Saygı gösterirseniz, saygı görürsünüz

banner37

KIBRIS’a konuşan Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Denktaş, seçilmesi halinde dünyaya vereceği mesajın “İnsan haklarımızın bize teslim edilmesini bekliyoruz” olacağını söyledi:

Saygı gösterirseniz,  saygı görürsünüz
banner99

“SAYGI VE ANLAYIŞ BEKLİYORUZ”… KIBRIS Gazetesi köşe yazarı Hasan Hastürer’in sorularını yanıtlayan Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Serdar Denktaş, gelişmeleri takip ettiğinde kararsızlığın görüşme masasına yansıyabileceğini gördüğü için aday olmaya karar verdiğini söyledi. Denktaş, Cumhurbaşkanı seçilirse dünyaya “Biz varız. Kendi içimizde ve kendi kendimizle barıştık. Kendi kendimize saygı duyuyoruz. Saygı göstermeyen kesimlerle ilişkilerimiz farklı olacaktır. Saygı ve anlayış bekliyoruz. İnsan haklarımızın bize teslim edilmesini bekliyoruz” mesajı vereceğini belirtti.

   Serdar Denktaş, 30 yılı aşkın siyasi deneyimiyle Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı olarak seçim yarışında yer alıyor.
   Denktaş, Kurucu Cumhurbaşkanı babasının isminin başka adaylar tarafından oy toplamak maksadıyla kullanılmasını eleştirerek, Denktaş’ın devleti kalkındırmak için bir idol, bir ışık olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
   Kıbrıs sorunu ile doğup büyüdüğü evde tecrübelerini çantasına koyarak bu yola çıkan Denktaş, seçimlere sadece algılandığı gibi Türkiye’nin değil, BM Genel Sekreterinin ve AB’nin göstermiş olduğu tutumla da bir müdahalede bulunduğunu belirtti.
   Yıllar boyu özgürlük mücadelesi vermiş bir halkın bireyi olmaktan gurur duyduğunu söyleyen Denktaş, partili-partisiz tüm kesimlerden oy beklediğini dile getirdi.

   Denktaş, seçilmesi halinde dünyaya “Biz varız… Saygı gösterirseniz, saygı görürsünüz. Saygı ve anlayış bekliyoruz. İnsan haklarımızın bize teslim edilmesini bekliyoruz” mesajını vereceğini vurguladı.

   Denktaş, KIBRIS Gazetesi köşe yazarı Hasan Hastürer’in sorularını yanıtladı.

HASTÜRER: Rauf Denktaş’ın oğlu olmak, siyasetin, Kıbrıs sorununun içinde doğup büyümek mi? “Keşke farklı bir ortamda büyüseydim” dediniz mi hiç?
DENKTAŞ
: Farklı bir ortamda büyümek benim tercihim olmazdı. Büyüdüğüm evde büyümüş olmaktan son derece mutluyum. Kıbrıs sorununun içinde doğdum, büyüdüm ama sadece ben değil bütün memleket Kıbrıs sorununun içinde doğdu, büyüdü. Benim yaşıtlarım ve halen doğmakta olanlar… Doğduğum yılın İngiliz Müstemleke dönemi olduğunu düşünürsek 60’da 1 yaşında, 64’de 5 yaşında, 74’de 15 yaşında olduğumu düşündüğünüzde doğduğum evde Kıbrıs sorunu öncelikli sorundu.
 

HASTÜRER: Kardeşiniz rahmetli Raif’in hayatınızdaki etkisi nedir?
DENKTAŞ:
Babamın çok fazla evde olmadığı ortamda elbette Raif’in etkisi baba yarısı gibiydi. 9 yaş farkımız vardı. Onun yaşadıkları, onun hayatı, onun düşünceleri özellikle onu kaybettikten sonra duyduğum hisler, onun siyasi hayatımda etkisini çok çok daha fazla büyüttü.
 

HASTÜRER: Kıbrıslı Türkleri anlatınız deseler, nasıl anlatırsınız?
DENKTAŞ:
Kıbrıslı Türkler, yıllar içerisinde özgürlük mücadelesi vermiş, İngiliz’in Rum’un baskılarına boyun eğmemiş tepki göstermiş, yıllardan beri süren kapalı ortamdan, izolasyondan yine de hayatını idame ettirmeyi başarmış her türlü baskıya, telkine ve talebe boyun eğmemiştir. Böyle bir halkın bir bireyi olmaktan onur duyarım, gurur duyarım. Büyük bir mutluluk duyarım.
 

HASTÜRER: Kıbrıs sorununa milli dava isimlendirmesi, doğru bir isimlendirme mi?
DENKTAŞ:
Fatin Rüştü Zorlu’nun “Kıbrıs Cumhuriyeti kurulacak, taksim olmayacak” yaklaşımıyla oluşturulan Kıbrıs Cumhuriyeti, 3 yıl sonra bir sorun haline geldi. 1963’ten itibaren… Açıkça söylemek gerekirse bu sorun sadece Kıbrıslı Türklerin değil, Türkiye’nin de bir sorunu olarak ortaya çıktı. Dolayısıyla Denktaş’ın yıllardır milli dava olarak isimlendirdiği bu davaya ve soruna başka bir isim bulabilmek şu an için çok mümkün değil. Her halükarda evet bizim Milli davamızdır. Çünkü bu sorun en çok Kıbrıslı Türkleri ilgilendirmektedir.
 

HASTÜRER: Milli davalar dokunulmaz mı?
DENKTAŞ
: Dokunulmaz olmayan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna verdiğimiz haklardır. İki eşit ortaktan biri olarak kurduk Kıbrıs Cumhuriyeti’ni… Bu haklar Rumların işgali altındadır. Dolayısıyla dokunulmaz olan davanın kendisi değil, siyasi eşitliğimiz, Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki eşit haklarımız, devrettiğimiz yetkiler dokunulmazdır. Davanın kendisi elbette zaman içerisinde şekil değiştirebilir. Sorunun çözülmesi için ortaya konulan parametreler geliştirilebilir, farklılaşabilir. Ama davanın özü, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yeniden yaşatmaktan ziyade, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne verdiğimiz hakların işgale girmiş olmasıdır. Ve işgalin ortadan kaldırılmasına yöneliktir.
  

HASTÜRER: Adaylığınızı açıklamakta gecikmenizin altında yatan özel bir neden var mı?

banner134
DENKTAŞ: Özel bir neden yoktur. Bu dönem aday olmamayı düşünmekteydim. Ama gelişmeleri gördükçe kararsızlıklar, yanlış kararlar, yanlış zamanda alınan kararlar, atılan adımlar, böylesi bir ortamda, kararsızlığın görüşme masasında yansıyabileceğini görmüş olmak beni yılların birikimi ve tecrübesi ile devlet deneyimi ile Kıbrıs sorununa hakimiyet ile aday olmaya itmiş oldu. Bir görevdi. Aday oldum. İyi ki de olmuşum.
 

HASTÜRER: Adaylığınızı açıklamanın öncesinde Türkiye Lefkoşa Büyükelçisiyle görüşmeye neden gereksinim duydunuz?
DENKTAŞ:
Türkiye Büyükelçisi yabancı Büyükelçi olarak tek Büyükelçi ülkemizde. Benim almış olduğum devlet terbiyesi, Kıbrıs ile ilgili bir adım atacaksam bunun bilgisini önceden gidip vermektir. İcazet almak, izin almak değildir bu. Bir bilgi vermektir. Türkiye’nin memuru olarak Kıbrıs’a atanmış bir Büyükelçi olarak kendisi eğer bir bilgi sahibi değilse atılacak adımlardan bir bürokrat olarak çok zor durumda kalır. Bu benim aldığım bir devlet terbiyesidir. Bunun gereği olarak gidip kendisine 4 gün önceden ‘Ben aday olmaya karar verdim diye bildirmemi gerektirdi. Yaptığım da o oldu.
 

HASTÜRER: Sizin şahsınızda rahmetli babanız da aday mı?
DENKTAŞ:
Benim şahsım da aday değil. O nedenle ben sadece ‘Serdar’ adını kullandım. Rauf Denktaş bu halkın lideridir. Apayrı bir yerde konuşlandırdım onu. Ben adayım diye rakiplerimin onun üzerine saldırmasını, onun ruhunu rencide etmesini istemedim. Ancak görüyorum ki benden başka adayların bir kısmı en azından Rauf Denktaş’ı reklam filmlerinde oy toplamak maksadıyla kullanmaktadır. Denktaş, oy toplamak için değil, bu devleti kalkındırmak için bir idoldür, bir ışıktır. 
 

HASTÜRER: Serdar Denktaş’ın aday olurken, ağırlıkla oy beklediği seçmen kitlesi hangi kesimdir?
DENKTAŞ:
Ben Kıbrıs Türk halkının bütününden oy bekliyorum. Sağcısı solcusu, partilisi partisizi…30 yıllık siyasi hayatımda herkese eşit davranmaya çalıştım. Hakkı olanın hakkını vermek için uğraş verdim. Kimisine verebildim kimisine veremedim ama ayrım yapmadım. Dolayısıyla şimdi, bu 30 yılın hasat zamanı olarak görüyorum dönemi. Hayatına olumlu dokunduğum, benim unuttuğum. Çünkü hiçbir zaman çeteresini tutmadım, yaptığım iyiliklerin, yaptığım yardımların… Ama insanlar şimdi beni görüp, filan zamanda bırakın yaptığım iyiliği, ‘Geldik senden bir şey istedik ve hayır dedin çok kızmıştık. Ama şimdi görüyoruz ki aslında haklıydın. Çünkü bizi oyalamadın. Bizi aldatmadın. Dümdüz doğruyu söyledin. O yüzden seni takdirle izliyor ve şimdi destekliyoruz’ demektedir. İnsanları sevdim. Bu ülkenin tüm canlılarını sevdim ve ona göre konulara yaklaştım. Bunun karşılığını görmekten mutluyum.
 

HASTÜRER: Seçilmeniz halinde, Kıbrıs Türk halkına, Rum toplumuna, Türkiye’ye ve dünyaya birer cümleyle hangi mesajları vereceksiniz?
DENKTAŞ:
Biz varız… Saygı gösterirseniz, saygı görürsünüz. Biz kendi içimizde toparlandık. Kendi içimizde barıştık, kendi kendimizle barıştık. Kendi kendimize saygı duyuyoruz. Saygı göstermeyen kesimlerle ilişkilerimiz farklı olacaktır. Saygı ve anlayış bekliyoruz. İnsan haklarımızın bize teslim edilmesini bekliyoruz. Bütün dünyaya vereceğim mesaj bu olur.
 

HASTÜRER: Kıbrıs, Türkiye ve dünyadan üç idol isim söyle desem.
DENKTAŞ:
Denktaş… Atatürk… Ve Atatürk…
 

HASTÜRER: Sandığa sayılı günler kala, süreci nasıl değerlendiriyorsun?
DENKTAŞ:
Seçimlere müdahale maalesef var. Zannedildiği ya da algılandığı gibi Türkiye’den yapılan bir müdahale değil. Guterres’in yapmış olduğu açıklama tam anlamıyla bir müdahaledir. Avrupa Birliği’nin yaklaşımları bir müdahaledir. Bunlara cevap verecek diye Türkiye’nin ortaya koyduğu tavır da bir müdahaledir. Bir istediğim var. Bıraksınlar kendi demokrasimizi yaşayalım. Kendi demokrasimizin sonucunu ortaya çıkaralım. Bu sonuç her ne ise Kıbrıs Türk halkının iradesi olarak ortaya çıkacaktır. O sonuçla Kıbrıs sorunu, bölgedeki sorunlar bütün bunları görüşmeye başlayacaksınız. Farklı müdahaleler ile irademizi şaşırtmak, bizi yok saymakla eş değerdir.
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75