banner6

Sigortacılar, sınır kapılarında iş bırakırsa geçişler durur!

banner37

Sigortacılar, sınır kapılarında iş bırakırsa geçişler durur!
banner151 banner143

Ali ÇATAL

   Kuzey Kıbrıs Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği (KKSRSB) Başkanı Raif Çukurovalı ve Genel Sekreteri İbrahim Kavçın, Başbakanlık ile Ekonomik Örgütler Platformu (EÖP) arasında ‘kara sınır kapılarının iyileştirilmesine’ yönelik imzalanan protokolü eleştirdi.

   Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği yetkilileri, bu konuda fikirlerinin dahi alınmadığını belirterek, tepkilerini bir yazı ile yetkililere sunup yanıt beklediklerini kaydetti.

   Gelişmiş ülkelerdeki yurttaşların sigorta bilincinin yüksek olduğuna işaret eden Çukurovalı,  sigorta denildiğinde, akla ‘araç sigortasından’ başka bir şeyin gelmediği KKTC’nin aksine, dünyanın gelişmiş ülkelerinde yaşayan insanların ‘sigorta olmadan evden bile çıkmadığına’ dikkat çekti.

Sigortaların, hem devletin iş yükünü hafiflettiğine, hem de oluşturduğu güven ortamıyla toplumsal barışın sağlanmasına katkı yaptığına dikkat çeken Çukurovalı, sigorta bilincinin yüksek olduğu ülkelerde, sigortaların ‘doğal afet’ gibi durumların meydana getirdiği yıkımı karşılama oranının yüzde 50’yi bulduğuna; ancak bu seviyenin Türkiye’de yüzde 3-5, KKTC’de ise yüzde 1-3 bandında kaldığına işaret etti.

   Bankalar sermayesinden sonra ülkenin en büyük ikinci finans sektörü oldukları ve geride bıraktığımız yıl, ülke ekonomisi için 750 milyon TL katma yarattıklarına işaret eden Çukurovalı, sektörün ülke maliyesine katkısının, 2022 yılında 1.5 milyar TL’yi bulacağını öngördüklerini kaydetti.

   Çukurovalı, böylesine önemli bir sektörün, Başbakanlık ile EÖP arasında imzalanan protokolün 6. maddesinde ‘otopark işletmecileri, restorancılar ve tuvalet hizmeti verenler’ ile aynı kategoride değerlendirilmesinden, sigorta bilincinin ‘hükümet nezdinde’ bile ‘hangi’ seviyede olduğunun anlaşıldığını söyledi.

   Güney Kıbrıs’la kara geçiş kapılarının açıldığı 2003 yılından bu yana buralarda hizmet verdiklerini, fakat söz konusu protokolde ‘adlarının dahi geçmediğini’ kaydeden Kavçın ise “İnşaat müteahhitleri ve otelciler gibi ‘kapılarla hiçbir alakası ve buralara yönelik tecrübesi’ bulunmayan sektörlerle masaya oturuluyor ama kara geçiş kapılarının başlıca aktörlerinden sigortacılık sektörünün fikri dahi alınmıyor” şeklinde konuştu.

   Söz konusu protokol sayesinde ‘kara kapılarından geçişin hızlanacağına’ yönelik iddialara da katılmadıklarını söyleyen KKSRSB yetkilileri, ilgili protokolle amaçlananın ‘tamamen siyasi’ olduğunu iddia etti.

Çukurovalı: Geçişleri kafe mi hızlandıracak?

   Raif Çukurovalı, protokole yönelik tartışılan ‘kapılardan geçişleri hızlandırma’ iddiasının, gerçekleri ‘hiçbir şekilde yansıtmadığını’ savundu.

   Sigortacılık için Ankara’ya gittiği 1977’de, hayatında ilk kez ‘paralı tuvalet’ diye bir şeyle karşılaştığını ve ‘kendisine şaka yapıldığını’ sandığını aktaran Çukurovalı, Kıbrıslı Türklerin, protokolde öngörülen türden ‘paralı tuvalet ve otopark’ gibi unsurların müşterisi olmayacağını söyledi.

   Kıbrıslı Türklerin, tuvalet ve otopark gibi yerlere para vermeyeceği gerçeğinin yanı sıra söz konusu protokol maddelerinden okunan ‘tabelaların değiştirilmesi, çevre düzenlemesi yapılması, otopark inşa edilmesi ve restoran açılması’ gibi olası eylemlerin de kara kapılarından geçişleri hızlandırmayacağını kaydeden Çukurovalı, bu iddiayı savunanlara “Geçişleri kafe mi hızlandıracak?” sorusunu yöneltti.

   “Kaldı ki, bizdeki kapılar da zaten Türkiye’deki Kapıkule Sınır Kapısı gibi yerlerin aksine, geçiş yapmak isteyenlerin günlerce beklemek zorunda kaldığı yerler değil” diyen Çukurovalı, bu kapıları kullananların ‘en yoğun dönemde bile’ en fazla bir saat içerisinde kapıdan geçtiği bilgisini verdi.

“Geçiş noktaları çoğaltılsa yeter”

   Raif Çukurovalı, kara kapılarından geçişleri hızlandırmanın ‘tek’ yolunun ise buralardaki geçiş hatlarının çoğaltılması olduğunu bildirdi.

   Örneğin Metehan Sınır Kapısı’nda şu anda iki hattın kullanıldığını ve yoğunluğun arttığı dönemlerde üçüncü bir hattın daha kullanıma sunulduğunu belirten Çukurovalı, faal geçiş noktalarını ‘altıya kadar’ çıkaracak altyapının ise mevcut olduğunu kaydetti. “Bazı hatlardan sadece KKTC vatandaşlarının, bazı hatlardan da KKTC vatandaşı olmayan ama sadece önceden kaydı olanların, bazı hatlardan da araç sigortası sıkıntısı olmayanların geçmesi sağlansa dahi geçişler hızlanır” ifadelerini kullanan Çukurovalı, Avrupa Birliği (AB) pasaportu taşıyanların, AB’ye girişlerde ‘gümrük polisini bile görmeden’ giriş-çıkış yapmalarına olanak tanıyan ‘pasaport okutma sisteminin’ de düşünülebileceğini ifade etti.

   Çukurovalı, kara kapılarından geçişler ‘şayet gerçekten hızlandırılmak isteniyorsa’ buralardaki hem personel sayısı, hem de görev yapan personelin niteliği konusunda da çalışma yapılabileceğini söyledi.

Kavçın: Duty-free malını kime satacağız?

   İbrahim Kavçın da duty-free, yani ‘gümrüksüz mal satışı’ noktasının da kara kapılarına ekleneceğine yönelik bilgi aldıklarını söyledi; böylesi bir eylemin ise ‘tutarsız ve önceden düşünmeden’ tasarlanan bir yaklaşımın ürünü olduğunu iddia etti.

   “Rum polisi, bazen ‘korku yaymak için de olsa’ Güney’den geçen araçların yakıt ibrelerini dahi kontrol ediyor ki, Kuzey’den akaryakıt alınmasın” diyen Kavçın, böylesi bir ortamda duty-free malların ‘kimlere’ satılmayı planlandığının da ‘ekstra merak konusu’ olduğunu söyledi.

   Kara geçiş kapılarının açıldığı 2003 yılında önce polisin, ardından gümrük görevlilerinin ve sonra da sigortacılık sektörünün bu bölgelerde görev aldığını hatırlatan Kavçın, sektörün görüşü ‘buna rağmen’ alınmadan protokol imzalandığını kaydetti.

   Sigortacıları, Yeşil Hat dahilinde ‘polisin gerisinde’ konumlandırma çabaları olduğunu da aktaran Kavçın, bu talebi dile getirenlerin ise sınırdan geçen bir aracın ‘sigortalara gelene kadar’ kazaya karışması durumunda ‘ne’ olacağına yönelik hiçbir önerilerinin olmadığını belirtti.

“Sektör bileşenleri isyanda”

   Başbakanlık ve EÖP arasında imzalanan protokolün içeriğine yönelik, sigortacılık sektöründe çok ciddi tepkiler olduğunu paylaşan İbrahim Kavçın, sektör bileşenlerinin ‘oy birliğiyle’ imzalayarak Başbakan’ın dikkatine sunduğu dilekçenin cevabını beklediklerini söyledi.

   “Sektör olarak ‘görev yapmıyoruz’ dersek, olay biter. Sigortacılık sektörü orada olmazsa, kara kapılarından bütün geçişler durur” şeklinde konuşan Kavçın, ne denli önemli bir vazifeyi ifa ettiklerine yönelik bilinçle ‘şimdiye kadar’ sağduyulu bir tavır takındıklarını fakat ‘bundan sonra’ çok daha agresif bir mücadeleye de girişebileceklerini vurguladı.

   Verdikleri dilekçenin yansımalarını ‘centilmence’ bekleyeceklerini kaydeden Kavçın, “Doğru sadece bir tanedir ve bu dilekçe, meclisteki komite başkanının bana verdiği ‘Haklısınız; düzelteceğiz’ sözüne dönerse, hakkımızı ‘olayı yargıya da taşımak’ dahil her platformda arayacağız” dedi.

   Kara kapılarında 2003’ten bu yana görev yapan bir sektörün, ‘kurulacağı söylenen’ ve henüz direktörü dahi belli olmayan bir şirketten hizmet almaya mecbur bırakılamayacağını da aktaran Kavçın, bankalardan sonraki ‘en büyük vergi mükellefi’ oldukları gerçeğine de parmak bastı.

   “Hepsi bir yana, Güney’deki kapılarda kafeterya mı var?” diyen Kavçın, sağ iktidarların çok önemsediği ‘mütekabiliyet’ esasının da böylelikle bozulduğunu savundu.

   Özel sektörün, ‘devletin malına yönelik çalışmaları finanse etmek’ gibi bir mükellefiyetinin de olmadığını açıklayan Kavçın, “Kara kapılarına en çok emek harcayan sektör, konuyla hiçbir alakası olmayan tuvalet işletmecileriyle bir tutulamaz. İtibarımızı geri istiyoruz ve bundan asla ödün vermeyeceğiz” dedi.

Neler yaşanmıştı?

   Hatırlanacağı üzere, Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Bürosu’ndan 20 Haziran 2022 itibarıyla verilen bilgide, Başbakanlık ile EÖP arasında ‘kara sınır kapılarının iyileştirilmesine’ yönelik bir protokolün imzalandığı kaydedilmiş; Başbakan Ünal Üstel de kara sınır kapılarındaki hizmetlerin iyileştirilmesine yönelik bu protokolün iyi bir çalışma olmasının yanında ‘ülke için yeni bir dönemi’ başlatacağını söylemişti.

Başbakanlık’tan yapılan açıklamaya göre, Başbakanlık ile Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO), Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO), Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) ve Kıbrıs Türk Otelciler Birliği (KTOB) tarafından oluşturulan EÖP arasında, kara sınır kapılarındaki hizmetlerin ‘çağdaş ölçülere uygun yönetilmesi ve sürdürülmesi’ amacıyla imzalanan protokole, Üstel’le birlikte KTTO Başkanı Tugay Deniz, KTSO As Başkanı Mustafa Ersözlü, KTİMB Başkanı Cafer Gürcafer ve KTOB Başkanı Dimağ Çağıner imza koydu.

   Üstel, kara sınır kapılarıyla ilgili oluşturulan meclis komitesinin başına, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı döneminde bu konuda çalışma başlatan Ulusal Birlik Partisi (UBP) milletvekili Resmiye Canaltay’ın getirildiğini, komite ve EÖP’nin kısa zamanda güzel bir çalışma yaptığını ifade ederek’devlet-özel sektör dayanışmasının güzel bir örneğinin’ ortaya çıktığını söylemişti.

   EÖP adına konuşan Dimağ Çağıner de EÖP olarak, Üstel’in ortaya koyduğu iradeyi ve hükümetin kara sınır kapılarının iyileştirilme çabasını takdir ettiklerini söylemiş ve “EÖP’yi oluşturan dört birlik olarak ‘taşın altına ellerini koyduklarını’ kaydetmişti.

   Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) milletvekili Devrim Barçın ise kara sınır kapılarının ‘yasalara aykırı şekilde’ süresiz özelleştirildiğini söylemişti. Kapılardaki hizmetlerin yönetilmesi doğrultusunda EÖP’nin ‘bir şirket kuracağı’ bilgisinin verildiğini de kaydeden Barçın, ilgili şirketin ise ‘henüz’ piyasada olmadığını belirtmişti. “Yani kara sınır kapıları, şu anda olmayan ve kurulacağı söylenen bir şirkete Başbakan tarafından peşkeş çekiliyor” iddiasında bulunan Barçın, bu konudaki usulün belli olduğunu ve ancak Özelleştirme Yasası kapsamında hareket edilmesi durumunda bir yasa dışılığın yaşanmayacağını vurgulamıştı.

   KTTO Başkanı Deniz ise protokolün, kamu-özel iş birliğini sağlaması hasebiyle ‘KKTC tarihinde bir ilk’ olduğunu aktarmıştı. “Her şeyi devletten beklememek gerek” diyen Deniz, bu protokolün bir fırsat olduğunu ve kazananın da Kıbrıs Türk halkı olacağını vurgulamıştı. EÖP bünyesinde kurulacak şirketin ‘kâr amacı gütmeyen’ mahiyette olacağını da duyuran Deniz, “Peşkeş diye bir durum söz konusu değil. Bilakis; ‘peşkeşi önleme’ var. Bunlar, ciddiye bile alınmayacak iddialar. Bütün peşkeşlere de ayrıca karşıyız” ifadelerini kullanmıştı.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104