Suriye konusunda ve Doğu Akdeniz'de neler oluyor?

banner37

KIBRIS TV’ye konuşan GAÜ Uluslararası Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. M. Sadık Akyar, Türkiye ve dünyadaki son gelişmeleri değerlendirdi

Suriye konusunda ve Doğu  Akdeniz'de neler oluyor?
banner90

   Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Siyasal Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Öğretim Görevlisi ve Uluslararası Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. M. Sadık Akyar, ABD ile Suriye’de güvenli bölge tesisiyle ilgili arayışların devam ettiğini belirtti.

   Akyar, Türkiye’nin ABD ile IŞİD’e karşı müşterek bir operasyonun dahi ihtimal dahilinde olduğunu söyledi.

   Doğu Akdeniz’deki gelişmelere de değinen Akyar, ABD’li senatörler Marco Rubio ve Bob Menendez’in kongreye sunduğu “Doğu Akdeniz’de Güvenlik ve Enerji Ortaklığı - Eastern Mediterranean Security and Energy Partnership” adlı kanun tasarısına dikkat çekti.

   Akyar, KIBRIS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ali Baturay’ın KIBRIS TV'de sunduğu “Markaj” programına katılarak, Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri değerlendirdi.

S-400 konusu tamam gibi...

   GAÜ Uluslararası İlişkiler Öğretim Görevlisi ve Uluslararası Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. M. Sadık Akyar, ABD ile Suriye’de güvenli bölge Akyar, Türkiye ve ABD arasında S-400 ve buna bağlı olarak F-35 geriliminin devam ettiğini belirterek gerilimde azalma olduğunun da görüldüğünü söyledi.

   TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump arasında geçen konuşmada, Erdoğan tarafından “ortak bir çalışma grubu” oluşturularak, S-400’lerle ilgili atılacak adımların beraber belirlenmesi konusunun gündeme getirildiğini anımsatan Akyar, bu teklifin sonucu hakkında taraflardan net bir açıklama yapılmadığını söyledi.

   Akyar, Erdoğan’ın açıklamalarından, S-400’lerin kullanımıyla ilgili, lokasyon olarak başka bir ülke olmasa da, Türkiye anakarasının dışında bir bölgeye yerleştirilebileceği gibi bir düşüncenin oluştuğunu belirterek ABD’nin her konuşmasının Türkiye’ye yerleştirilmemesi yönünde olduğunu kaydetti. Akyar, “Hatta akıllara, söz konusu sistemlerin belirli bir süre depoda muhafaza edilebileceğini, daha sonra ise halen yapımı devam eden bir deniz platformuna yerleştirilebileceği ihtimalini dahi getirmektedir” dedi.

Türkiye F-35 programının garantisi

   İstanbul’da 1997 yılında IDEA, daha sonra IDEF olarak adlandırılan IDEF-19 Savunma Sanayii Fuarı’nın düzenlendiğine işaret eden Akyar, bu fuarda, S-57 Sukhoi uçaklarının üreticisi olan firma tarafından, Türkiye ile söz konusu uçakların tedarikiyle ilgili görüşme yapıldığının açıklandığını söyledi.

   Akyar, bu konunun, Rus firması tarafından konjöktürel olarak yapıldığının değerlendirildiğini ifade ederek gelinen aşamada, ABD ve Türkiye tarafından artık S-400 ve buna bağlı olarak F-35 konusunun kapatılacağının anlaşıldığını belirtti. Gelinen aşamada, F-35 konusunun Türkiye’nin elini kuvvetlendirdiğinin altını çizen Akyar, “Çünkü Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması, halihazırda Japonya ve Belçika hava kuvvetlerine teslim edilen F-35lerde yaşanan problemler göz önüne bulundurulduğunda, programın çok geriye gideceğini işaret etmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin F-35 alması programın bir nevi garantisi gibi durmaktadır” şeklinde konuştu.

“NATO heyeti krizi ile birlikte geliyor”

   Önümüzdeki hafta Ankara’yı ziyaret edecek NATO Genel Sekreteri ve heyetinin hem S-400, hem de Suriye ile ilgili konularda önemli kararlar alınacağına işaret ettiğini anlatan Akyar, NATO heyetinin krizini de beraberinde getirdiği uyarısında bulundu.

   Sadık Akyar, Belçika’nın Mons kentindeki NATO SHAPE karargahı devir teslim törenine Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin davet edilmesi ve Türk yetkililerinin de töreni terk etmesinin, NATO ve Türkiye arasında yeni bir krize neden olduğunu söyledi.

banner9
   Bu durumun tören programı ve davetiye listesi önceden incelenerek önlenebileceğini ifade eden Akyar, NATO üyesi olmayan GKRY’nin törene katıldığını, NATO üyesi Türkiye’ninkatılmadığını belirtti. Akyar, diplomaside bu tür protokol problemlerinin bilerek veya bilmeyerek olduğunu, önemli olanın bunların proaktif davranılarak, kriz çıkmasının önlenmesi olduğuna değindi.

Suriye ve K. Irak’ta gelişmeler

   ABD ile Suriye’de güvenli bölge tesisiyle ilgili arayışların ise devam ettiğini anlatan Akyar, ABD’nin Suriye özel temsilcisi Jeffrey’nin Ankara’da konuyla ilgili bir dizi görüşmelerde bulunduğunu söyledi. Akyar, Türkiye’nin güvenli bölgenin tesisini ABD ile birlikte yapacağı görüntüsünün hakim olduğunu belirtti.

   Akyar, şöyle devam etti:

   “Hatta, DEAŞ lideri Bağdadi’nin en son yayımlanan videosu gözönünde blundurulduğunda, Türkiye’nin ABD ile DEAŞ’e karşı müşterek bir operasyonu dahi ihtimal dahilindedir. Tabii bu arada İdlib’de işlerin Türkiye’nin inisiyatifi dışında geliştiği, şehirde El-Nusra yanlısı Hizbül Tahrir Şam (HTŞ) örgütünün etkisinin arttığı, en önemlisi de Esad yönetiminin kenti bombaladığı haberleri gelmektedir.

Mülteci akını ihtimali

   Bu gelişmeler bize, Türkiye’ye yeni bir mülteci akını ihtimalini göstermektedir. Gelinen aşama ne olursa olsun, Türkiye’nin Suriye ile işbirliği konusundaki çabalarından vazgeçmemesi gerektiğini buradan tekrar belirtmek istiyoruz. Çünkü, bu işin bir de ekonomik yönünün olduğunu da hatırlatmak isteriz. Sonuç olarak, yaz döneminde, Suriye ve hatta Irak’da yeni gelişmelerin olacağı değerlendirilmektedir.

FETÖ, Venezüella’da mı?

   Venezella’da uzun zamandan beri devam eden kriz, geçtiğimiz hafta bir darbe girişimi ile tırmandırılmak istenmiş, muhalefet tarafından bir darbe girişimi yapılmıştır. Darbe haberinin alınması ile birlikte yaşananlara baktığımızda, 15 Temmuz darbe girişimi ve hatta “FETÖ Venezüella’da mı?” sorusu dahi akıllara gelmiştir. Çünkü Venezüella ve Türkiye’deki darbe girişimi büyük benzerlikler göstermektedir. Darbe girişiminin sonuçsuz kalmasının en büyük nedeni, halkın darbeye destek vermemesi olarak açıklanabilir.

   Eğer halk darbeye destek verseydi, Kolombiya sınırından, Kolombiya ve ABD güçleri darbeye destek vermek için Venezüella’ya girebilir, bölgede bulunduğu iddia edilen Rus unsurlarının buna müdahale etmesiyle kriz aniden büyüyerek değişik bir hal alabilirdi. Aslında burada yaşananlar bize, Suriye’de muhtemel bir çözümde, ABD ve Rusya’nın birbirlerinin nüfuz alanlarına girmeyerek, kendi nüfuz alanlarını koruduğu, bu nedenle Suriye Krizinin bir hayli süreceği düşüncesine yöneltmektedir ”.

Doğu Akdeniz’in güvenliği ve Suriye’deki aktörler

   Sadık Akyar, Kıbrıs hidrokarbon konusunun özeli ve Doğu Akdeniz güvenliği genelinde sürekli gelişmeler yaşandığını söyledi.

   ABD’li senatörler, Marco Rubio ve Bob Menendez’in kongreye “Doğu Akdeniz’de Güvenlik ve Enerji Ortaklığı - Eastern Mediterranean Security and Energy Partnership” adlı bir kanun tasarısını nisan ayı içerisinde kongreye sunduğunu anımsatan Akyar, söz konusu kanun tasarısından özetle şöyle bahsetti:

“GKRY’ne silah ambargosunun kaldırılması, Yunanistan, GKRY ve İsrail ile işbirliğini, Bu işbirliği kapsamında bölgede Rusya ve diğer devletlerinin varlığı ile mücadele, Yunanistan ve GKRK’ne toplamda yedi milyar dolarlık askeri yardım, Türkiye S-400 aldığı takdirde, F-35,lerin verilmesinin engellenmesi konularını kapsamaktadır.

   Biz bunları, Türkiye’yi S-400 alımından vazgeçirmek için manevralar olarak değerlendiriyoruz. Ancak burada, bir konuya dikkat çekmek istiyoruz. Doğu Akdeniz’in güvenliği ile ilgili Suriye’nin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Çünkü Rusya Suriye’deki varlığını konsolide etmek için Doğu Akdeniz’dedir. Söz konusu kanun tasarısının bir amacı da budur. Bu nedenle, Türkiye; Doğu Akdeniz’in güvenliğine Suriye, İsrail, Mısır ve Hatta Libya’yı da içine alacak, bu ve buna benzer paktlara alternatif yaratacak şekilde yaklaşması gerektiği açık olarak görülmektedir. Fatih gemisinin Kıbrıs’ın batısına doğru yola çıktığı haberleri, Rumların arama çalışmaları gözönünde bulundurulduğunda, bölgede sıcaklık artabilir.”

 

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2019, 09:27
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96