banner6

Sterlin 13 TL’yi geçti!

banner37

TC Merkez Bankası, politika faizini, ‘piyasa beklentilerinin çok üzerinde’ 200 baz puan indirdi; döviz kurları ve altın fiyatları, rekor seviyede yükseldi. Ekonomistler, dövizdeki bu yükselişi, alım gücünün daha da eriyerek fakirleşmenin büyüyeceği ve pahalılığın daha da artacağı şeklinde yorumluyor

Sterlin 13 TL’yi geçti!
banner8

Ali ÇATAL

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), dün düzenlediği yılın onuncu Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında yüzde 18 olan ve politika faizi olarak kullanılan bir hafta vadeli repo faiz oranını 200 baz puan (bp) indirerek yüzde 16'ya düşürdü.

Finans beklenti anketlerine katılan ekonomistlerin ve piyasanın indirim beklentisindeki medyan yani ortalama ise 50 bp-100 bp bandıydı.

Faiz kararıyla birlikte döviz kurlarında rekor düzeyde yükselişler oldu.

KKTC serbest piyasalarında, geride bıraktığımız işlem haftasına damga vuran fakat PPK öncesi yatay hareket eden kurlardaki yükseliş, söz konusu karar sonrası yerini TL varlıklarda korkunç bir negatif ayrışmaya bıraktı.

Buna göre, Kuzey Kıbrıs’ta haftanın dördüncü işlem gününün kapanışında Amerikan Doları ortalama 9,5293 TL, Euro 11,0954 TL ve İngiliz Sterlini 13,1545 TL’den alıcı buldu.

Kurlar, bir önceki işlem gününü sırasıyla ortalama 9,4162 TL, 10,9767 ve 12,9982 TL’den kapatmıştı.

Hatırlanacağı üzere, Nisan 2021 dönemi itibarıyla TCMB Başkanı olarak PPK toplantısını yöneten Şahap Kavcıoğlu'nun yedi aylık başkanlık sürecindeki ilk faiz indirimi, Eylül 2021 PPK toplantısında yapılmıştı,

Kavcıoğlu, Eylül 2021 periyodu başında yaptığı konuşmada, para politikasının belirlenmesinde manşet değil; ‘çekirdek’ tüketici fiyat endeksi (TÜFE) vurgusu yaparak söylem değişikliğine gitmiş ve piyasalarda faiz indirimi beklentileri artmıştı.

Bu doğrultuda, Eylül 2021’de yapılan 100 bp faiz indiriminin ardından bu ay 50 ile 100 bp aralığında faiz indirimi bekleniyordu. Banka, beklentilerin üzerinde bir bantta faiz indirimi yaparken, karar metninde ise indirim için şu ifadelere yer verdi:

“Enflasyonda son dönemde gözlenen yükselişte; gıda ve başta enerji olmak üzere ithalat fiyatlarındaki artışlar ile tedarik süreçlerindeki aksaklıklar gibi arz yönlü unsurlar, yönetilen/yönlendirilen fiyatlardaki artışlar ve açılmaya bağlı talep gelişmeleri etkili olmaktadır.

Bu etkilerin arızi unsurlardan kaynaklı olduğu değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, güçlü parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı etkileri devam etmektedir. Parasal duruşun sıkılığı ticari kredilerde öngörülenin ötesinde daraltıcı etki yapmaya başlamıştır.

Bunun yanında, bireysel kredilerin ılımlı seyre dönmesi için güçlendirilen makroihtiyati politika çerçevesinin olumlu etkileri gözlenmeye başlamıştır. Kurul, para politikasının etkileyebildiği talep unsurları, çekirdek enflasyon gelişmeleri ve arz şoklarının yarattığı etkilerin ayrıştırılmasına yönelik analizleri değerlendirmiştir.

Bu çerçevede politika faizi 200 baz puan indirilerek yüzde 16 olarak belirlenmiştir.

Bununla birlikte, arz yönlü arızi unsurlardan kaynaklı olarak politika faizinde yapılan aşağı yönlü düzeltme için yıl sonuna kadar sınırlı bir alan kaldığı kurul tarafından değerlendirilmiştir.”

Faiz kararı öncesi Türkiye serbest piyasalarında 9,28 seviyesinde işlem gören Amerikan Doları/TL kuru, karar sonrası 9,48'e yükselirken; karar öncesi 10,80 seviyesinde bulunan Euro/TL paritesi de 11,04 seviyesine geldi.

Gram altın ise 532 TL'den 545 TL'ye çıkarak rekor kırdı.

Şafaklı: TCMB’ye güven yere çakıldı

Ekonomist ve Akademisyen Prof. Dr. Okan Veli Şafaklı, yaşanılan sürecin ‘TCMB’ye güvenin ve kurumun itibarının artık yere çakıldığını’ gösterdiğini söyledi.

‘Belki düzelir’ şeklindeki beklenti ve temennilerin de berhava olduğunu kaydeden Şafaklı, TCMB’nin artık ‘topyekûn bir rejim sorunu’ olarak görülmeye başlandığını ve son durumun da ‘bu rejim devam ettiği sürece’ istikrar beklentisi bırakmayacak şekilde kötüleştiğini belirtti.

“İşte piyasa da zaten bunu fiyatlandırıyor” şeklinde görüş belirten Şafaklı, piyasanın bu ani tepki ve reaksiyonunun da TL’nin normalin üzerinde değer kaybı yaşamasına neden olan bir tür ‘aşırı doz’ olgusu oluşturduğunu kaydetti.

Sezinler: Türkiye’den enflasyon da ithal ediyoruz

Ekonomist Mahmut Sezinler ise Türkiye’deki ekonomi yönetiminin uzun bir dönemdir acemice ve ‘rasyonaliteden uzak’ bir yaklaşımla ‘faiz karşıtlığı’ yaptığını ve faizlerle bu denli oynanmasının da mali yapıyı olumsuz etkilediğini söyledi.

“Faiz neden-enflasyon sonuç” yaklaşımının gerçekçi olmadığını, çünkü yüksek enflasyona neden olan pek çok sebep olduğunu kaydeden Sezinler, ekonomi yönetiminin makul bir perspektife sahip olması gerektiğini belirtti.

Türkiye’de 12 aylık enflasyonun yüzde 19, politika faizinin ise an itibarıyla reel anlamda yüzde 14-15 bandında olduğuna işaret eden Sezinler, bu durumun da mevduatı TL’de tutmak için hiçbir neden bırakmadığını vurguladı.

PPK toplantısı akabinde yapılan resmi açıklamalardan okunan ‘çok daha tehlikeli’ izlenimin ise faiz indirimlerinin Aralık 2021 de dahil olmak üzere yılın sonuna kadar süreceğine yönelik yaklaşım olduğunu kaydeden Sezinler, 2022 yılına kadar ‘200 bp daha’ faiz indirimini olası gördüğünü açıkladı.

“Üzülerek söylüyorum ki TL’yi daha da kötü günler bekliyor” şeklinde konuşan Sezinler, TL’deki değer kaybının, hem Türkiye’ye, hem de KKTC’ye enflasyon ve alım gücü düşüşü olarak döneceğini söyledi.

Türkiye’nin özellikle son dönemde hammaddeler başta olmak üzere ‘ithalat temelli’ bir ekonomik yapıya yelken açtığına dikkat çeken Sezinler, Türkiye’ye fiyat artışı olarak yansıyan TL’deki değer kaybının, emtialar başta olmak üzere pek çok mal ve hizmetin döviz bazında fiyatlandığı KKTC’ye ise ‘fakirleşme’ olarak yansıyacağı uyarısını yaptı.

KKTC’de enflasyonun yüzde 18, asgari ücret zammının ise yüzde 12 olduğunu hatırlatan Sezinler, Güney Kıbrıs’ta kullanılan para birimi Euro ile Kuzey Kıbrıs’ın ‘de facto’ para birimi İngiliz Sterlini ve Amerikan Doları/TL paritesi göz önünde bulundurulduğunda, Kıbrıslı Türklerin alım gücünün sadece Ocak 2021’den bu yana yüzde 28 bandında eridiğini kaydetti.

Türkiye’nin ekonomi yönetiminde, 1994’te yaşanan benzer durumdan ders almadığının görüldüğünü de aktaran Sezinler, politika faizinin enflasyonun altında kalmasının, para politikalarında ‘elle tutulur’ hiçbir gerekçesinin olmadığını söyledi.

KKTC’nin ithalatının yüzde 70’inin Türkiye menşeli olduğunu da vurgulayan Sezinler, Kuzey Kıbrıs’ın, son gelişmelerle Türkiye’den artık sadece mal değil; ‘enflasyon da’ ithal eder duruma geldiğini belirtti.

“Finansman açığı büyüyecek”

Mahmut Sezinler, Türkiye gibi finansmana ve doğrudan sermaye yatırımına ihtiyaç duyan bir ülkede ‘TL’de kalmanın ve ülkeye yatırım yapmanın’ cazip hale getirilmesinin elzem olduğunu da vurgularken; enflasyonun altında kalan faiz ve değeri gün geçtikçe eriyen TL’nin, finansman açığını derinleştirdiğini kaydetti.

Sermaye ihtiyacının para basarak karşılanmaya çalışılmasının da hem TL’yi daha da değersizleştirdiğini, hem de enflasyonu körüklediğini belirten Sezinler, yüzde 19 bandındaki faizden bile tatmin olmayan yatırımcının, yüzde 16’lık faize itibar etmesinin mümkün olmadığını ifade etti.

Sezinler, merkez bankalarının bağımsızlığının önemine de vurgu yaparken, sıklıkla değişen başkan, başkan yardımcısı ve PPK üyeliği koltuklarının, yatırımcı güvenini ‘ayrıca sarstığını’ söyledi.

banner134

Sezinler, ‘reel’ gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) iki veya daha fazla çeyrek yıllık periyotta arka arkaya negatif büyüme kaydetmesi anlamına gelen resesyon, fiyat artışı anlamına gelen enflasyon ve yerel para biriminin değer yitirmesi durumlarının aynı anda yaşandığı ‘stagflasyon’un da kapıda olduğu uyarısında bulundu.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104