banner6

Surlariçi’ndeki eski binalar ayakta duramıyor!

banner37

Surlariçi’ndeki eski  binalar ayakta duramıyor!
banner150 banner151 banner143

Ahmet UÇAR

   Lefkoşa’nın Surlariçi bölgesindeki eski binalar bir bir yok oluyor. Tarihi açıdan büyük öneme sahip olan Surlariçi bölgesindeki bu binaların içler acısı durumu yürek burkuyor.

   Mal sahiplerinin Surlariçi’ndeki bu evlere gereken önemi vermemesi sonucu göz göre göre yok oluşa sürükleniyor. Tarih kokan bu binalar aynı zamanda yıkılma tehlikesi taşıdığı için bölge sakinleri için de tehdit oluşturuyor.

   Harabeye dönmüş evlerin bir diğer zararı ise turizme dokunuyor.

   Vatandaşların yanı sıra ülkeye gelen turistler de yıkık dökük binaların olduğu bölgelerde gezinti yapmaya sıcak bakmıyor.

   Surlariçi, 2022 yılına da yıkılan evlerle girdi.

   Mevlevi Sokak üzerinde bulunan bir ev, yeni yıl akşamı 31 Aralık 2021 tarihinde; Arabahmet Mahallesi’nde, Nuri Efendi Sokak üzerinde bulunan bir başka ev ise 13 Şubat 2022 tarihinde çökmüştü.

   KIBRIS,  Surlariçi bölgesinde harabeye dönen bazı evleri görüntüledi.

   İstanbul Sokak, Zahra Sokak, Yeni Camii Sokak ve Ege Sokak üzerinde bulunan evler, görenleri çok korkutuyor. Oldukça tehlikeli durumdaki bu evler, görüntü kirliliği de yaratıyor.

   KIBRIS’a konuşan Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Projeler Şube Mimarı Cemal Bensel, Surlariçi bölgesindeki eski evlerin mal sahiplerine ait olduğunu ve tehlike saçmaları halinde mal sahiplerinin uyarıldığını belirtti.

   Bensel, gerekenin yapılmaması ve kamuyu tehdit eden bir durum olması halinde Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’yle birlikte tehlikeli olan bölgenin yıkıldığını ve yola düşen molozların toplandığını anlattı.

   Bensel, belediyenin bu konuda herhangi bir girişimde bulunamayacağını, devletin bu evleri istimlak etmesi gerektiğini söyleyerek, ancak bu yönde bir yasanın ise bulunmadığını belirtti.

   Kıbrıs Türk Turizm ve Seyahat Acenteleri Birliği (KITSAB) Başkanı Orhan Tolun da turistler için Lefkoşa’da Surlariçi bölgesinin dışında çekici olan herhangi bir bölgenin bulunmadığını belirterek, Büyük Han ve Selimiye  Camisi’nin ilgi gördüğünü vurguladı.

   Tolun, turistlerin ilgi gören bu merkezlerden Baf Kapısı’nın bulunduğu Ermeni Manastırı’na götürülemeyeceğine işaret ederek, bu bölgede yıkık dökük binaların, tamirci ve demirci dükkanlarının bulunduğunu ve turistlerin buralarda gezmeye olumlu bakmadığını kaydetti.

  

Bensel: Devlet evlere el koymalı

   LTB Projeler Şubesi Mimarı Cemal Bensel, Surlariçi bölgesindeki binaların yıkılması konusunda asıl sorunun mal sahiplerinin evlerine bakım yapmamasından kaynaklandığını belirterek, evlerin sahiplerinin olduğunu, bu nedenle belediyenin bunlara yönelik proje geliştiremeyeceğini kaydetti.

   Belediye ekiplerinin mal sahiplerini evlerinde çatlak oluştuğuna ve tehlike arz ettiğine yönelik uyardığını dile getiren Bensel, kamu güvenliğine dikkat ettiklerini, yan komşuya, yola veya başka birisine zarar gelmemesi için ikazlarda bulunduklarını ifade etti.

   Bensel, mal sahiplerinin evlerinin bakımları için para harcamamaları nedeniyle bu binaların yıkılmakta olduğuna işaret ederek, “Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun koruması altında olmaları nedeniyle bu evleri tamamen yıkmıyoruz. Eski Eserler’in müsaade ettiği, tehlike arz eden bölgelere müdahale ediyoruz. Tehlikeli yerler yıkılır ama belediye, evin tamiratı yönünde bir girişimde bulunamaz” şeklinde konuştu.

   Surlariçi’ndeki bu sorunun çözülebilmesi için devletin istimlak edip bu evlere el koyması gerektiğine dikkat çeken Bensel, ancak bu yönde bir yasanın bulunmadığının altını çizdi.

   Bensel, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nin bu malları kamulaştırabileceğini söyleyerek, “Düşünün ki Kumarcılar Hanı, özel mülktür. Mal sahibinin bakmadığı durumda orayı kamulaştırıp elinden alabilirdin, orası dünya mirası… Orayı devlet olarak restore ederdin ama devletimizin maaş ödeyecek parası bile yok” dedi.

   Evlerdeki gerek çatılar, gerekse de oluklar gibi küçük sorunlardan dolayı koca evlerin zarar gördüğünü anlatan Bensel, buna yönelik bir yaptırım gücünün bulunmadığını vurguladı.

   Bensel, ülkede kamulaştırmanın düzgün çalışmadığını belirterek, Lefkoşa Çevre Yolu’nun da kamulaştırmadan dolayı uzun süre kilitli kaldığını kaydetti.

   Surlariçi’nde bazı varlıklı ailelerin evlerinin de çöktüğünü dile getiren Bensel, varlıklı olmalarına rağmen bu evlerine dokunmadıklarını, boş kalan evlerin de çürüyerek yıkıldığını ifade etti.

   Bensel, Surlariçi bölgesinde çatlağı olan ve tehlike arz eden evler için mal sahiplerine birçok yazı yazıldığına işaret ederek, tehlikeli bir bina ihbarı geldiğinde mal sahibine uyarılarda bulunulduğunu, eğer düzeltme yapılmazsa,  kamuya gerçekten tehlike arz ediyorsa ve Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nin de müsaadesi varsa yıkma yönünde müdahalede bulunduklarını bildirdi.

   Belediye olarak bu binaların askıya alınması gibi imkanlarının bulunmadığına işaret eden Bensel, bu nedenle evin düşecek olan kısmının düşürüldüğünü, yola düşen molozların da kaldırıldığını anlattı.      

Tolun: Turistler yıkık dökük binaların olduğu bölgede gezmeye olumlu bakmaz

   KITSAB Başkanı Orhan Tolun, turistler için Lefkoşa’da Surlariçi bölgesinin dışında çekici olan herhangi bir bölgenin bulunmadığını belirterek, genel olarak turistik gezi açısından Lefkoşa’da yarım günlük turlar düzenlendiğini, gelen kişilerin genellikle Girne, Mağusa ve Güzelyurt’u tercih ettiğini kaydetti.

   Lefkoşa’nın Surlariçi bölgesinde Baf Kapısı’nın bulunduğu yerlere ilgi gösterilmesi gerektiğini dile getiren Tolun, gelen turistlerin gezdirileceği bir yürüyüş yolunun da yapılması gerektiğini ifade etti.

   Tolun, Lokmacı Kapısı’ndan gelen turistlerin Ermeni Manastırı’na götürülemediğine işaret ederek, bu iki mekan arasındaki bölgede yıkık dökük binaların, tamircilerin, demircilerin ve bunun gibi unsurların bulunduğunu vurguladı.

   Bu işyerlerinin Surlariçi’nden çıkarılması gerektiğine dikkat çeken Tolun, bunun bir türlü yapılamadığını söyledi.

   Tolun, Surlariçi’ndeki eski binaların yıkılmasının devletin, bakanlıkların, belediyelerin bu noktaların üzerine düşmemesinin bir sonucu olduğu üzerinde durarak, “Biz Ermeni Manastırı’nı tamir edecek olsak da buradan Büyük Han’a, Büyük Han’dan Selimiye Camisi’ne o yıkık dökük binaların arasından turist götüremeyiz” şeklinde konuştu.

   Yıkık dökük binaların arasından geçen insanların “Bizi nereye getirdiniz?” şeklinde olumsuz bir tepki gösterebileceği öngörüsünde bulunan Tolun, kimsenin yıkık dökük, harap olmuş binaların arasında dolaşmayı istemediğini vurguladı.

   Tolun, “Siz burayı Maraş gibi ölü şehir olarak tanıtmak isterseniz orasını bilemem ama bu şekliyle turistler memnun değildir ve buna olumlu bakmaz” diye konuşarak, turistlerin memnun kalmamaları nedeniyle bu yerlere getirilmediğini kaydetti.

   Lefkoşa’nın şu anda tam gün tur düzenlenecek bir özelliğe sahip olmadığını belirten Tolun, ne kadar yeni yer açılırsa açılsın turizm açısından büyük noktalar olmadığı sürece turistlere yeni turlar sunulmaya devam edileceğini kaydetti.

   Tolun, Lefkoşa’nın yarım günlük tur düzenlenecek bir çekim noktasına sahip olduğunu dile getirerek, Lefkoşa’da Büyük Han ve Selimiye Camisi dışında ilgi çeken nokta bulunmadığını ifade etti.

      

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110