banner6

Sokaktaki mücadeleyi meclise taşıyacağız

banner37

Bağımsızlık Yolu Lefkoşa Bölge Sorumlusu ve Lefkoşa Milletvekili Adayı Cansu Nazlı, Bağımsızlık Yolu’nun hedefleri hakkında bilgi verdi:

Sokaktaki mücadeleyi  meclise taşıyacağız
banner150 banner150 banner151

Ceren ÖZBİL

Bağımsızlık Yolu Lefkoşa Bölge Sorumlusu Cansu Nazlı, Bağımsızlık Yolu’nun seçim çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Bu seçimin, yaklaşık 4 yıldır siyasi bir hareket olarak var olan ve 3 yıl kadardır da siyasi bir parti olarak varlığını sürdüren Bağımsızlık Yolu’nun, partileştikten sonra seçime girme koşullarına eriştiği ilk seçim olduğunu belirten Nazlı, ayrıca Bağımsızlık Yolu’nun seçimi; “kadın özgürleşmesi”, “emeğin özgürleşmesi”, “doğanın talanının son bulması” ve” Kıbrıs’ta barışın inşası” gibi alanlarda verilen mücadeleyi taşıyacağı bir platform olarak gördüğünü söyledi.

“Seçime girmek bizim için sokaktaki mücadelemizden farklı değil”

Bağımsızlık Yolu Lefkoşa Bölge Sorumlusu Cansu Nazlı, Bağımsızlık Yolu’nun 4 yıl kadardır siyasi bir hareket olarak, 3 yıl kadardır da siyasi bir parti olarak varlığını sürdürdüğünü ifade etti ve partileştikten sonra da seçime girme koşullarına eriştiği ilk seçim olduğunu belirtti.

Nazlı, Bağımsızlık Yolu’nun seçim sürecini, sokakta yapmış olduğu eylemlerden ya da hukuk alanında yaptığı yasa taslağı çalışmalarından ya da basın bildirilerinden farklı bir şey olarak görmediğini söyledi.

Cansu Nazlı, Bağımsızlık Yolu’nun seçimi; “kadın özgürleşmesi”, “emeğin özgürleşmesi”, “doğanın talanının son bulması” ve “Kıbrıs’ta barışın inşası” gibi alanlarda verilen mücadeleyi taşıyacağı bir platform olarak gördüğünü belirtti ve “Seçimi ve seçime girmeyi bir mücadele platformu olarak görüyor ve bu yüzden de seçime giriyoruz” dedi. 

“Kıbrıs’ın kuzeyinde hükümette olmakla iktidar olmak aynı anlama gelmiyor”

“Hükümete değil, muhalefete talibiz” ifadesinin Bağımsızlık Yolu için bir slogan değil, her alanda kurguladıkları bir bakış açısı olduğunu söyleyen Cansu Nazlı, şu şekilde konuştu:

“Hükümete değil, muhalefete talibiz, bu bizim mücadele stratejimizdir. Neden hükümete değil muhalefete talibiz?… Çok alışılmış bir söylem olmadığı için ilk etapta “iktidar olmak istemiyor musunuz?” diye bir algı uyandırıyor. Ancak bizim düşüncemiz, siyasi tespitimiz ülkede iktidar olmakla hükümet olmanın eş anlamlı olmadığı yönündedir. Yaşamın çeşitli alanlarında eğitimden, sağlığa, ulaşıma, barınmaya kadar her alanda çeşitli iktidar alanlarının olduğunu düşünüyoruz. Örneğin eğitimle ilgili baktığımız zaman bizim iddiamız özel büyük üniversite sahiplerinin bizim eğitim bakanımızdan daha fazla söz sahibi olduğudur. Ya da şimdi bir akaryakıt krizi yaşanıyor. Bizim ulaşımla ilgili ülkedeki durumumuz konusundaki Ulaştırma Bakanı’ndan daha fazla akaryakıt ithalatçıları söz sahibidir. Bu nedenle Kıbrıs’ın kuzeyinde hükümet olmakla iktidar olmak eş anlama gelmiyor. Bu yüzden biz iktidar mücadelesi vermenin ancak muhalif bir örgütlenme ile halkla birlikte olacağına inanıyoruz. Bu yüzden seçimlerden sonra meclise de girsek, hükümete de gelsek aslında halka muhalefet vaadinde bulunuyoruz. Çünkü biz biliyoruz ve söylüyoruz ki ücretsiz sağlık hizmeti kamusal bir haktır. Ancak biz biliyoruz ki bunu yapmaya kalkan bir hükümet olması durumunda, buna ilk taş koyacak iktidar odağı özel büyük hastane sahipleri olacaktır. Bugün Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 80’i oranında bir miktar aslında devlet hastanelerinin alt yapısal sıkıntılarının giderilmesine ya da personel eksikliğinin giderilmesine değil, özele sevk adı altında özel hastanelere aktarılıyor. Biz buna aslında sağlığın özelleştirilmesini koyuyoruz. Bu yüzden biz ücretsiz sağlık hakkını sağlamanın devletin görevi olduğunu düşünüyoruz. Bununla ilgili muhalefet programımızda da sağlık başlığı altında mücadelesini verdiğimiz taleplerimiz var. Ancak biz biliyoruz ki meclise de girsek hükümete de girsek iktidar odakları buna taş koyacak. Biz, bu iktidar odaklarına karşı, halkımızla birlikte mücadele etmeyi vaat ediyoruz. Böyle bir engel çıkması durumunda da diğer rejim partilerinin olduğu gibi kapalı kapılar ardından uzlaşmaya çalışarak değil, bu durumu şeffaf bir şekilde halkımızla paylaşarak çözmeye çalışacağımızı söylüyoruz.”

“İki ayrı boykot söz konusu”

Cansu Nazlı, ülkede şu anda iki ayrı boykot durumunun söz konusu olduğunu ifade etti ve bunlardan birinin yıllardır boykot siyasetini temel politika olarak benimseyen Yeni Kıbrıs Partisi’nin durumu ve diğerinin de CTP ve TDP’nin seçmen ve sempatizanlarının içinden geçtiğimiz önemli dönemeçlerde CTP ve TDP’nin gerekli manevraları yapmayıp gerekli inisiyatifleri almaması dolayısıyla insanlarda oluşturduğu hayal kırıklığından kaynaklı bir durum olduğunu belirtti. Nazlı, şu şekilde konuştu:

“Uzun yıllar YKP gibi boykot siyasetini temel politika olarak belirleyen ve icra eden siyasi örgütlenmeler var. Biz boykotun mevcut durumda bir mücadele şekli olarak elverişli olduğunu düşünmüyoruz. Ancak YKP gibi uzun yıllardır bunu siyasi strateji olarak belirleyen örgütlenmelere de saygımız var. Ancak bu seçimlerde bu örgütlenmeleri aşan bir boykot çağrısı olduğunu görüyoruz. Bunun nedenini de özellikle CTP ve TDP’nin seçmen ve sempatizanlarının içinden geçtiğimiz önemli dönemeçlerde gerekli manevraları yapmayıp gerekli inisiyatifleri almaması dolayısıyla insanlara bir hayal kırıklığı yaratması olarak düşünüyoruz. Bu duruma tepki olarak şu anda bu seçimleri boykot ettikleri düşünüyoruz. Bununla da ilgili olarak neden insanların umutsuzluğa kapılıp boykot çağrısı yaptıklarını da anlıyoruz ve paylaşıyoruz. Bu anlamda insanların bu noktaya varmasını biz de istemezdik. Bunun bizimle ilgili olduğunu düşünmüyoruz. Bize boykot yapmak isteyen kesimlerden oy gelebilir diye düşünüyoruz. Ancak gelmesi için tabi ki bir çağrı yapmıyoruz. Eğer bu insanların bir takdiri ise biz buna saygı duyarız. Ancak bizim de muhalefet stratejimiz aslında rejimin maskesini düşürmek yönündedir ve bu anlamda bir örtüşme söz konusudur.”

“Emekçinin partisi diyerek yola çıktık”

Bağımsızlık Yolu’nun “emekçinin partisi” diyerek yola çıktığını kaydeden Cansu Nazlı, kuruldukları günden beri de özel sektörde sendikalaşma, asgari ücretin en düşük kamu maaşına endekslenmesi, ultra zengin kesimden servet vergisi alınması, kamusal eğitim, kamusal sağlık, sosyal hizmetler ve ulaşım alanındaki ihtiyaçların finanse edilmesi ile ilgili talepleri olduğundan söz etti.

Nazlı, ayrıca her bölgede sığınma evi, şiddet önleme merkezleri kurulması ile taleplerinin de olduğunu hatırlatarak “kamusal eğitim ve sağlığın etkin şekilde verilmesi için kurulduğumuz zamandan yürütmekte olduğumuz mücadele ve eylemler var. Biz aslında sokakta vermiş olduğumuz mücadeleyi ya da yasa çalışmalarını, halkımız takdir ederse mecliste yapmak istiyoruz” diye konuştu.

“İşyerinden izin alamadığı için aday olamayanlar var”

Cansu Nazlı ayrıca emeğin özgürleşmesi denildiğinde her ne kadar akla ilk önce sendikalaşma, ekonomik anlamda özgürleşme ya da sosyal olarak özgürleşme gelse de, bunlar dışında yaşanan siyasi sıkıntılar olduğunu belirtti.

Nazlı, seçim sürecinde gördüklerinin aday olmak isteyen bazı üyelerin çalıştığı işyerinden izin alamaması nedeniyle aday olmaması olduğunu ifade etti.

banner343
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110