banner6

Taşımacılık, ‘gerçek taşımacılara’ devredilmeli

banner37

Taşımacılık, ‘gerçek taşımacılara’ devredilmeli
banner151 banner143

Ali ÇATAL

   Kıbrıs Türk Toplu Taşımacılar Birliği (KTTB) Basın Sözcüsü Mehmet Özsezer, toplu taşımacılık konusunda kurulacak şirkette üniversitelerin ‘kesinlikle’ hisse sahibi olmaması gerektiğini belirtti.

   Bunun, sektör bileşenleri olarak ‘kırmızı çizgileri’ olduğunu vurgulayan Özsezer, toplu taşımacılığın ‘bütünüyle’ taşımacılara devredilmesi gerektiğini söyledi.

   Akaryakıt fiyatlarında da zamanında indirim yapılmamasını eleştiren Özsezer, akaryakıtın, sektörün öncelikli girdi maliyeti olduğuna dikkat çekti.

   Şirketleşme konusundaki altyapıyı düzeltmeden, modern bir toplu taşımacılığın mümkün olmadığını da kaydeden Özsezer, köy otobüsçülerinin çoğunun aracının eski, merkezdekilerin ise yeni olduğunu, dolayısıyla, devlet tarafından sağlanacak kaynak ve verilecek düşük faizli krediler vasıtasıyla toplu taşımacılıkta kullanılan araçların yenilenmesine imkan verilmesi gerektiğini ifade etti.

   Kurulacak şirkette de herkesin sermayesinin eşit olması gerektiğini vurgulayan Özsezer, yollardaki durakların da son derece yetersiz olduğunu ve belediyelerin, durakları hem yenilemesi, hem genişletmesi, hem de çoğaltması gerektiğini belirtti.

   “Olası bir şirketleşmede üniversiteler kesinlikle hisse sahibi olmamalı ve taşımacılık işi ‘gerçek taşımacılara’ devredilmeli. Bu da sektörel anlamda kırmızı çizgimizdir” diyen Özsezer, bunun da şirketleşme olmadan ‘yasa ile garanti altına alınmasını’ talep ettiklerini söyledi. Özsezer, “Şirketleşmenin akabinde üniversitelere veya başka kurumlara izin verilip ‘başka işletmeci türetilmeyeceğinden’ emin olamıyoruz” dedi.

   Yüksek İdare Mahkemesi’nin önünde bugün 20 civarında dava olduğunu ifade eden Özsezer, bu durumun da izin kurulunun şimdiye kadar ‘siyaseten’ aldığı kararlar ile meydana getirdiği haksız rekabetten kaynaklandığını aktardı.

   Elinden ekmeği alınan insanların açtığı davalar sonuçlanmadan, ‘kim haklı, kim haksız’ ortaya çıkmadan, bahse konu şirketleşmenin nasıl hayata geçirileceğinin de muamma olduğunu anlatan Özsezer, bugün bir kısım üniversitenin, bazı işletmecilerin ‘kendi güzergahlarında’ olmasına rağmen belli noktalardan yolcu almasına dahi izin vermediğini kaydetti.

“Devletin vergi kaybı ısrarla görülmüyor”

   Mehmet Özsezer, devletin, şirketleşmeden önce bunları düzeltmesi gerektiğini ifade ederek, “Bunları yapmak zor değildir aslında, önemli olan niyettir” ifadelerini kullandı.

   Üniversitelerin otobüslerine öğrenci olmayan birçok insanın bindiğinin bilindiğine de işaret eden Özsezer, bu haksızlığın da turnike sistemi ile engellenebileceğini dikkat çekti.

   Ülke genelinde Atatürk Öğretmen Akademisi de dahil edildiğinde şu anda toplam 22 üniversitenin mevcut olduğuna işaret eden Özsezer, 108 bin civarında da kayıtlı öğrencinin bulunduğunu söyledi.

   Üniversitelerin, öğrenci başına 300 Euro otobüs ücreti aldığını ve bunun da 32 milyon Euro civarında bir paraya denk geldiğini aktaran Özsezer, toplu taşımacılık sektörünün ise bu paranın nerdeyse yüzde 1’i miktarında bir parayla yaşamaya çalıştığını açıkladı.

   Devletin bu çarpıklıktan yaşadığı ciddi vergi kaybının ‘ısrarla’ görülmemesini ise anlamakta güçlük çektiklerini vurgulayan Özsezer, kayıtlı öğrencilerinin de ‘ancak yüzde 30’unun’ üniversitelerin otobüslerini kullandığını söyledi.

   Özsezer, şu anda dünyanın her yerinde ‘kişi başı teşvik’ usulü ile belediyelerin toplu taşımacılık yaptığına da işaret etti; bu ‘sürdürülebilir olmayan’ sistemin yerine, merkezî hükümetin ‘kilometre başı teşvik’ vermesi gerektiğini savundu.

“Öğrencilerin yarısını bile taşımıyoruz”

   ‘Kartlı sistem’ hakkındaki düşüncelerini de dile getiren Mehmet Özsezer, “Eğer bu sistem, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı tarafından sözleşme ile taşıdığımız öğrenciler için düşünülüyorsa, doğru bir yaklaşım değildir” şeklinde görüş belirtti.

   Sektörün, an itibarıyla 20 bin civarında öğrenciyi sözleşmeli şekilde taşıdığını ancak devlet okullarında kayıtlı öğrenci sayısının 50 bin civarında olduğunu kaydeden Özsezer, yani devlet okullarında eğitim alan öğrencilerin yarısını bile sektör bileşenlerinin taşıyamadığını belirtti.

   Eğitim alanındaki taşımacılığın doğru formülünün, tarifede otobüs ve minibüs için tek fiyatlandırma sistemine geçilmesi olduğunu da ifade eden Özsezer, bu sayede hem bürokrasisinin azalacağına, hem de ‘devlet de dahil’ herkes için maliyetlerin azalacağına işaret etti.

   Kartlı sistemde üç şirket varken ‘ihaleye çıkılmadan’, personelinin maaşını altı aydır ödeyemeyen Gazimağusa Belediyesi’nin bir şirkete sponsor olarak protokol imzalamasının da doğru olmadığını belirten Özsezer, “Hangi şirketin ülkemiz modeline uygun olduğunun cevabının aranması, hepimiz için en uygunudur. O yüzden, acele edilmemesi gereken bir anlayışla ve sektör bileşenleriyle istişare edilerek bu adımlar atılmalıdır” dedi.

   Özsezer, “Ben yaparım olur! Kabul etmeyen varsa işletme iznini tazelemem, ya da iptal ederim tehditleriyle bu işler olmaz ve bu anlayış, sektör nezdinde asla kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104