banner6

Savaşan: İstesek de istemesek de siyaset hayatımıza nüfuz ediyor

banner37

KIBRIS TV’ye konuşan UBP Lefkoşa milletvekili aday adayı Ahmet Savaşan, turizm, sağlık ve eğitim alanlarındaki tecrübesini, meclis çatısı altında sürdürmek istediğini belirtti.

Savaşan: İstesek de istemesek de siyaset hayatımıza nüfuz ediyor
banner150 banner151 banner143

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili aday adayı, Sağlık Turizmi Konseyi Genel Başkanı Ahmet Savaşan, istesek de istemesek de siyasetin hayatımızın her alanına nüfuz ettiğini söyledi.

Siyasette erdemli, bilgili kişilerin mutlaka aktif rol almasını gerektiğini düşünen Savaşan, turizm, sağlık ve eğitim alanlarında 20 yıla yakın süredir gerek yurt içinde gerekse de uluslararası alanda topluma hizmet etmek için çalıştığını ifade etti. Savaşan, ülke insanının kendisine görev verirse de bu alanlardaki hizmetlerini meclis çatısı altında sürdürmek istediğini belirtti.

KIBRIS TV’de Serkan Soyalan’ın sunduğu “Sabah Ajansı” adlı programına konuk olan Savaşan, milletvekilliği aday adaylığı sürecini anlattı, ülke sorunlarıyla ilgili değerlendirmeler yaptı.

 

Savaşan: Günümüzde siyaset şeytani faaliyet olarak algılanıyor

Ahmet Savaşan, “Biz siyasetle ilgilenmesek de o bizimle ilgilenmeyi ihmal etmiyor ve bizi çepeçevre kuşatıyor. Bu kadarla kalmıyor; siyaset, sadece bireyler olarak bizim değil toplumların, ülkelerin ve bütün insanlığın kaderini çiziyor, Dünya’nın dengesini belirliyor” dedi.

Günümüzde, siyaset denilince, çıkarların önde olduğu, kirli işlerin yapıldığı, yalanların söylendiği, türlü ayak oyunlarının uygulandığı adeta bir şeytani faaliyet alanının akla geldiğini söyleyen Ahmet Savaşan, bundan duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, bu algının yıkılması gerektiğinin altını çizdi.

“Gözümüzü açar açmaz siyaset başlıyor”

Sabah gözümüzü açar açmaz siyasetin başladığını söyleyen Ahmet Savaşan, şöyle devam etti:

“Banyoda kullandığımız su siyasetin belirlediği fiyatlara bağımlı. Çocuğumuzun okulda olması gereken saati, hangi müfredatı göreceğini, öğretmeninin kim olacağını siyaset belirliyor. İşe giderken uyacağımız trafik kurallarını, işyerinin işleyiş normlarını, ödeyeceğimiz vergiyi, ne zaman emekli olacağımızı siyaset tespit ediyor. Akşam eve giderken marketten alacağımız ekmeğin hangi kriterleri taşıyacağını siyaset belirliyor. Bunlar siyasetin hayatımızı sarıp sarmalayan rolüne ilişkin günlük yaşamdan verilebilecek binlerce örnekten sadece birkaçı”.

“Halktan yana hizmetin peşinden koşulmalı”

Siyasetin sadece bir ülkenin ya da bir şeyin yönetimini elde tutmak ya da ele geçirmek için yapılan bir iş olmadığının altını çizen Ahmet Savaşan, siyasetin bir ülkeyi doğru dürüst yönetmek için yapılan bir iş olduğunu söyledi.

Savaşan, sadece iktidar olmak için siyaset yapılmayacağını vurgulayarak kendi doğrularını iktidara taşımak amacıyla siyaset yapıldığını belirterek, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla yapılması gereken, siyasetten uzak durmak değil; şeytani siyasete bulaşmadan, dürüst siyasetin tarafında olmaktır. Kazanıp kazanmayacağı gibi basit hesaplara dalmadan; gündelik küçük menfaatlere aldanmadan, sadece halktan yana hizmetin peşinden koşulmalıdır”.

“En hızlı büyüyen sosyo-ekonomik sektör turizm”

Günümüzün en büyük ve en hızlı büyüyen sosyo-ekonomik sektörlerinden birinin turizm olduğunu anlatan Ahmet Savaşan, turizmin ekonomik büyümeyi canlandırdığını, uygun meslekler ve iş fırsatları yarattığını, milyonlarca insanın yoksulluktan kurtulmasına ve geçim kaynaklarını geliştirmesine yardımcı olduğuna vurgu yaptı.

“Dünya turizm gelirleri 1,260 milyar dolar”

Önümüzdeki 10 yıl içinde sağlık amacıyla seyahat edeceklerin oranının, dünya nüfusunun yüzde 4’üne ulaşacağının hesaplandığının altını çizen Ahmet Savaşan, geçtiğimiz birkaç on yılda, turizm sektörünün diğer sektörlerle birlikte ekonomik kalkınma ve iş yaratmada önemli bir gücü olduğunu kanıtladığını ifade etti. Dünya turizm gelirlerinin yıllık 1,260 milyar doları aşarak, Dünya GSYİH’sinin %10’unu, küresel ticaretin %7’sini ve istihdamın 1/11’ini oluşturduğunu söyleyen Ahmet Savaşan, bu özellikleriyle turizmin çağımızın ve geleceğin tartışmasız ana sosyoekonomik sektörlerin başında geleceğini kanıtladığını vurguladı.

Her yıl sınır ötesine seyahat eden 1,2 milyardan fazla insanla birlikte, turizmin kültürlerarası diyalog, toplumsal kapsayıcılık, barış, uzlaşma ve sürdürülebilir kalkınma için de önemli bir güç olduğunun altını çizen Savaşan, 1950’de 25 milyon olan uluslararası turist sayısının 2016’da 1,2 milyarı geçtiğini, 2017’nin ilk altı ayında ise 598 milyona ulaştığını söyledi ve bu rakamın 2030’da 1,8 milyara ulaşacağının hesaplandığını da belirtti.

“Sağlık Turizmi sektörü 150 milyar dolar”

Günümüzde sağlığını geliştirmek, sağlığını korumak veya geri kazanmak amacıyla sağlık hizmeti almak ve bunun yanı sıra, tatil unsurlarını da sağlık hizmeti alım sürecinde kullanmak için başka ülkeye giden insan sayısının 30 milyonu aştığını anlatan Savaşan, bu sektörün büyüklüğünün 150 milyar dolardan fazla olduğunu söyledi. Savaşan, sağlık turizmine olan ilginin her geçen gün arttığını ifade ederek Dünya’daki değişimleri ve trendleri görerek, Kuzey Kıbrıs’ta turizmin çeşitlendirilerek ülke içi katma değerin arttırılması gerektiğinin önemini vurguladı.

Savaşan, kitle turizmindeki gelirlerin optimuma çıkartılması ve ayrıca sağlık başta olmak üzere spor, kültür gibi turizm türlerinin Kuzey Kıbrıs’ta geliştirilmesi için sektörün bütün paydaşları ile birlikte çalıştıklarını ifade etti. Savaşan, KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durabilmesinin başta eğitim turizmi olmak üzere, sağlık ve spor gibi sürdürülebilir turizm türlerinin ülkede geliştirilmesi ve ülke içi katma değerin artması ile mümkün olabileceğini söyledi.

“Gelecek kuşakların ihtiyaçlarını korumalıyız”

Başta turizmde olmak üzere hayatın her alanında sürdürülebilirliğin ancak sağlıklı bir çevrede mümkün olabileceğinin altını çizen Savaşan, Dünya’nın sağlıklı geleceğinin kaynakları gezegenin sunabileceklerinin sınırlarını bilerek tüketmekten geçtiğini ifade etti. Ekonomi biliminin yegane amacının, bugünkü kuşağın ihtiyaçlarını gelecek kuşakların ihtiyaçlarını bozmadan karşılama olan sürdürülebilir kalkınma olduğuna işaret eden Ahmet Savaşan, nüfus artışı, kentleşme, sanayileşme gibi faktörlerin çevre kirliliğinin artmasında önemli bir etken olduğunun altını çizdi.

Savaşan, çevre sorunları özellikle geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren Dünya gündemini işgal eden büyük sorunlardan biri olduğunu ifade ederek ülkemizde de çevre sorunlarının git gide arttığını söyledi. Çevreye bırakılan atıkların miktarında ve türlerinde de artış olduğuna dikkat çeken Savaşan, çevre kirliliğinin başlıca hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği ve gürültü kirliliği olarak karşımıza çıktığını belirtti.

Devlet çevre politikalarını gözden geçirmeli...

Çevre sorunlarının artması çevre kirliliğinin boyutlarını katı atık kirliliği olarak şekillenen yerel kirlilikten, asit yağmurları olarak şekillenen bölgesel kirliliğe ve küresel ısınma ve ozon tabakasının delinmesi olarak ortaya çıkan küresel kirlenmeye genişlettiğini belirten Savaşan, devletlerin politikalarını bu gerçekler temelinde gözden geçirmesi ve önlem almasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
“Gezegenin kendini yenileme kapasitesi içerisinde eğer onun kurallarına uyarsak hep beraber sürdürülebilir bir

toplum yaratabilir ve bu toplum içerisinde mevcut tüketim kültürümüzü yeniden tanımlayarak refah içinde yaşayabiliriz” diyen Savaşan, 2050’de mevcut üretim ve tüketim alışkanlıklarımız devam eder ve gezegenin nüfusu 9,6 milyara ulaşırsa, yaşamımızı sürdürebilmek için 3 gezegene ihtiyaç duyulacağının hesaplandığına dikkat çekti.

“Trafik kanayan yaramız”

Ülkemizde kanayan yaraların başında trafik kazalarının geldiğini de söyleyen Ahmet Savaşan, trafik kazalarının Dünya’da ölüm nedenleri arasında 8'inci sırada olduğunu söyledi. Dünya Sağlık Örgütü'nün Yol Güvenliği Raporu'nda trafik kazalarının 5 ana risk faktörünü hız, alkollü sürüş, kask kullanmamak, emniyet kemeri takmamak, çocuk koltuğu bulundurmamak olarak tespit ettiğini söyleyen Ahmet Savaşan ülkemizde de benzer bir tablonun bulunduğunu ifade etti.

Dünya genelinde kazalarda ölenlerin büyük çoğunluğunu 15-29 yaş arası gençler olduğuna dikkat çeken Savaşan, acil önlem alınmazsa 2030'da trafik kazalarının ölüm nedenleri arasında 5'inci sıraya yükseleceğinin hesaplandığını vurguladı. 2010'da dünya çapında hükümetlerin sürüş güvenliğinin sağlanması için ortak bir plan üzerinde anlaştığını söyleyen Savaşan, hedefin 2020'ye kadarki dönemde trafik kazalarından ölümleri azaltarak 5 milyon kişinin hayatını kurtarmak olduğunu ifade etti.

5 ana faktörü engelleyecek yasal düzenleme yapılmalı...

Savaşan, dünya genelinde yollarda her yıl ortalama 1 milyon 240 bin kişi trafik kazalarında öldüğünü anlattı. Savaşan, ülkemizde altyapıya ayrılan payın artırılması, yaya ve bisiklet sürücüsü güvenliğinin sağlanması, toplu ulaşımın trafiğin akışını hızlandırmak ve sürüş güvenliğini garantiye almak açısından yaygınlaştırılması, kazaya neden olan 5 ana faktörü engelleyecek yasal düzenlemelerin yapılması, yasal düzenlemeleri uygulamada denetimini sağlayacak kadroların oluşturulması, trafik kazalarının önlenmesi için toplumda farkındalık yaratacak kampanyaların hazırlanmasının gerektiğine vurgu yaptı.

Güncelleme Tarihi: 17 Kasım 2017, 17:17
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110