banner6

Sorunlu kredilerin miktarı 1.5 milyar TL’yi aştı

banner37

Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik çıkmaz, bankalardan alınan kredilerin zamanında ödenmesini de zorlaştırdı, tahsili gecikmiş alacaklar listesi uzadıkça uzadı

Sorunlu kredilerin miktarı 1.5 milyar TL’yi aştı
banner150 banner150 banner151

“DEVLET KAZANÇ ELDE EDEBİLİR”…Albank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ahmet Melih Karavelioğlu, tahsili gecikmiş alacaklar sorununun sektörün en büyük problemi olduğunu belirterek bu türden alacakların problem olmaktan çıkarılması durumundatapu harcı, alım-satım vergisi ve banka kârlarından alınacak vergilerle devletin kazancının 500 milyon TL’yi bulacağını aktardı.

“YENİ KREDİ FİYATLAMASINI YÜKSELTİYOR”…Limasol Türk Kooperatif Bankası Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesiİlkin Yoğurtçuoğlu, tahsili gecikmiş alacakların 1.5 milyar TL’yi aştığını ifade ederek bu durumun hem bankaların kredi verme iştahını körelttiğini hem de banka bilançolarına getirisiz aktif olarak yansıdığını ayrıca yeni kredi fiyatlamasını yükselttiğini belirtti.

Ali ÇATAL

KKTC bankacılık sektörünün en büyük sıkıntısı tahsili gecikmiş alacaklar (TGA) yani sorunlu krediler…

Albank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ahmet Melih Karavelioğlu ve Limasol Türk Kooperatif Bankası Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi İlkin Yoğurtçuoğlu’nun verdiği bilgiye göre, tahsili gecikmiş alacakların miktarı 1.5 milyar TL’yi aştı.

Bahse konu rakamın yüzde 67’sini ise 100 kişi ve kurum oluşturuyor.

Banka yöneticileri, toplam bakiyenin önemli kısmını oluşturan 100 kişi ve kurumun varlıklı olduğunu ancak borçlarını ödemek için gayret göstermek yerine borçlarını ödememekten ya da ödemeyi geciktirmek için mümkün olan tüm fırsatları kullanmaktan yana olduklarını söyledi.


Söz konusu kişilerin, borç ödememe yönünde tercih kullandıklarında sosyal refah seviyelerinin daha da arttığını ifade eden banka yöneticileri, borçlarını ödemekte zorlanan birisinin refah seviyesinin düşmesinin gerektiğine dikkat çekti.


Banka yöneticileri, kişi ya da firmaların çoğunun, ödeme güçlüğünü doğuran sebepleri ortadan kaldırmak için canla başla çalıştıklarını, çözümler için bankaları ile ya da borçlu oldukları taraflarla birlikte uğraştıklarını, tekrar taahhütlerini yerine getirmeye başladıklarını veya bunu sağlayabilmek için çaba gösterdiklerini gördüklerini kaydetti.

Karavelioğlu: Bu günleri daha önce de yaşadık

Albank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ahmet Melih Karavelioğlu, ‘1994 Krizi’ ile son derece benzer bir süreçten geçtiğimizi belirterek dönemin Türkiye Başbakanı Tansu Çiller’in de politika faizini ‘piyasa beklentilerine rağmen’ talimatla düşürtmesinin büyük bir mali krize neden olduğunu hatırlattı.


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kaynakları kullanılarak kurun baskılandığını, parasal genişlemeye gidildiğini, Hazine’nin borçlanma ihalelerinin iptal edildiğini ve kamuoyunda ‘Çiller bonoları’ adı verilen değerli kağıtlar üzerinden kısa vadeli yüksek faizler vererek krizin aşıldığını kaydeden Karavelioğlu, yüzde 60’lık enflasyon ortamında yüzde 70 faizi çok bulan dönemin Türkiye hükümetinin, yüzde 406 faizli bonoları üç ay vadeli sattığını belirtti.


TCMB’nin, enflasyonun yüzde 20’yi geçtiği bir dönemde, politika faizini yüzde 15’e çekmesinin ‘bilinen’ iktisat teorileriyle açıklanabilir hiçbir yanının olmadığını vurgulayan Karavelioğlu, gerek TCMB kanadından gerek Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan gelen açıklamaların ise ‘bir faiz indiriminin daha’ yolda olduğuna yönelik genel kanıyı pekiştirdiğini kaydetti.


TCMB tarafından 16 Aralık 2021’de gerçekleştirilecek yılın son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından da faiz indirimi, ardından ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından 2022 yılının bahar döneminde gerçekleştirilmesi beklenen para politikası değişikliğine kadar faizi pas geçme ve sonrası için de başlayacak faiz artırımı süreçlerinin bizleri beklediğini söyleyen Karavelioğlu, bu bağlamda kurlardaki yükselişin ve TL’deki değer kaybının da Ocak 2022’ye kadar süreceği çözümlemesini yaptı.

Tahsili gecikmiş alacak sorununun da sektörün en büyük problemi olmayı sürdürdüğünü kaydeden Karavelioğlu, bu soruna dair adım atılması ve bu türden alacakların problem olmaktan çıkarılması durumunda ise devletin kazancının sadece tapu harcı, Alım-Satım Vergisi ve banka kârlarından alınacak vergilerle 500 milyon TL’yi bulacağı bilgisini verdi.

Karavelioğlu, gelişmiş ülkelerin hukuk sisteminde ‘inkar tazminatı’ diye bir unsurun olduğunu da aktarırken, “Bazıları zamana oynamak adına kredi aldığını inkar ediyor. ‘O bankaya hiç girmedim’ diyenler bile var. İnkar tazminatı, hukuk sistemine girmeli. Yargıçlarımız da hem böylesi bir kredi ilişkisine girmediğini iddia edip hem de birkaç yıl içerisinde yapılandırmaya gidenlerin verdiği yanıltıcı beyanın hesabını sormalı” dedi.

Yoğurtçuoğlu:Bankaların kredi iştahını köreltiyor

Limasol Türk Kooperatif Bankası Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi İlkin Yoğurtçuoğlu, tahsili gecikmiş alacakların 1.5 milyar TL’yi aştığını, bu alanda 16’ncı yıla giren dosyaların söz konusu olduğunu ifade ederek bu durumun da bankaların kredi verme iştahını körelttiğini belirtti.

Yoğurtçuoğlu, bahse konu rakamın, sektör kredilerinin yüzde 6’sına tekabül ettiğini, aslında bu oranın daha yüksek olduğunu fakat Kovid-19 salgını periyodunda çıkarılan önlem paketleriyle yapılan kredi ödemelerinin de etkisiyle toplam tahsili gecikmiş alacak tutarının yüzde 6 olarak görüldüğünü söyledi.

Bu soruna yönelik dinamik bir yapının tesis edilemediğini de söyleyen Yoğurtçuoğlu, “Yasal takibe intikal ettiğinden bu yana bekleyen hatta 16’ncı yılına giren dosyalar var. Bu da bankalarının kredi verme iştahını köreltiyor. Ayrıca, mevduatın krediye dönüşümünü de engelliyor” şeklinde konuştu.

“Bir kredi ilişkisine giriyorum ve vatandaştan topladığım mevduatı, bir başkasına borç olarak veriyorum” diyen Yoğurtçuoğlu, ilişkinin başında bir miktar teminat alındığını ve asıl sıkıntınınburada başladığını kaydetti.

Bahse konu ipoteği, kullanılan kredinin ‘sorunlu alacak’ kategorisine düşmesi durumunda, nakde çevirmek suretiyle vatandaştan borçlanılan mevduatın yerine konulabilmesi için istediklerini vurgulayan Yoğurtçuoğlu, mekanizmanın ‘usulüne göre’ çalışmaması nedeniyle, hüküm alındığı halde satışı beklenen mallara dair pek çok dosyanın biriktiğini söyledi.

Tahsili gecikmiş alacakların meydana getirdiği bir diğer tahribatın da kredi fiyatlaması yapılırken, söz konusu kredilerin, banka bilançolarına ‘getirisiz aktif’ olarak yansıması olduğunu söyleyen Yoğurtçuoğlu, bunun da maliyet arttırıcı unsur olarak kredi fiyatına olumsuz yansıdığına vurgu yaptı.

Yoğurtçuoğlu, Kovid-19 salgını nedeniyle alınan önlemler kapsamında 2020 yılında başlayan ‘yalancı baharın’ sürdüğünü de söylerken, salgının sonlanmasının akabinde ‘geçek bilançonun’ ortaya çıkacağını aktardı.

Yoğurtçuoğlu, ipotekli malların satışını hızlandırıp, bunların nakde dönmesini mümkün kılacak mekanizmaların hayata bir an önce geçirilmesi gerektiği bilgisini paylaştı.

banner343
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110