Sulak alanlar mahvolacak

Sivil toplum örgütleri, hükümetin onayladığı “Sulak Alanların Korunması ve Yönetim Tüzüğü”nün, gölet kıyılarının 100 metrelik “Mutlak Koruma Alanı” kalkanını kaldırdığını belirterek, tüzüğün geri çekilmesini istedi:

Sulak alanlar mahvolacak
  • 08 Ekim 2018, Pazartesi 9:19

Ahmet İLKTAÇ

Sivil toplum örgütleri, hükümetin 28 Eylül tarihinde Bakanlar Kurulu toplantısında onayladığı “Sulak Alanların Korunması ve Yönetim Tüzüğü’nün” eski tüzükte yer alan sulak alanların 100 metrelik kıyılarının korunması kalkanını zayıflatarak, sulak alanların 100 metrelik kıyıları içerisinde inşaat, hayvan barınağı ve benzeri yapılmasına olanak tanındığından yakındı.
   Eski tüzükte sulak alanların 100 metrelik çevresinde hayvan barınağı dahil hiçbir inşaatın yapılamasına olanak tanınmadığını belirten sivil toplum örgütleri, sessizce onaylanan bu yeni tüzüğün dünya miraslarımızın korunması için tekrardan gözden geçirilmesi ve derhal yürürlükten kaldırılmasını talep etti.
   Sivil toplum örgütleri, yeni tüzükle sulak alanların sık bulunduğu Mağusa’da, sulak alanların 100 metrelik dahilinde olan alanların peşkeş çekilerek göletlerin kaldıramayacağı yapılar inşa edilip birçok canlı türünün hayatını devam ettirdiği ve insanlar için nefes alma olanağı sağlayan doğanın katledilmek istendiğine dikkat çekti.
 

Türkseven: Eski tüzükte yasaklar vardı
   Gazetemiz KIBRIS’a açıklama yapan Biyologlar Derneği Başkanı Niyazi Türkseven, 2012 yılında yürürlüğe giren 18/2012 sayılı yeni Çevre Yasası’da “yeni yasa yürürlüğe girince, eski yasa altında hazırlanan tüzüklerin yenisi resmi gazetede yayınlanıncaya kadar yürürlükte kalacağının” belirtildiğine dikkat çekti.
   Bu bağlamda 28 Eylül 2018’de resmi gazetede “Sulak Alanların Korunması ve Yönetimi Tüzüğü”nün yayınlanarak yürürlüğe girdiğini ve eskisinin de yürürlükten kalktığının belirten Türkseven, yürürlüğe giren yeni tüzükle ilgili doğa adına gördükleri eksiklikleri ilgili devlet kuruluşlarına bildirmiş olmalarına rağmen bunların bazılarının dikkate alındığını, bazılarının ise alınmadığını kaydetti.
   Niyazi Türkseven; “örneğin yeni hazırlanan tüzükte ‘Sulak Alan’ kavramı tefsir kısmında tanımlanmamıştı. Uluslararası tanıma göre 6 metreyi geçmeyen deniz kıyıları, dere yatakları, devamlı ya da geçici olarak su tutan bataklıklar, göletler, sazlıklar ve benzeri habitatlar sulak alanlar olarak kabul edilir. Sadece 35 tane göletin koordinatlarını koyarak sulak alan tanımının yapılmaması nedeniyle dere yatakları, kıyılar, kışın yağışlarla birlikte su tutan alanlar sulak alan olmaktan çıkacağı konusunda uyarılarda bulunduk ve bu uyarılarımız dikkate alındı” dedi.
   Eski tüzükte 35 tane sulak alanın koruma altında olduğunu, bunların 29 tanesinin 1974’ten önce mevcut olup korumaya alınanlar olduğunu, 6 tanesinin de KKTC’de korumaya alınan doğal sulak alanlar diye nitelendirilmiş ve pafta/parsel no ile listelendirilmiş olduğunu belirten Türkseven, üstelik Ek1’de harita üzerinde de göstermiş olduklarını açıkladı.
   Türkseven, “eski tüzüğün 5’inci kısmında sulak alanların korunması için birçok yasaklar belirlenmişti. Bu yasaklardan bazıları sulak alanlarda hayvan otlatmanın yasaklanması, sulak alanlara her türlü kirleticilerin boşaltılmasının yasak olması, gürültü çıkaran faaliyetlerde bulunulmaması, her türlü avın yasak olması vs. ama en önemlisi de sulak alanların 100 metrelik çevresinde hayvan barınağı dahil hiçbir inşaatın yapılamamasıdır” dedi.
 

“Yeni tüzükte koruma kalkanı zayıflatıldı”
   Niyazi Türkseven, 28 Eylül’de resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Sulak Alanların Korunması ve Yönetimi Tüzüğü” koruyucu birçok olumlu madde içermesine rağmen özellikle Mağusa’da şehir içlerinde kalan göletler üzerindeki koruma kalkanını zayıflatmış sulak alanların 100 metrelik kıyıları içerisinde inşaat, hayvan barınağı ve benzeri yapılmasına olanak tanındığına dikkat çekti.
   Eskiden de koruma altına alınmış 35 gölet yeni tüzükle yine koruma altına alındığı işaret eden Türkseven, hatta bu göletlerden 5 tanesinin “Uluslararası Önemli Olan Sulak Alanlar” diye listelendirildiğini belirtti. Türkseven, bunların da Ayluga-Çanakkale Göleti, Engomi-Glapsides1-2, Gülseren Göleti, Köprü Göleti ve Mehmetçik Göleti olduğunu bildirdi. Niyazi Türkseven, tam da bu noktada acı olanın ise Çevre Koruma Dairesi’nin Uluslararası Önemi Olan Sulak Alanlar diye nitelendirdiği göletlerin bazılarının çevresindeki koruyucu 100 metrelik kalkanı kaldırarak gölet çevresini yapılaşmaya açması olduğunu dile getirdi.
   Sulak alanların çevrelerinin yeni tüzükle A Bölgesi (Yüksek seviyeli koruma bölgesi), B Bölgesi (Orta Seviyeli koruma bölgesi), C Bölgesi (Düşük seviyeli koruma bölgesi) diye bölgelendirildiğine işaret eden Türkseven, bu çalışma yapılırken ülkemizde yaşayan konusunda uzman akademisyenlerden yararlanılmadığını belirtti.
   Türkseven, Avrupa’dan gelen biyolog dahi olmayan sözde uzman olan kişinin, yanında da daireden bir memurla ellerine aldıkları GPS aletiyle göletin çevresinde kendilerine göre sorunlu olan yani kaçak yapılarla işgal edilmiş alanların etrafından dolaşarak bilimsellikten uzak tamamen akıl dışı yöntemle koruma bölgeleri belirlendiğini savundu.
   Bunun yanlış olduğunu düzeltilmesi gerektiğini Biyologlar Derneği’nin çeşitli mercilere bildirmesine rağmen maalesef düzeltilmediğini ve Resmi Gazete’de yayınlanmadığını ifade eden Türkseven, dünya üzerinde eşi benzeri olmayan Ayluga Göleti’nin göçmen kuşların en çok uğrak yeri, gölet bütün adada Sığır Balıkçıllarının tek üreme alanı, Çeltikçi, Küçük Balıkçıl gibi ülkemizde nadir olarak üreyen kuşların da üreme alanı ve aynı zamanda binlerce su kuşunun dinlenme ile beslenme alanı olduğunu kaydetti.
   Niyazi Türkseven, Ayluga Göleti’nin, Çevre Dairesi’nin hazırladığı, Bakanlar Kurulu’nun da onayladığı yeni tüzükle tehlike altına giren 5 uluslararası öneme sahip sulak alanlardan biri olduğunu işaret ederken, “bu nasıl koruma?” diye sordu.
   Ayluga Göleti’nde daha önce yasaya aykırı olduğu için durdurulan inşaatlara yasal zemin oluşturan, 100 metrelik şeritler içerisinde önceden yapılan kaçak yapıları koruma alanı dışında gösterdiğini aktaran Türkseven, Bakanlar Kurulu tarafından sessizce onaylanan bu tüzüğün dünya miraslarımızın korunması için tekrardan gözden geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
 

Şentuğ: Hata düzeltilmeli
   Her Daim Dostlar Grubu Lideri Yusuf Yüksel Şentuğ da, konuyla ilgili araştırmalarının devam ettiğini, ancak grup arkadaşlarının yaptığı araştırmaya göre sulak alanların 100 metre çevresindeki sıkı koruma önleminin yeni tüzükle gevşetildiğini kaydetti.
   Kendilerinin grup olarak doğamızı koruduklarını, sevdiklerine işaret eden Şentuğ, kendilerinin de gördüğü gibi tüzükteki bu hatanın düzeltilmesini talep etti.
   Yusuf Yüksel Şentuğ, Ayluga Göleti’nde önceki gün bir kuş gözlemi yaptıklarını, bu gözlem sırasında göletin etrafına insanlar tarafından piknik ve inşaat atıkları bırakıldığını gördüklerini dile getirdi.
   Sulak alanlarımızın sadece insanların yaşam alanı olmadığını, canlıların yaşadığı alanlar olduğuna dikkat çeken Şentuğ, bu nedenle bu alanları her ne pahasına olursa olsun korumamız gerektiğinin altını çizdi.
 

Üretici: Tüzük değişikliği geri çekilsin
   Mağusa Kent ve Ekoloji Platformu’nun bileşenlerinden olan Mağusa Kadın Merkezi (MAKAMER) adına açıklama yapan Pelin Üretici de, 28 Eylül 2018 tarihinde Bakanlar Kurulu onayı ile geçirilen Sulak Alanların Korunması ve Yönetimi ile ilgili tüzük değişikliğinde sulak alanların habitat ve biyoçeşitlilik açısından zengin ve özgün yapılarını korumak için eski tüzükte 100 metre “Mutlak Alan” bölgeleri içinde inşaat dahil birçok insan faaliyetine izin verilmezken, yeni yasada bu madde kaldırıldığı için bu faaliyetlerin serbest hale getirilmiş olduğundan yakındı.
   Pelin Üretici, “Mutlak Koruma Alanı” kaldırılıp yeni yasada sulak alan ve çevresi koruma derecesine göre A, B, ve C zonlarına ayrıldığını, A zonun sulak alanın hemen çevresi olup insan faaliyetlerine açık olmayan en korunaklı alanlar olduğunu, fakat özellikle mücadele sahaları olan Ayluga sulak alanının haritada incelediğinde Mutlak Koruma Alanı içinde kalan özel mülkleri A zonunun dışına alındığını hatta yine 100 m içinde olan hali arazilerin bile A zonu dışında tutulduğunun dikkat çekmekte olduğunu söyledi.
   Bu durumda Çevre Dairesi Müdürü Aktolgalı’nın KIBRIS Gazetesi’nde yeni hazırlanan tüzüğün daha çevreci olduğunu söylemekte olduğuna değinen Üretici, işin daha koruyucu olması söylemekle olmayacağını, ancak tüzük içinde koruyuculuğu garanti altına almakla olacağını açıkladı.
   Pelin Üretici, zonlar hazırlanırken olabildiğince taraflar ve paydaşların haberdar edilmesi gerektiğini ve uzman ekiplerin tarafında harita oluşturulması gerektiğini söyledi.
   Çevre Dairesi’ndeki ilgili memurdan bilgi almak istediklerinde, bu memurun tüzük değişikliğinden haberi olmadığını öğrendiklerini anlatan Üretici, “ben yaptım oldu demekle olmuyor. Nitekim bu gün onayladığınız bu tüzükle, MKEP olarak Mutlak Koruma Alanı içinde yasadışı inşaat girişimlerine karşı başlatığımız mücadele sonucu yapımları durdurulmuş inşaatları A zonu dışında tutarak sulak alan içinde ev yapmayı yasal hale getirmiş oldunuz. Bu nasıl korumacılıktır? Hazırlanan tüzüklerin yasanın emrettiği işleri yapıyor olması şartı vardır. Yani bir tüzük yasa ile çelişmemelidir” dedi.
   Pelin Üretici, Çevre Yasası’nın bu alanları Özel Koruma Bölgeleri olarak gördüğünü ve biyo çeşitliliği korumayı emrettiğini dile getirdi. Ayluga Göleti’nde daha inşaatlar başlama aşamasındayken çevresinde ağaçların kurutulup kesildiğini söyleyen Üretici, bu bölgeleri koruma zonunun dışında tutarak yasanın emrettiği şekilde biyo çeşitliliğin nasıl korunacağını sordu. Pelin Üretici, yasanın ÖÇKB alanlarını koru diyorsa hazırlanan tüzük bu alanları bütüncül olarak koruması gerektiğini kaydetti.
   Parçalı korumacılık anlayışı ile bu alanları koruyamayacağımızı ifade eden Üretici, MAKAMER olarak bakanlar kurulu kararı ile çok detaylı düşünülmeden hazırlanan bu tüzük değişikliğinin geri çekilmesini ve Çevre Yasası’nın emrettiği gibi özellikle ÖÇKB alanlarının bütüncül korunmasını talep ettiklerini açıkladı.

 

Azizoğlu: Koruma alanı sermayeye peşkeş çekilecek
   Bağımsızlık Yolu Mağusa Bölgesi adına Örgütlenme Sorumlusu Hatice Azizoğlu, sulak alanların daha fazla korunması gerekirken geçtiğimiz bakanlar kurulu tarafından konu ile ilgili alınan kararı ne yazık ki sulak alanların doğanın yararına korunmasını artık mümkün kılmayacağını söyledi.
   Hatice Azizoğlu, sulak alanların hem halkın hem de birçok canlı türü için ciddi önem taşırken güncellenen yeni yasanın içeriği ile artık sermayedarlar için ciddi bir rant sahasına dönüşeceğini kaydetti.
   Bu yasanın değiştirilmesi ve 100 metrelik koruma alanlarının kaldırılması ile başta Mağusa ve Mağusa halkının zarar göreceğinin aşikâr olduğunu anlatan Azizoğlu, 100 metrelik koruma alanı kaldırarak “A-B-C” zonları diye göletleri sınırlandırmak sadece sulak alanların korunacağını iddia etmek yetersiz kaldığını aktardı.
   Hatice Azizoğlu, sulak alanlarda 100 metre ve hatta daha fazla genişletilmesi gereken bu sınırlamanın tüm canlı türleri ve sulak alanlar için en anlamlı koruma yöntemi olacağını açıkladı.
   Sulak alanların sık bulunduğu bir kentte, sulak alanların 100 metrelik dahilinde olan alanların peşkeş çekilerek göletlerin kaldıramayacağı yapılar inşa edilerek birçok canlı türünün hayatını devam ettirdiği doğanın katledilmesinin yerel halkın soluyacağı hava kalmaması demek olduğunu aktaran Azizoğlu, geçtiğimiz aylarda Ayluga Göleti’nin yanına inşa edilen yurt ve otopark olacağı söylenen yapılaşmanın durdurulması için yaptıkları mücadelenin sermeyenin rant sağlamak için bu alanlara göz diktiğinin göstergesi olduğunu bildirdi.
   Haitce Azizoğlu; “her iki meselenin mücadelesini verirken 100 metrelik koruma alanının yetersiz olduğunu söylemiş olmamıza rağmen 100 metrelik koruma alanının artırılmasını beklerken böyle bir karar sadece sermayenin faydalanabileceği ve doğanın da kısa bir süre buna katlanamadan hesap soracağını işaret eden resmi bir belgesidir. Alınan karardan derhal, herhangi kimseye kâr sağlamadan geri dönülmesini istiyoruz. Sermayenin değil halkın ve doğanın çıkarını gözetecek bir karar için beklenti içindeyiz”diye konuşarak sözlerine son verdi.
 

Emin: Akıl tutulması
   Gümrük Çalışanları Sendikası eski Başkanı Erol Emin, sulak alanların korunması ve imara açılmaları Ayluga Göleti’nde olduğu gibi tüm sulak alanlar için tam bir felaket olacağını söyledi.
   Erol Emin, sulak alanlar, habitat, flora, fauna, insan yaşamı için şart olduğunu kaydetti. Tüm bunların insanlar için adeta oksijen kaynağı olduğunu ifade eden Emin, örneğin Mağusa’nın plansız yapılaşma ve yoğun trafik yüzünden artık yaşanmaz hale geldiğini ifade etti.
   Ayluga ve Gülseren Göletlerini yapılaşmaya açmanın, sermaye sınıfına rant, halka ve doğal yaşama ihanet olduğunu anlatan Erol Emin, daha fazla yeşile ve plana ihtiyaç varken böyle bir tüzük geçirmek akıl tutulması olduğunu, beton ekonomisine ve bir avuç rantçıya hizmet olduğunu belirtti. Erol Emin, bu yanlıştan bir an önce dönülmesini ve halktan özür dilenmesini talep etti.

Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 12 10 1 1 17 31
2 YENİCAMİ AK 12 9 2 1 18 29
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 0 5 9 21
4 CİHANGİR GSK 12 6 3 3 2 21
5 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 6 2 4 9 20
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 12 6 2 4 1 20
7 GÖNYELİ SK 12 6 1 5 4 19
8 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 3 4 8 18
9 LEFKE TSK 12 5 3 4 0 18
10 ÇETİNKAYA TSK 12 5 3 4 0 18
11 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 12 2 7 3 -10 13
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 12 2 4 6 -8 10
13 BİNATLI YSK 12 3 1 8 -10 10
14 GİRNE HALK EVİ 12 2 1 9 -9 7
15 ESENTEPE KKSK 12 2 1 9 -15 7
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 12 1 4 7 -16 7
yukarı çık