banner6

Tedbirlerimizi aldık eğitime devam ettik

banner37

İngiltere’nin Manchester şehrinde ilkokul müdürü olarak görev yapan ve en iyi okul yöneticisi ödülüne layık görülen Kıbrıslı Türk öğretmen Faik Kordemir, oradaki eğitim sistemi ve pandemi sürecinin nasıl yaşandığını KIBRIS’a anlattı:

Tedbirlerimizi aldık eğitime devam ettik
banner8

Ceren ÖZBİL

“ÇOK CİDDİ SORUNLAR YAŞAMADIK”… Holden Clough Community Primary School Müdürü Faik Kordemir, okulda, pandemi sürecinde, öğrencilerin farklı farklı saatlerde derse başlamaları ve bitirmeleri, okula dışarıdan kalem, kitap defter getirmemeleri, hijyen ve sosyal mesafe kuralları gibi tedbirlerle eğitime devam edildiğini anlattı. Alınan tedbirler nedeniyle okulda çok ciddi sorunlar yaşamadıklarını ifade eden Kordemir, sadece “delta” varyantı nedeniyle bazı sorunlar yaşandığını, ancak bunun da okulların tatil olacağı döneme denk geldiğini belirtti

“İNGİLTERE’DE ÖZEL DERS YAYGIN DEĞİL”… Kordemir, İngiltere’de özel ders olayının yaygın olmadığını, sadece çocuklarını Gramer School’a göndermek isteyen ailelerin özel derse yöneldiğini belirtti. Burada da amacın çocukları mülakata hazırlamak olduğundan söz eden Kordemir, “İngiltere’de öğrencilerin derslerde daha iyi olması için özel ders verilmesi söz konusu değildir. Biz şu anda çocukların çok açığı var diye kendi okul öğretmenlerimize istekleri doğrultusunda ek ders verdirtiyoruz. Bunun parasını da okul kendi ödüyor. Aynı durum çok başarılı gördüğümüz piyano ya da keman çalan öğrenciler için de geçerlidir. Hatta bu öğrencilerin konservatuara giriş sınavı ücretlerini de biz ödüyoruz” dedi

“DEVLET, ÖĞRENCİ BAŞINA KATKI VERİYOR”… Faik Kordemir, İngiltere’de devletin okuldaki öğrenci sayısına göre okulların bütçesini belirlediğini ve o paranın nasıl harcanacağını da okul yönetimlerinin belirlediğini anlattı. Yani devletin verdiği parayla, okul tadilatlarının, gezilerinin, öğrencilere verilecek özel derslerin planlandığından söz eden Kordemir, tüm bunların denetlendiğini, bir yanlış yapılması durumunda da o yanlışı yapanın görevden alındığını belirtti

İngiltere’nin Manchester şehrinde ilkokul müdürü olarak görev yapan ve “Eğitimin Oskarları” olarak anılan “The Pearson National Teaching Awards” yani en iyi okul yöneticisi ödülüne laik görülen Kıbrıslı Türk öğretmen Faik Kordemir, oradaki eğitim sistemi ve pandemi sürecinin nasıl geçirildiği hakkında KIBRIS Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.

Kordemir, İngiltere’de pandemi sürecinde öğrencilerin farklı farklı saatlerde derse başlamaları ve bitirmeleri, okula dışarıdan kalem, kitap defter getirememeleri, hijyen ve sosyal mesafe kuralları gibi tedbirlerle eğitime devam edildiğini anlattı.

Alınan tedbirler nedeniyle okulda çok ciddi sorunlar yaşamadıklarından söz eden Kordemir, sadece “delta” varyantı nedeniyle bazı sorunlar yaşanıp, onun da okulların tatil olacağı döneme denk geldiğini belirtti.

KIBRIS: Kendinizi tanıtır mısınız?

KORDEMİR: Adım Faik Kordemir. Limasol doğumluyum.

1974’ten sonra Mağusa’da büyüdüm. Öğretmen Koleji mezunuyum. İngiltere’de 1990’da yüksek lisans yaptım. 1993’de de İngiltere’de pedagoji eğitimi aldım. Ondan sonra öğretmenliğe başladım.

Manchester’in hemen her yerinde öğretmenlik yaptım.

Ekonomik durumların kötü olduğu okullarda çalıştım.

banner134

Ondan sonra uzman öğretmen dediğimiz gelişmiş becerileri olan öğretmen olarak çalıştım.

Bu arada 5 sene özel eğitim okulunda da çalıştım.

Ondan sonra müdür muavini oldum. 9 sene müdür muavinliği yaptım, 5 senedir de okul müdürüyüm.

KIBRIS: Siz Kıbrıs’tan İngiltere’ye görevlendirilen öğretmenlerden misiniz? Yoksa İngiltere devleti tarafından mı görevlendirildiniz?

KORDEMİR: İngiltere’de devlet kadrosunda normal öğretmenim.

Kıbrıs’tan görevlendirilen öğretmenler Londra’da çalışıyor. Onlar Londra’daki Türk çocukları içindir.

KIBRIS: Oradaki eğitim sistemi nasıl?

KORDEMİR: Bana göre İngiltere’deki eğitim sistemi çok çok iyidir.

Politik müdahaleler olmasına rağmen bana göre çok çok iyi bir eğitim sistemi var.

Ben öğretmenliğe 1990’ların başında başladım. Neredeyse 30 senedir öğretmenlik yapıyorum.

Bana göre İngiltere’deki değişim süreci hep pozitif olmuştur. Yani değişen her şey pozitif olarak değişmiştir.

Şu anda yine büyük bir değişimden geçmiştir.

Bir dönem İngilizce, matematik, dil bilgisi gibi esas ana derslere daha çok yer veriliyordu. Son iki senedir diğer konulara da odaklanıldı. Ancak her değiştiğinde daha iyi olduğuna inanıyorum.

Örneğin Amerika ve Almanya’daki eğitim sisteminden, İngiliz eğitim sistemi daha iyidir. Tabii burada biraz duygusal bakmış da olabilirim.

KIBRIS: Peki Kıbrıs’taki eğitim sistemi ile İngiltere’deki eğitim sistemini kıyaslayacak olursak, sizin Kıbrıs’taki eğitim sistemindeki gördüğünüz eksiklikler nelerdir?

KORDEMİR: Burada da eğitim sisteminde sistem olarak bir bozukluk yoktur.

Burada sorun olan, kontrol ve denetim mekanizmasının olmamasıdır. Yani burada her şey bireylere bırakılmıştır.

Örneğin müfredat var. İngiltere’deki sistemde her bölgedeki okul ve okuldaki çocukların ihtiyaçları diğer okullarla mukayese edilemez.

Dolayısıyla Manchester’deki bir okuldaki çocukların ihtiyacı ile Londra’daki bir okuldaki çocukların ihtiyaçları arasında çok büyük fark vardır.

Benim okulumda yabancı öğrenci sayısı yüzde 20’dir, diğer okulda çoğunluk yabancı öğrencidir. Bu nedenle de benim vereceğim eğitim, diğer dil sorunu olan okullarla çok farklıdır. Bu sebepten dolayı da her okul bağımsızdır.

Her okulun eğitimi öğrencilerine göre ayarlama yetkisi vardır.

Kıbrıs’ta her şey bir merkezden yönetilmeye çalışılıyor. Bir de kontrol mekanizması yoktur.

Bir müfredat çıkar, ancak ondan sonra bu uygulanır mı diye takip eden yoktur. Standart belirlemesi de yoktur. Yani Mağusa’daki bir okulla, Lefkoşa’daki bir okulun eğitim sistemi arasında ne fark vardır diye bakılmıyor.

Kimse kimseye de hesap sormuyor. Buradaki sorun da sistem değil, kontrol mekanizmasıdır.”

KIBRIS: Pandemi sürecinde İngiltere’de eğitim konusunda nasıl adımlar atıldı?

KORDEMİR: İlk kapanmada hiç bir şey bilmiyorduk. Çünkü ne olacağını bilmiyorduk.

Biz martın ortalarında kapandık. O dönemde düşünüyorduk ki bir iki hafta içinde her şey düzelecek. Yani hazırlıksız yakalandık.

Daha doğrusu okullar hiç kapanmadı. Okullar bütün öğrencilere kapandı, ancak ailesi anahtar görevinde olan çocuklara okullar hiç kapanmadı. Yani bütün personel rota halinde okula gelirdi. Yönetim hiç ara vermedi, onlar her gün okula gelirdi. Dolayısıyla okullar kapanmadı.

Örneğin bizim kapasitemiz 440’tı. Pandemi sürecinde ilk 50 ile başladık. Geri kalan öğrencilere ders hazırlandı, gönderildi, elinde bilgisayarı olmayan öğrencilere de fotokopisini çekip, okuldaki kutuların içine korduk ve aileleri gelip alırdı.

Bu sadece öğrettiklerimizi tekrar etmeydi. Bir nevi pekiştirme niteliğindeydi. Ama çok düzenli bir şekilde çalıştık. Öğrencilerle ilişkilerimizi kesmedik. Örneğin telefon ile arayıp, evlerini ziyaret ediyorduk.

Bir de orada maddi durumu iyi olmayan öğrenciler ve veliler var. Onları da kapıya ziyarete gidiyorduk. Eve girmeden kapıdan sesleniyorduk. Yemeğe ya da her hangi bir şeye ihtiyaçları varsa soruyorduk ve kendi kaynaklarımızla karşılıyorduk. Bütün aileler ile temas halindeydik.

Ondan sonra eylülde okullar açıldı. Okullar açılmadan önce biz toplantı yaptık. Devlet bize direktif verdi. Her hafta yayın çıkarıyorduk ve rehber yayınlıyorduk. Her hafta benzer bir rehber geliyordu, bu rehberde ufak tefek değişiklikler oluyordu.

Belediye, Eğitim Bakanlığı, okul yöneticileri toplanıp, risk analizi yaptık. El hijyeni, tuvaletlerin nasıl kullanılacağı, koridorlarda tek yön sistemi, maske takılması, okul saatlerinin başlaması gibi düzenlemeler yaptık.

Örneğin bir sınıf saat 08.30’da derse başlarsa, diğeri 08.40’ta, diğeri 08.45’te başlıyordu. Yani saatleri böldük, herkes aynı saatte okula gelmesin diye.

Benzer bir uygulamayı bitiş saatlerinde yaptık. Tuvaletlere en fazla iki çocuk girebiliyordu. Öğretmenler odasını iptal ettik. Bunu yaptıktan sonra bakanlığa gönderdik. Bakanlık eklemeler yaptı. O da yapıldıktan sonra okullar eylülde açıldı. Daha doğrusu yazda hiç kapanmadı. Çünkü çocuklar okula gelsin ve çalışabilsin istiyorduk.

Sınıflarda bir öğretmen, bir sınıf asistanı ve 30 çocuk vardı. Sınıflardaki sıralar arasında 1 metre vardı. Maske takma yoktu, maske takma sadece okula girecek yabancılar içindi… Ayrıca kimse okula kalem getirmiyordu. Biz çok basit kalemlikler almıştık, onlar kullanılıyordu. Okula dışarıdan bir şey getirilmesine izin verilmiyordu. Okulda çok büyük bir salgın yaşanmadı.

Son delta varyantı çıkanca durum biraz değişti. Ancak onda da araya tatil girdi. Çünkü oradaki hükümetin amacı sürü bağışıklığıdır.”

KIBRIS: İngiltere’de özel ders olayı bizdeki gibi yaygın mı?

KORDEMİR: Okulda daha iyi olmak için ders aldırma olayı söz konusu değildir.

Orada sadece bazı aileler, çocuklarını Gramer School’a göndermek ister. Bunun için özel ders alanlar var.

Bu sınavlarda çocuğun zekası ölçülüyor. Sorular sadece derslerden sorulmuyor. Mülakatı vardır ve çocuklarını buna hazırlamak için bazı aileler çocuklarına özel ders aldırabiliyor.

İngiltere’de çocuklara okullarında daha başarılı olmaları için özel ders aldırılmıyor.

Biz şu anda çocukların çok açığı var diye isteyen öğretmenlere ilave saat ödemesi yapıyoruz ve onlar kendi sınıflarında bildikleri çocuklara eğitim veriyor. Bunun ödemesini de biz okul olarak yapıyoruz. Ancak bu özel ders değildir, bunu okul ödüyor.

Ayrıca ben müzik, keman dersi gibi özel derslere de karşıyım. Ben başladığımda öğleden sonra okula özel öğretmen gelip, ders veriyordu ve aileler ödüyordu. Ben bunu durdurdum. Çünkü bence biz müzik dersi veriyorsak her şeyi bizim öğretmenlerimizin vermesi gerekiyor. Dolayısıyla bir kişinin yeteneği varsa onu da okul öder.

Örneğin altıncı sınıflar piyano dersi alıyor, dördüncü sınıflar keman dersi alıyor. Bunların da yetenekli olanlarına özel ders aldırıyoruz ancak bunu da okul karşılıyor, aile olarak değil. Çünkü bu okulun sorumluluğudur.

Yani devlet sınavına girecekse ve konservatuara hazırlanıyorsa bu yine okulun sorumluluğudur. Hatta giriş sınavının parasını biz ödüyoruz. Çünkü çocuklar bizimdir. Bir de bu bizim bütçemizdir. Devlet bize bütçeyi her çocuk başına 3 bin sterlin olarak veriyor. Bu para doğrudan bize geliyor. Bizim yönetimimizde öğretmenler haricinde işletme yöneticimiz de var.

Bizde bütçeler nisandan nisanadır. Örneğin şubatta bakanlığa gideriz, burada bize bütçemizin ne kadar olduğu, ne kadar paramız olduğu anlatılıyor, neyin nereye harcandığı anlatılıyor. O bütçe saptandıktan sonra biz okul yönetimi olarak oturup, okulun bütçesini çıkarıyoruz. Yani kağıda, kaleme bu kadar para vereceğiz, tamirat tadilat işlerine bu kadar para vereceğiz, öğretmenlere bu kadar para vereceğiz diye beliriliyoruz.  Tabi ki bunlar kontrol ediliyor.

Herkeste bir korku var, çünkü yanlış bir şey yaparsan işinden olursun. Herkes sorumluluk hissediyor.

Bunlar dışında biz üniforma olayını da önemsiyoruz. Örneğin kesinlik üzerinde marka olan bir ayakkabı giyilmesine izin vermiyoruz. Çünkü çocuklar eşittir. Birbirine özenmesini istemiyoruz. Üniformalar tamamen aynıdır. Saç kesimi konusunda da çok titiziz. Ayrıca üniforma zaten okulun gururudur.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88