Savaş değil korona paniği!

banner37

Mağusa bölgesindeki bir otelde konaklayan bir Alman turiste korona virüsü tespit edilmesinin ardından yüzlerce kişi panik halinde marketlere ve manavlara akın ederek erzak aldı, evlerine depoladı. Eczanelerde de maske kuyruğu oluştu

banner87
Savaş değil korona paniği!
banner90
banner8

HALK, GIDA STOĞU YAPTI; ECZANELERE HÜCUM ETTİ… Mağusa bölgesindeki bir otelde konaklayan bir Alman turiste korona virüsü tespit edilmesinin ardından ülkede adeta savaş paniği yaşandı. Yüzlerce insan marketlere, manavlara hücum etti. Marketlerdeki birçok raf boşaldı. Ayrıca benzer bir durum eczanelerde de yaşandı. Birçok eczanede maskeler, eldivenler ve hijyen temizlik ürünleri tükendi. Özellikle aşırı talepten dolayı maskelerin fiyatı nerdeyse karaborsaya düştü

“NORMAL BİR TEPKİ”… Sosyolog ve Siyasi Bilimler Uzmanı Hakan Gündüz, bu dönemde yaşanan paniğin normal olduğunu, korona virüsünün dünyaya nasıl yayıldığının, ölümlerin nasıl yaşandığının gün gün toplum tarafından takip edildiğini belirtti. Gündüz, “Raflar boşalırsa paniğin boyutu değişecek ve insanlar saldırgan bir tutum sergileyecek” dedi

“SAVAŞA DÖNÜŞTÜ”… Denkay Başel Sosyal Bilişim Vakfı Başkanı Barış Başel, durumun ülkede psikolojik ve ekonomik etkileri olan bir savaşa dönüştüğünü söyledi ve sokaklarda hastalık bulaşmasın diye yüzünde maskelerle dolaşan insanların, bankamatiklerden para çekip, paraya dokunmaktan çekinmediğini anlattı. Başel, toplumun yapması gerekenin bilimsel ve etik açıklamalar yapan Tabipler Birliği’nin önerilerini takip etmek olduğunu söyledi

Ceren ÖZBİL

Mağusa bölgesindeki bir otelde konaklayan bir Alman turiste korona virüsü tespit edilmesinin ardından ülkede adeta savaş paniği yaşandı.

Yüzlerce insan marketlere, manavlara akın ederek erzak alıp, evlerinde depoladı. Ayrıca benzer bir durum eczanelerde de yaşandı. Birçok eczanede maskeler tükendi; buralarda da kuyruklar oluştu.

İnsanların maskelere hücum etmesiyle birlikte maskelerin fiyatı 2 katını geçti. Maskenin yanı sıra eldiven ve hijyen ürünlerine olan talep de fırladı.

Sokaklar, maske takan insanlarla dolup taşarken, sağlıklarını korumak için maske takan bu insanların para gibi virüsü bulaştırabilecek diğer maddelere de çıplak elle temas etmekten kaçınmaması dikkat çekti.

Sosyolog ve Siyasi Bilimler Uzmanı Hakan Gündüz ve Denkay Başel Sosyal Bilişim Vakfı Başkanı Barış Başel, toplumun ülkede korona virüsünün tespit edilmesinin ardından verdiği tepkiyi değerlendirdi.

Her ikisine göre de bu tepkinin nedeni toplumun yönetimlere olan güvenini kaybetmesi…

Başel: Psikolojik ve ekonomik etkileri olan bir savaşa dönüştü

Denkay Başel Sosyal Bilişim Vakfı Başkanı Barış Başel, durumun ülkede psikolojik ve ekonomik etkileri olan bir savaşa dönüştüğünü söyledi ve sokaklarda hastalık bulaşmasın diye yüzünde maskelerle dolaşan insanların, bankamatiklerden para çekip, paraya dokunmaktan çekinmediğini anlattı.

Ayrıca bu insanların markete gittiklerinde de yine paraya dokunduklarından söz eden Başel, “Yani içi dolu olmayan bilinç dışı korkulardan söz ediyoruz. Bir kaygı ve panik kültürü pompalanıyor” dedi.

“Medyaya önemli bir görev düşüyor”

Başel, dikkati çeken bir durumun daha olduğunu söyledi ve şunları kaydetti:

“O da 23 TL olan bir maskenin fiyatının şu anda 40 ya da 60 TL’ye çıkmasıdır. Bu konuda bir denetleme yok mu?

Toplumdaki bu korku, panik ya da kaygı durumunu körükleyen en önemli etken de medyadır.

Özellikle toplumda yaşlılara ve hastalığı olan insanlara veya çocuklara yönlendirme yani bilinçlendirme şeklinde yayınlar yapılmalıdır.

Korku, panik ve kaygıya neden olan yayınlar yapılmamalıdır. Normalde medyanın bu görevi üstlenmesi çok önemlidir”.

“Tabipler Birliği’nin açıklamaları dikkate alınmalı”

Başel, bu konuda dikkate alınması gereken açıklamaların Tabipler Birliği’nin açıklamaları olduğunu söyledi ve şöyle devam etti:

“Bizde de lütfen etikliği ve güvenilirliği olarak sadece Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nin açıklamaları dikkate alınsın. Onlar bu işin içindedir. Bilimsel anlamda bilgileri halkla paylaşacak en dürüst ve en bilgili kurumdur. Çünkü siyasiler ya da iktidar edenler bu gibi durumlarda yalan söylemek zorundadır.

Biz nüfusunu bilmeyen bir ülkede yaşıyoruz. Bugün aşısı çıksa, kaç tane aşı almamız gerektiğini bilmiyoruz. Pozitif vaka sayısı 400 ya da 500 kişiye ulaşsa onları nereye koyacağız, nerede tedavilerini yürüteceğiz bilmiyoruz”.

Gündüz: Paniğin en büyük nedeni toplumun

yönetimlere olan güvenini kaybetmesi

Sosyolog ve Siyasi Bilimler Uzmanı Hakan Gündüz, bu dönemde yaşanan paniğin normal olduğunu söyledi ve  korona virüsünün dünyaya nasıl yayıldığının, ölümlerin nasıl yaşandığının gün gün toplum tarafından takip edildiğini belirtti. Gündüz, şunları anlattı:

“Bugün- yarın bu hastalığın bizim ülkemize de gelecek olması bekleniyordu. Ancak bu tür ortamlarda mevcut siyasal yapıya olan güvensizlik süreci oldukça olumsuz…

Toplumumuz, yönetimlerimize olan güvenini halihazırda kaybetmişken, dünyanın bile başa çıkamadığı bu virüsün sınırlarımızdan girmesiyle şu anda büyük panik yaşanıyor.

Daha birkaç gün önce hükümetin acilen gıda, hijyen ve ilaç stoğunu kontrol edip bu panik karşısında toplumu rahatlatması gerektiğini dile getirdik.

Bu virüsün geleceği belli iken plan program yapılmaması ve halkın bu süreci kontrollü olarak geçirileceği ile ilgili olumlu kanaat sahibi olmaması en büyük panik nedenidir”.

“Bütün ülkelerde aynı panik yaşandı”

Gündüz, dünyanın her yerinde olduğu gibi Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, İtalya, bütün Avrupa’da sürecin başında bu paniklerin yaşandığını belirtti ve “marketler talan edilmiş ve bu görüntüler verilmiştir. Ancak kısa süreli panik anından sonra toplum sisteme olan inancını kaybetmezse panik biterek normalleşme sağlanır. Panik öyle ya da böyle bitecektir. Burada değişken olan yaşanan paniğin ne kadar süreceği ve ne kadar yıpratıcı olacağıdır” şeklinde konuştu.

Hükümetin cesur kararlar alması gerektiğinde radikal kararlar alabilmesi gerektiğini söyleyen Gündüz, “panik yapmayın sakin olun” demekle bu paniğin geçmeyeceğini ifade etti. Gündüz, somut adımlar atılması gerektiğini belirtti, şu şekilde konuştu:

“Şu anda gıda, ilaç ve hijyen maddelerine büyük bir saldırı var. Binlerce insan marketlerden stok alışverişi yapıyor. Raflar boşalırsa paniğin boyutu değişecek ve insanlar saldırgan bir tutum sergileyecek.

Eczaneler dolup taşıyor. Hijyen sağlayan malzemelerin kimileri tükendi. Kimilerinin fiyatları bir anda iki misline çıktı.

Tüm bu akışı hükümet kontrol etmelidir. Ayrıca karaborsa için ihtiyaç mallarının stoğu ya da fiyat artışları engellenmelidir. Bu tür fırsatçılara göz yumulduğu anda panik daha da vahim hale gelir. Devlet, fiyatları kontrol etmeli, gerekirse bahsi geçen temel maddelerin ithal edilmesinde aracılık etmelidir”.

“Okulların tatil edilmesi doğru bir karar”

Okulların tatil edilmesinin çok önemli bir başlangıç olduğunu kaydeden Gündüz, gerekirse sürecin mutlaka uzatılması gerektiğini ifade etti.

Ancak bunun tek başına yeterli olmadığını belirten Gündüz, “İnsanların özellikle kapalı bir ortamda topluca olacakları her türlü faaliyet ertelenmelidir. Eğilence mekânları, sinema, tiyatro, spor karşılaşmaları, seçim toplantıları, açılışlar vs. akla gelen her türlü bulaşma ortamının ortadan kaldırılması gerekir. Durum normalleştiğinde süreçler değerlendirilmelidir” dedi.

“Gerekirse Cumhurbaşkanlığı seçimini ertelesinler”

Süreci bizden önce yaşamaya başlayan diğer ülkelerin iş ortamlarını dahi evlere taşıdıklarından söz eden Gündüz, şöyle devam etti:

“Dünyaca katılımı olan tüm etkinlikler ya ertelenmekte, ya da ertelenmek üzere analiz edilmelidir.

Önceki gün İtalya, tüm ülkeyi karantina alanı ilan etti.

Bu ülkelerin yaşantılarından ders çıkarmamız gerekmektedir. Siyasi erk buraya konsantre olamayacaksa cumhurbaşkanlığı seçimi ertelenmelidir.

Önceki gün olağan üstü toplantı düzenlemeye çalışan cumhurbaşkanlığı ve hükümet bir araya gelme becerisi gösterememiştir.

Bir toplantı yapmayı beceremeyen bir yapı, bu krizi nasıl yönetecektir kanaati toplumda oluşursa paniğin nasıl bitmesini bekleyebiliriz.

Bu hükümet pazartesi gecesi ve salı gün olağanüstü toplantı yaptı. Ancak ne yazık ki eğitim dışında ciddi karar üretememiştir.

Sağlıkta hala karantina merkezi neresi olacak, prosedür nasıl çalışacak, şüpheli hasta ile korona virüsü taşıdığı belirlenen hasta nerede olacak tam belli değildir.

Düşünün ki karantina bölümü hastanenin içinde bir servis olarak belirlenmiştir. Söz konusu hastane, geçen gün ansızın yanan, nasıl yandığı belli olmayan,  3 kişinin öldüğü, yangın prosedürü bile belli olmayan bir hastanedir.

Personel yetersizliği içinde kıvranan, mesaiden sonra kan taşıyacak odacı bile bulunmayan bir hastanedir.

Bıçaklanan yaralıyı doğrudan tam teşekküllü bir hastaneye doğrudan getiremeyen, oradan oraya kanamalı bir şekilde nakledildiği için kaybedilen bir sistemin olduğu bir yapıdır.

Tüm bunlar yaşanırken idare ciddi adımlar atmazsa hem olaylar çok vahim hale gelecek, hem de panik bitmeyecektir.

Düşünün ki bugün ortaya çıkan vakalar kuluçka dönemi olan 14 günü geçirmiş hastalardır. Bu sürede bulaşanlar hızla karşımıza çıkacaktır. Bulaşıp da bulaştırmaya devam eden onlarca kişi olacaktır.

Kontrollü bir ortam yaratmazsak çok kısa sürede yayılma çok hızlı olacaktır. Dünya da da böyle seyretmiştir”.

“Başa çıkmayı öğrenmezsek

sıkıntının en büyüğünü yaşayacağız”

Gündüz, her yıl zatürreden ve nezleden ölen insan sayısının bu virüsün öldürdüğü insandan daha fazla olduğunu belirerek, şunları anlattı:

“Bu doğru örnekler sık sık verilecektir. Ancak bu virüsü ihmal edersek, en azından başa çıkmayı öğrenmezsek sıkıntıların en büyüğünü yaşayacağımız açıktık.

Yaz gelmesi ile bu virüsün yayılma hızının azalacağı beklentimiz var. Ya sıcakta sinekle bulaşan ve geçen yıl çok tehlikeli ve ölümcül olan Batı Nil Virüsü kapımızı çaldığında ne yapacağız.

Belli ki bu süreçler bozduğumuz ekolojik ortamımızın sonucu olarak devam edecektir. Bunlarla başa çıkma tedbirlerini içselleştirmek ve korunmak dışında da yapabileceğimiz çok bir şey yoktur”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75