banner6

Sit alanında koyun otlatma tartışması

banner37

Eski Eserler Dairesi Gazimağusa Sorumlusu Hasan Tekel, Engomi Ören Yeri’nin bulunduğu bölgede, “Sit Alanı Gelişme ve Geliştirme İlkeleri” açısından koyun otlatmanın sakıncalı olmadığını savunurken, uzmanlar bu durumun suç olduğunu söylüyor.

Sit alanında koyun otlatma tartışması
banner151 banner143

Ahmet İLKTAÇ

Enkomi Ören Yeri’nin bulunduğu bölgede otlatılan koyunlarla ilgili olarak KIBRIS’ta çıkan haber sonrası açıklama yapan Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Gazimağusa Şube Sorumlusu Hasan Tekel, koyunların tespit edildiği alanın 2. Derece Arkeolojik Sit Alanı olduğunu belirterek alanın tarımsal etkinliğe açık bir arazi olması nedeniyle söz konusu alanda koyunların otlatılmasının “Sit Alanı Gelişme ve Geliştirme İlkeleri” açısından sakıncalı olmadığını öne sürdü.

Tekel, buna rağmen alanda telleme yaptıkları için küçükbaş hayvanların girişlerini hoş karşılamadıklarını söyledi.

Eski Eserler Dairesi eski Müdür Yardımcısı Arkeolog Tuncer Bağışkan ise, 60/94 sayılı Eski Eserler Yasası’nın “Taşınmaz Eski Eserleri Kirletme Yasağı” yan başlığını konulan 15’inci maddesinin “Ören yerlerinde ve/veya sit alanlarında hayvan otlatmak veya barındırmak yasaktır. Buna aykırı davrananlar suç işlemiş sayılırlar” dediğine dikkat çekti.

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Mimarlık Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, Enkomi Ören Yeri’nin bulunduğu bölgede tespit edilen hayvan otlatma amaçlı kullanımın tamamen yasadışı olduğunu vurgu yaparak yasanın açıklığına rağmen tersini yapanlar kadar, buna göz yumanların da suçlu duruma düşeceklerini söyledi.

Tekel: ‘Sit alanı gelişme ve geliştirme

ilkeleri’ açısından sakınca yok

Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Gazimağusa Şube Sorumlusu Hasan Tekel, 1993 yılında Salamis’in sit alanı ilan edildiği dönem en batısında bulunan Engomi’nin de sit alanı kapsamına alındığını söyledi.

Salamis’ten Engomi’ye kadar olan alana “Salamis Sit Alanı” adı verildiğini kaydeden Tekel, bu geniş arkeolojik alan içerisinde derecelendirme çalışması yapıldığını bildirdi.

Hasan Tekel, 3 derecenin öngörülüğü alan içerinde 2. ve 3. derece alanlar içerisinde tarımsal faaliyetlerin serbest bırakıldığını belirtti.

Enkomi’nin doğu bitişiğinde söz konusu koyunların otladığı alanın her ne kadar tellerle çevrilmiş olsa da 2. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillendiğini anlatan Tekel, alandaki eski eser depolarının güvenliği açısından koyunların otladığı alanın telle çevrildiğini kaydetti.

Tekel, “Tarımsal etkinliğe açık bir arazi olduğu için söz konusu alanda koyunların otlatılmasında ‘sit alanı gelişme ve geliştirme ilkeleri’ açısından bir sakınca yoktur” dedi.

Tekel, ancak buna rağmen alanda telleme yaptıkları için küçükbaş hayvanlarının girişlerini hoş karşılayamayacaklarını dile getirdi. Tekel, koyunların 1. Derece Arkeolojik Alana girmediklerini ifade etti.

Tartışma konusu olan “Engomi Ören Yeri”nin haritası... Haritada kırmızılar arkeolojik alanı, yeşiller tarımsal alanını gösteriyor. Sarı alanlar, “Anıtlar Yüksek Kurulu” kararıyla inşaat yapılabildiğini gösteriyor. Haritanın sol alt kısmındaki tellerle çevrili alan, Engomi Arkeolojik Sit alanıdır...

Bağışkan: Alanda hayvan otlatılamaz

Eski Eserler ve Müzeler Dairesi eski Müdür Yardımcısı Arkeolog Tuncer Bağışkan, dünyaca ünlü Engomi Arkeolojik sit alanının korunma sınırları dahilinde hayvan otlatılmasının sakıncalı olmadığını açıklayan Gazimağusa Eski Eser Bölge sorumlusunun yasal dayanaktan yoksun olan açıklamasını esefle öğrendiğini söyledi.

Böylece Gazimağusa Bölgesindeki tarihi ‘Avgaşida Manastırı ile ‘Afendrika Asomados Kilisesi’nin de niye hayvan barınağı olarak kullanıldığını bu vesileyle daha iyi anlamış olduğunu ifade eden Bağışkan, KKTC’deki tarihi eski eserlerin korunmasından sorumlu makamların açıklamalarını yaparlarken yasal mevzuatı çarpıtmadan ortaya koymaları gerektiğini bildirdi.

Gazimağusa Bölge Şube Amiri’nin Salamis sit alanıyla ilgili olarak 1993 ile 1995 yıllarında Anıtlar Yüksek

Kurulu’nun aldığı kararlar ile 60/94 sayılı Eski Eserler Yasası’ndan da bihaber olduğunun anlaşıldığını öne süren

Tuncer Bağışkan, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nde çalıştığı yıllarda başkanlığındaki bir ekiple “Enkomi ve Salamis Bölgelerindeki Sit Alanlarının Tespiti ve Derecelendirilmesi” çalışmalarını gerçekleştirdiğini ve önerilerinin tamamının 35/75 Sayılı Eski Eserler Yasası altında Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 30 Eylül 1993 tarihli kararıyla onaylanarak Resmi Gazete’de yayınlandığını bildirdi.

Arkeolog Tuncer Bağışkan, “ancak 35/75 sayılı Eski Eserler Yasası’nın yürürlükten kaldırılması üzerine bu yasanın yerini alan 60/94 sayılı Eski Eserler Yasasına göre Salamis ile Engomi sit alanına ilişkin yanlışların düzeltilerek yasal olarak yeniden yayınlanması gerekmişti. Böylece konuya ilişkin olarak verdiğimiz öneriler doğrultusunda Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 24 Nisan 1995 tarihlinde almış olduğu ve bugün için de geçerli olan karar, 28 Nisan 1995 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğü girmişti” dedi.

Böylece tarihi öneme haiz olan Salamis harabelerinin, Kral mezarları ve Orta ile Geç Tunç devirlerine tarihlenen Enkomi harabelerinin, mevcut kullanım şeklilerine bağlı olarak 3 ayrı dereceyle sınıflandırılarak koruması yoluna gidildiğini ifade eden Bağışkan, bu alanda bulunan görünürdeki arkeolojik eski eserlerin kırmızıya boyanarak 1’inci derece kapsamına alındığını dile getirdi.

Tuncer Bağışkan, bu alanın sadece arkeolojik çalışmalar ile turizm amacıyla kullanılması öngörüldüğünü bildirdi.

Eski eserlerin çevresinde bulunan “Eski Eser Koruma Alanları” ise köylüler tarafından zirai amaçlarla

kullanıldıklarından yeşille renklendirilerek 2’nci derecede korunma kapsamına konduğunu ifade eden Bağışkan, bu alanlardan her an arkeolojik kalıntılar çıkabileceği dikkate alınarak sadece bilimsel nitelikli arkeolojik kazılarla turizm faaliyetlerinden ayrı olarak, sebzecilik ile tahıl ekimine yönelik olması koşuluyla sadece tarımsal faaliyet yapılabileceğinin Resmi Gazete’de yayınlanan kararın 3.2.2 maddesinde açıkça belirtilmesine ayrı bir önem verildiğine dikkat çekti.

Tuncer Bağışkan, bu nedenle Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 28 Nisan 1995 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararının ‘sit alanı gelişme ve geliştirme ilkeleri’ başlığı altında yer alan 2’inci dereceli alanın hayvan otlatma amacıyla kullanılabileceği iddiası kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir girişimden başka bir şey olmadığını açıkladı.

Yasa maddelerinden söz etti

Bu nedenle Eski Eserlerin Gazimağusa Bölge Şube Amiri’nin Enkomi Korunma alanında hayvan

otlatılmasında sakınca görmemesi kendisinin kişisel bir görüşü olduğunu ve bu konuda yasal karar alma merciinin sadece Anıtlar Yüksek Kurulu olduğuna vurgu yapan Bağışkan, “Konuya ilişkin olarak 60/95 sayılı Eski Eserler Yasası’nın 9 (4)(B) maddelerinden söz etti:

“Taşınmaz eski eserlere ve/veya bulunduğu alanlara yönelik inşa ve fiziki müdahalelerin, ilke, kural ve koşullarını belirleme ve bu koşullarda karar alma yetkisi Anıtlar Yüksek Kurulu’na aittir.

Yine 60/94 sayılı eski eserler Yasasının 10(2) maddesi şöyledir: İnşai ve fiziki müdahalenin taşınmaz eski eseri ilgilendirmesi veya bu faaliyetin taşınmaz eski eserin belirlenen korunma alanı içinde bulunması durumlarında, Anıtlar Yüksek Kurulu’nun izninin alınması esastır.

60/94 sayılı Eski Eserler Yasasının “Taşınmaz Eski Eserleri Kirletme Yasağı” yan başlığını konulan 15’inci maddesi ise şöyledir:  Ören yerlerinde ve/veya sit alanlarında hayvan otlatmak veya barındırmak yasaktır. Buna aykırı davrananlar suç işlemiş sayılırlar”.

Tuncer Bağışkan, yukarıdaki yasal karar ve kurallar çerçevesinde Engomi Arkeolojik Sit Alanı’nın çevresindeki ‘korunma alanına’ yapılan fiziki müdahale uygulamasının,  hem yasadışı olması, hem de eski eserlerin korunması anlayışına ters düşmesi nedeniyle uygulama kararının yeniden gözden geçirilip iptal edilmesi gerektiğinin ortaya çıktığını söyledi.

Ülkemizdeki eski eserler ile yakın çevreleri olarak bilinen korunma alanlarının hayvanların cirit attıkları bir yer

olarak kullanılmalarına 60/94 sayılı Eski Eserler Yasası ile Anıtlar Yüksek Kurul kararlarının onay vermediği gibi,  dünyada da böylesi bir kullanım şeklinin hoş karşılanmadığının bilinmesinde yarar gördüğünü ifade eden Bağışkan, konunun önemine binaen gelinen bu noktada ilgili makamların görevlerinin, Engomi Arkeolojik Sit Alanı ile ‘korunma alanının’ yasal çerçevede araştırılıp hayvanlardan arındırılmasının sağlanması olduğu inancında olduğunu belirtti.

Tümer: Hayvan otlatma yasa dışı

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Mimarlık Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, Enkomi Ören Yeri’nin bulunduğu bölgede tespit edilen hayvan otlatma amaçlı kullanımın tamamen yasadışı olduğunu söyledi.

Tümer, bilindiği gibi bu ve benzeri arkeolojik alanların özel mülkiyetten alınıp kamu yararına ve arkeolojik kazılar gerçekleştirilerek tarihe ilişkin bilimsel veriler elde etmek amacıyla kamulaştırıldığını kaydetti.

Tümer, söz konusu alanlarda kazılar gerçekleştirilmesi dışında bu alanların güvenliklerinin sağlanması ve ziyarete uygun koşullar sağlanmasının da devletin sorumluluğunda olduğuna vurgu yaptı.

Eski Eserler Yasası’nın 15. Maddesinde açıkça; “Ören Yerleri’nde ve/veya sit alanlarında derecesine bakılmaksızın hayvan otlatmak veya barındırmak yasaktır. Aksi hareket edenler suç işlemiş sayılırlar” dendiğini ifade eden Tümer, yasalardaki bu açık ifadeye rağmen tersini yapanlar kadar, buna göz yumanların da suçlu duruma düşeceklerini bildirdi.

Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, Kıbrıs’ın erken tarihli yerleşimlerinden biri olan Engomi’nin ya da Antik Dönem’de bilindiği adıyla Alasya’nın ilk katmanları Orta Tunç Çağı’na kadar uzanmakta olduğunu anımsattı.

Engomi’nin M.Ö 16. Yüzyıldan ve M.S 12. Yüzyıla kadar, yaklaşık 3 bin yıl boyunca aktif yerleşim yeri olma özelliğini sürdürdüğüne değinen Tümer, 19. Yüzyılda yaklaşık 100 yıl süreyle yağmalanarak, burada bulunan eserler dünyanın birçok köşesine taşındığını, bir bölümünün de Londra’daki British Museum’a götürüldüğüne değindi.

Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, İsveç menşeli bir arkeolojik araştırma grubunun “Swedish Cyprus Expedition”

projesi kapsamında, Kıbrıs’taki başka Arkeolojik alanlarla birlikte Engomi’de de 1927-1931 yılları arasında kazılar gerçekleştirildiğini belirtirken, buluntuların Kıbrıs Müzesi ile Stockholm’deki Medelhavsmuseet’e sergilenmek üzere teslim edildiğini ancak bir yüzey kazısı olarak değerlendirilebilecek bu kazıların ardından bu alanda başka bir arkeolojik kazı gerçekleştirilmemiş olduğu için kentin büyük bir kısmı hala toprak altında olduğuna vurgu yaptı.

Bu nedenle de bu alandaki faaliyetlerde çok dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Tümer, alanda ayrıca güvenlik önlemlerinin artırılması gerekliliğinin yanında, hem mevcut düzensiz zemini ve çukurları da ziyaretçiler için risk yaratmaması, hem de doyurucu bir ziyaretçi deneyimi için bu alanda en kısa zamanda bir çevre düzenlemesi yapılmasının şart olduğunu açıkladı.

 

 

Güncelleme Tarihi: 24 Eylül 2016, 13:02
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104