Tekrar aday olmayı düşünmüyorum

banner37

Cumhuriyet Meclisi’ne 2018 yılındaki genel seçimle giren DP Girne Milletvekili Dr. Koral Çağman, umduğunu bulamadığı mecliste olmaktan hiç de mutlu değil. Çağman, hem kendisi, hem de ülkenin durumuyla ilgili samimi değerlendirmelerde bulundu:

Tekrar aday olmayı düşünmüyorum
banner99

“MEVCUT YASALARI BİLE UYGULAYAMIYORUZ”… DP Girne Milletvekili Dr. Koral Çağman, milletvekilliği için aday olurken, tıpkı doktorluk mesleğindeki gibi ülkeye katkı sağlamayı hedeflediğini ancak mecliste beklediğini bulamadığını anlattı. Mecliste sürekli yasalar yapıldığından söz eden Çağman, mevcut yasalar bile tam anlamı ile uygulanıp, denetimi yapılamazken, bu çalışmaların ülkeye bir şey kazandırmadığını söyledi

“DEĞİŞMESİ GEREKEN ÇOK ŞEY VAR”… Koral Çağman, cerrahlık mesleğini yapmaktan son derece mutlu olduğunu belirtti ve “Her hastayı bir proje gibi düşünün, o projeyi alıyorsunuz, bitiriyorsunuz, sonra başka bir proje, sonra başka bir proje… Mecliste ne yapıyorum? Toplumun her kesimini ele alırsanız, her kesim bir diğerinden şikâyetçidir. Ancak hiç biri de kendinden başlanmasını istemez” dedi

   Cumhuriyet Meclisi’ne 2018 yılında gerçekleşen genel seçimle giren Demokrat Parti (DP) Girne Milletvekili Koral Çağman, siyasete giriş nedenlerini ve ülkenin durumu ile ilgili düşüncelerini KIBRIS Gazetesi ile paylaştı.

   Ülkedeki en büyük sorun olarak güven bunalımını gören Çağman, bu durumu ise “halk artık kendine bile güvenmiyor” cümlesi ile anlatıyor.

   KIBRIS Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Çağman, hedefleri ve ülkenin içerisinde bulunduğu durum hakkında bilgi verdi.

Ceren ÖZBİL

KIBRIS: Kendinizi tanıtır mısınız ve siyasete girişiniz hakkında bilgi verir misiniz?

   Çağman: 1959’da Lefkoşa’da doğdum.

   Hayalim hep cerrah olmaktı, doktor olmak değildi. Bu doğrultuda çalıştım. Bir yıl İngiltere’de okudum, daha sonra 9 Eylül Üniversitesi’nde Tıp Fakültesi’ne girdim. Ege Üniversitesi’nde ihtisasımı yaptım. 1991’de de adaya döndüm.

   Bu arada Türkiye’de evlendim ve iki çocuğum var. Askerlikten sonra iki yıl devlet hastanesinde gönüllü olarak çalıştım.

   Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde yaklaşık 19 yıl kadar, son üç-dört yıl Girne Akçiçek Hastanesi’nde çalıştım.

   Sonra Serdar Denktaş’ın baskısına dayanamayıp aday oldum.

   Zaten Serdar Denktaş, çocukluktan tanıdığım biridir. O nedenle de onu kıramadım ve emekliliğime kısa bir süre kala vekil olmak için aday oldum.

   Sağlık konusunda bir şeyler başardığımı düşünüyorum. Acaba politikada da bir işe yarar mıyım diye seçime girdim.

   Hastalarım ağırlıklı olarak beni destekledi. Çünkü ben siyasi hayatta yoktum. Asıl aktif olduğum yer ameliyathanenin içiydi ve fazla dışarıyla ilgim olmadı.

   Vekil olduktan sonra önce 4’lü koalisyon hükümetinde hükümet eden partiler arasında bulunduk, şimdi de muhalefet partisi vekiliyim.

KIBRIS: Meclise son yapılan milletvekilliği seçimi ile giren bir vekilsiniz. Peki meclisi beklediğiniz gibi buldunuz mu?

   Çağman: Meclis hiç beklediğim gibi değildi.

   Mecliste bir sürü yasa yapıyoruz. Yasa tadil ediyoruz, düzeltmeler yapılıyor, ek yasalar yapılıyor ancak mevcut yasalarımızı bile uygulamaya sokup, denetleyemeyen bir toplum haline geldik.

   Bizim ihtiyacımız olan yeni yasalar değil, mevcut yasaları yürürlüğe sokup denetleyebilmek. Bunu yapabilsek zaten bir sorunumuz olmayacağını düşünüyorum.

   Her şey bir yerlere yazılı olmak zorunda değil. Düşünün İngiltere yıllardır yazılı bir anayasası olmaksızın varlığını sürdürebiliyor. Bizim bu toplumda en büyük sorunumuz, denetim zafiyetidir. Yönetim maalesef yıllarca elbirliği ile bu hale getirdi. Açıkçası beni mecliste olmak çok da mutlu etmiyor.

KIBRIS: Mecliste olmanın sizi mutlu etmediğini söylediniz. Peki tekrar aday olacak mısınız?

   Çağman: Hayır kesinlikle düşünmüyorum.

   Söylediğim nedenlerden dolayı vekil olarak çok fazla faydalı olabildiğim bir konu olmadı.

   Ben yıllarca cerrah olarak çalıştım, mesleğimi çok severek yaptım, çok severek yaparken de hastalarım hep mutlu oldu.

   Bu benim için çok güzel bir şeydi, bir şey üretiyordum, karşılığını görüyorum. Şimdi iki buçuk yıldır meclisteyim, ne işe yaradığını ben bile çözemiyorum.

KIBRIS: Vekil olduktan sonra hastalarınızdan aldığınız tepki ne oldu?

   Çağman: Birçok hastam bana kızdı. Hatta bazıları “siz bizim doktorumuzsunuz, ne gerek var seçime girmeye” diyenler bile oldu.

   Ancak seçime girdiğim zaman zaten emekliliğime bir yıl vardı. Zaten emekli olacaktım.

   Milletvekili olarak da mesleğimi icra etmem de bir yasal sakınca olmadığı için mesleğime de devam ediyorum. Vekillikten geri kalan sürede mesleğimi yapıyorum.

KIBRIS: Birini seçecek olsanız, cerrah olmayı mı, vekil olmayı mı seçersiniz?

   Çağman: Kesinlikle cerrahlık… Her hastayı bir proje gibi düşünün, o projeyi alıyorsunuz, bitiriyorsunuz, sonra başka bir proje, sonra başka bir proje…

   Mecliste ne yapıyorum? Toplumun her kesimini ele alırsanız, her kesim bir diğerinden şikâyetçidir. Ancak hiç biri de kendinden başlanmasını istemez.

banner134
   Ama bizim vardığımız nokta mutsuz bir toplum olmaktır. Aslında şikayet edecek çok fazla bir şeyimiz olmadığını düşünüyorum. Çünkü toplumun büyük bir kesimi lüks arabalarda, güzel evlerde yaşıyor. Ancak buna rağmen hep şikayet var. Bunun ne kadarını hak ettiğimizi sorgulamıyoruz.

KIBRIS: Ülkede gördüğünüz en büyük sorun nedir?

   Çağman: Güven bunalımı… Her konuda güven bunalımı… Hükümete güvenmiyoruz, askere güvenmiyoruz, polise güvenmiyoruz, mahkemelere güvenmiyoruz, öğretmene, eğitim sistemine güvenmiyoruz, sağlık sistemine güvenmiyoruz.

   Her şey bir yana halk artık kendine de güvenmiyor. Yani bunu düzeltmemiz lazım, organize olmamız lazım, bu kadarı da fazla oluyor, bunu düzeltmek için bir çizgi çekelim, yeni bir sistem kuralımın peşinde koşan biri yok. Bu da ciddi bir güvensizlik…

   Yani her konudaki güven bunalımı dönüp, kişisel güvensizliğe de geliyor ve sonuçta hiçbir yere varamıyoruz. Giderek kötüleşen bir ekonomimiz var, giderek kötüleşen bir siyasi duruşumuz var.

   Bunların bir an önce düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani bu güven bunalımının atlatılması gerektiğini düşünüyorum.

   Bu da ciddi bir kamu reformu ile ortaya çıkacaktır. Ben çoğu zaman her şeyi bir kenara bırakalım, sadece eğitimde reform yapalım. Ancak eğitmenlerin eğitiminden başlayarak... O eğitmenleri eğittikten sonra onların eğiteceği çocukların yaşamlarını da göz önüne alarak 15 yıl sonra bir umudumuz olsun...

   Haklarını talep etmeyi öğrenen bir toplum yaratalım. Hakları için kavga etmeyi öğrenen bir toplum yaratalım. Birbirine saygısı olan bir toplum yaratalım.

   O zaman bir umudumuz olur.

   Ama bu, önce eğitimi düzeltip, 15 yıl sonranın hayalidir. Başka türlü de bunun düzelebileceğine inanmıyorum.

KIBRIS: Şu an elinizde bir sihirli değnek olsa, ülkede düzelteceğiniz ilk üç şey ne olur?

Çağman: Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki şikayet etmediğimiz konu yok.

   Ancak ilk önce eğitim sistemini çağdaş eğitim sistemine çevirirdim.

   İkinci olarak sağlık sisteminin bütün eksiğini tamamlardım. Hastanesini, doktorunu, alt yapısını tamamlayıp, çağdaş bilimsellik peşinde koşan, para sorunu olmayan, para peşinde koşmayacak insanlarla, sadece bilimsel ve sağlık için çalışan bir ortam yaratmayı isterdim.

   Üçüncüsü ise güney komşumuz ile olan sorunu ortadan kaldırmak isterdim.

   Sihirli değnek çok güçlü olmak zorundadır. Kıbrıs’ta çözümden yanayım.

KIBRIS: Kıbrıs’ta barış olmasını istiyor musunuz?

Çağman: Savaşta iki taraf da kaybeder.

   Rumlar bir sürü kayıplara uğradı, Türkler bir sürü kayıplara uğradı. Peki bu ne içindi?

   Ben hiçbir zaman Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türk düşmanlığını körüklemekten yana değilim.

   Tabii ki Türküm, tabii ki savaş istemiyorum, tabii ki onların o kilise baskısından kurtulmalarını istiyorum.

   Bizi, ikinci sınıf vatandaş ya da azınlık gibi görmekten vazgeçmelerini istiyorum.

   Çözüm olacaksa böyle bir toplum yaratıldığı zaman mutlak barışı elde edebilirsiniz. Aksi takdirde bizdeki odaklar da bellidir.

   Düşünün biz yıllarca Bayrak Radyosu’nun açılışını hangi şiirle yaptık? Kin şiiriyle…

   “Bin gavur kellesi bir kin ödemez” diyerek giden dizelerle…

   Ancak daha sonra biz vazgeçtik. Biz bu konularda güneye göre çok daha medeni davranabiliyoruz Çok daha ılımlı yaklaşabiliyoruz ve daha kolay unutuyoruz.

   Düşmanlıktan yana asla olmamak gerekir. Maalesef Güney’de hâlâ devam eden kilise baskısı var ve bu baskı aynen bizim kin şirine benziyor.

   Bunların ortadan kalkması ile ciddi bir barışı tabii ki sonuna kadar desteklerim. Ama “çözün, hadi birlikte yaşıyoruz, biz dostuz zaten” diyecek kadar da cüretkâr değilim.

KIBRIS: Girne’de gördüğünüz en büyük sorun nedir?

Çağman: Girne’de denize ulaşmak çok ciddi bir sorun ancak belki de ulaşmamak daha iyi… O deniz kirliliği tehlikeli…

   Bir zamanlar bir arıtma yapıldı. Arıtma tesisi bir miktar arıtma yapıyor, otellerin her birinin kendi arıtma tesisi var. Bir otelin önünden geçerken duyduğum koku, otelin dış tarafına boşaltılan sudan kaynaklanıyormuş. Şimdi bu nasıl bir arıtmadır. Yani sağlıklı değildir.

   Girne’ye girerken levhada 33 bin 400 nüfus diye görülüyor. İşin aslı benim Girne Hastanesi’nde görev yaptığım sürede Girne Hastanesi’nin hizmet ettiği nüfus 100 bin, 110 bin civarıydı, 33 bin değildi.

   Yapılaşma oteller, çalışanlar yurt dışından geliyor.

   Çarpık yapılaşma, trafik sorunu, binalar, park sorunu, ulaşım sorunu…

   Yani Girne’yi şu an eski hali ile kıyaslarsanız çok kötü durumda…

   Belediye elinden geleni yapıyor ama yeterli olmuyor. Çünkü o çarpık yapılaşma, betonarme ve Girne’nin yapısının bozulması böyle bir sonuç doğurdu.

   Yani Girne’de yaşamaktan çok memnun olamıyorsunuz.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75