Tedbir alınmazsa, yangın helikopterinin de anlamı olmaz

banner37

Ülkemizde ardı ardına yaşanan yangın felaketleri, özellikle önceki gün ciğerimizi yakan orman yangını, ‘yangın söndürme helikopteri’ tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. KIBRIS’a konuşan uzmanlar, aynı fikri paylaştı:

banner87
Tedbir alınmazsa, yangın  helikopterinin de anlamı olmaz
banner90
banner99

POYRAZ: ARAÇ-GEREÇ HEP HAZIR TUTULMALI… Yangın Koruma Şubesi eski Amiri ve Orman Mühendisi Ercan Poyraz, 2015 yılında bir adet yangın söndürme helikopterinin kiralandığını hatırlatarak; “Helikopter, yangına karşı sigortadır fakat ‘yangın öncesine’ yönelik tedbirler alınmazsa aman aman bir fonksiyonu olmaz. Yangın yollarının yapımı, personelin eğitimi ve gerekli araç-gerecin her daim hazır tutulması gibi konularda aşama kaydedilmediği sürece, helikopterin varlığının pek de anlamı olmaz” dedi.

FIRAT: ORMANLARA KONAN KAMERALAR ÇÖPE ATILDI… Orman Dairesi eski Müdürü Altay Fırat, Karpaz’daki bir yangına müdahale edecek helikopterin Lefkoşa’dan veya Taşucu’ndan kalkmasının hiçbir şey ifade etmediğini savundu. Fırat, “Zamanında ormanlara yangınla ve kaçak kesimle mücadele amacıyla kameralar konulmuştu. Dünya kadar para harcanan bu sistemlerin sürdürülebilirliği sağlanamadı. Bu kameralar, ne acıdır ki çoktan çöpe atıldı. Bu şekilde hareket edersek, şuna emin olun ki helikopter de durduğu yerde çürüyecek” şeklinde konuştu.

Ali ÇATAL

   Ülkemizde günlerdir yangın felaketleri yaşanıyor… Özellikle Tepebaşı’ndaki ormanlık alanda çıkan yangın, ülkemizde derin bir yara açtı.

   Büyük kayba neden olan bu yangınlar sonrası ülkemizde ‘yangın söndürme helikopteri eksiği’ tartışmaları yeniden gündeme geldi.

   Yangın Koruma Şubesi eski Amiri ve Orman Mühendisi Ercan Poyraz, Özkan Yorgancıoğlu’nun başbakanlık yaptığı 2015 yılında bir adet yangın söndürme helikopterinin 115 günlüğüne ve 1 milyon dolar karşılığında kiralandığını hatırlattı.    

   Poyraz, “Helikopter, yangına karşı sigortadır fakat ‘yangın öncesine’ yönelik tedbirler alınmazsa aman aman bir fonksiyonu olmaz” diyerek, yangın helikopterinin ‘ancak diğer önlemlerin alınması durumunda’ bir kuvvet çarpanı olarak görülebileceğini söyledi.

   Orman Dairesi eski Müdürü Altay Fırat da, bu tarz platformların önemli olduğuna dikkat çekerek, teknik açıdan bakıldığında, Karpaz’daki bir yangına müdahale edecek helikopterin Lefkoşa’dan veya Taşucu’ndan kalkmasının hiçbir şey ifade etmediğini savundu.

   Fırat, yapılması gerekenin, orman bilincini topluma kazandırmak ve tedbirlerin de sürdürülebilirliğini sağlamak olduğunu kaydederek; “Zamanında yangınla ve kaçak kesimle mücadele amacıyla ormanlara kameralar konulmuştu. Dünya kadar para harcanan bu sistemlerin sürdürülebilirliği, tamirinden anlayan kimse olmadığından sağlanamadı. Bu kameralar, ne acıdır ki çoktan çöpe atıldı. Bu şekilde hareket edersek, şuna emin olun ki helikopter de durduğu yerde çürüyecek” şeklinde konuştu.

Poyraz: Elektrik tellerinin altı temizlenmeli

   Yangın Koruma Şubesi eski Amiri ve Orman Mühendisi Ercan Poyraz, yangınların çıktığı bölgelerde keşif yaptığını ve ilk izleniminin, ‘yangının elektrik hatları nedeniyle çıktığı’ yönünde olduğunu kaydederken; “Bundan sonraki muhtemel senaryo, Orman Dairesi’nin topu Elektrik Kurumu’na, Elektrik Kurumu’nun belediyelere, belediyelerin de Orman Dairesi’ne atması şeklinde gelişecek” dedi.

   Bölgedeki elektrik tellerinin altının temizlenmesinin şart olduğuna dikkat çeken Poyraz, ekiplerin eğitimi, gözcü faaliyetleri, yol kenarlarındaki kuru otların temizlenmesi ve orman yollarının açılması gibi çalışmaların, yangınla mücadelede ‘ilk aşamayı’ teşkil ettiğini; ikinci aşamanın ise ‘ilk kıvılcım çaktıktan sonra’ başladığını belirtti.

   “Yangının başladığı an, aynı zamanda ikinci aşamaya da geçildiği dönemdir. Bundan sonraki bütün faaliyetler, yangınla mücadelenin ikinci aşamasıdır” diyen Poyraz, yangının kontrol altına alınamayıp büyümesiyle ise ‘üçüncü aşamanın’ başladığını ve diğer dairelerden yardım alınması ile tanker kullanımının yanı sıra ‘yangın helikopteriyle müdahalenin’ de mücadelenin bu aşamasında olduğunu belirtti.

   Poyraz, yangın söndürmenin ancak üçüncü aşamasında yer alan yangın helikopteri kullanımının, yangın öncesi tedbirlerin alınmaması durumunda ‘aman aman’ bir etkisinin olmayacağını yinelerken; bütün yangınların ‘sıcaklığın yüksek, nem oranının düşük ve rüzgârın fazla’ olduğu durumlarda çıktığını hatırlattı ve bu dönemlerde ekstra dikkatli olunması gerektiği gerçeğine işaret etti.

Fırat: Sürdürülebilirlik şart

   Orman Dairesi eski Müdürü Altay Fırat da, herkesin kendi uzmanlık sahası hakkında konuşması gerektiğine vurgu yaparken; “Bizde ne yazık ki herkes her işten anlıyor. Lütfen sadece ‘bu işten anlayanlar’ konuşsun” şeklinde tepkisini dile getirdi.

   Fırat, 2014’te Avrupa Birliği’nden alınan katkıyla, ormanda gözetim ve denetim yapmak üzere bir kamera sistemi kurulduğunu fakat bu düzeneğin bakım ve onarımını yapacak kimse olmadığından ‘bütün kameraların çöpe atıldığını’ söyledi. Fırat, “Sürdürülebilirlik gözetilmeden hareket edilirse, yangın helikopterinin akıbeti de bundan hiç şüpheniz olmasın, söz konusu bu kameralar gibi olur” ifadelerini kullandı.

   “Burnumuzun dibinde, Amerika Birleşik Devletleri’nden Brezilya’ya, dünyanın her yerine eğitim veren ve bu konuda gerçekten ‘bir dünya markası’ haline gelmiş Türkiye Orman ve Çevre Müdürlüğü var. Kendilerinden ‘bize de eğitim vermelerini’ istemek zor değil” diyen Fırat, karbon salınımı kaynaklı küresel ısınma koşullarına uygun bir mevzuat için de bu sorunla ciddi anlamda mücadele eden Türkiye’den yardım alınabileceğini kaydetti.

   Fırat, yangınların ‘örtü ve tepe yangınları’ olarak ikiye ayrıldığı bilgisini verirken; ağaçlarının gövdelerinin altında cereyan eden örtü yangınları yangın ekiplerinin, tepe yangınlarında ise yangın söndürme helikopterleri ile uçaklarının kullanıldığını söyledi.

   Helikopter ve uçakların, gece karanlığında ve olumsuz hava koşullarında kullanılamadığını da hatırlatan Fırat, yangın uçağının daha fazla su taşıyıp daha sık sorti yapabildiğini, bu bağlamda, şayet böylesi bir seçim yapılacaksa ‘ilk tercih’ olması gerektiğini ifade etti.

“Birkaç senede bir ‘dejavu’ yaşıyoruz”

   Fırat, yangın tehlikesine yönelik tartışmaların ancak yangın çıktıktan sonra yapıldığını, böylesi bir tehditle karşılaşılmadığı sürece gündeme asla getirilmediğini savunarak şöyle dedi:

   “Birkaç yılda bir büyük bir yangınla karşılaşıp bu gerçekle yüzleşiyor; adeta ‘dejavu’ yaşıyoruz. Marifet, bu durumu sürekli yaşamak zorunda kalmayacak düzenlemeleri hayata geçirmek. Yaşanan bir olayı önceden yaşamış olma duygusu anlamına gelen ‘dejavu’ durumundan kurtulamadık”.

   Toplumu orman bilinci doğrultusunda eğitmenin elzem olduğunu da kaydeden Fırat, “Milletvekilleri mazbata almadan, bakanlar görevlerine başlamadan, öğrenciler diploma almadan çukur açıp 200’er fidan dikecekler ki, bir ağacın ‘sadece dikiminin’ dahi ne denli zor olduğu anlaşılsın” dedi. Fırat, verdiği bu örneğin dünyada pek çok yerde uygulandığını da belirtti.

   Bilimsel akılla, bu sorunun rahatlıkla çözülebileceğini de söyleyen Fırat, “Daireye müdür olarak atandığımda uyumadan hazırladığım Teşkilat Yasası çöpe atıldı. Sadece üç mühendisimiz vardı; halbuki bu alandaki ihtiyaç 20 mühendisti. Kavga gürültü bir mühendis daha aldırdım, kısa zaman sonra da iki mühendis emekli oldu. Her hükümet, olaya da kuruma da siyasi yaklaşırsa, helikopter falan bizi kurtaramaz” ifadelerini kullandı.

   Yangın işçilerinin belirli bir süreliğine istihdam edilip, kendilerine ihtiyaç kalınmadığına kanaat getirildiği dönemde işten çıkarıldıklarını ve bunun da iş verimini düşürdüğünü savunan Fırat, nisan başı itibarıyla işe başlaması gereken bu işçilerin, bu yıl ‘ancak mayıs başında’ işbaşı yaptıklarını aktardı.

“Bir diğer seçenek de Barış Gücü”

   Olayın bilimsel boyutunun yanı sıra bir de siyasi/ideolojik boyutunun olduğunu iddia eden Fırat, Türkiye’nin güney sahillerindeki helikopterlerden birinin Mersin-Adana hattına konuşlandırılıp, Kuzey Kıbrıs’taki olası bir yangında kullanılabileceğini; bu adımı atmanın da zor olmadığını söyledi.

   “Ülkede Türkiye’nin adını dahi duymak istemeyen bir grup var. Şayet Türkiye, bu arkadaşlar için ‘hiçbir koşulda kabul edilemez’ bir partnerse, burnumuzun dibinde bir de Birleşmiş Milletler Barış Gücü var. Kendileriyle ve hatta Güney Kıbrıs yönetimiyle bir protokol dahilinde anlaşılıp, Yeşilırmak’ta bulunmak fakat ‘ortak kullanılmak’ suretiyle bir helikopter, yangın enstrümanı olarak temin edilebilir” diyen Fırat, ‘sağcı orman’ veya ‘solcu orman’ gibi bir şeyin olmadığını; oksijene ‘sağcıların da solcuların da’ ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

   Toplam yüzölçümündeki orman varlığı yüzde 30’un altındaki ülkelerin, ağaçlandırma ve orman yangınlarıyla mücadele konusunda dünyada ‘yetersiz’ addedildiğini de kaydeden Fırat, ülke, bu oranın sadece yüzde 23’te kaldığını söyledi.

   Orman Dairesi Başkanlığı döneminde, ormana yönelik suçların cezasını beş kata kadar yükselten mahiyette bir de yasal düzenleme talep ettiklerini söyleyen Fırat, 1960’lardan kalma Orman Yasası’nın bugünün ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak olduğunu savundu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75