Tehdit edildi, tutuklandı ancak yolundan dönmedi

banner37

Ahmet Barçın… KTOEÖS Genel Sekreterliği ve Başkanlığı’nı yaptı… Bu sürede birçok tehdit aldı, tutuklandı, ancak mücadelesinden hiç vazgeçmedi. Özellikle, ülkede en ciddi örgütlü mücadelenin verildiği Annan Planı döneminde öne çıkan isimlerden oldu

banner87
Tehdit edildi, tutuklandı ancak yolundan dönmedi
banner8

MÜCADELESİNDEN YILMADI… Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası Genel Sekreterliği ve Başkanlığı yapan Ahmet Barçın’ın sendikal hayatı hiç de kolay geçmedi. Aktif sendikacılık hayatı boyunca defalarca tehdit alan, arabasının lastikleri patlatılan, nezarete atılan Barçın, verdiği mücadeleden hiç vazgeçmedi…

ANNAN PLANI UNUTULMAZ ANILARINDAN… Kıbrıs’ta çözüm umutlarının en çok yeşerdiği Annan Planı’nın ortaya çıktığı dönem, Ahmet Barçın için ayrı bir önem taşıyor. Barçın, o dönemden, “Üzerinden 16 yıl geçti… Ancak üzerinden 116 yıl geçse de unutulmaz… Çok büyük bir toplumsal değişim vardı” diye söz ediyor

“ÜŞÜYÜP DONALIM DİYE CAMLARI KIRDILAR”… Barçın, meclis baskını, 20 Temmuz Fen Lisesi olayları ve Elye’de barış ateşlerinin yakıldığı dönemler de dahil, birçok kez tutuklanarak nezarete atıldı. Elye’de tutuklandığı günü anlatan Barçın, o gün sendikacıların nezarete atılmadan önce polisin nezarethanenin camlarını kırdığını ve sabaha kadar donduklarını anlattı

Ceren ÖZBİL


Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Genel Sekreterliği ve Başkanlığı yapan Ahmet Barçın’ın sendikal mücadelesi hiç de kolay olmadı…


Yeri geldi eşi ve çocuklarıyla tehdit edildi, yeri geldi polis tarafından tutuklanarak nezarete atıldı… Ancak nezaretten çıkar çıkmaz yoluna kaldığı yerden yürümeye devam etti… Bu sürede unutulmayacak ve toplum için de ders niteliği taşıyan birçok anı biriktirdi.


KIBRIS Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Ahmet Barçın, sendikal anılarını paylaştı.

KIBRIS: Kendinizi tanıtır mısınız?

Ahmet Barçın: 1956’da Lefkoşa’da doğdum. İlkokulu Köşklüçiftlik’te, ortaokulu Bayraktar diye tanımlanan eski Şehit Hüseyin Ruso Ortaokulu’nda, liseyi de Lefkoşa Türk Lisesi’nde okudum.


1974’te liseden mezun olduk. Lise sonda olduğum için 1974’teki savaşta yedek mücahit olarak eylül ayına kadar mücahit olarak görev yaptım. Ondan sonra da yüksek tahsile gittim.


Ankara Gazi Enstitüsü, Sosyal Bilgiler mezunuyum. 1979’da adaya döndüm.


Türkiye’nin bulunduğu koşullarda, öğrenci hareketlerindeki sorumluluk bilincindeki davranışlarımızla birlikte faşistlerin de epeyi engellemeleri ile bir yıl gecikmeli olarak mezun olduk ve ülkemize geldik.


Burada evlendim ve askere gittim. Askerden sonra Güzelyurt Kurtuluş İlkokulu’nda iki yıl geçici ilkokul öğretmenliği yaptım.


Ondan sonra da sosyal bilgiler bölümü altında aradılar taradılar birini bulamadılar ve mecburi olarak bizi göreve çağırdılar. Eşim de sosyal bilgiler mezunudur. Ben askere gittiğimde o Akdoğan’da okula başladı. O dönemlerde hiçbir puanlama sistemi yoktu. Sadece torpil mekanizması geçerliydi ve dosyalar, elden ele geçerek sonuca vardırılırdı. Bu şekilde hayata atıldık.


Daha sonra ben de 3.5 yıl Akdoğan’a gittim. Sabah 04.30’da üstler arabası dediğimiz arabayla gidiş vardı, dönüşte artık Allah’a mahsus derler, yani ne buluyorsak onunla dönüyorduk. 3.5 sene bu şekilde gittikten sonra Lefkoşa’ya Bayraktar Ortaokulu’na geldik.


O zamanlarda bize söylenenler karı-kocanın aynı okulda olması mümkün değil yönündeydi. İlk defa bu kuralı mecburen biz bozduk. 1993 yılına kadar Bayraktar Ortaokulu’nda görev yaptım.

KIBRIS: Sendikacılığa girişiniz nasıl oldu?

Ahmet Barçın: Ben 1984 yılında Bayraktar Ortaokulu’na atandım. O yıldan beridir de Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’na kayıtlı olduğumuzdan Demokrat Öğretmen Grubu adı altında 1993 yılına kadar her iki yılda bir yapılan seçimlere gölgeler altında katıldık. Çok büyük tepkiler vardı. Soldan birilerinin bu sendikada yer alması istenmezdi. Propaganda yapmak için ders aralarında izin alarak bile diğer okullardaki öğretmenlerle konuşmamıza izin verilmezdi.


Bu süreçlerde Zafer Sineması’nda çok genel kurullar yapıldı. Çok bürokratlar localarda öğretmenleri denetledi, oy verme işlemleri kabinler olmadan gerçekleşirdi. 


Bunlar demokratik değildi. Bu defteri 1993’te kapattık. 1993’te yapılan seçimlerde Demokrat Öğretmen grubu seçimi kazandı.

KIBRIS: Demokratik Öğretmen grubu olarak seçimi kazandıktan sonra sendikada nasıl bir manzara ile karşılaştınız?

Ahmet Barçın: Sendikayı teslim almaya gittiğimizde bir telefon, kablolarının yarısı kopuk ve bir adet kurşun kalem bulduk. Ortada başkada hiçbir şey yoktu.


Tekrardan tanzim yapılmaya çalışıldı. 20 TL aidat vardı. Bu 20 TL’yi toplayabilmek de zordu. Topluma yeni bir demokratik hareket kazandırmaya çalıştık.

KIBRIS: Kaç grev ve eylem yaptığınızın sayısını hatırlıyor musunuz?

Ahmet Barçın: 2000 yılında toplumsal bir hareket başladı. 2002 yılında Annan Planı süresi içerisinde öğretmenler, memurlar, işçiler, belediye işçileri her kesimden insanlar bir var oluş kavgası vermeye başladılar. Toplum bütünselleşti.


2000 yılına kadar da özellikle Kıbrıs konusu ile birlikte yeni var olan Demokrat Öğretmen Grubu’nu genişletebilmek için epey eylem yapılmıştı.


Hiç hayatında eylem görmeyen öğretmenleri o yıllarda örgütlemek biraz zor olsa da öğretmenler güvendiği için Demokrat Öğretmen Gurubu tarafından 1995, 1997, 1999, 2001, 2003 seçimleri kazanıldı ve hâlâ da devam ediyor.


Özellikle 1993’te sağladığımız güvenden dolayı 1995’te seçime girerken biraz zorlansak da öğretmenin bizi kabullendiğini ve bizimle birlikte hareket ettiğini gördük.


40’ın üzerinde eylem yaptık. Özellikle Annan Planı süresi içerisinde, okullardaki arkadaşları eyleme çıkartmak için iki cümle yeterliydi. Çünkü artık doyum noktasına gelmişti. 

KIBRIS: Ne kadar süre aktif sendikacılık yaptınız?

Ahmet Barçın: 1993’te seçildiğimde genel sekreter oldum. Sayın Olgun Olay da başkandı. Ondan sonra mayısta kurulu aldığımızda, aralıkta da DP-CTP hükümeti kuruldu.


Eğitim Bakanlığı’nı da CTP almıştı. Tabi ki KTOEÖS kimsenin arka bahçesi olmadı.


Olgun Olay, Milli Eğitim Bakanlığı’nda müsteşar oldu. Müsteşar olunca biraz daha yalnız kaldık. Çünkü 1993 yılında bizden önceki yöneticilerin devletle anlaşmış olduğu iki eleman profesyonel olarak çalışmaya başlayacaktı, ayrıca üç kişi de yarım mesai olarak çalışacaktı.


Bizden öncekiler seçimi kaybedince bunu hayata geçiremedi. Bundan da dönüş olmadığı 1993 yılından itibaren ben hayatımı sendikada geçirdim.


2003 yılına kadar sendikal hayata devam ettim. 2003 yılında da toplumsal hareketten arkadaşlarla gelen teklifleri değerlendirerek CTP’den aday oldum ve kazandım. 2009 yılına kadar vekil oldum.

  1993’den 1998’e genel sekreter, 1998’den 2003 yılına kadar da genel başkanlık yaptım. Ondan sonra da hem sendika başkanı, hem de milletvekili adayı olmak istemedim. Bu benim doğru bulduğum bir şey değildi.

KIBRIS: Sendika başkanlığından milletvekilliğine geçtiniz. Bu durum sizi nasıl etkiledi?

Ahmet Barçın: Sokaktan geldik ve parlamentoya girdik. İlk gelip tebrik edenlerden biri Salih Miroğlu’ydu. Bunu hiç unutmam. Kendisi de sol hareketten gelen biriydi. Bunun yanında isim vermeden de eleştiren birçok sağ görüşlü arkadaşlar vardı. Ancak sendika hayatından milletvekilliğine geçmek alışkanlık açısından da çok kolay olmadı.


Çalışma açısından verilen görevi, yasalar tüzükler hazırlama görevini yaptım. En sıkıcı tarafı ise kravatı bağlama ve takım elbise giyme zorunluluğuydu.


Kolay olmadı ve zaman istedi. Partinin verdiği görevleri o örgüt anlayışı içerisinde yapmaya çalıştık. Hiçbir zaman da geldiğimiz yeri unutmadık.

KIBRIS: Annan Planı süreci aktif rol alan isimlerdendiniz. O süreç nasıl başladı, neler yaşandı?

Ahmet Barçın: Üzerinden 16 yıl geçti… Ancak üzerinden 116 yıl geçse unutulmaz… Çok büyük bir toplumsal değişim vardı.  


11 Kasım 2002 Annan Planı süreci geldi. 27 Kasım 2002’de ilk miting yapıldı. 27 Kasım 2002’deki ilk mitingde 10 bin kişi geldi. Bu Memleket Bizim Platformu kuruldu. Bu Memleket Bizim Platformu 41 örgütten oluşuyordu.


Orada Annan Planı süreci için, Avrupa Birliği için, Kıbrıs’ta federal bir çözüme ulaşabilmek için köy köy gezip, ateşler yakarak ve insanları toplayarak bir mücadele başlatıldı.


Karpaz’ın belli bölgeleri hariç, barış ateşi yakmadığımız köy kalmadı. Halkla bütünleştik. Böyle kitlesel hareketleri adada görmedim, hatırlamıyorum.

KIBRIS: Annan Planı döneminde hiç tehdit aldınız mı?

Ahmet Barçın: Çok fazla tehdit aldık. Özellikle çocuklarımız ve ailemizle tehdit edildik.


Milletvekili olduğumda da bu tehditler devam etti. Bir mektup geliyor, bakıyoruz, pul farklı, içi farklı ama tehdit içeriyor.


İkinci aldığım tehdit mektubundan sonra arabanın lastiklerini patlatılmış buldum. Bir gün sabah kalktım baktım arabanın üç lastiğini de üçgen şeklinde patlatıldığını fark ettim. Eşime dedim ki “polise gitmek çözüm değil. Yapanların başına mı gidilir?” ancak “gidelim” dedi, gittik.


Polis de bize “bakarız ama kolay bulunmaz” dedi. Ben de bunun üzerine “zaten sizden medet ummazdım” dedim. Ailemiz epeyi tedirginlik çekti. 

KIBRIS: Siz hiç tutuklandınız mı?

Ahmet Barçın: Döviz mağdurlarının ortaya çıktığı dönemde meclis baskını oldu. O meclis baskınından da bizi gelip oradan aldılar. O birinci tutuklanmamdı.


İkincisi 20 Temmuz Fen Lisesi’ndeki 2001 yılındaki olaylardaydı.


Üçüncüsü ise Elye olaylarındaydı.


Onda Güzelyurt Polis Karakolu’na götürülmüştük. Bunlar dışında birkaç tane daha var. Ancak en önemlileri bunlardı. Getirilen suçlamalarda “devleti yok etme”, “sivil darbe yapma teşebbüsünde bulunma” gibiydi…


O zamanlarda arkası çok fazla gelmedi. Gerçekten hoş değil. Güzelyurt’ta polis nezaretine gönderildiğimizde biz içeri girmeden camları kırdılar ki üşüyüp, donalım…


Orada sabaha kadar kaldıktan sonra ertesi gün çağrılar yapıldı. Bunlar acı olaylar ama toplumun geleceği açısından da önemli olaylar. Hiç de pişman değilim.

KIBRIS: Bu tutuklanmalar nasıl oluyordu? Polis neye göre tutukluyordu?

Ahmet Barçın: Elye’ye giderken Mehmet Bicen geldi öğretmenler sendikasına. Biz de yola çıkmaya hazırlanırız… “Sen niye geldin buraya, sen gelirken arkada polis olduğunu bilmiyor musun” dedik. “Ne bileyim” dedi.


Biz de “şimdi yandın, köye de gidemeyeceksin” dedik. “Lazımdı size bilgi vereyim” dedi. Ben de bunun üzere arkadaşlara “anladığım kadarıyla bu gece Elye’ye gittiğimizde gitmek var, dönmek yok” dedim.


Köylüyü köye hapsettiler, etraftaki yolları kestiler, polis olarak da köyde yaşayan polisleri seçtiler. Polisin elinde listeler vardı. Kimlerin tutuklanacağı belliydi. Hiçbir şey yapmayıp bir köşeye çekilsek de tutuklanacaktık.  Aynen de öyle oldu.


Bir köşeye çekilip, zeytinli yerken, polis gelip tutukladı bizi, nezarete götürdü. Tutuklanan 5-6 kişiydik.

KIBRIS: Anlatmak istediğiniz başka bir anınız var mı?

Ahmet Barçın: 2001’de genel kurul hazırlıklarına başladık. Bu genel kurul hazırlıklarında da o genel kurul hayatımızın en değerli genel kurullarından biri oldu.


Çünkü 2001 yılında olan bu genel kurulda, asker, bizim karşı görüşlü arkadaşlarımıza kumanya dağıttı. Bizim divan başkanı yapacağımız arkadaş tehdit edildi.


Biz de yolda giderken durdurulduk ancak sonunda genel kurulu kazandık. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner108