“Siber zorbalığa uğrayan herkes polise başvurmalı”

banner37

Sosyal medya kullanımıyla birlikte, sahte hesaplar veya geçmişte yakın olunan kişiler tarafından sosyal medya kullanıcılarına karşı işlenen ‘tehdit’, ‘şantaj’ gibi siber zorbalık suçlarının da arttığına işaret eden uzmanlar, mağdurlara seslenerek çaresiz olmadıklarını hatırlattı

“Siber zorbalığa uğrayan herkes polise başvurmalı”
banner99

Ahmet UÇAR

“CEZASI VAR”… Teknolojik gelişimle birlikte sosyal hayatın da sosyal medyaya kayması çeşitli sorunları da beraberinde getirdi. Bu sorunlardan birisi de siber zorbalık. Birçok kişi, sosyal medya üzerinden yakınlık kurduğu kişiler veya sahte hesaplar tarafından “İstediğimi yapmazsan fotoğraflarını, mesajlarını” paylaşırım şeklinde zorbalığa uğruyor. Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, Ceza Yasası ve Kişisel Verilerin Korunması veya Özel Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasaları kapsamında böyle suçlar işleyen kişilerin ceza alabileceğini, bu nedenle mağduriyet yaşayan kişilerin polise başvurması gerektiğini vurguladı.

banner134

“TEKNOLOJİ OKURYAZARLIĞI ÖNEMLİ”… GAÜ Yönetim Bilişim Sistemleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Arif Sarı, siber zorbalığa uğrayan kişilerin duygusal değil mantıksal düşünmesi gerektiğini belirterek, böyle bir durumda adli mercilere başvurmaktan çekinmemesi gerektiğinin altını çizdi. Sarı, ayrıca, bu tür suçları önleyebilmek için bireysel dijital hijyenin sağlanması gerektiğini vurgulayarak, teknoloji okuryazarlığının ve siber güvenlik farkındalığının arttırılmasının büyük öneme sahip olduğunu ifade etti. Sarı, bu farkındalık sonucunda kişilerin dijital dünyada gerçek ile sahte içeriği daha kolay ayırt edebileceğini söyledi.

Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla insan ilişkilerinin çoğu da sanal ortama kaydı. Ancak bununla birlikte dijital ortamlarda işlenen suçlar da ortaya çıkmaya başladı. Birçok sosyal medya kullanıcısı, sahte hesaplar veya geçmişte yakın olduğu kişiler tarafından siber zorbalıkla karşı karşıya bırakıldı.

“İstediğimi yapmazsan fotoğraflarını ve mesajlarını ailene yollarım, sosyal medyada paylaşırım” gibi şantaja uğrayan kişiler psikolojik olarak kendini baskı altında hissederken, genellikle nasıl adım atması gerektiğini de bilemiyor.

Girne Amerikan Üniversitesi, Yönetim Bilişim Sistemleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Arif Sarı, siber zorbalığa uğrayan kişilerin duygusal davranmaması ve mantıklı düşünmesi gerektiğini belirterek, gerekmesi halinde adli mercilere başvurmaktan çekinmemesi gerektiğini vurguladı. Bireysel dijital hijyenin sağlanmasının önemine işaret eden Sarı, teknoloji okuryazarlığının ve siber güvenlik farkındalığının arttırılmasının büyük öneme sahip olduğunu ifade etti. Sarı, bu farkındalık sonucunda kişilerin dijital dünyada gerçek ile sahte içeriği daha kolay ayırt edebileceğine işaret etti.

Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı ise mevzuatta siber zorbalığa yönlendirecek yasal bir eksikliğin söz konusu olmadığını dile getirerek, böyle bir zorbalığa uğrayan kişilerin polise başvurması gerektiğini, bu suçu işleyenlerin cezalandırılabileceğini vurguladı.

Sarı: Siber zorbalığa karşı önlemler alınmalı

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Yönetim Bilişim Sistemleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Arif Sarı, siber zorbalığın altında yatan nedenin psikolojik olarak değerlendirilebileceğini belirterek, sıklıkla karşılaşılan nedenlere bakıldığında ise öfke, kıskançlık ve hırs gibi duygular nedeniyle siber zorbalık yapıldığı görülse de şantaj boyutuna varan ve daha çok bastırılmış duygularla yapılan zorbalıkların kök nedenlerini klinik psikolojinin yardımı olmadan tam olarak saptamanın çok güç olduğunu kaydetti.

Sarı, her ne kadar yapılan zorbalığın nedeni ve amacı saldırganın duygu durumu ve ihtiyaçlarına göre değişse de sömürülen duygu ve değerlerin ortak olduğunu söylemenin mümkün olduğunu dile getirerek, bu saldırıların toplum tarafından benimsemiş ve gelenek haline gelmiş ortak değerler üzerinden yapılmasının nedeninin mantıklı karar verilmesini önlemek ve kişileri kötü duruma düşme korkusu ile panik haline sürükleyerek manipüle etmek olduğunu ifade etti.

Kurbanların sıklıkla toplumda sahip oldukları imajı korumak adına bu tarz saldırılara zafiyet gösterdiğine işaret eden Sarı, siber zorbalığın temelde psikoloji bilimi ile siber güvenlik disiplininin ortak çıktısı olarak kabul edilen sosyal mühendislik saldırı tekniklerini kullandığını söyledi.

Sarı, basit isteklerle başlayan saldırıların kurbanlar tarafından süreçten kurtulmak amacıyla hareket edilerek kabul edilmesiyle saldırgana koz verilmesinin, kurbanın toplumdaki kazanılmış veya koruması gerektiği öğretilen statüsünün muhafaza edilmesi için farklı istekleri kabul etmek zorunda hissetmesinin, toplum değer yargılarının daha çok eleştirel boyutta ilerleyerek bir nevi anlayıştan uzaklaşmasının ve sürecin bu şekilde devam ederek büyümesinin siber zorbalığın sürekli olarak gündemde kalmasına zemin hazırladığına vurgu yaptı.

Siber zorbalığa uğrayan kişinin yaşadığı sürecin benimsediği kurallar ve yaşadığı çevre ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Sarı, “Kişilerin hassasiyetlerine göre çeşitli manipülasyon teknikleri uygulanarak kişinin kendini kötü veya sahip olduğu yerin zarar göreceğine inanması sağlanır. Bu süreç boyunca mağdur kişilerde korku, endişe ve sağlıklı düşünememe gibi reaksiyonların oluştuğu bilinmektedir. Gün sonunda zorbalığa karşı zafiyet gösterilir veya oluşturulursa pişmanlık duygusunun daha ağır bir şekilde hissedildiğini söylemek mümkün” şeklinde konuştu.

Sarı, zorbalığa karşı ilk önlemin bireysel dijital hijyenin sağlanması olduğunu dile getirerek, bu kapsamda teknoloji okuryazarlığının ve siber güvenlik farkındalığının arttırılmasının büyük öneme sahip olduğunu söyledi.

Bu farkındalık sonucunda kişilerin dijital dünyada gerçek ile sahte içeriği daha kolay ayırt edebileceğine işaret eden Sarı, bir diğer önemli konunun ise kişilerin aile-toplum çerçevesinde alabileceği desteğin güvenilebilir seviyede olmasını sağlamak ve bu güvenin pekişmesini sağlamak olduğunu vurguladı.

Siber zorbalığa uğrayan kişiler nasıl davranmalı?

Sarı, siber zorbalığa uğrayan kişilerin bu esnada nasıl davranmaları gerektiği üzerinde durarak, kişilerin bu süreçte kesinlikle duygusal davranmaması, korku ile hareket etmemesi ve mantıklı düşünmeye özen göstermesi gerektiğine dikkat çekti.

Bu tarz durumlarla karşılaşan kişilerin destek almaktan çekinmemesi gerektiğinin altını çizen Sarı, kişilerin içinde bulundukları durumu mantık çerçevesinde ele alabilecek güvenilir kişilerle birlikte değerlendirerek gerekiyorsa adli mercilere başvurmasının önemli olduğunu anlattı.

Sarı, devletin ve kurumlarının da siber zorbalık konusunda özenle hareket etmesi gerektiğini anlatarak, bu bağlamda ihtiyaç duyulan yasaların da hızlı bir şekilde hazırlanıp meclise iletilmesinin önemli bir etken olduğunu söyledi.

Cezai yaptırımların caydırıcı olması ve soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin daha etkili çalışması için yetkin personel yetiştirilmesi veya istihdam edilmesinin büyük önem arz ettiğini belirten Sarı, “Özellikle de siber zorbalığa maruz kalan veya kalma ihtimalini yüksek düzeyde ihtiva eden ilkokul, ortaokul ve lise düzeyi okullarda bilgilendirici seminerler ve çalıştayların düzenlenmesi çok önemlidir” dedi.

Esendağlı: Siber zorbalığa uğrayan kişiler polise başvurmalı

Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, sosyal medya üzerinden “İstediğimi yapmazsan fotoğraflarını, mesajlarını paylaşırım” şeklinde zorbalığa uğrayan kişilerin başvurması gereken yerin polis olduğunu belirterek, bu noktada kişinin özel fotoğraf veya bilgilerinin yayılmasından duyduğu endişenin devreye gireceğini kaydetti.

Esendağlı, böyle bir şantaj veya tehdide boyun eğilmemesi gerektiğini dile getirerek, aksi halde bunun tekrar edilmesine de davetiye çıkarılmış olacağını ifade etti.

Elektronik haberleşme ve sosyal medyanın artık hayatımızın esaslı bir parçası haline geldiğine işaret eden Esendağlı, mevzuatta siber zorbalık olarak tanımlanan hareket biçimini meşru kılan bir eksiklik olduğunu düşünmediğini anlattı.

Esendağlı, bahsedilen davranış biçiminin gerek Ceza Yasası gerekse de Kişisel Verilerin Korunması veya Özel Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasaları tahtında cezalandırılmaya müsait olduğuna dikkat çekerek, hiçbir yasanın kişiyi böyle bir fiile maruz kalmaktan koruyamayacağını ancak bunu yapanın cezalandırılmasını sağlayabileceğini vurguladı.

Esendağlı, bu nedenle özel fotoğraf veya mesajların paylaşılması noktasında kişilerin her şeyden önce kendisini koruması gerektiğini söyledi.

Böyle çirkin ve aynı zamanda suç teşkil eden bir davranışa maruz kalan herkesin, sosyal olarak zorda kalmayı dahi göze alarak polise şikayette bulunması tavsiyesinde bulunan Esendağlı, aksi halde, bu tip hareketlerin önünü almanın mümkün olmayacağını kaydetti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75