banner6

Sessiz kalmayın

banner37

Ülkemizde kızı yıllar önce cinsel tacize uğramış bir anne ve Sosyal Hizmetler Uzmanı Başel, toplumda çocuklara yönelik yapılan cinsel taciz ve tecavüz karşısında “suskunluğun bozulması” çağrısında bulundu:

Sessiz kalmayın
banner151

Gizem ÖZGEÇ/ Emine Davut YİTMEN

Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü… Ancak ülkemizde halen çocuklar cinsel tacizden, tecavüzden korunamıyor, pedofiller aramızda dolaşmaya devam ediyor.

Kızı yıllar önce cinsel tacize uğrayan bir anne, kızının küçük yaşta korkutularak bunu kendilerine söyleyemediğini ancak üniversiteye gelince ailesine açıldığını ve intiharın eşiğinden döndüğünü anlattı. Anne, halen kendini “nasıl oldu da bunu anlamadım” diye suçluyor. Çocuklara yönelik cinsel taciz ve tecavüz olayları toplum içinde pek su yüzüne çıkmıyor, üzeri kapatılmaya çalışılıyor. Bu tehdit çocuklara uzaklardan değil de yakın çevrelerinden geliyor.

Taciz ve tecavüz olaylarına sessiz kalındığı sürece, diğer çocuklar da tehdit altında bulunuyor. Ülkemizde çocukları koruyucu politikalar yok, çocuk mahkemeleri de bulunmuyor.

Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel ise çocuğun refahını koruyan, koruyucu önleyici tedbirleri almakla yükümlü olan bir devlet mekanizmasından olması gerektiğini söylüyor. Başel, çocukların sadece bir olayın mağduru ve faili olduğunda medyada yer aldığını anlatarak, o zaman yasalarla yüzleştiğine dikkat çekiyor. Oysa Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde, çocuğun tüm haklarıyla bir yurttaş olduğunu vurgularken, ülkede cinsel suçlarla ilgili belli tanımlamaların yapılmasının zorluğuna işaret ediyor.

“Çocuklarımıza bağırmayalım, aşağılamayım ve iletişim” kuralım tavsiyesinde bulunan Başel, her şeyin okuldaki başarıdan ibaret olamadığını, çocukla ilgilenilmesi, konuşulması gerektiğini anlatıyor.

“Kızım küçük yaşlarda uğradığı tacizi ancak üniversiteye gittiği zaman anlatabildi”

SORU: Kızınızın taciz olayı ne zaman oldu? Neler yaşadınız?

ANNE: Bu olay yaşandığında kızım 4-5 yaşlarındaydı. Biz bunu uzun süre sonra, kızım üniversiteye başladıktan sonra öğrendik. Çocuk bize korkutulduğu için söylemedi. Ne yazık ki çevrede amca, dede diye bilinen birisiydi. Çocukların dede diye her zaman gittiği bir yerdi. Kızımda esas patlamayı üniversiteye giderken yaşadık. Daha önce öğrenmedik.

“Öğrendiğimde adam ölmüştü”

SORU: Bu adam kaç yaşlarındaydı? Bu kişiyle yüzleşme imkânınız sanırım olmadı Çevrenizden bu şahsın diğer çocuklara da tacizde bulunduğu yönünde duyum aldınız mı?

ANNE: 75-80 yaşlarındaydı. Yüz yüze gelemedik çünkü kızım üniversitedeyken söylemişti ve bu kişi zaten ölmüştü. İnsanlar böyle şeyleri gizlediği için bir şey duymadık.

“Hepimiz psikolojik destek aldık”

SORU: Kızınız size bu durumu anlattığında ilk tepkiniz ne oldu? Psikolojik destek aldınız mı?

ANNE: Ben, eşim ve çocuklarım ailece psikolojik destek aldık. Ben nasıl bir anneyim ki çocuğumun bunu yaşadığını fark etmedim diye hâlâ kendimi suçlarım.

“Büyüdükçe farkına vardı”

SORU: Peki ne anlattı size? Bu olay nasıl oldu? Yıllar sonra nasıl anlatmaya karar verdi?

ANNE: Son zamanlarda çok içine kapanmıştı. Aslında belki de küçükken olayın farkında değildi. Büyüdükçe ufak tefek sorunlar başladıktan sonra veya çevresinde gördükten sonra daha çok farkına vardı. Ben, kızımı bulduğumda intihar etmeye çalışıyordu. Zor engelledim ve o zaman bana açılıp anlattı.

“Korkutulmuştu…”

SORU: Niye bu kadar zaman içinde tutup size bir şey söylememiş?

ANNE: İlk başlarda korkutulduğu için. Ondan sonra neden açılamadı bilmiyorum.

“Onu bizimle korkuttu”

SORU: Nasıl korkutulmuş?

ANNE: Eğer söylersen annen –baban seni sevmeyecek, istemeyecek. Bana inanacaklar, sana inanmayacaklar gibi. Kızımın yaşadığı bir tecavüz değil, cinsel istismar olayıydı.

“İstismarcıların iki yöntemi var”

BAŞEL: Elle yapılan, sözle yapılan istismar, teşhircilik, anne –babanın ilişki sahnesine çocuğun aynı odada kalarak şahit olması bir cinsel istismardır. Çocuğu kucağına oturtmak, ellemek veya mayoyla, iç çamaşırıyla örtmesi gereken bölgelerine dokunduğu zaman birisi, bu bir cinsel istismardır. Çocuklar genelde bunu anlamlandıramaz. İstismarcıların iki yöntemi varıdır. Birincisi korkutma ve sindirme. “Eğer böyle bir şeyi söylersen, senin yanıma geldiğini herkese söylerim” yani “senin suçlu olduğunu söylerim” diyor. Bir çocuğun böyle bir psikolojik baskıyla baş edebilmesi mümkün değildir. Ya da tam tersi. “Bu senin ve benim aramda bir sır olacak” diyor. O yüzden çocuklara sır tutmanın çok da iyi bir şey olmadığını söylemek lazım. Toplum içinde yanlış bilinen bir durum var. “Yaşı küçüktür, belli bir süre geçtikten sonra unutur” denir. Çocuklar asla unutmazlar. Çocukların bizden tek bir farkı, bizim gibi kelime haznesine sahip değiller ve yaşananların ne olduğunu anlamlandıramazlar. Bazen hiçbir belirti göstermez. İçe kapanık bir çocuk olabilir. Biz iş hayatına dalıyoruz. Eğitimi hayat başarısı gibi algılıyoruz. Ödevin var mı? diye soruyoruz ama sorulması gereken bir soru da “senin kalbini kıran biri var mı?” Özellikle 11-13 yaş kızı çocukları daha erken ergenliğe girer. O dönem de önemli. Lefkoşa sokaklarında liseli kızların yürüdüğünü görüyorsunuz. Durakta kendi aralarında gülüyorlar. Üç tane adam arabada geliyor ve taciz ediyor onları. Bir toplum içinde bu durum bu kadar normalize edilemez…

“İstismarcılar hep aramızda”

SORU: Bu pedofil dediklerimiz her aşamada, her alandan olabilir…

BAŞEL: Tüm çocuklar risk altındadır. İnternette çocuklar şu anda daha çok risk altındadırlar. Odalarına geçip kapanırlar. Orada bir cümle yazdığında 50 kişi onu ayrı bir birey olarak kabul eder, duygularını önemser ve en büyük çatlaktır. Bizde bilişim suçları ile ilgili düzenleme yok. Banyo yapan çocuğun resmini paylaştığınızda, çocuk pornosu olan videolara dönüştürüp, internetten pazarlayabiliyorlar. Ailelerimiz bu konuda çok bilinçsiz. Lütfen çocuk resimlerini facebook ve instagramdan kaldırın. Günlük hayatta da çocuğunuz kaçta eve gelir, kaçta gider, kiminle görüşür, biri telefonda tehdit eder mi, ya da biri bir yere sürekli çağırır mı, neden sürekli evden çıkama ihtiyacı hissediyor, birisi madde vererek kendiden geçirip istismar mı ediyor. Tüm bunlardan aile şikayetçi olmadığı için biz gitmiyoruz. İstismarcılar hep aramızda.

“Normalize ediliyor”

SORU: Kız, üniversite çağına geldiğinde bu tacizi anlattı. Niye gizleme ihtiyacı var? Korkudan mı? Toplum baskısı mı var? Aman biri duymasın mı? Bu konudaki derdimiz nedir?

BAŞEL: 62 yaşında bir kadın ölme düşüncesindeydi. Beni aradılar. Kadının sorunu, ev işlerini yetiştirememek, yemek yapamamak. Ev işlerinde yetersiz hale geldiği için kendine zarar vermek istiyordu. Kadın, psikiyatrik destek almaya başladıktan sonra öğreniliyor ki 7-8 yaşlarında, 7-8 kez cinsel istismara uğramış. Biz çocuklara mahrem yerlerini kapatmayı öğretmiyoruz. Çocukların bezli resimlerini sosyal medyada yayınlıyoruz. Erkek çocuklar sünnet edildiğine bunun sergilenmesi, çok doğal ve normalize edilmiş. Yahut cinselliği konuşmuyoruz, anlatmıyoruz. Çocuk cinselliği fark ediyor. Sağlıklı cinsellikle ilgili ilk bilgilerin aile tarafından verilmesi gereklidir. Oysa ergenlik dönemine geldiklerinde, arkadaş çevresinde doğru olmayan ya da internetteki cinsel içerikli sitelerden tüketilebilecek bir hazmış gibi öğreniyor…

“Tecavüze uğrayan suçlu gibi”

SORU: Psikolojik destek size yeterli geldi mi? Bu travmayı aşabildiniz mi yoksa halen onun izlerini,  yaralarını zaman zaman hisseder misiniz? Kızınız çok küçük yaşta tacize uğradı ama size bunu yıllar sonra anlatabildi. Eğer o zamanlar anlatsaydı yargıya başvurur muydunuz? Hesabını sorar mıydınız?

ANNE: Büyük bir çoğunluğu aşılmıştır. O dönemler bana itiraf etseydi, o adamı öldürürdüm. Suça suçla karşılık vermek doğru değil ama bunu yapardım. Yargıya da başvururdum ve basında da yer almasını isterdim. Çocuk istismarı olduğu yerde susmayalım. Benim çevremde bunu yaşayanlar ve susanlar var. Tecavüz olayı oldu ama polise gitmediler. Ülkemizde, tecavüz eden değil de tecavüze uğrayan suçlu gibi olur.

“Medya linçi de var”

BAŞEL: Sistem tarafından zaten çocuklar defalarca tecavüze uğruyor ama en fazla medya linçi var. Burası çok küçük bir yer. Basında olayla ilgili detayın yer almaması gerekiyor.

“İhbarcı korunmuyor”

SORU: Okullarda da taciz olayı var mıdır? Boyutu nedir? Okullar sosyal hizmetlerle temasa geçiyor mu? Bu çocuklara psikolojik destek veriliyor mu?

BAŞEL: Evet var. Orası biraz da okul yönetimiyle de ilgili. Bunu nasıl çözebiliriz diye psikolojik danışmanlık , rehberlik servisleri var. Ancak bu ilköğretim kurumlarında yok. Bizde, ihbarcıyı koruma diye bir şey de yok. Ben gittim birini ihbar ettim. Eğer istismarcı teminat koşullarını yerine getirir dışarıya çıkarsa benim can güvenliğim tehlikeye girer. Bizde çocuk koruma polisi yok. Özel uzmanlaşmış çocuk mahkemeleri yok. Çocukların onurlarının, haysiyetlerinin kırılmaması gerekir. Ancak bizde defalarca anlattıkları için istismar ediliyor ya da hastaneye götürülüyor tıbbi muayeneden geçsin diye. Buna çocuğun psikolojik olarak hazırlanması gerekli. Ailenin bu travmayla ilgili çalışacak uzman bir ekiple görüşmesi gerekli.

“Bazen okullar bakanlığa bildirmek istemiyor”

SORU: Cinsel istismar Ceza Yasası’nda tanımlanıyor mu?

BAŞEL: Tabii ki var. Yeni Ceza Yasası’yla bunlar daha da çok açıldı. Ancak hatırlarsanız, özel gereksinimli bir kızımız aynı yaşlarda biri tarafından istismara uğramıştı ve hamile olduğu ortaya çıktı. Bu yeni yasa geçtikten sonra yetkili kurum olan sosyal hizmetler veya bakanlık, tecavüz bebeğinin sonlandırılması için inisiyatif kullanmadı ve o bebek doğdu. O kadar korkunç durumdayız.

“Önce inanmalıyız…”

SORU: Cinsel istismar olayında ne yapılması gerekir?

BAŞEL: İlk olarak çocuğa inanmamız lazım. Önce onu dinleyip, inanıp güvenmeliyiz. Çocuklar hiç mi yalan söylemez? Küçükler değil ama 15-16 yaşında belki birinden intikam almak isteyebilir. Orada bile koşul inanmak olmalıdır. Zaten sorgulama kısmında, 2-3 kere geldiğinde farklı cevaplar verecektir, gerilecektir ve ortaya çıkacaktır. Bazen okullarda bu yaşandığında yönetim bakanlığa bildirmek istemiyor. Başı belaya girmesin, okulun adı gazetelerde çıkmasın diye hareket ediliyor. Rehber öğretmen de uyarı alıyor.

“Koruyucu, önleyici yayıncılık şart…”

SORU: Bu çok kötü bir şey… Peki, ne yapılmalı? Bir program mı başlatılmalı? Yasal olarak düzenlemeler mi yapılmalı?

BAŞEL: 20 Kasım, Çocuk Hakları Günü. Süslü püslü laflar edilecek ama devlet hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmedi. Çocuk istismarıyla ilgili konular ele alınarak,  koruyucu önleyici yayıncılık yapılmalı. Üniversitelerin, kurumların kamu spotları yanında, kanalların da kamu spotları olmalı. Toplumsal farkındalık yaratılmalı. Yasalarla ilgili olarak, bunla mücadele veren sivil toplum örgütleri var. SOS’in yetkilileri, bütün sıkıntılara rağmen, bu ülkede koruyucu önleyici çocuk politikasının can damarını oluşturuyor. Devlet, SOS’e teşekkür ediyor yani devlet, kendi yükümlüklerini yerine getirmek yerine, şu anda özelleşti ve sivil topluma bıraktı bunu. Ancak mercedese gelince para var…

“Kızım şu an evli ve çocukları var…”

SORU: Kızınızla ilişkiniz nasıl? Her şeyi konuşabiliyor musunuz? Babanın tepkisi ne oldu?

ANNE: Evet konuşuyoruz. Bir sorun yok. Eşim de benim gibi aynı tepkiyi verdi. O da fark edemediğimiz için kendini suçladı. Eşim bu konuyu çocukla ilk başlarda konuşamadı. Tedavi süreci başladıktan sonra, doktorun gözetiminde bu konuyu konuştu. Şu anda ilişkileri iyi. Kızım 1 yıl, biz de 3 yıl kadar psikolojik tedavi gördük. Kızım şu anda evli ve ailesi var.

“Gizlemek çözüm değil”

SORU: Bu tip olayları gazetelerde okuduğunuzda neler hissediyorsunuz?

ANNE: Aynı öfke ve acıyı hissediyorum. Gizlemek çözüm değil. Birini gizlediğiniz zaman, arkasından öbürü geliyor. Özellikle çocuk istismarı olduğu zaman, sessiz kalmak daha büyük bir suçtur.

“Okul ve derslerden ziyade, çocuklarınıza daha yakın olun”

SORU: Annelere tavsiyeniz ne olur? Nelere dikkat etmeliler? Ne yapmalılar?

ANNE: Okul ve derslerinden ziyade, çocuklarına daha yakın olsunlar. Onlarla daha çok şey paylaşsınlar. Bu konuları da çocuklarıyla konuşabilmeliler. Böyle bir şeyin de olabileceğini, çocuklarına anlatabilmeleri gerekir. Biz, cinselliği hep tabu olarak yaşadık. Üzgünüm ama çocuklarımıza da galiba aynı şeyi öğretiyoruz.

“Çocuklar taze bir beton gibi”

BAŞEL: Çocukla dolu dolu nitelikli zaman geçirilmesi gerekiyor. Onlarla oyun oynayarak, küçük yaşta bağ kurmak lazım. Bağırmamak, aşağılamamak, dövmemek gerekiyor. Bizde, anne ve babalar çocuklarını dokunarak sevmiyor. Çocuklar sarılıp, kokuyla büyümek isterler. Onların ayrı bir birey olduğunu ve taze bir beton gibi üzerine ne düşerse iz bırakacağını unutmayın. Sosyal medyada çocuklarla ilgili “Aşkım, bebişim” gibi şeyler paylaşılıyor. Siz, anne ve baba rolünde kalın. Siz otoritesiniz. Çocuk ayrı bir birey ve size göre şekillenecek. Siz “ben arkadaşı gibiyim” dediğinizde, ilk öptüğü kızı gelip anlatamayacak. Onların arkadaşları var. Siz, anne - baba rolünde olun ve iletişimde olun; teknolojiyi bırakın. Çocuğa bağırdığınız, vurduğunuz zaman fiziksel ve duygusal istimara neden olursunuz. Elindeki telefonu aldığınızda, kız çocuğunun sokağa çıkmasına izin vermediğinizde sosyal şiddet uygulamış olursunuz. Çocuğunuzla oturup konuşacaksınız. Tabii ki kızınınız dışarıya çıkacak ama bir kızın çıkıp Girne’deki clublara gitmesi ya da erkek çocuğun elinde alkol şişesiyle paylaşım yapıp, babasının  “çok canlar yakacak oğlum” diye yorum yapması çok yanlış. Annelik çok önemlidir. Yasalar, kadının toplum içindeki rolünün güçlendirilerek, onun anneliğini bebeği ile birlikte yaşamasını ve sağlıklı büyütmesini desteklemeli. İzinlerinden tutun, emzirme saatlerine kadar çok rahat bırakılmalı. Bakıcı yardımcı olabilir ama çocuklar annelerinin kokusuyla büyüyecek ve siz dokunup, seveceksiniz. Buna bağlı olarak güven duygusunu yaşayacak ya da yaşamı boyunca kendini güvende bir kez daha hissetmeyecek.

“Sayısını ben bile hatırlamıyorum”

SORU: Şu anda tacize, tecavüze uğrayan çocuklarla ilgili bir rakam, belge var mıdır? Bu konuda yapılmış olan çalışmalar çok az sanırım…

BAŞEL: Devlet çok kayıt tutmuyor. Şu anda basına yansıyan 9 vaka var. Bana, 2015-16 eğitim yılı içinde okullardan kaç kişinin birbirinin pornosunu çekip tehdit eden var diye sorarsanız, sayısını ben bile hatırlamıyorum. Belki 20’nin üzerinde böyle olay biliyorum. Biz, sağlık politikasını, fiziksel sağlık üzerine kurduk. Oysa koruyucu ruh sağlığı ve hizmetlerine önem verilmiyor. Bir kişi Karpaz’dan çıkarak ilaç almak için Barış Ruh’a gelirse bu korkunç bir şeydir. Bizim beş ayrı bölgede ruh sağlığı istasyonlarının olması gerekir. Ailelerin gidip çocuğuyla hizmet ve eğitim alabileceği birimler olmalı. Bu bölgelerde, sosyal hizmet uzmanından, çocuk ergen psikiyatristine, gelişim psikologundan, rehbere bir ekip kurulmalıdır. 20 yıl sonra nasıl bir toplum görmek istediğimizi sorarsanız, çok az yetkili cevap verebilecek. Bir vizyonu olan, bu değişiklik için çabalayan zaten birkaç isim vardır. Onun dışındakilerin büyük çoğunluğu, boşa devletten maaş çekerler.

“Aileler susmasın”

SORU: Kızınızın, çocuklarını koruyucu tutumu var mı? Çocuklarına bu konuda eğitim veriyor mu? Son olarak mesajlarınız ne olur?

ANNE: Kızımın çocuklarıyla gayet iyi iletişimi var; rahattır. Herhangi bir sorun yaşadığını düşünmüyorum. Çocuğu tecavüz veya tacize uğrayan ailelerden susmamalarını istiyorum.

“Sessiz kalmayın”

BAŞEL: Herkes pedofil ve çocuk tecavüzcünün uzakta bulunmadığının farkında olsun. Genelde bu durum, çok yakından gelir. Bu istismarcılara karşı sessiz kalındığı zaman, diğer çocukları da tehdit altına sokarsınız. Çocuklarınızla iletişim kurun, onları dinleyin. İlk koşul çocuğa inanmak olsun. Sessiz kalmayın.

Güncelleme Tarihi: 20 Kasım 2016, 11:28
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner110

banner104