“Şiddete sessiz kalmayın”

banner37

Gazimağusa’da sefalet içinde yaşadığı motor evindeki yatağından yardım çağrısı yapan ve ardından kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren 51 yaşındaki Murat Barışoğlu’nun annesi, eski eşinin oğluna çektirdiği eziyetlere suskun kaldığı için çok üzgün

“Şiddete sessiz kalmayın”
banner90

“KEŞKE KORKMASAYDIM”… Melek Şeremet, “Hiç kimse dayağı hak etmez. Kimse benim gibi, sessiz kalmasın. Kaderine boyun eğmesin. Gözüm şiş doğurmaya gittim, korkumdan ses edemedim! Eskiden, şimdiki gibi koruyan kollayan yoktu. Keşke korkmasaydım. Ayakta duramam sandım. Cesaretli olsaydım, oğlum sokaklarda kalmaz, ömrü de daha uzun olurdu. Daha mutlu olurdu” dedi.

Sedef BOŞNAK

Gazimağusa’nın Çanakkale Bölgesi’ndeki bir motor evinde, yıllarca, sefalet içinde yaşam kavgası veren 51 yaşındaki Murat Barışoğlu, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.


Küçük yaşta okuldan alınıp, çalışmaya gönderilen Murat Barışoğlu’nun annesi, talihsiz oğlunun ölümünün ardından, sessizliğini bozdu.


Eşinden, kızı Uğurlu’nun baskısıyla 20 yıl önce ayrılıp tek başına yaşayan Melek Şeremet, talihsiz oğluna ‘korkusundan’ sahip çıkamadığını belirterek, “Murat’ımı baba dayağından koruyamadım!” dedi ve yaşanan acı dolu yılları tek nefeste anlattı:


“Görücü usulüyle eşim M. ile zorla evlendirildim. Kız kardeşini öldüresiye dövdüğünü biliyordum, evlenmek istemiyordum. Annemlere dinletemedim. Evlendim. İstanbul’dan Ankara’ya oradan da Kıbrıs’a geldik. Pazarcıydı. Hiçbir evladımın okumasına izin vermedi. Murat’ı okuldan aldı, fabrikaya işe verdi. Oğlum kaptan ya da pilot olsun istiyordum. Ama istemeyle olmuyormuş, kader neyse oymuş.


Çocuk işten gelir, oturmadan tarlaya taş toplamaya gönderirdi. Dediğini yapmazsa, basardı dayağı. Her gün zulüm ederdi. Odayı kilitler, Murat’ı yatağa bağlar, bayılıncaya kadar döverdi. Düşer bayılırdım, ama yine de dayağına engel olamazdım. Önüne geçsem beni de döverdi. Caninin tekiydi. Korkardım. Murat kilitli odada dayaktan, ben de kapı önünde çaresizlikten bayılırdım.


Kıbrıs’a geldiğimizde Murat 7 yaşındaydı. Dayaktan kaçardı, polisler bulup getirirdi. Korkumdan baba dayağından kaçar diyemezdim. Bir gün Murat’ı ıslah evine verdi. 3 yıl oğlum nerede diye dövündüm, ağzını açmadı. Sonra dayanamadı söyledi. Gidip oğlumu aldım. Keşke almaz olaydım. Murat geldikten sonra, dayak yine devam etti. Murat bu kez yine kaçtı, bir daha da dönmedi. Bu kez ses etmedim. Bir kez koyun gibi kesip, kuyuya atacaktı. Önüne geçtim. Ciğersizin, merhametsizin tekiydi. Allah böyle birinin eline hiçbir kadını düşürmesin.”

“Garipti, kimseden bir şey istemezdi”


Murat gittikten sonra, evdeki dayağın son bulmadığını anlatan Melek Şeremet, iki kızının baskısıyla evden ayrıldığını ve kızlarının terzi yanında iş bulup, iyi kötü geçindiklerini söyledi.


Kızları evlendikten sonra, evinde yalnız yaşadığını anlatan Melek Şeremet, boşandığı ilk yıllarda eski eşinin ‘evden çıkarsan ayaklarını kırarım’ diye haber yolladığını ileri sürdü ve ekledi:


“Murat’ım 20 yılı aşkın süre motor evinde yaşadı. Yanıma gel dedim, dinlemedi. Hurda toplar, kimseden 5 kuruş istemezdi. Garipti, günde bir sefer yemek yerdi.  Mağusa’yı çok severdi, naaşını da buraya defnettik.


Kısacası, demem o ki, hiç kimse dayağı hak etmez. Kimse benim gibi, sessiz kalmasın. Kaderine boyun eğmesin. Gözüm şiş doğurmaya gittim, korkumdan ses edemedim! Eskiden, şimdiki gibi koruyan kollayan yoktu. Keşke korkmasaydım. Ayakta duramam sandım. Cesaretli olsaydım, oğlum sokaklarda kalmaz, ömrü de daha uzun olurdu. Daha mutlu olurdu.”

 

“Kalsın diye yalvarırdım, kalmazdı”

 


banner9
Murat Barışoğlu’nun kız kardeşi Uğurlu Barışoğlu, abisinin, zaman zaman kendisine uğradığını belirttikten sonra, “Bin kere helal olsun, Murat’a çok baktım” dedi.


Abisinin kimseye zararı olmayan kendi halinde bir kimse olduğunu anlatan Uğurlu Barışoğlu, Murat’ın gül suyunu, ıspanaklı yumurtayı, patlıcan kızartmasını, turşuyu ve kara çayı çok sevdiğini belirterek, şöyle devam etti.


“Murat’ın kimseye zararı yoktu. Çok kalabalığa gelemezdi.  Zaman zaman sinirlenirdi ama altın gibi kalbi vardı. Bizde kal desek de kalmazdı. Gece olunca, motor evine giderdi. Biz küçükken babam onu hep döverdi, bizi de döverdi ama abimi daha çok döverdi. Abim, evden kaçmıştı, eş dost baktı büyüttü. İşe girmişti. Bisikletle kapı önüne kadar gelip, elindeki içi yiyecek dolu poşetleri kimseye ses etmeden, bırakıp kaçışını hatırlarım. Babam gelmeden poşetleri alırsak alırdık. Babam görürse, ayaklarıyla hepsini ezer çöpe atardı. Murat bu eve girmeyecek diye de bağırırdı. Öfkesi büyüktü.”
 

Yalnızlığına isyan etmişti


Ölümünden kısa bir süre önce, yaşadığı sıkıntıları KIBRIS’a anlatarak, ilgililere yardım çağrısı yapan Murat Barışoğlu, yoksulluğuna ve tek başınalığına isyan etmişti.


Murat Barışoğlu, 1974’den sonra Türkiye’den Kıbrıs’a geldiğini belirterek, 15 yılı aşkın bir süre, elektrik, su ve tuvaleti olmayan motor evinde yaşadığını anlatmıştı.


Bakımsızlıktan bir deri bir kemik kalan, konuşmakta dahi zorlanan Barışoğlu, söyleşimizin hemen sonrasında, Lefkoşa Dr Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne oradan da Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edilmişti.
 


Barışoğlu, o günkü söyleşimizde, akciğer rahatsızlığı nedeniyle aylardır yatağa düştüğünü ifade etmiş

tek isteğinin evinde yalnız ölmemek olduğunu dile getirerek, ne annesinden ne de babasından şikayetçi olmuştu. Tek isyanı yalnızlığıydı. En büyük korkusu ise, yalnız ölmekti.


Murat Barışoğlu, şöyle demişti:


“Evim yok. Yıllardır tek odalı motor evinde yaşıyorum. Çöplükten hurda toplayıp satıyorum. Ne elektrik ne su ne de tuvalet var. 3 aydır yerimden kalkamıyorum. Yemek yapanım yok. Kulaklarım işitemiyor diye devletten bin 950 TL maaş alıyorum. Büyük kısmı borcuma kesiliyor, elimde kalanla geçinemiyorum. İlgililer bana bir ev versin, başımı sokacak bir yerim olsun. Yalnızlıktan, açlıktan ölmeyim! Burada ölürsem kimsenin haberi olmayacak. Tek isteğim insan gibi yaşamak.”

Güncelleme Tarihi: 03 Kasım 2019, 11:26
YORUM EKLE
YORUMLAR
Nurgül
Nurgül - 2 hafta Önce

2 kızkardeşi annesi nasıl yanında olmadılar. Anlayamadım.

Doğrusöz
Doğrusöz - 2 hafta Önce

İçim parçalandı Allah kimseye yaşatmasın bunu gören ve seyirci kalan devlet adamları vicdanınız olsaydı bu gibi garip güzel insanlar bu halde durumda çaresiz ölüp gitmezdi cebinizi nasıl zengin olayım sizin için tek önemli olan Allahtan korkmaz kuldan utanmazlar

SIRADAKİ HABER

banner107

banner96