Şiddeti kabul ettikçe artacak

banner37

Uzmanlar, kadına yönelik şiddet vakalarında en büyük sebebin eğitimsizlik olduğuna dikkat çekti

banner87
Şiddeti kabul ettikçe artacak
banner90
banner99

SALMAN: EĞİTİM ÇOCUK YAŞTA BAŞLAR… Kadına karşı yapılan şiddetin en büyük sebebinin eğitimsizlik olduğuna dikkat çeken Sosyolog Nihal Salman, beyninde; ‘Kadına şiddet göstermemem gerekir. Derdimi, isteğimi, eşime veya partnerime sözel olarak ifade edebilirim. Bu konuyu mantıklı bir süreçte tartışarak karşı tarafın duygularını anlayabilirim’ diyecek erkeklerin sayısının fazla olması gerektiğini vurguladı. Salman, “Eğitim çok büyük önem arz eder. Eğitim, çocuk yaşta başlar” ifadelerini kullandı. Salman, babasının annesine şiddet uyguladığını görerek ve ‘kadının değersizliği’ bakış açısıyla büyüyen bir erkek çocuğunun şiddet uygulama ihtimalinin çok yüksek olduğunun altını çizdi.

ÇELİK: ŞİDDET VAKALARI TOPLUMU ETKİLEYEN YARA… Uzman Psikolog Şerife İncirlili Çelik, bir ülkede kadına karşı şiddet artış gösteriyorsa o toplumda çatışma ve çözümleme becerilerinin eksikliği, öfke kontrolünde yetersizlik, sosyal beceri eksikliği ve baskıcı veya rahat aile tutumlarının göz ardı edilmemesi gereğini vurguladı. Çelik, sosyo-ekonomik düzey ve eğitim gibi öğrenilebilen davranışların seçilmiş bölgelerde başlatılarak, artması ve temel değişkenler içerisinde risk yöntemlerinin belirlenip öğretilmesinin muhtemel şiddet olaylarının önlenmesi açısından önemli olduğunu ifade etti. Çelik, “Çözüm odaklı hizmetlerin şiddete yönelik yasal düzenlemelerin yapılandırılarak şiddete yönelik mücadelenin artırılması hedeflenmelidir” dedi.

NAZLI: HER BÖLGEYE KADIN SIĞINMA EVLERİ KURULMALI… Önleyici ve koruyucu hizmetlerin sağlanması gereğine dikkat çeken Avukat Cansu N. Nazlı, Alo 183 İhbar Hattı’na altyapı kazandırılarak 24 saat bu vakalara müdahale edebilecek bir ekibin oluşturulması gereğine dikkat çekti. Her bölgeye kadın sığınma evlerinin kurulmasının önemine değinen Nazlı, “Kadına yönelik şiddet suçlarına ağır teminat şartları getirilmesi gerekir. Kamusal, ücretsiz kreşlerin kurulması, asgari ücretin artırılması ve kira bedellerini devletin kontrol etmesi gereklidir” dedi. Nazlı, devletin sosyal ve ekonomik güvence sağlamadığı durumlarda, kadınların, çocukların ve engelli bireylerin şiddete açık ve korumasız hale geleceğini vurguladı.

Serap ŞAHİN

Neredeyse her gün kadına şiddet vakalarının yaşandığı bir ülke haline döndük. Mahkeme koridorlarında utanarak yüzlerini kapatan zanlılar; eşine veya kız arkadaşına uyguladığı psikolojik ve fiziksel şiddet nedeniyle yargı huzuruna çıkarılıyorlar.
 

Zanlılar, duruşmalarda, şiddet uyguladıklarını genellikle kabul etmeseler de, hastaneden alınan darp

raporu aslında yaşananların sadece bir kısmını kanıtlayabiliyor. Madalyonun diğer yüzü ise, genellikle kadınların son raddeye geldikleri an polise şikâyete gitmeleri. Yani şiddete uzun süre katlanıyor. Katlandığını gören şiddet zanlısı ise eylemini artırarak sürdürmeye devam ediyor. Hal böyle olunca da artık nefes alamayacağını anlayan kadın nihayet olayı polise yansıtıyor ve yargı süreci başlıyor.


Kadına şiddet olayları ile ilgili KIBRIS’a konuşan uzmanlar, eğitimin çocuk yaşta başladığını ve bu konuda annelere büyük görev düştüğünü vurguladı. Konuyla ilgili risk yöntemlerinin belirlenip öğrenilmesi gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, şiddette en büyük sebebin eğitimsizlik olduğuna işaret etti.


Kadınların eğitilerek, bilinçlendirilmesi ve şiddeti kabul etmemeleri gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, devletin de bu konuda üstüne büyük görev düştüğünü kaydetti.


Uzmanlar, devletin sosyal ve ekonomik güvence sağlamadığı koşullarda yaşamını emeğini satarak idame ettiren kesimlerin, kadınların, çocukların ve engelli bireylerin şiddete açık ve korumasız hale geleceğini vurguladı.

Salman: En büyük sebep, eğitimsizlik


Sosyolog Nihal Salman, insanoğlunun uzaya çıktığı bir dönemde olduğuna işaret ederek, “Bu çağda hâlâ maalesef kadına şiddet, taciz ve tecavüz vakalarında artış görülüyor” dedi.


Kadına yönelik şiddetin en büyük sebebinin eğitimsizlik olduğuna dikkat çeken Salman, beyninde; ‘Kadına şiddet göstermemem gerekir. Derdimi, isteğimi, eşime veya partnerime sözel olarak ifade edebilirim. Bu konuyu mantıklı bir süreçte tartışarak karşı tarafın duygularını anlayabilirim’ diyecek erkeklerin sayısının fazla olması gerektiğini vurguladı.


Şiddetin, genellikle fiziksel olarak zayıf olana doğru yöneldiğini vurgulayan Sosyolog Salman, “Güçlü olan, zayıf olana şiddet eylemini gösterir. Burada eğitim çok büyük önem arz eder. Eğitim, çocuk yaşta başlar” ifadelerini kullandı.


Babasının annesine şiddet uyguladığını görerek ve ‘kadının değersizliği’ bakış açısıyla büyüyen bir erkek çocuğunun şiddet uygulama ihtimalinin çok yüksek olduğunun altını çizen Nihal Salman, şunları kaydetti:


“Kadın benden daha aşağıdır bakış açısı çocuk yaşta şekillenen bir durumdur. Burada annelere büyük görev düşüyor. Erkek çocuklarına, kadın ve erkeğin eşit olduğunu anlatarak büyütmeliyiz. Kadına saygıyla, büyütülen bir çocuk, yetişkin bir birey olduğunda eşine şiddet uygulamaz. Ancak küçük yaşta bu yargılarla büyümeyen çocuk için bu demek değildir ki önüne şimdi geçilmez. Şiddet eğilimi olan kişi, uzmanlardan öfke kontrolü yardımı alabilir.”


Toplumsal çalışmaların bu konuda çok önemli olduğunun altını çizen Salman, “Kadınlar eğitilmeli. Şiddeti kabul etmemeliler” dedi.


Seminerler, TV programları, konferanslar gibi çeşitli yollarla kadınlara eğitimlerin verilebileceğine işaret eden Sosyolog Nihal Salman, şiddetin nedeninin seminerlerle anlatılabileceğini, kadının şiddeti kabul etmemesinin önemli olduğunu vurguladı.


Salman, “Şiddeti kabul ettikçe, artarak devam edecektir” dedi.

Çelik: Şiddete yönelik mücadele artırılmalı


Uzman Psikolog Şerife İncirlili Çelik, bir ülkede kadına karşı şiddet artış gösteriyorsa o toplumda çatışma ve çözümleme becerilerinin eksikliği, öfke kontrolünde yetersizlik, sosyal beceri eksikliği ve baskıcı veya rahat aile tutumlarının göz ardı edilmemesi gereğine dikkat çekti.


Ülkede özellikle son aylarda yargı süreçlerine yansıyan şiddet vakalarının toplumu derinden etkileyen ciddi bir yara haline geldiğine işaret eden Çelik, denetleme mekanizmalarına olan güvenin her geçen gün hem siyasi hem de ait olma duygusu açısından değer kaybettiğini vurguladı.


Eğitim sistemini ve ilgili güvenlik mekanizmalarının denetlenerek, revize edilmesi ve yaşanabilir bir güvenli toplum olabilme açısından önem arz ettiğinin altını çizen Uzman Psikolog Çelik, “Bireylerin sosyal, ekonomik ve duygusal açıdan yaşam şekilleri pek de sağlıklı bir hal mesajı vermiyor. Aile içi şiddetin de günden güne artması etkili iletişim becerilerinin nerdeyse son bulmaya doğru gittiği bugünlerde, çocukların da model alabileceği kişilerin güven sarsan hareketleri söz konusudur” ifadelerini kullandı.


Güçlünün güçsüze; fiziksel, ekonomik, psikolojik ve cinsel olarak uyguladığı şiddetin çocuk ve kadınların maruz kaldığı bir davranış şekline dönüştüğüne işaret eden Çelik, şunları kaydetti:


“Eğitim süreçlerinin, özellikle kültürel ve ahlaki değerler konusunda gelişen ve değişen dünyaya uyumu toplumlar tarafından sürekli revize edilmelidir. Ülkemizde özellikle aile içi şiddetin artarak kadına yönelmesi ve yaygınlaşması konusuna dikkati çekmek istiyorum. Sürekli göç alan toplum yapısının değişkenlik göstermesi, medyanın da etkileriyle ilgili merciler tarafından tartışılmalıdır. Sosyo-ekonomik düzey ve eğitim gibi öğrenilebilen davranışların seçilmiş bölgelerden başlanarak artması ve temel değişkenler içerisinde risk yöntemlerinin belirlenip öğretilmesi muhtemel şiddet olaylarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.  Çözüm odaklı hizmetlerin şiddete yönelik yasal düzenlemelerin yapılandırılarak şiddete yönelik mücadelenin arttırılması hedeflenmelidir.”

Nazlı: Devlet, sosyal ve ekonomik güvence sağlamalıdır


Kadın Eğitimi Kolektifi Eğitmeni Avukat Cansu N. Nazlı, kadına yönelik şiddet vakalarının daha görünür olmasının nedeninin, şiddet olaylarının artmasına değil de, toplumda bu konuda bir farkındalık gelişmesi nedeniyle gün yüzüne çıkmaya başlamasından kaynaklandığını vurguladı.


Kadının özgürleşmesi mücadelesinin bir sonucu olarak; adli yardım sağlanmasının ve poliste kadına yönelik şiddetle mücadele birimi kurulması gibi adımlar atılmasının da istatistikleri etkilediğine dikkat çeken Nazlı, “Çünkü geliri düşük olan ya da çalışmayan kadınlar, koruma emri alabilmek ya da boşanma davası açabilmek için bu yönde bir girişimde bulunamıyorlardı. Şimdiyse asgari ücretin bir buçuk katına kadar geliri olan vatandaşlar, kadına yönelik şiddet durumunda yaşadıkları bölgedeki Sosyal Hizmetler Dairesi’ne başvurarak ücretsiz avukat tayin edilmesini talep edebiliyor. Bu da Sosyal Hizmetler’in bu alanda tuttuğu istatistiklere doğrudan etki ediyor” ifadelerini kullandı.


Kadına yönelik şiddet söz konusu olduğu zaman, gerçekte var olan boyutun çok az bir kısmının resmi makamlara yansıdığına işaret eden Avukat Nazlı, verilerde artış olmasına rağmen gerçek rakamın bunun hayli üzerinde olduğunun altını çizdi.


Nazlı, buna bağlı olarak genellikle hiçbir kadının ilk kez şiddete uğradığında polise ya da Sosyal Hizmetlere başvurmadığını ve bu alanda uzun soluklu mücadeleler sonucu olumlu gelişmeler olsa da, pek çok eksikliğin mevcut olduğunu vurguladı.


Devletin bir an önce konuyu bütünlüklü olarak ele alarak, önleyici ve koruyucu hizmetleri sağlaması gerektiğine dikkat çeken Avukat Cansu N. Nazlı şunları kaydetti:


“Alo 183 İhbar Hattı’na altyapı kazandırılarak 24 saat bu vakalara müdahale edebilecek bir ekibin oluşturulması şarttır. Her bölgeye kadın sığınma evleri kurulmalı ve kadına yönelik şiddet suçlarına ağır teminat şartları getirilmesi gerekir. Kamusal, ücretsiz kreşlerin kurulması, asgari ücretin artırılması ve kira bedellerini devletin kontrol etmesi gereklidir.


Unutmayalım ki, devletin sosyal politikalardan çekilerek; sosyal ve ekonomik güvence sağlamadığı koşullarda yaşamını emeğini satarak idame ettiren kesimler, kadınlar, çocuklar, engelli bireyler şiddete açık ve korumasız hale gelecektir.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75