Sel felaketi, ‘korkuyu’ tetikledi

‘Ekonomik kriz’ bunalımını atlatamadan artan kriminal olaylarla ciddi endişeler taşımaya başlayan toplumumuz, şimdi de dört cana mal olan büyük sel felaketini yaşadı. Psikologlar, yaşananların insanlarda psikolojik travma yaratacağı uyarısında bulunarak bu durumun hasır altı edilmemesini istedi

Sel felaketi, ‘korkuyu’ tetikledi
  • 11 Aralık 2018, Salı 9:39

Ali ÇATAL

Ekonomik krizden ‘uzunca bir zamandır’ başını kaldıramayan ve günden güne artan kriminal olaylardan bunalan halk, dört gencimizi yitirdiğimiz ‘doğal’ afetle bir kez daha sarsıldı.

KIBRIS’a konuşan psikologlar, bu tarz olayların insanlarda psikolojik travmalara neden olduğunu belirtti. Uzmanlar, sel felaketinin ve felaket sonucu yaşanan can kayıplarının, toplumun bilinçaltında var olan ‘güvende hissetmeme’, ‘endişe’ ve ‘korku’ gibi duygularını tetiklediğini vurguladı.

Uzmanlar, bu tür olayların özellikle çocuk ve ergen bireylerde ‘çok daha sarsıcı’ şekilde etki bıraktığına dikkat çekerek büyük küçük fark etmeksizin, psikolojik anlamda travmaya giren ve çıkış yolu bulamayan herkesin uzmanlardan destek almaktan çekinmemesi çağrısında bulundu.

Kahraman: Gördüğümüz şey ‘tepkimizin’ yansıması

Psikolog Ayla Kahraman, “Doğal afetler, yaşayanlar üzerinde etki bırakır. En çok da afet sürecinde bulunan, yaşayan, zarar gören ya da buna tanık olan bilinçli yetişkinler bundan etkilenir. Bilinçli yetişkinlerin tepkileri, olan biteni ele alış tarzları, çocuklar tarafından da gözlenir. İşte sözünü ettiğimiz travmatik etkilenme konusu, yetişkinin etkilenme ve dışa vurumuna göre çocuğun duygusal yapısında yer bulur. Biz toplumca panik olduk, korktuk, öfkelendik, suçladık. Bunları çocuklarımıza yansıttık” sözleriyle, bugün şikayet konusu yapılanların aslında yine ‘kendimizden’ kaynaklandığını söyledi.

Kahraman, yaşananlardan ders çıkarılması gerektiğinin altını çizerek şöyle devam etti:

“Önce biz ders çıkaralım. Çocukları nasıl etkileyeceğine, tepkilerimiz karar verir. Bu nedenle, olan biteni yorumlarken dikkatli olalım. Devleti cinayetle suçlayanlar, çocuklara nasıl bir mesaj iletiyor? Ölümlü bir felaket yaşadık. Üzüldük. Yas tutuyoruz ve ders alıyoruz. Sanırım hem bizi yönetenlerin hem de toplumdaki her kurumun, hepimizin birleşmemiz gereken nokta bu. Tepkilerimizi dile getirirken ölçülü davranmalıyız.

Bize düşen, nifak çıkarmak olmamalı. Acı günler dayanışma günleri olmalı.Fırsat bu fırsat’ deyip ‘vurun abalıya’ teraneleri dökülmemeli ve tepkiler, çocuklarımızın duygusal sağlıkları, büyüklerine güven duyguları, inançları incitilmeden yapılmalı. Bu tarz olaylarda, sosyal medya başta olmak üzere verilen ‘abartılı’ ve dizginsiz tepkiler, çocukların psikolojilerinin örselenmesinde belirleyici oluyor.”

Çelik: Güvensizlik duygusu, travmatik sonuçlar doğurur

Psikolog Şerife Çelik de toplum temelinde bireylerin aidiyet duygusunun yitirilmesinin ve buna bağlı, ‘güvende olma’ ihtiyacının karşılanamamasının, bireylerde travmatik sonuçlar doğurabildiğini söyledi.

Çelik, güvende olma ihtiyacının tam anlamıyla sağlanamamasının, toplumsal psikolojik yapıyı sarstığını vurguladı. Çelik, “Bir toplumda yaşayan bireylerin temel ihtiyaçları, başta fizyolojik ihtiyaçlar olmak üzere ait olma, güvenlik, sevgi ve kendilerini gerçekleştirilmesine zemin hazırlanmasıdır ancak bu konularda uzun zamandır bir adım bile ileriye gidilmemiştir. Bu temel ihtiyaçları doyuracak nitelikte özellikle ekonomik, siyasal, güvenlik ve ait olma inancına yönelik düzenlemeler, altyapısal bazda ne yazık ki oluşturulamamıştır” dedi.

Çelik, ‘bireyden topluma’ uzanan mental eksikliklerin, toplum dahilinde yakıcılığını sürdürdüğünü belirtti.

Yaşananların mutlaka kalıcı travmalara yol açacağı uyarısında bulunan Çelik, “Bu olayların halının altına süpürülmesi, unutturulmaya çalışılması da dolaylı yönden göçü beraberinde getirecektir. Yaşananlar, kalıcı travmalara illaki yol açacaktır. Bu durum, öncelikle kurban aileleri, sonra da belki her gün o yolu kullanmak zorunda kalan ve kalmayan, toplumdaki diğer bireyler için geçerlidir” dedi. Çelik, yaşananların hasır altı edilmesinin olumsuz etkileri katmerleyeceği uyarısında da bulundu ve devam etti:

“Alınması gereken tedbirlerin yetersiz olması ve mevcut donanımımızın da bulunduğumuz coğrafi konum özelinde yetersiz kalması sıkıntıları maalesef 40 yıldır değiştirilemedi ve toplumsal bilinçaltındaki korku depreşti. Her gün, o yolu kullanıyorum ve benim durumumda birçok insan var. Topluma inanç, güvenlik ve ait olma hissi zedelendi. Özellikle küresel ısınma, mevsim değişimleri ve benzeri hususlar konusunda yapılan çağrıları duymadığımızı, keza her alanda olduğu gibi yetersizliğimizin bizi gafil avladığını hep birlikte ve son derece travmatik bir şekilde yaşadık.”

Tatlıcalı: Bu gibi olaylar güven sarsar

Klinik Psikolog Eşmen Tatlıcalı ise, toplumun tamamını etkileyen olayların, çocuk ve genç nüfusta daha da belirgin hissedildiğini söyledi. Tüm toplumu etkileyen afetlerin, çocuklarda da yetişkinlerde de güvenlik ve normallik duygularını etkilediğinin altını çizen Tatlıcalı, doğal afetlerin çocuk ve ergenlerde ‘daha da’ endişe yarattığını belirtti. Tatlıcalı, şöyle devam etti:

“Hatta yaşanan olaydan sonra haftalar ve dahi aylar boyunca çocuklarda rüzgar sesine, gök gürültüsüne ve yağmura karşı korkulu tepkiler verildiği görülür çünkü çocuklar, bu tarz olaylardan sonra emniyette olmadıklarını düşünür. Bu gibi olayların ardında çocuklar, doğa olaylarını bütünüyle engelleyemeyeceklerini düşünür. Bu yüzden her şey kontrol dışıdır ve ‘Böyle bir olay yaşanıyorsa, başıma her türlü kötülük gelebilir’ düşüncesiyle güvenleri sarsılır. Güvende olmadıkları hissine kapılırlar.”

Tatlıcalı, psikolojik açıdan travmatik yaşanmışlıkları izleyen döneme dair, aileleri de uyardı. Çocuklarda gelişim dönemlerine göre farklılık gösterebilen belirtilerin ‘okula gitmeme, dikkat dağınıklığı, saldırganlık, uykusuzluk ve beslenme bozuklukları’ şeklinde olabileceğini söyleyen Tatlıcalı, bazı çocukların doğal afetlerden kendilerini suçlu bile görebileceğini belirtti.

Tatlıcalı, bazı çocukların konu hakkında konuşmamak veya ‘özellikle konuşmak’ gibi tepkiler verebileceğini ifade ederek ailelere seslendi:

“Olayla ilgili konuşmaktan kaçınmayın ve kesinlikle sakin olun, anne ve baba olarak çocuğun yanında olduğunuzu ve her zaman olacağınızı söyleyin, şayet çok üzgün görünüyorsa ona ‘üzülmemesini’ söylemektense profesyonel destek alın.”

Yılmaz: Ada genelinde travmaya neden oldu

Psikolog Beniz Yılmaz, “Travma, kişide kontrolü kaybetme hissi yaratan ve sonucunda kontrolsüz tepkiler bırakan, gerçek bir ölüm veya ölüm tehdidinin bulunduğu, ağır yaralanmanın, fiziksel yaşama yönelik bütünlüğe bir tehdidin ortaya çıktığı olağan dışı olaylar olarak tanımlanmaktadır” dedi.

Yılmaz, insanların hayatında sıkıntı ve negatif yönde algılanan pek çok olayla karşı karşıya kalabildiğini ifade ederek bu olayların tümünün ruhsal travmaya neden olduğunu belirtti. Kişinin kendisinin yaşadığı, şahit olduğu veya sevdiği kişinin başına gelen doğal afet, cinsel taciz, iş kazaları, saldırıya uğrama, ani gelişen hastalıklar, trafik kazası, bir yakınını kaybetmenin bazı bireylerde travma oluşturduğuna dikkat çeken Yılmaz, Kıbrıs’ta yaşanan sel felaketinin de ada genelinde psikolojik bir travmaya neden olduğu gözlemlediklerini vurguladı.

Yılmaz, bu durumdan, en çok yakınlarını kaybeden ailelerin, sel felaketi sırasında dışarıda olan bireylerin, hasar gören araç sahiplerinin, evlerine su basan insanların etkilendiğini belirterek travma sonrası stres bozukluğuna sebep olan travmatik olayların, toplumun büyük kısmına yansıdığını söyledi.

Her bireyin travmaya verdiği tepkilerin farklı olduğuna değinen Yılmaz, “Bunu belirleyen özellikler arasında bireyin genetik özellikleri, fiziksel yapısı, psikolojik geçmişi ve o durum için motivasyonu, belirli stres nedenleriyle baş etme düzenekleri, travmanın niteliği, şiddeti ve kişi tarafından nasıl anlamlandırıldığı travma oluşumunda ve şiddetinde fark gösterir. Travma sonrası sosyal çevrenin ve toplumun verdiği destek önemlidir” dedi.

Yılmaz, ruhsal açıdan travmatik olan yaşantılara uğrayanlara uygulanan psikiyatrik müdahalenin kısa, orta ve uzun vadeli düşünülmesi gerektiğini ifade etti.

“Çocuklar tekrar yaşanmasından korkar”

Felaketle karşılaşan çocuklarda korku ve endişenin sıklıkla görüldüğünü belirten Yılmaz, korkunun, insan hayatını tehdit eden herhangi bir tehlike karşısında verilen normal tepkiler olduğunu söyledi. Yılmaz, çocukların genellikle olayın tekrar yaşanmasından, ölümden, ailesini kaybetmekten veya yalnız kalmaktan korktuğunun altını çizerek kendi başlarına gidip yatmak istemeyebileceklerini, uyku saatlerinde problem yaşayabildiklerini ve geceleri sık sık kâbuslar görebilecekleri uyarısında bulundu.

Yılmaz, şöyle devam etti:

“Çocuğunuzun başından travmatik bir olay geçtiğinde ya da travmatik bir duruma hep birlikte maruz kaldığınızda, çocuğunuzun bu beklenmedik ve acı veren olayı nasıl algılayacağı, nasıl yorumlayacağı ve nasıl bir tepki oluşturacağı, çok büyük ölçüde çevresindeki yetişkinlere, onların içinde de özellikle anne ve babanın verdiği tepkilere bağlıdır.

Yaşadığı olay, çocuğun büyük ihtimalle ilk kez karşılaşmıştır. Olayla ilgili herhangi bir davranış kalıbı oluşturmamıştır. Bu nedenle çocuğun ilk yapacağı şey, anne ve babasını izlemek olacaktır. Çocuğun davranışlarını olumlu yönde etkilemek için ebeveynler, çocuklarının duygu ve düşüncelerini anlamaya özen göstermeleri, kendi endişe ve çaresizliklerini çocuklarına yansıtmamaları gerekmektedir. Özellikle yaşanan doğal afetler karşısında çocuklar bilgilendirilmeli ve kendilerine net bilgiler aktarılmalıdır.

Çocuğa yaşanan olayın geçtiği, şu an güvende olduğu mümkün olduğunca olumlu hissettirilmelidir. Bir ebeveyn olarak çocuğunuzu, hayatı boyunca yaşayacağı travmatik olaylara hazırlamanız mümkün değildir ancak beklenmedik bir durumdansa bu konuda bilinçli bir çocuk yetiştirmek, travmalar karşısında daha hazırlıklı birer birey olmalarına, yaşanılan olay ile daha kolay baş edebilmelerine yardımcı olur. Çocuğunuzu doğal afetlere karşı daha hazırlıklı kılabilmek için, onunla bu konularda konuşabilir ve onunla bazı boyama etkinlikleri paylaşabilirsiniz.

“Dinleyin ve cesaret verin”

Çocukların korkuları anlamsız veya aşırı bulunduğu zaman, anlaşılmadıkları hissiyle utanıp reddedilmiş ve sevilmiyor hissine kapılabilirler. Bu da korkularını daha da arttırır. Bu yüzden anne ve babaların çocuklarını dinleyip konuşması için ona cesaret vermesi gerekir.

Gerçekleştirilebilecek küçük sorumluluklar almak, sosyal bağları kaybetmemek, sevdiğiniz ve güvendiğiniz arkadaşlar ile paylaşımda bulunmak, yalnız kalmamak ve verilen tepkilerin normal insanların anormal durumlar karşısında verdiği doğal reaksiyonlar olduğunu unutmamak gerekmektedir.”

 

Beğendim 2 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 11 2 2 21 35
2 YENİCAMİ AK 15 10 3 2 21 33
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 10 0 5 14 30
4 CİHANGİR GSK 15 8 3 4 2 27
5 GÖNYELİ SK 15 8 2 5 6 26
6 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 7 3 5 11 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 7 3 5 11 24
8 ÇETİNKAYA TSK 15 7 3 5 1 24
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 7 2 6 -4 23
10 LEFKE TSK 15 6 4 5 0 22
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 4 4 7 -5 16
12 BİNATLI YSK 15 4 2 9 -11 14
13 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 2 7 6 -18 13
14 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 2 5 8 -17 11
15 GİRNE HALK EVİ 15 2 2 11 -14 8
16 ESENTEPE KKSK 15 2 1 12 -18 7
yukarı çık