'Şartlar bizi devlet kurmaya mecbur etti'

banner37

KKTC'nin kuruluşunun tanıkları ikinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve üçüncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Türkiye’yle bu devletin dış dünyaya anlatılmasının ve kabullendirilmesinin zamanının geldiğini söyledi

banner87
'Şartlar bizi devlet kurmaya mecbur etti'
banner99

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kuruluşunun tanıkları ikinci Cumhurbaşkanları Mehmet Ali Talat ve üçüncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, o zamanki şartların kendilerini devlet kurmaya mecbur bıraktığını belirterek, anavatan Türkiye ile bu devletin dış dünyaya anlatılmasının ve kabullendirilmesinin zamanının geldiğini söyledi.
   KKTC'nin kuruluşunun 35. yıldönümü dolayısıyla AA muhabirine konuşan İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, KKTC'nin 15 Kasım 1983 yılında ilanının hâlâ çözümsüz olan Kıbrıs sorununu başka bir evreye taşıdığını kaydetti.
   Kıbrıslı Türklerin kendi devletini kurmasının 1975'e dayandığını ifade eden Talat, o tarihte Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin bugünkü sınırları içinde kurulmasının KKTC'nin kurulmasına zemin hazırladığını hatırlattı. Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk Federe Devleti Anayasası'yla 1975'ten 1983'e kadar devlet fonksiyonlarını yürüttüğünü belirterek, 1975'ten itibaren Kıbrıslı Türklerin kendi devletlerini kurduğunu kabul etmenin daha doğru bir yaklaşım olduğunu savundu.
   "KKTC ilan edildiğinden bugüne birçok sorunla uğraştı ve birçok sıkıntı yaşadı." diyen ikinci Cumhurbaşkanı Talat, bunların en önemlisinin izolasyon olduğunun altını çizdi. İzolasyonların 1983'ten itibaren daha da yoğunlaştığını, Kıbrıslı Türklerin dünyayla bağlarının ciddi şekilde kesilmeye başladığını ve ekonomisinin de bundan etkilendiğini anlatan Talat, KKTC'nin bir devlet olarak kendi halkına ve ülkesine yapması gereken hizmetleri yapmak için ciddi sıkıntılar yaşadığını, bugün ise ülkede Kıbrıs Türklerinin kendi yönetimleri altında yargı, yürütme ve yasama çalışmalarını yürüttüğünü ifade etti.
   Kıbrıslı Türklerin haksız uygulanan izolasyonlara rağmen ekonomisini belli bir noktaya taşıdığına dikkati çeken Talat, ancak bütün ülkelerde olduğu gibi KKTC'de de çevre ve sağlık gibi alanlarda sorunların yaşanmaya devam ettiğini söyledi.
    Mehmet Ali Talat, KKTC'nin kuruluşunun 35. yıl dönümünde, sıkıntılarını aşması, iç düzenini çok daha iyi bir noktaya götürmesi, halkına en iyi hizmeti veren bir devlet yapısını oluşturması ve Kıbrıs sorununun çözümü için de çaba ortaya koyması gibi birçok yükümlülükle karşı karşıya olduğunu belirterek, Kıbrıslı Türkleri çok daha güzel günlere taşımanın en büyük arzusu olduğunu dile getirdi.
 

"Kıbrıs sorununda bir politika

değişikliğine geçme zamanı geldi"


banner9
   KKTC'nin Üçüncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, "Kıbrıs'ta ilk EOKA bombası patlatıldığında lise öğrencisiydim. 1963 olaylarında tıp fakültesinden mezun olmuş genç bir doktordum. O günden beri Kıbrıs sorunu içerisinde mücahit doktor, politikacı, milletvekili, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı olarak bulunmuş bir arkadaşınızım." dedi.
   KKTC'nin kurulduğu 1983 yılının 14 Kasım gecesini de anlatan Eroğlu, şu ifadeleri kullandı:
   "Cumhurbaşkanlığı mekanında rahmetli Denktaş bizi topladığında heyecanla yemeğin neden verildiğini merak ettik. O gece Rahmetli Cumhurbaşkanımız '5 dakika bana müsaade.' dedi ve ayrıldı. Telefon görüşmesini yaptıktan sonra 'size müjde, yarın Kıbrıs Cumhuriyetini ilan ediyoruz.' dedi. Ulusal Birlik Partisi’nin milletvekilleri olarak heyecanla, coşkuyla bu güzel sözleri karşıladık. Çok mutlu olduk. Biz de gururla bu bağımsızlık bildirisini imzaladık, ertesi gün de gelip mecliste karar okunduktan sonra heyecanla ellerimizi kaldırarak kararı onaylamış olduk. O günden bugüne Kıbrıs Türk halkı çok büyük zorluklar içinde yaşamıştır. Ben mücahit doktor olarak 1963'ün aralık ayından 1969 yılına kadar Mağusa Mehmetcik Serdarlı Sancaktarlıklarda görev yaptım. 1969'da terhis olduktan sonra cephe gerisinde kendimi doktor olarak buldum ve savaşın gerçek yüzünü gördüm. Tanıdığımız birçok insan şehit olmuştur, yaralanmıştır, yaralarını sarmışızdır. Hatta kan ihtiyacı olduğunda kendi kanımızı vererek yaralıyı hayata kavuşturmuşuzdur. O günlerden gelen bir kişi olarak tabii ki KKTC’nin kuruluşunu heyecanla karşıladım ve bu devletin yaşatılması gereğine inanan bir kişiyim."
   KKTC'nin başbakanlığını ve cumhurbaşkanlığını yapmış bir kişi olarak Kıbrıs sorununda bugün gelinen noktada Rum uyuşmazlığının yıllardır devam ettiğine işaret eden Eroğlu, bir politika değişikliğine geçme zamanının geldiğini, kurulmuş olan devleti yaşatma kararlılığının dünyaya anlatılması gerektiğini düşündüğünü söyledi.
   Eroğlu, Rum tarafının, çeşitli ayak oyunlarıyla Kıbrıs Türk tarafını masada tutma gayretini artık herkesin gördüğüne işaret ederek, "Arkadaşlarımızın da artık bu gerçeği görerek yeni bir politikayla müzakere masasına oturmaları gerekir diye düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.
   Rumların müzakere masasında bir devlet olarak oturduğunu ve bu devletin devamlılığı için Kıbrıs Türk tarafını da müzakere masasında tuttuğunu vurgulayan Eroğlu, Rumların Kıbrıs Türk halkını kendilerine ortak etme düşüncesinden uzak olduğunu söyledi. Eroğlu, bu nedenle artık Kıbrıs Türk halkının da bütün siyasilerin de devam ettikleri politikada bir değişikliğe gitmeleri gerektiğinin altını çizdi.
   Derviş Eroğlu, KKTC'nin Türkiye ile istişare içinde kurulmuş bir devlet olduğunu belirterek, "Şartlar bizi bir devlet kurmaya mecbur etti. Bizim bu devlete sahip çıkmamızın ve anavatan Türkiye ile birlikte bu devleti dış dünyaya anlatmamızın, kabullendirmemizin zamanı geldi. Anavatan Türkiye'siz bu konuda karar vermenin kolay olmayacağını Kıbrıs Türkü olarak biliyoruz. Dolayısıyla anavatan Türkiye ile iş birliği içerisinde KKTC ilan edilmişti. Bugün de Türkiye ile birlikte bu devleti yaşatıyoruz, yaşatma gayretimizi sürdürüyoruz." şeklinde konuştu.
 

Güncelleme Tarihi: 16 Kasım 2018, 09:25
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96