banner6

Toplumsal bağların en zayıf olduğu noktadayız

banner37

Ülkemize, ‘turist’ ya da ‘öğrenci’ kisvesi altında gelip çeşitli suçlara karışan ve huzur bozucu hareketler sergileyen kişilerle ilgili acil önlem alınması, toplumsal bir beklenti haline geldi. Suç oranlarında yaşanan patlama ve artan kriminal olaylar, herkesi derinden üzüyor. Uzmanlar, ülkemizde yerel nüfustan fazla yabancı nüfus olduğuna dikkat çekerek, bu kişilerin yerel toplum ve normlarıyla ne kadar iç içe geçtiğine önem verilmediğine işaret etti:

Toplumsal bağların en zayıf olduğu noktadayız
banner99

Cemre CEMALİ

SOSYAL POLİTİKALAR GELİŞTİRİLMESİ GEREKİYOR… Sosyolog Kudret Akay, ülkemizde yerel nüfustan fazla yabancı nüfus olduğunu vurgulayarak, bu kişilerin yerel toplum ve normlarıyla ne kadar iç içe geçtiğine önem verilmediğini söyledi. Toplumla hiçbir bağı olmayan ya da ilişkisi çok zayıf olan kişilerin işsiz, barınaksız ve aç kaldığı durumlarda belirli davranış biçimlerine girebileceğini ifade eden Akay, devletin bir an önce sosyal politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

DENETİMSİZLİK NEDENİYLE SUÇLAR TEKRARLANIYOR... Yrd. Doç. Dr. Bengü Berkmen, işlenen suçların, denetimsizlik nedeniyle tekrarlandığını, yasaların bir kısmının da suç işleyen kişilerin lehine olduğunu ifade ederek, ülkedeki popülasyonun hızlı ve kontrolsüz değişimi, yaşanan sıkıntılarla ilgili yeterli altyapının olmaması ve denetimde yaşanan eksikliklerin, kriminal olayların şeklini ve sıklığını etkilediğini kaydetti. Berkmen, ekonomik istikrarsızlığın da kriminal olayları artırdığını vurguladı.

   Ülkemize ‘turist’ ya da ‘öğrenci’ kisvesi altında gelip çeşitli suçlara karışan ve huzur bozucu hareketler sergileyen yabancı uyruklu kişilerle ilgili acil önlem alınması toplumsal bir beklenti haline geldi.  Suçlarda yaşanan patlama, özellikle yabancı uyruklu kişilerin karıştığı kriminal olaylar, herkesi derinden üzüyor.

   Uzmanlara göre, sosyal bağları güçlü bireyler, içinde yaşadığı kültürle iç içe geçtiği için suça teşkil eden davranışların ortaya çıkması da engelleniyor. Toplumsal bağları zayıf bireyler ise işsiz, barınaksız ve aç kaldığı durumlarda belirli davranış biçimlerine girebiliyor.

   Yerel nüfustan çok yabancı nüfusa sahip ülkemizde, son yıllarda polis raporlarına ve mahkemelere yansıyan suçlarda büyük bir artış gözlemleniyor. Özellikle yabancı uyruklu bireylerin işledikleri suç sayısında ciddi bir artış olduğu, her platformda dile getiriliyor.

   KIBRIS’a konuşan Sosyolog Kudret Akay, kişilerin yaşadığı toplumla bütünleşmesi, dayanışma bağlarının oluşması gibi faktörlerin, şahısları suça itecek noktaları büyük ölçüde ortadan kaldıracağını ifade ederek, toplumsal bağların ortadan kalktığı zamanlarda çeşitli türlerdeki suç oranlarında artış gözlemlenebileceğine dikkat çekti.

   Akay, ülkemizde yerel nüfustan fazla yabancı nüfus olduğunu ve bu kişilerin yerel toplum ve normlarıyla ne kadar iç içe geçtiğine önem verilmediğini söyleyerek, “Toplumla hiçbir bağı olmayan ya da ilişkisi çok zayıf kişiler işsiz, barınaksız ve aç kaldıkları durumlarda belirli davranış biçimlerine girebilir. İş gücü ya da öğrenci, ülkemize hangi amaçla gelmiş olursa olsun, devletin her şeyden önce sosyal politikalar geliştirmesi gerekiyor” dedi.

   Yrd. Doç. Dr. Bengü Berkmen ise ülkedeki popülâsyonun hızlı ve kontrolsüz değişiminin, yaşanan sıkıntılarla ilgili yeterli altyapının olmamasının ve denetimde yaşanan eksikliklerin, kriminal olayların şeklini ve sıklığını etkilediğini kaydederek, bunun da yaralama, öldürme ve cinsel saldırı gibi farklı suç türleriyle birleştiğini açıkladı.

Akay: Bireysel tercihlere bağlı olarak suç öğreniliyor

   Kudret Akay, son dönemlerde marketlerde, iş yerlerinde ya da evlerde yapılan hırsızlık olaylarının olgularını ve türlerini tanımlamadan, hırsızlığın sosyal ve sosyolojik nedenleri üzerine konuşulamayacağını ifade ederek, kriminolojinin, suç kavramını genel anlamda açıklayabilmek için çeşitli teorileri olduğunu belirtti.

   Akay, bunlardan Sosyal Bağ Teorisi’nin çok önemli olduğunu kaydederek, sosyal bağların güçlü olmasının, toplumsal yapıyı oluşturan bireyleri birbirine kenetlediğini ve suça teşkil eden davranışların ortaya çıkmasını engellediğini vurguladı.

   Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Şikago (Chicago) kentinde, bölgelere göre suç dağılımının ne olduğuna yönelik yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, suçların öğrenilerek başkaları tarafından da yapılmaya başlandığının ortaya çıktığını söyleyen Akay, suçun bir yaşam şekline dönüşerek, yaşanılan çevrenin normu haline geldiğini vurguladı.

   Akay, ekonomik koşullardan dolayı insanların hırsızlık suçunu işlediğine yönelik teoriler olduğunu anımsatarak, ekonomisi zor olan toplumlarda suç oranının arttığına yönelik bir genelleme yapılamayacağını, diğer faktörlerin de olması gerektiğinin altını çizdi.

“Toplumsal bağ olmadığında suç oranları artabiliyor”

   Kişilerin yaşadığı toplumla bütünleşmesi, dayanışma bağlarının oluşması gibi faktörlerin kişileri suça itecek noktaları büyük ölçüde ortadan kaldıracağını ifade eden Kudret Akay, toplumsal bağların ortadan kalktığı zamanlarda çeşitli türlerdeki suç oranlarında artış gözlemlenebileceğine dikkat çekti.

   Akay, ülkemizde yerel nüfustan fazla yabancı nüfus olduğuna ve bu kişilerin yerel toplum ve normlarıyla ne kadar iç içe geçtiğine önem verilmediğine işaret ederek, şöyle devam etti:

   “Toplumla hiçbir bağı olmayan ya da ilişkisi çok zayıf kişiler işsiz, barınaksız ve aç kaldıkları durumlarda, belirli davranış biçimlerine girebilir.

   İş gücü ya da öğrenci, ülkemize hangi amaçla gelmiş olursa olsun, bu kişiler için devletin her şeyden önce sosyal politikalar geliştirmesi gerekiyor.

   Bu noktada ülkemizde de çalışmalar yapılmadan, suçun hangi sebeplerle işlendiğinden bahsedemeyiz. Bunlar bugüne kadar ülkemizde yapılmadı, göz ardı edildi ama yapılması gerekiyor çünkü toplumsal bağların en zayıf olduğu noktadayız”.

   Rauf Denktaş Üniversitesi (RDÜ) Sosyal Araştırmalar ve Politikalar Merkezi (POLMER) ile Surlariçi’nin pilot bölge seçildiği bir araştırma başlattıklarını da açıklayan Akay, araştırmanın dört noktadan oluştuğunu belirtti.

   Akay, iş yerlerinin üniversite ve öğrencileriyle ilişkisi ve öğrencilerin Surlariçi ekonomisine katkılarının temel alındığı ilk iki aşamanın tamamlandığını belirterek, öğrenciler ve yerel toplum arasındaki entegrasyon ve pilot bölge olarak seçilen Surlariçi’nde yaşayan KKTC vatandaşlarının, öğrencilere bakışını temel alan son iki aşamanın devam ettiğini söyledi.

Berkmen: Yasaların bir kısmı, suç işleyenlerin lehine

   Yrd. Doç. Dr. Bengü Berkmen ise son zamanlarda meydana gelen hırsızlık eylemlerinin tür ve sıklığına bakıldığında, bazı eylemlerin, ülke yönetimindeki denetimsizlik ve istikrarsızlıkla ilgili olduğunu söyledi.

   Ekonomik istikrarsızlığın, alım gücünün belirli kesimler için açlık sınırının altında bıraktığını ve birçok işletmeyi ekonomik sıkıntılar nedeniyle çalışamaz duruma getirdiğini kaydeden Berkmen, işlenen suçların, denetimsizlik nedeniyle tekrarlandığını ifade etti; yasaların bir kısmının ise suç işleyen kişilerin lehine olduğunu vurguladı.

   Hırsızlık suçlarının bir diğer boyutunun, esas amacı farklı olduğu halde ‘turist’ ya da ‘öğrenci’ gibi sıfatlarla ülkemize gelen kişilerden oluştuğundan da bahseden Berkmen, şöyle devam etti:

   “Ülkedeki popülasyonun hızlı ve kontrolsüz değişimi, yaşanan sıkıntılarla ilgili yeterli altyapının olmaması ve denetimde yaşanan eksiklikler, kriminal olayların şeklini ve sıklığını etkiliyor.

   Bu da yaralama, öldürme ve cinsel saldırı gibi farklı suç türleriyle birleşiyor.”

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104