerekliliği olmak üzere, internet bağlantı hızlarının sorulduğu sorulara verilen cevaplardan ise yaklaşık yüzde 50’sinin 10 megabayt (MB) ve üzeri bir bağlantıya sahip olduğu, yüzde 30’a yakınının 5-10 MB arası bir hızla internete bağlandığı ve kalan kısmın da 5 MB’nin altında bir sanal ağ hızıyla internet kullandığı tespit edilmiş. Ayrıca işletmelerin internet aboneliği için yıllık ortalama 3 bin 239 TL civarında bir harcama yaptıkları da saptanmış.

Erişimi güç ve pahalı

   Burada dikkat çeken bir diğer nokta da rekabet edebilirlik üzerine meydana getirilen bu çalışmanın sonuçları uyarınca, 3,04 değişkeni olan fiber internet kullanım oranının, Telefon Dairesi verilerine göre ancak ‘100 binde 20’ olması, ki bu veri de kablosuz internet bağlantı oranlarının neden bu denli yüksek olduğu açıklamak için yeterli bir done.

   Buradan yapılacak en önemli çıkarım da öncelikle fiber kablo altyapısının ülke çapına yayılımın ciddi anlamda yetersiz olduğu gerçeği. İkinci olarak ise bu alanda fiberoptik hat döşeme imtiyazının yalnızca Telekomünikasyon Dairesi’ne verilmesinin, kullanımın ‘bu denli’ düşük olmasına kaynak gösterilebileceği yorumu. Son olarak da zaten ‘yeterince’ kısıtlı fiberoptik hatların kullanım ücretlerinin yüksek olmasının da bu ürünün kullanımın yaygınlaşmasına engel olabildiği söylenebilir.

   Güney Kore’de an itibarıyla kilometrekareye 6 bin metre, Güney Kıbrıs’ta bin 187 metre, Türkiye’de 400 metre ve Kuzey Kıbrıs’ta 280 metre döşenmiş fiberoptik hat bulunduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda ve örneklem ülkelerin bu alandaki çalışmaları dikkate alındığında, ilgili çıkarımların ‘dikkate değer’ bulunması gerektiğini söylemek zor değil.

‘Dijital kurumsallık’ hak getire!

   Konu edilen rapor dahilinde yapılan ankete katılan işletmelerin yüzde 58’inin kurumsal bir web sitesi bulunduğunu ifade etmesi, kalan yüzde 42’sinde böyle bir şeyin bulunmadığı anlamına gelmektedir ki bu oran, neredeyse her işin internet vasıtasıyla halledildiği 21’inci asra göre ‘ürkütücü derecede yüksek’ kabul edilmelidir zira günümüzde bir web sitesinin aktif kullanılmasıyla, işletmenin küçüklüğü veya coğrafi uzaklığı sorun olmaksızın küresel pazara ürün ve/veya hizmet ulaştırılması imkan dahilinde.

   Buradan çıkarılacak sonuç ise ‘bir parça’ can yakar mahiyette çünkü Kuzey Kıbrıs’taki işletmelerin yüzde 42’sinin, olumsuz durumların genelini ambargolara bağlamakla birlikte, uluslararası pazara açılmak gibi bir dertlerinin ‘aslında hiç de olmadığı’ gerçeği, bu bilgi üzerine temellendirilmeli.

   İnternet sitesi bulunurluğunun sektörlere göre dağılımına bakıldığındaysa, ticaret sektöründeki işletmelerde diğer sektörlere göre yüksek bir oranda web sitesi edinme tavrının konulduğu anlaşılıyor. Ayrıca çalışan sayısına göre işletme büyüklüğü arttıkça, web sitesi bulunma oranı da yükseliyor ki bu da oldukça ‘anlamlı’ bir veri.

Sektörlere göre web sitesi sahipliği

   İşletmelere sorulan bir diğer soru da işletmelerinin ‘hangi sosyal medya ortamında’ yer aldığı. Burada verilen cevaplardan ise işletmelerin yüzde 52’lik bir aranla yarıdan fazlasının, sosyal medya platformlarından Facebook’u kullanması. Onu yüzde 22 ile Instagram, yüzde 7 ile Twitter ve yüzde 2 ile de LinkedIn izlerken; işletme sahiplerinin yüzde 17’lik bir kısmının ise sosyal medyada kurumsal hesabının olmadığı görülüyor.

   Yapılan anket sadece işletmelere yönelik olduğundan bireylerin sosyal medya kullanım alışkanlıkları sorgulanmadığı halde her geçen gün kullanımın arttığı da anlaşılıyor. Bu nedenle, işletmelerin sosyal medya görünürlüğünün müşteri ile iletişimi artırıcı etki yapacağı çok açık fakat anket sonuçlarından da okunduğu üzere işletme sahiplerinin en az tercih ettiği platform, sadece firma yöneticileri ve potansiyel insan kaynaklarına yönelik hazırlanan LinkedIn.

   Dijitalleşme sürecindeki en önemli faktörlerden ‘beşeri insan kaynağı’ diğer birçok ülkede olduğu gibi Kuzey Kıbrıs için de sıkıntılı bir alan olarak ortaya çıkıyor. Önceki bölümlerde de değinildiği üzere dijital dönüşüm süreciyle ortadan kalkan meslekler olacağı gibi yeni mesleklerin de ortaya çıkması bekleniyor ancak günümüz iş dünyasında belirli sektörlerde yazılım mühendislerine, sistem analistlerine ve veri tabanı yöneticilerine ihtiyaç duyulduğu ve piyasada bu anlamda ciddi eleman eksikliği olduğu da ifade ediliyor.

Bilgi işlem uzmanı ‘lüks’ görülüyor

   Bu konudaki çıkarımları ise hem görüşlerine başvurulan işletme sahipleri hem de Rekabet Edebilirlik Anketi’ne katılan iş insanlarının verdikleri yanıtlar teyit ediyor zira ankette işletmelere sorulan sorulardan bir tanesi de ‘bilişim konularında kimden destek aldıkları.’ Verilen cevaplardan, şirket içi bilgi işlem elemanı bulunduran işletme sayısının yüzde 33’te kaldığı, yüzde 67’lik bir kitleninse ‘dışardan’ hizmet aldığı görülüyor. İşletmelerin bakım onarım gibi destek hizmet alımları için aylık ortalama bin 734 TL harcadıkları da gelen cevaplardan hesaplanmış.

   Bilindiği üzere işletmelerin ve dolayısıyla ülkenin geleceğe hazırlanması anlamında önem ifade eden dijitalleşme stratejisi, hem kamu sektörü tarafından hem de özel işletmeler tarafından oluşturulması gerekli bir bileşen lakin bu konuda elde edilen bulgulardan, işletmelerin ne yazık ki çok azının dijitalleşme yönünde stratejileri olduğu anlaşılıyor. İşletmelerden gelen yanıtların çoğu da zaten yoğunlukla, web ortamındaki yenilik ve kapasite gelişimi yönünde faaliyetleri içeriyor.

Hükümetin hazır olduğuna inanç yok

   Öte yandan, Rekabet Edebilirlik Anketi’nde, bir anlamda ‘hükümetin de dijitalleşme stratejisinin sorgulandığı’ “Geleceğe Hazırlık Derecesi” de işletmelere sorulmuş ve ankete katılanlardan, hükümetin bu anlamdaki hazırlığını 1 ile 7 arasında, ‘1 kötü, 7 de çok iyi olmak üzere’ değerlendirmeleri istenmiş. Buna göre, verilen cevapların ortalama puanı 2.38, ki bu rakam da ‘100 üzerinden 23’ gibi ‘inanılmaz düşük’ bir seviyeye tekabül ediyor.

   Keza bu oran, hükümetlerin bu konularda çok daha kapsamlı dönüşüm stratejilerine sahip olmaları gerekliliğini ama hepsinden daha da önemlisi, böyle çalışmalar ‘şayet varsa’ bunların da kamuoyunun ve iş dünyasının bilgisine daha etkin tarzda getirilmesi gereğini işaret ediyor.

Süreç işsizliği mi doğuracak?

   Dijitalleşme süreci sonunda iş gücü ihtiyacının azalacağı ve hatta çalışanların işsiz kalabilecekleri yönünde dünya genelinde bir kaygı bulunduğu aşikâr fakat raporun diğer bölümlerinde de ifade edildiği gibi, kendilerini yenileyen ve çağın ihtiyaçlarına adapte edebilen çalışanların bu süreç sonucunda değil işsiz kalmaları; ‘hatırı sayılır kazanımlar elde ederek’ çıkabilmeleri dahi mümkün.

   Bu bağlamda, yapılan ankette, işletme temsilcilerine, son bir yıl içerisinde işletmelerine yeni bir yazılım, sistem veya dijitalleşmeye yönelik bir cihaz alımı yapılıp yapılmadığı ve daha da vurucusu; ‘bu yeni alım sonucunda işten çıkarma veya işe alım olup olmadığı’ da sorulmuş.

   Bu soruya gelen cevaplardan, işletmelerin yüzde 40’ının böyle bir yatırımı olmadığı; yüzde 27 civarındaki işletmenin yeni cihaz, yüzde 22 civarı işletmenin de yeni yazılım aldıkları sonucuna ulaşılmış. Bu yeni alımlar sonrası işten eleman çıkarma işletmeleri ise ‘yalnızca yüzde 2 bandında’ gerçekleşirken; işletmelerin yüzde 28’i ise yatırım sonrası işten çıkarma bir yana ‘yeni eleman alımına’ gittiklerini ifade etmiş.

Sermayedar küçüldükçe ‘çalışana güven’ büyüyor

   Son dönemde işletmeler tarafından sıkça kullanılan bir yöntem olan ‘araç takip sistemi’nin yaygınlığına yönelik sorular da çalışma kapsamında katılımcılara yöneltilmiş. Dışarıdaki araçların takibi ile işletmeler, araç kullanımındaki maliyetleri azaltılmayı, personelin kontrolünü sağlamayı ve hatta daha da önemlisi iş süreçlerini daha verimli hale getirmeyi hedefliyor.

   Ankete katılan işletmelerin yüzde 37,4’ü araçlarını araç takip sistemi ile takip ettiğini ifade ederken, yüzde 26,4’ü telefon ile takip yaptığını, yüzde 9,9’luk bir kesim ise mobil uygulama ile takip sağladığını belirtmiş. Ankete katılan ve ağırlıklı olarak, 1-5 arası çalışana sahip mikro ölçekli işletmelerden oluşan yüzde 26,4’lük bir kesim ise sahadaki araçlarını takip etmediğini ifade etmiş, ki bu da ‘kâr marjı düştükçe’ personele güvenin ‘artmak zorunda kaldığına’ delil mahiyetinde.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96