‘Susmak’ istismara ortak olmaktır

Sosyologlar çocuk istismarı konusunda “İstismarcıyı uzakta aramayın” uyarısı yaparken; psikologlar da bu tür olaylar karşısında kimsenin sessiz kalmaması gerektiği çağrısını yaptı:

‘Susmak’ istismara ortak olmaktır
  • 16 Kasım 2018, Cuma 8:59

Ali ÇATAL

Çocuk istismarı olaylarının ülkemizde artış göstermesi ve/veya daha görünür hale gelmesi, endişeleri de beraberinde getiriyor…

KIBRIS, toplumun ‘çocuk istismarı’ konusunda bilinçlenmesi ve farkındalık yaratmak için uzun süredir devam ettirdiği yayımlarında sosyologların “çocuk istismarcısını uzakta aramayın” uyarısına dikkat çekmişti.

KIBRIS, bu kez aynı konuyla ilgili psikologlardan görüş aldı…

Psikologların “Susmak, istismara ortak olmaktır” vurgusu yaparak, her kim olursa olsun özellikle çocuk istismarı, tacizi ve/veya tecavüzü olaylarını görüp de görmemezlikten, bilip de bilmemezlikten gelmenin suça ortak olmak anlamına geldiğini belirtti.

Sevgi, şefkat ve ilgiye yeterince ulaşamayan çocuğun sadece cinsel istismara değil; aslında tüm tehlikelere açık olduğuna işaret eden psikologlar, istismara uğrayan çocukların çoğunlukla duygusal yönden zayıf olan kişiler olduğunu çalışmaların ortaya koyduğunu söyledi.

Psikologlar, “Çocuklarınıza ‘hayır’ demeyi öğretin ve onlara, duygularını paylaşabilecekleri güvenli bir ortam oluşturun” önerisinde bulundu.

Tatlıcalı: Aile içi sır kavramı netleştirilmeli

Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği adına konuşan Klinik Psikolog Eşmen Tatlıcalı, çocuk istismarı konusunda çocukları koruyabilmek için önce yetişkinlerin bilinçlenmesi gerektiğini ifade ederek çocuk istismarı konusunda düşülen en büyük hatalardan birinin de ‘kötü niyetli kişi’ denildiğinde akla sadece yabancıların geldiği çarpık algı olduğuna değindi.

Tatlıcalı, “Halbuki kötü insanlar sadece ‘şeker veren yabancılar’ değildir. Uluslararası ölçekte kayıtlar irdelendiğinde, istismarcıların önemli bir kısmının tanıdıklar ve hatta aile bireyleri olduğu ortaya çıkar” diyerek, toplumdaki ‘potansiyel kötü insan’ algısının değişmesi gerektiğini söyledi.

Ev içindeki ‘sırlar’ konusunun çok önemli olduğunu belirten Tatlıcalı, “Aile içi sır nedir? Öncelikle bu netleştirilmeli. Çocuk, kendisinin istemediği bir eylemle karşılaşırsa, bunun bir sır olamayacağı kendisine öğretilmeli” dedi. Tatlıcalı, çocuğun öncelikle uygunsuz yaklaşımlara yönelik eğitilmesini, şayet aile içerisinde böyle bir durumla karşılaşırsa, bunu çekinmeden anlatabileceği birilerinin de kendisinin çevresinde olması gerektiğini söyledi.

Kültürel yapımızda mevcut ‘kızım/oğlum amca sevsin’ yaklaşımının da son derece yanlış olduğunu belirten Tatlıcalı, “Çocuklar, bedenlerinin kendilerine ait olduğunu ve onlar istemediği sürece kimsenin bedenlerine dokunamayacağını bilerek yetişmeli” dedi. Tatlıcalı, çocuk istemediği halde çocukları okşanmaya, öpülmeye, kucağa almaya zorlamamak gerektiğini vurguladı.

Çelik: ‘İyi dokunma’ ile ‘kötü dokunma’ arasındaki fark bilinmeli

Psikolog Şerife Çelik, cinsel sağlık eğitiminin önemine işaret ederek bu konuların müfredata eklenerek, çocuklara küçük yaştan eğitim verilmesi gerektiğini söyledi.

Farkındalık anlamında sınıf öğretmenlerinin kilit noktada olduğunu, çünkü çocuklarla sürekli zaman geçiren kişiler olduğuna değinen Çelik, “İşin temelinde, çocuklardan başlamak üzere toplumun bireylerini bu konuda eğitmek var. Okul müfredatlarına bu konu eklenmeli. Cinsel sağlık dersleri ‘kapsamı genişletilerek’ verilmeli. Çocuklar da yetişkinler de ‘iyi dokunma’ ile ‘kötü dokunma’ arasındaki farkı bilmeli” dedi.

İstismar olayının yaşanmasından sonra gerçekleşen sürece de değinen Çelik, başta sağlıkçılar ve emniyet mensupları olmak üzere herkesin duyarlı davranması gerektiğini belirtti. Çelik, “Herkesin birikmiş öfkesini kustuğu bir şova çevrilmemeli. İstismara maruz kalan şahsın, çevrenin duyarsızlığı nedeniyle ‘daha da’ mağdur olmasına izin verilmemeli. Bu konuda herkese çok büyük bir sorumluluk düşüyor” şeklinde konuştu.

Cinsel istismarın, pek çok çeşidi olduğunu ama en fazla bilineninin fiziksel istismar olduğunu belirten Çelik, şöyle devam etti:

“Bu gibi durumlarda akla hemen ‘bir kız çocuğu’ portresi gelir. Halbuki mağdur, her zaman bir çocuk olmayacağı gibi kadın da olmayabilir. Yetişkin bir erkeğin de başına böyle bir şey gelebilir ve istismarcı da erkek olmaya da bilir”.

“Yapan ‘baba dahi olsa’ susmayın!”

Çelik, aralarında birinci derecede akrabalık bağı olan şahıslar arasında yaşanan cinsel ilişkiyi tanımlayan ‘ensest ilişki’ durumlarının, toplumun tepkisinden çekinme ve maddi endişeler nedeniyle ‘çoğu kez’ aile içerisinde saklandığını da söyledi.

Çelik, “Özellikle ‘yarının annesi’ kızlarımıza şunu öğretmeliyiz: Susma! Yapan eşin de olsa baban da olsa susma! Devlete ve topluma da bu konuda hatırı sayılır bir görev düşüyor zira kadına bu cesareti vermek şart” dedi.

Yılmaz: Tamiri mümkün olmayan hasarlar bırakıyor

Psikolog Beniz Yılmaz da, Dünya Sağlık Örgütü’nün, çocuk istismarını "Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psiko-sosyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan bütün davranışlar" şeklinde açıkladığını belirterek Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre 18 yaş altındaki her insanın çocuk sayıldığı bilgisini de anımsattı.

Çocuk istismarının, karmaşık nedenleri ve trajik sonuçları olan, tıbbi, hukuki, gelişimsel ve psiko-sosyal etkilere sahip, son derece kapsamlı ve ciddi bir sorun olduğuna değinen Yılmaz, ihmal, duygusal ve fiziksel istismar ile cinsel istismarın, çocuğun ruhsal dünyasında tamiri mümkün olmayan hasarlara neden olduğunu vurguladı.

Yılmaz, istismar ve ihmalin bu farklı şekillerinin yalnız aileleri değil; toplumu, sosyal kuruluşları, yasal sistemleri, eğitim sistemini ve iş alanlarını da etkileyen halk sorunu olduğunu belirtti.

“Özgüveni eksik çocuklar hedefte”

“Sevgi, şefkat ve ilgiye yeterince ulaşamayan çocuk, sadece cinsel istismara değil; aslında tüm tehlikelere açıktır” diyen Yılmaz, istismara uğrayan çocukların çoğunlukla duygusal yönden zayıf kişiler olduğunun çalışmalarla tespit edildiğini söyledi.

Yılmaz, kendisini ifade edebilen, savunabilen, güçlü karakterli çocukların ise ‘istismarcılar için risk taşıdıklarından’ hedef haline kolay kolay gelmediklerini belirterek özgüveni eksik çocukların, cinsel istismar başta olmak üzere ‘saldırıya açık’ bir yapıda olduklarını vurguladı.

Cinsel suçların son yıllarda ne yazık ki ülkemizde de arttığını, çocuk cinsel istismarının da ilk sıralarda yerini aldığını ifade eden Yılmaz, “Çocukluk dönemi, cinsel gelişim ve bilgilenmenin henüz tamamlanmadığı bir periyottur. Bu dönemde yaşanacak herhangi bir cinsel istismar eyleminin ‘hele bu saldırı aile fertlerinden birisi/birileri kaynaklıysa’ bunun çocukta meydana getirdiği zarar da katlanıyor. Aile içi cinsel saldırı olaylarının psikolojik yıkımı, dışarıdan kaynaklanan saldırılara nazaran çok daha yıkıcı”.

“Çocuklarınıza ‘hayır’ demeyi öğretin”

Yılmaz, “Çocuklarınıza ‘hayır’ demeyi öğretin ve onlara, duygularını paylaşabilecekleri güvenli bir ortam oluşturun” dedi. Yılmaz, cinsel istismarın, çocuklarda uzun süreli olumsuz duygusal ve davranışsal etkilerin yanı sıra korku, depresyon, kızgınlık, düşmanlık ve uygunsuz cinsel davranışlar gibi sorunlara da yol açtığını belirtti.

Yılmaz, bunların da çocuğun kişilik gelişimine olumsuz etki yaptığına işaret ederek çocukların, cinsel istismarı tanımlama veya gösterme yeteneğinde olduklarına inanması, bu uğurda, profesyonellerden yardım ve destek talep edilmesi gerektiğini belirtti.

Yılmaz, şöyle devam etti:

“Çocukluk dönemindeki cinsel istismar, istismara uğrayan çocuk tarafından ‘çoğu zaman’ kimseye söylenmediği için fark edilinceye kadar gizli kalır veya özellikle tanıdık birisi tarafından istismara uğrayan çocuk, olayı bir oyun olarak algılaya da bilir.

Zamanla bunun bir suç olduğunu kavrayınca da kendisini suçlu hisseder ve yaşadıklarından utanç duyar.   Kendilerine inanılmayacağı düşüncesine kapılmak, istismarcıdan gelen ve çeşitlilik arz eden tehdit/tehditler, konuyu ‘nasıl’ anlatması gerektiğini bilememek, maruz kaldığı cinsel eylemin yanlış olmadığını zannetmek, cinsellikle ilgili konuşmayı ayıp addetmek, bu tarz olaylara maruz kalan çocukların sessizliğinin nedeni olabilir”.

“İstismarın sinyalleri mutlaka verilir”

Psikolog Yılmaz, “Çocuk aslında susmaz, istismara uğradığının fiziksel belirtilerini verir” diyerek bu belirtileri şöyle sıraladı:

“Bebeklik dönemi söz konusuysa tuvalet eğitiminde bozulmalar, cinsel organlara fiziksel aşırı temas, cinsel ögeler taşıyan oyunlar oynama ve uyku bozuklukları;

4-6 yaş arasında yetişkinlerden korkma, cinsel içerikli sözcük kullanımında yaşanan ‘gözlemlenebilir’ artış, cinsel uzuvları başkalarına gösterme isteği, cinsel organlarla fiziksel uğraş ve cinsel ilişkiyi ‘ayrıntılarıyla’ bilme;

7-16 yaş periyodundaysa okul başarısındaki bariz düşüş, cinsel içerikli sözcükleri kullanmada artış, depresif belirtiler, travma sonrası stres bozukluğu doneleri, ‘anne davranışı gösterme’ gibi ‘yaşa uygun olmayan’ davranışlarda yaşanan artış, cinsel konulara yönelik yoğun ilgi, akranlarını ve/veya kendisinden küçükleri cinsel ilişkiye zorlama şekline de bürünebilen cinsel saldırganlık, aşırı veya açıktan yapılan mastürbasyon, evden kaçma veya eve gitmede isteksizlik, kendisine zarar verme eğilimi ve intihar girişimleri, bu durumun belirtileri olabilir”.

İstismar olayı görüldüğünde veya buna mağruz kalındığında mutlaka gerekli yerlere başvurulması çağrısı yapan Yılmaz, “Unutmayın ki bu olaylar, bazen evimizin içinde bazen de gözümüzün önünde cereyan eder. Sessiz kalmak, aynı zamanda geleceğin ruhsal ve kişilik bozukluğu olan bireylerinin gelişmesine de öncü olmaktır. Sessiz kalmak, istismara ortak olmaktır” dedi.

Beğendim 3 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 12 10 1 1 17 31
2 YENİCAMİ AK 12 9 2 1 18 29
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 0 5 9 21
4 CİHANGİR GSK 12 6 3 3 2 21
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 12 6 2 4 1 20
6 GÖNYELİ SK 12 6 1 5 4 19
7 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 3 4 8 18
8 LEFKE TSK 12 5 3 4 0 18
9 ÇETİNKAYA TSK 12 5 3 4 0 18
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 11 5 2 4 8 17
11 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 12 2 7 3 -10 13
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 12 2 4 6 -8 10
13 BİNATLI YSK 12 3 1 8 -10 10
14 GİRNE HALK EVİ 12 2 1 9 -9 7
15 ESENTEPE KKSK 11 2 1 8 -14 7
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 12 1 4 7 -16 7
yukarı çık