Siesta, gece uyku düzenini bozmamalı

banner37

Ülkemizde havaların ısınmasıyla birçok insan öğle uykusuna ihtiyaç duyarken, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Arabacıoğlu, öğle uykusunun, gece uykusunu etkileyecek uzunlukta olmaması gerektiğine işaret etti:

Siesta, gece uyku düzenini bozmamalı
banner90
banner8

Aliye ÖZENCİ

Ülkemizde havaların ısınmasıyla birlikte öğle saatlerinde ortaya çıkan uyku isteği “Siesta” olarak tanımlanıyor.

Özellikle öğle yemeklerinden sonra, sıcak havanın da etkisiyle hızlanan metabolizmamız, vücudumuzda anlık bir mayışma ve kısa süreli uyku isteği hissetmemize neden oluyor.

Akdeniz iklimine sahip tüm ülkelerde “Siesta” olarak tanımlanan bu durum, Kıbrıs kültüründe de oldukça eskiye dayanıyor… Siesta kavramı, kişide hissedilen uyku isteği ile dinlenme ihtiyacına verilen isim olarak biliniyor. Bu kavrama kimi yerde öğle uykusu, kim, yerde de şekerleme de deniliyor.

Henüz yaz mevsimi başlamamasına rağmen geçtiğimiz günlerde 39 dereceye kadar çıkan hava sıcaklıkları yüzünden birçok kişi şimdiden yaz aylarının ‘kaç dereceye çıkacağını’ düşünerek telaşa kapılıyor...

İngiliz Sömürge Dönemi’nde vatandaşın fizyolojik hakkı olarak tanınan siesta, artık günümüzde eskisi kadar önemsenmese de o dönemde yaşayanlar siestayı, vücudu dinlendiren çok önemli bir ihtiyaç olarak düşünüyor.

Bu arada, İngiliz döneminde yaşayan birçok insan, 13.00-16.00 saatleri arasını da “hayat durdu” olarak tanımlıyor… Öğle yemeğinden sonra devlet dairelerinde çalışan kişilerin yanı sıra bazı esnafın da kepenklerini indirerek şekerleme uykusu yaptığı anlatılıyor.

Hatta kimi esnafın dükkanının kapısına sandalye koyarak, gelen müşterilere siestada olduğunun mesajını verdiği de belirtiliyor.

KIBRIS’a konuşan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Arabacıoğlu da o yılları hatırlayarak öğle uykusu, yani “siesta” hakkında açıklamalarda bulundu.

“Öğle uykusu, gece uykusunu etkileyecek uzunlukta olmamalı”

Arabacıoğlu, ülkemizde öğle uykusunun insanlara sağladığı yararlar üzerine herhangi bir bilimsel çalışma yapılmadığını, ancak kişinin ihtiyaç hissettiği uykuyla vücudunun dinlenebileceğini ve böylece fayda sağlayabileceğini söyledi.

İdeal uyku süresinin kişiden kişiye değiştiğini kaydeden Arabacıoğlu, öğle uykusunun gece uykusunu etkileyecek uzunlukta ve düzende olmaması gerektiğini vurguladı.

banner134
Dr. Arabacıoğlu, ülkemizde siesta olarak bilinen öğle uykusu hakkında herhangi bir bilimsel çalışmanın yapılmadığını belirterek, kişinin çeşitli nedenlerle hissettiği mayışma veya ihtiyaç durumunda uyumanın vücuda yarar sağlayabileceğini söyledi.

Arabacıoğlu, ideal uyku süresinin kişinin yaşına, vücut bünyesine ve ihtiyacına göre farklılık gösterdiğini ifade ederek, “Kimisi 15 dakika, kimisi ise 1 saat uyuyarak günü daha uzun ve verimli geçirebileceklerine inanıyor. Başta söylediğim gibi, bu konuda bilimsel bir çalışma yapılmadığından dolayı belli bir süre belirtemeyiz. Ama önemli olan öğle uykusunun, akşamki uykuyu etkilemeyecek şekilde olmasıdır” dedi.

Dr. Arabacıoğlu, toplumun en çok merak ettiği “öğle uykusu kilo aldırır mı?” sorusuna da “Kilo alımı insan vücudunun metabolizmasına bağlı olarak gelişiyor. Metabolizma uyurken, yürürken, otururken de çalışmaya devam ediyor. Bu nedenle öğle uykusunun kilo aldırdığına inanmıyorum” yanıtını verdi.

Öğle uykusunun kaç yaşında olursa olsun ihtiyaç duyan kişinin vücuduna yarar sağladığını belirten Arabacıoğlu, yemek yedikten hemen sonra yatmanın doğru olmadığına da dikkat çekti.

“Mideyi fazla şişirip yatmak doğru değil”

Arabacıoğlu şöyle devam etti:

“Yemek yedikten kısa bir süre sonra ya da mideyi fazla şişirip yatmak doğru bir hareket değildir. Kişi yediklerini hazmetmeden yatağa uzanırsa, mide içindeki asit veya gıdaların yemek borusuna geri kaçışı reflüye neden olabilir. Bu da dikkat etmemiz gereken bir konudur. Dolayısıyla öğle uykusuna yatacak olan kişi, kahvaltı türünü veya hafif yemek yemeyi tercih etmeli. Ağır yemek yenilmesi durumda ise, yemeği yedikten 30-45 dakika sonra yatmalı, eğer hemen yatacaksa da oturur vaziyette uzanması daha doğru olur.”

Ülkeyi etkisi altına alan pandemi ile sıcakların arttığı bir dönemde beslenme konusuna da değinen Dr. Arabacıoğlu, “Bu dönemde bol sıvı tüketilmesi gerekiyor. Fazla yağlı, karbonhidrat veya nişasta içeren yiyeceklerden de uzak kalmakta yarar var. Özellikle sağlıklı beslenme açısından 3 beyaz dediğimiz tuz, şeker ve undan da mümkün mertebe uzak durulmalı” şeklinde bazı önerilerde de bulundu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75