Savaşın acısı hâlâ gözlerinde

banner37

Muratağa, Atlılar ve Sandallar’da 14 Ağustos 1974 günü, tamamı çocuk ve kadınlardan oluşan 126 kişi ölüm çukurlarına atıldı… Ahmet Aşır bu savaş dramına ailesinden sekiz kişiyi kurban verdi. Şimdi tek isteği bir daha bu acının yaşanmaması…

Savaşın acısı hâlâ gözlerinde
banner90
banner99

Gizem ÖZGEÇ

Muratağa, Atlılar ve Sandallar…43 yıllık bir dramın adını yazdırdığı üç küçük köy… Ve insanlık dramının yaşadığı bu köylerde hala sırtlarında savaşın ağırlığını taşıyanlar… Her evde şehitler… Çocuğunu, annesini, babasını, kardeşlerini, eşlerini kaybedenler… Ve hala yol gözleyenler… 20 Temmuz Harekâtı’nın 14 Ağustos’unda katledilen, çukurlara gömülen ve ardında bıraktıklarının ağır bir hikâyesi bu…

Muratağa ve Sandallar köylülerinin birlikte gömüldükleri mezardan 89 kişi çıkarıldı. Köylüler öldürüldükten sonra buldozerler kullanılarak bölgedeki bir taşocağının yakınlarındaki bir toplu mezara gömüldüler… Katliam sırasında köy dışında bulunan az sayıdaki köylü katliamdan kurtulmuştu.

Atlılar köyü toplu katliam mezarından ise 37 kişi çıkarıldı.  Mağaralara saklanarak kurtulabilen üç kişi dışında köy halkı tamamen öldürüldü. Muratağa-Sandallar köyü 89 kişi, Atlılar köyü 37 kişi toplam 126 masum insan savaşın kurbanı oldu.

Ve bu hikâyenin kahramanlarından biri Muratağa- Atlılar- Sandallar Şehitlerini Yaşatma Derneği Başkanlığını yürüten Ahmet Aşır… Tam sekiz kaybı var… Altı kardeşini, annesini ve büyükannesini Kıbrıs savaşına kurban vermiş. Annesi Ayşe Süleyman… Kız kardeşleri; Dinnevaz, Zalihe, Emine, Aliye ve Havva… Erkek kardeşi; Gültekin Süleyman… Ve nenesi; Zalihe Hüseyin…

Ve altı çocuğunu, hayat arkadaşını ve annesini savaşta kaybeden babası Süleyman Hüseyin… Bu trajik olaydan sonra köyü hiç terk etmemiş. Şimdi de oğlu Ahmet Aşır, savaşta göçüp giden ailesinin anısını yaşatmak için çabalıyor.

Ahmet Aşır, ailesinden kalan evde bizi konuk etti ve dramını gözyaşlarıyla anlattı.

EOKA’nın kurulduğu yıl dünyaya gelen Ahmet Aşır…

SORU: Acı hikâyenizi dinlemeden önce biraz sizi tanıyabilir miyiz?

CEVAP: Ben Ahmet Aşır. 1955 yılında dünyaya geldim. Çocukluğum Muratağa’da geçti. Babam 80 tane koyunu olan fakir bir çobandı. Biz dokuz kardeşiz. Kalabalık bir aileydik.  Babam Süleyman Hüseyin… Annem Ayşe Süleyman… Ben doğduğum yıl EOKA kuruldu. En çetin yıllarda 8 yaşında bir çocuktum ve köyde çok zor günler geçirdik. Çok küçük yaşarda çok büyük tehlikeler atlattık. Köyde mücahit de yoktu. Babamın bir av tüfeği vardı her gece nöbet tutarlardı.18 yaşında ailemin büyük bir kısmını kaybettim.

“Her şeyi çok net hatırlıyorum”

SORU: Neler hatırlıyorsunuz o günlere dair?

CEVAP: Muratağa, Atlılar ve Sandallar, hiç silahları olmamasına rağmen büyük mücadelelerle köylerini savundular. Çocuktum ama her şeyi net olarak hatırlıyorum. Av fişeklerini bilye ile dolduruyorlardı. Bizim Muratağa’da küçük bir bahçemiz vardı. Oradan geçen Rumların hayvanlarını sulatmasına izin veriyorduk. Dört yaşlarındayken, bir şeylerden korkan ve kaçan bizim evin yanında çadır kuranları hatırlıyorum. Meğer onlar Rumlardan kaçan, Piperistona’daki Türklermiş. O dönem Muratağa’ya göçmen evleri yapıldı ve oraya yerleştiler. Okulumuz ve bir camimiz vardı.

“Onları bir daha göremeyeceğim aklımın ucuna gelmezdi”

SORU: O acı güne dair neler var hafızanızda?

CEVAP: Babam ve köyün diğer erkekleri o dönem esir alınmıştı. Ben de köye geleli 5-6 gün olmuştu. Babamın geleceği günü dört gözle bekliyordum. Çünkü o gelecek ben de mücahitliğe gidecektim.  Ve onu o korkunç gerçekle onu baş başa bırakacaktım. Annem, kardeşlerim ve nenem… Hepsi ölmüştü. Babam dönünce korkunç acı gerçekle yüzleşti. Ve o acıyla da göçüp gitti. 17 yaşımda mücahit oldum.  6 ay ailemi görmemiş ve onları çok özlemiştim. İzin aldım. Günlerden cumaydı. Annem bana yumurta kavurmuştu.  Sonra geri döndüm. O gün Rumlar Makarios’u devirmişti. O gece Mağusa’yı savunmak için görevdeydim ama ailemi bir kez daha göremeyeceğimi tahmin bile edemiyordum. Günler sonra çıkartma haberleri gelmeye başladı. Köye mektup yazdım ama cevap bir türlü gelmedi. Daha sonra erkeklerin esir alındığını köyde bir tek kadın ve çocukların kaldığını öğrendim. Hiçbir şey öğrenemiyordum. Köpeğim sarman eve gittiğimde ağlıyordu. Köpeğimiz beni çukurun oraya götürdü.

“Annemi altın dişinden tanıdım”

SORU: Ve onları orada gördünüz mü?

banner134
CEVAP: Katliam çukurunun olduğu yere gittim. Orada askerler şehitleri çıkarıyorlardı. Bir ara annemi gördüm. Onu altın dişinden tanıdım. Sonra yarı yanık olan 8 yaşındaki kardeşimi gördüm.  Başı gövdesinden ayrılmıştı. Sonra fark ettim ki bütün erkek çocuklarının başları yoktu.

Akşam eve gittiğimde ev darmadağınıktı. Elbiseler, resimler her yerde… Yerde duran bir kağıt gördüm. Bana yazılmış bir mektuptu. Benim mektubumu alıp bana cevap yazmışlar. Fakat gönderememişlerdi.  “Oğlum bizi merak erme kavuşacağımız gün yakındır” diye yazıyordu.  Ağladığımı hatırlıyorum. Gerçi hep ağlıyorum ya. Teyzem ben o mektubu tekrar tekrar okuyup ağlamayım diye yok etmiş. Oysa o mektup  bana ailemden kalan son hatıra olacaktı.

“Duyduğum her tıkırda geldiler sanırdım”

SORU: Peki, bunca zaman… Kırk yıl sonra kemikleri size iade edilen anneniz ve iki kardeşiniz… Nasıl hissediyorsunuz?

CEVAP: Şehitlerimiz katliam çukurundan çıktılar ve şehitliğe defnedildiler. Annem ve iki kardeşim tespit edildi. Ve onları defnettik. Şehitlerimiz silah kullanılmadan parçalanarak katledildikleri için bütün vücut çok az bulundu. Bütün olarak bulunan yedi sekiz kişi var. Dördünün DNA’ları yapılıp teslim edildi. Yıllarca bana hep bir yerden çıkıp geleceklermiş gibi geliyordu. Duyduğum her tıkırtıda onların geri geldiğini zannediyordum. Psikolojik olarak çok zor günlerdi. Büyük bir aile büyüdüm ve bir gün kimseyi bulamadım.

“Babam öldüklerine hiç inanmadı”

SORU: Babanız… O, hep bu travmayla yaşadı, değil mi?

SORU: Babam şu anda hayata değil ama evet hep o acıyla yaşadı. 20 Temmuz sabahı köye gelip erkekleri ev babamı da teslim aldılar. Esir düşmüşlerdi. Döndüğünde kimseyi bulamadı ve yıllarca bu evde tek başına yaşadı. Hiçbir yere gitmedi. Burada yalnız kaldı, bu evi yaşattı. Şimdi de biz burayı yaşatmaya çalışıyoruz. Bu süreç babam için çok zor geçti. İnanmak istemiyordu. Bir gün çıkıp geleceklerini düşünüyordu. Biz de öyle hissediyorduk. Onların ölülerini görmedik. Şimdi annem ve kardeşlerimi defnedince, inandım.  Babam hep “Bir yerdedirler ve gelecekler” derdi. Çok konuşan bir adam değildi ama sürekli “ah” çekerdi.

“Acımız ortak ama…”

SORU: Şimdi duraksayan ama ara ara canlanan çözüm görüşmeleri oluyor…Ne düşünüyorsunuz? Bir anlaşmaya nasıl bakıyorsunuz?

CEVAP: Bu durumda garantisi, can güvenliği olmayan, özgür ve eşit olmadığımız bir anlaşmayı elbette istemem. Rumların katı düşüncelerinden vazgeçmeleri lazım... Ama acımız ortak. Ben ne acı yaşadıysam oradaki şehit aileleri de yaşadı bu bir gerçek. Nefret değil ama elbette içimde bir öfke var. Bu katliamı tüm Rumlar yapmadı ama hala değişmeyen bir şeyler var. Benim iyi niyetli düşüncemin de kişi olarak hiçbir öne mi kalmaz. Bunu hep birlikte istememiz lazım.  Bugün bu katliamı yapanlar, hepsi biliniyor ama hiçbiri sorgulanmadı. Savaş suçu işleyenlerin yanına kaldı. Ödüllendirildi bu insanlar.

“Yalnız bırakıldık”

SORU: Peki KKTC devleti…Yanınızda yeteri kadar olabildi mi?

CEVAP: Devlet bize hiç sahip çıkmadı. Yalnız bırakıldık. En büyük acıyı yaşayanlardan birisiyiz. Seçim dönemi gelmeye de gerek duymuyorlar, zaten bu köylerin nüfus çok az. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Biz dernek olarak kendi imkânlarımızla her şeyi yapıyoruz. Bu kadar şehit vermiş bir bölge göz ardı ediliyor, atıl bir şekilde duruyor. Şehitlik için hiçbir yardım yapılmıyor. Bu bizleri çok üzüyor. Tören yapılacağında Yeniboğaziçi Belediyesi çiçek ekmişti, ertesi gün gelip onları bile söktüler. Bize verilen değer işte bu kadar…

“Bir kez daha anneler ölmesin”

SORU: Bunca ıstırabın ardından son olarak neler söylemek istersiniz?

CEVAP: Ailemi, şehitlerimizi asla unutmayacağım. Tarihimizi asla göz ardı etmemeliyiz. Bir daha bu acılar yaşansın istemiyorum. Bir kez daha savaş olmasın. Çocuklar, anneler ölmesin, gözyaşı dökülmesin.

Fotoğraflar: Ahmet İLKTAÇ

 

Güncelleme Tarihi: 22 Eylül 2017, 12:33
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75