banner6

Sanık, sistemli olarak ekonomik, psikolojik ve cinsel istismara uğradı; devlet sahipsiz bıraktı

banner37

Sanık, sistemli olarak ekonomik,  psikolojik ve cinsel istismara  uğradı; devlet sahipsiz bıraktı
banner150 banner151 banner143

Emine UYSAL ÇALUDA

   Doğuştan işitme ve konuşma engelli olan, yıllarca ekonomik ve psikolojik şiddete maruz kaldıktan sonra, hapsedildiği evde uğradığı cinsel saldırı sonrası 5 Şubat 2021 tarihinde 34 yaşındaki Halil İbrahim Mengi’yi keserle öldüren 67 yaşındaki Cemaliye Onyıldız’ın davası dün karara bağlandı ve 9 yıl hapse mahkum edildi.

   Fadıl Aksun’un başkanlığında, Kıdemli Yargıç Şerife Katip ve Yargıç Murat Soytaç’tan oluşan Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin baktığı davanın dünkü karar oturumunda, KKTC Başsavcılığı adına Savcı Atilla Enver Etkin ve sanığın avukatı Öykü Akcan hazır bulundu.
   Kararı okuyan Başkan Fadıl Aksun, sanığın kendi ikrarı, sunulan olgu ve emareler ışığında, aleyhine getirilen davalardan suçlu bulup mahkum ettiklerini açıkladı.

   Sanığın suç tarihinde 66 yaşında, doğuştan duyma ve konuşma özürlü bir kimse olup, okuma yazma bilmediğine, işaret dili ile iletişim kuramadığına, sadece kendi ev dili ile yakından tanıdığı insanlarla iletişim kurabildiğine dikkat çeken Aksun, sanığın tüm yaşamını bu engeli ile sürdürdüğünü belirtti.

   Başkan Fadıl Aksun, “İnsanın en temel algılarından olan duyma ve konuşma yetisinden mahrum büyümek ve gelişmek durumunda kalan sanığın bu yetilere haiz insanlar gibi düzgün geliştiği ve aynı anlama yetisine haiz olduğunu düşünmek büyük bir hata olur” dedi.

   Aksun, BM Engelli Kişilerin Haklarına Dair Uluslararası Sözleşmesi’ne imza koyan devletlere engelli bireylerin haklarının sağlanması için mükellefiyetler yüklediğini anımsattı.

   Bu sözleşmeye göre engellilerin eğitim, sağlık gibi temel haklarından devletin sorumlu olduğuna vurgu yapan Aksun, engelli bireylerin toplumdan soyutlanmadan gelişimlerini sürdürmeleri ve yaşamalarının en önce devletin sorumluluğunda olduğunu kaydetti.

“Bu ayıp en başta devlete aittir”

   Fadıl Aksun, “Devlete düşen vazife engelli bireyleri tespit edip onların ihtiyaçlarını gidermek ve haklarını savunmaktır. Huzurumuzdaki sanık bir insanın iletişim kurabilmesi için gerekli hiçbir yetiye haiz değildir. Sanık duyamaz, konuşamaz, yazamaz, okuyamaz ve işaret dili bilmez. Engelle doğmak bir kaderse, engeliyle atıl bırakılmak bir ayıptır ve bu ayıp en başta devlete aittir. Huzurumuzdaki sanığa eğitim hakkı bahşedilmiş olsa idi en azından okuma yazma öğrenebileceği ve tepkisini ifade edebileceği ortadadır” saptaması yaptı.

“Suçu ciddi tahrik altında işledi”

   Başkan Fadıl Aksun, sanığın suçu işlerken maktul tarafından cinsel ve fiziki saldırıya maruz kaldığının altını çizerek, mevcut engelinin cinsel saldırı anında yardım istemesine engel teşkil ettiğine vurgu yaptı.

   Sanığın yeğeni ve maktul tarafından sistematik bir şekilde manevi şiddet gördüğüne ve ekonomik olarak sömürüldüğüne dikkat çeken Aksun, “Ceza takdir ederken böyle bir hayat döngüsü içinde eve hapsedilmiş, kendisini ifade edecek herhangi bir yetisi olmayan bir sanığı diğer sanıklardan ayırmak mahkememizin en temel görevidir” dedi.

   Sanığın sırf engelli olduğu ve başka bir seçeneği olmadığı için yeğeninin evinde kaldığını ve onun hayatına tabi olup, bu yaşamda tercihi olmayan kişilerle yaşamak zorunda kaldığını belirten Aksun, “Dava konusu olay da tam bu esnada olmuş ve kendisine yapılacak olan saldırıyı başkalarına anlatamayacağı tahmin edilen sanığa maktul tarafından fiziki ve cinsel saldırı yapılmıştır. Bu durumda sanığın bu suçu diğer algı handikaplarının yanında ciddi bir tahrik altında işlediği de ortadadır ve bu yönde bulgu yapar bu hususu sanık lehine değerlendiririz” dedi.

   Bu olayın sonunda bir insanın hayatını yitirdiğini belirten Aksun, hiçbir şartta insan hayatına bir başka kişi tarafından son verilmesinin kabul edilemez olduğunu kaydetti.

   Aksun, insan yaşamının en temel değer olduğunu ve ortada bu insan tarafından işlendiği iddia olunan bir suç varsa buna ceza verecek olan bireylerin değil, mahkemelerin olduğunu belirtti.

   Aksun, kararın sonunda şu ifadelere yer verdi:

   “Olayı doğru zeminde değerlendirebilmek için doğduğu şekliyle kaderine terk edilmiş, kendi dünyasında ve kısıtlı algıları ile yaşamış, kendine yapılanı istese de başkasına anlatamayacak, saldırıya uğradığında haykırıp yardım çağıramayacak durumda bir sanığın suç anındaki tepkilerini değerlendirmemiz gereklidir. Sanığın yaptığı eylemi haklı görmek mümkün olmasa da her davayı kendi olguları içerisinde değerlendirmek gerekir. Mahkemeler sanıkların şahsi durumlarını göz ardı edip sadece işlenen suçlara ceza verecek olsa idi biz yargıçlara ihtiyaç da kalmazdı. Tüm yukarıdakiler ışığında, ağır tahrik altında suç işlemiş, engelli olması sebebi ile handikaplı bir yaşam süren, 67 yaşında sabıkasız ve suçunu kabul eden bu sanığı mahkum ettiğimiz davadan 9 yıl hapis cezasına çarptırırız.”

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110