Toplum umutsuz

Toplum bilimciler ve psikologlar dövizin yükselişiyle birlikte halkın ekonomik dar boğaza girdiğini vurguladı ve suç oranlarının artabileceği uyarısında bulundu.

Toplum umutsuz
  • 14 Nisan 2018, Cumartesi 10:34

Tünay MERTEKCİ

Döviz artışı ve enflasyon rakamlarının yükselmesi, vatandaşı ekonomik dar boğaza soktu. Alım gücü düşen vatandaş, ne borcunu ödeyebiliyor ne de geçimini sağlayabiliyor.

Toplum bilimciler ve psikologlar ekonomik sıkıntılar nedeniyle zor bir dönemden geçen vatandaşların yaşadığı bu sorunun aile ilişkilerine yansıdığını, çözümsüz gibi görünen problemler nedeniyle de mutsuz ve umutsuz olduklarını vurguladı.

Prof. Dr. Mehmet Çakıcı, dövizin artması sonucunda ve enflasyonun yükselmesi sonucunda insanların suç oranlarının da arttığını belirtti ve insanların ekonomik bunalımlara daha çok girdiği için ruhsal sıkıntı ve hastalık yaşayabileceğini ifade etti.

Toplum bilimci Barış Başel, ülkemizde yükselen dövizin evlilik ilişkilerine dahi yansıyan çok önemli bir sorun olduğunu belirterek sosyal kalkınmanın her zaman göz ardı edildiğinin söyledi.

Ekonomik ve sosyal kalkınmanın paralel düşünülmesi gerektiğine dikkat çeken Başel, sadece ekonomik gelişmenin bir gelişme olarak kabul edilemeyeceğini ifade etti. 

   Toplum bilimci Nicel Masaroğulları da, “Mutsuz ve umutsuz bir toplum demek, devlete olan güvenin sarsılması demektir. Devlete güvenin sarsılması durumunda, insanlar ya kendi başlarının çaresine bakacak ya da ülkeden kaçışlar hızlı şekilde başlayacak” dedi.

Başel: Sorun, aile içi ilişkilere de yansır

Toplum bilimci Barış Başel, yükselen dövizin evlilik ilişkilerine de yansıyan çok önemli bir sorun olduğuna işaret ederek “Ayağını yorganına göre uzatmamak” deyiminin bu konuyu özetler nitelikte olduğunu söyledi.

Başel, insanların kredi kartına taksit uygulamasıyla 5 günlüğüne krallar gibi tatil yaptığını, diğer 11 ayda tatilin taksitlerini ödemek için zorlandıklarını örnek göstererek bu durumun ciddi anlamda aile içi ilişkilere yansıdığının altını çizdi.

Döviz kurlarındaki oynamanın, lüks tüketim ihtiyaçları, gıda ve eğlence sektöründeki fiyatların da artmasına neden olduğunu belirten Başel, döviz kuru yüksekken bile döviz borçlananlar olduğunu, her gün yollarda yeni plakalı araçlar görüldüğünü söyledi. Başel, elinde parası olanın daha güçlü hale geldiğini ifade ederek dövizdeki yükselişin asgari ücretliye ve özel sektörde çalışanı zora soktuğunu vurguladı.

Asgari ücretle ilgili yeni düzenlemenin sadaka niteliği taşıdığını ifade eden Başel, ekonomik sıkıntılardan dolayı toplumda çok ciddi sosyal patlama yaşandığını belirtti.  

Başel, ekonomik sorunların aile kurumlarının içinin boşalmasına, toplumda da yozlaşmaya neden olduğunu ifade ederek “Çocuğumuz olur, ona değerler sistemimizi aktarırız. Ani ekonomik değişim yaşandığında, ani yaşam biçimi de değişir. Kuşaktan kuşağa değerler aktarılırken sıkıntı yaşanır” dedi.

Birbirini tetikleyen birçok unsurun sosyal sorunlar olarak karşımıza çıktığına dikkat çeken Barış Başel, “İnsanların trafikte bir birini öldürür duruma gelmesi, şiddetin çözüm aracı olarak görülmesi, madde kullanımı, kumar, alkol ve gece kulüplerinin olduğu bu sosyoekonomik döngü içerisinde toplumun değerlerini koruyabilmesini beklemek çok garip olur” dedi.

Üretmeden her şeyi tüketen bir toplum olduğumuzu söyleyen Başel, şöyle dedi:

“Bizden önceki kuşak, bahçesine 2 domates falan ekerdi, şimdi gül ekiyoruz. Önceki kuşak100 lirası varsa 100’ünü de gidip markete vermezdi. Biz ada kültürü olarak bu yaşam biçimini yeni kuşaklara aktarmış olsaydık şimdiki sorunları daha az yaşamış olurduk.”

Sosyal kalkınmanın her zaman göz ardı edildiğinin görüldüğünü ifade eden Başel, devlet politikalarının, bütçe görüşmelerinin, her şeyin ekonomik kalkınma üzerine kurulmuş olduğunu dile getirdi. Ekonomik ve sosyal kalkınmanın paralel düşünülmesi gerektiğine dikkat çeken Başel, sadece ekonomik gelişmenin bir gelişme olarak kabul edilemeyeceğini ifade etti.  

Masaroğulları: Ekonominin genelinde bir durgunluğa neden olmaktadır

   Toplum bilimci Nicel Masaroğulları, dövizin yükselişi karşısında TL’nin aynı hızda değer kaybediyor oluşunun, fiyatların da olumsuz anlamda değişmesine neden olduğunu kaydetti. Masaroğulları, ülkemiz ekonomisinin ithalata dayalı bir modele dayandırılmasından dolayı, temel tüketim maddeleri başta olmak üzere çeşitli mal ve hizmetlerin fiyatlarında yükselme olduğunu belirtti. 

Masaroğulları, “Son zamanlarda beklentilerin aksine gerek Türkiye’nin kırılgan ekonomik yapısı gerekse de dünyada meydana gelen ve ticaret savaşları olarak da değerlendirilen başta ABD’nin ve diğer gelişmiş ekonomilerden gelen ithal ürünlere kota ve gümrük vergilerinin konması, dünya borsalarında gerilemelere neden oldu. Dolar ve Euro’nun önlenemez yükselişinin önüne geçilemedi” dedi.

Bölgemizin jeopolitik durumunun da maalesef TL’nin döviz karşısında erimesine neden olduğunu ifade eden Masaroğulları, bu durumun, ülkemizin ithalata dayalı ekonomik yapısını her açıdan olumsuz etkilediğini söyledi.

Masaroğulları, emekçi ve üreten kesimin satın alma gücünde daralma oluştuğunu ifade ederek ekonominin genelindeki durgunluğun nedeninin de bu olduğunu belirtti.

Dövizin yükselişi ve enflasyonun çift haneli rakamlara ulaşmasının dar gelirli vatandaşları olumsuz etkilediğini vurgulayan Masaroğulları, bu durumun üretimin gerilemesine de neden olduğunu ve sürekli umutsuzluk pompalandığını ifade etti.

“Mutsuz ve umutsuz bir toplum demek, devlete olan güvenin sarsılması demektir” diyen Masaroğulları, devlete olan güvenin sarsılması durumunda, insanların ya kendi başlarının çaresine bakacaklarını ya da ülkeden kaçışların hızlı şekilde başlayacağını söyledi. Her iki durumun da bir toplumun yok oluşunun başlangıcı olduğunun söylenebileceğinin altını çizen Masaroğulları, “Devletin bu soruna herhangi bir şekilde müdahale etmemesi durumunda vatandaşlar, devlete yabancılaşacak” dedi.

Çakıcı: Psikolojik travma geçirebilirler

Prof. Dr. Mehmet Çakıcı, “döviz arttık sonra ve enflasyon yükseldik sonra insanların suç oranları da artıyor” şeklinde konuştu.

Bunun sonucunda insanların mala yönelik suçlarla ve ekonomiye yönelik suçlarla ilgili daha çok suç işlediğini ifade eden Çakıcı, “ayrıca insanlar ekonomik bunalımlara daha çok girdiği için ruhsal sıkıntı ve hastalık yaşıyor” dedi.

Depresyon gibi ruh sağlığı hastalıklarının, ekonomik olarak sorunlu ülkelerde daha çok arttığını kaydeden Çakıcı, dolayısıyla insanların evlerinin kiralarını ödeyememesi sonucunda ve gelirleri düşmeye başlayınca, tartıştıklarını ve gerginliklerin olduğunu dile getirdi.

Tüm bunların sonucunda kişinin kendini daha mutsuz, daha huzursuz ve daha umutsuz hissettiğini belirten Çakıcı, kişinin kendini daha çok sıkıntılı hissettiğini ifade etti.

Çakıcı son olarak, “hatta büyük kayıplar yaşayanlar, işlerini kaybedenler, kendi hayat giderlerini ödeyemeyenler ise psikolojik travma da geçirebilirler” diye ekledi.

Beğendim 2 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 1 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık