Türkiye’yi dahi manipüle ediyorlar

banner37

Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, taşeron işçi çalıştırılmasının ‘maksadını aştığını’ söyledi; Mali Protokol’e yeni hükümet tarafından ‘yeni maddeler eklendiğini’ savundu

Türkiye’yi dahi manipüle ediyorlar
banner90

“TAŞERON İŞİ AMACINI AŞTI”… Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, “Eğitim ve güvenlik alanında belirli süreliğine istihdam edilen taşeron işçilerin bir kısmı, zamanla masa başı işlere kaydırılıyor ki bu durum hem yasalara hem de devletle sendikamızın imzaladığı TİS’e aykırı. Bu sürecin bir sonraki adımı da ilgili iş yerinin özelleştirilmesi” diyerek, hükümete yakın firmalar tarafından taşeron işçi olarak geçici bir süreliğine çalıştırılanların, zamanla masa başı işlere kaydırıldığını savundu.

“SPONSORLUĞUN BEDELİ”… KKTC Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu, taşeron çalıştıran ‘bazı firmaların’ devletten işçi başına en az 7 bin 300 TL aldığını fakat çalışanına asgari ücret verdiğini söylerken; “Üzerine bir de bu insanların Sosyal Sigortalar ve İhtiyat Sandığı yatırımları da yapılmıyor. Hatta şirketler ‘deneme süresi’ adı altında üç ay çalıştırıp bir sürü emekçiyi köle olarak kullanıyor. Dikkat ederseniz bazı firmalar, her seçim döneminde ‘bütün siyasi partilere’ sponsor olur ve bunun karşılığını da ‘seçimden sonra’ alır çünkü ülkede özellikle devlet ihalelerinde korkunç bir rant dönüyor” ifadelerini kullandı.

“SERMAYE DEVLET Mİ OLDU?”… Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, “Devlet mi sermayeye hizmet ediyor yoksa sermaye devlet mi oldu, sorgulanması gereken budur” diyerek, devletin asıl görevinin, sadece sermayedarların ve işveren çevrelerinin değil; toplumun bütün kesimlerinin maddi açıdan kalkınması olması gerektiğini belirtti.

“TOPU TÜRKİYE’YE ATIYORLAR”… Ahmet Serdaroğlu,“Mevcut hükümet, Mali Protokol’e TİS, grev ve referandum gibi çalışma yaşamına yönelik konuları düzenleyen yasalar ekledi. Bu maddeler, bir önceki protokolde yoktu. Şimdi de ‘köy köy gezip’ bunu halka ‘Türkiye böyle istedi, elimizden bir şey gelmiyor’ diye lanse ederek demagoji yapıyorlar; top Türkiye’ye atıldığından, halkın bir kesimi de ne yazık ki Türkiye’ye karşı tavır alıyor” sözleriyle, siyasi yapının demagoji yaptığını iddia etti.

Ali ÇATAL

   KKTC Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu, ülkede müzakere kültürünün kalmadığını savunarak, “Her hükümet, sendikalarla kavga etmek zorunda mı? Neden her işi herkese zoraki yaptırmaya çalışıyorlar, doğrusu anlam veremiyorum” ifadeleriyle, yeni hükümetin sendikalara ve sivil toplum örgütlerine yaklaşımından yakındı.

   Ülkedeki taşeron işçiliğinin de artık ‘amacını aştığını’ iddia eden Serdaroğlu, hükümete yakın firmalar tarafından taşeron işçi olarak geçici bir süreliğine çalıştırılanların, zamanla masa başı işlere kaydırıldığını söyledi. Serdaroğlu, bu alanda çok ciddi bir vurgun ve hak gaspı olduğunu da belirtirken, taşeron firmalarının hem devletten ciddi miktarda para kazandığını hem de çalıştırdığı işçileri sömürdüğünü iddia etti.

   “Kamu emekçileriyle özel sektörde çalışanları karşı karşıya getirip, yaşanan sömürüyü gözden kaçıranlar, Mali Protokol’e Toplu İş Sözleşmesi (TİS), grev ve referandum gibi konuları düzenleyen yasalar ekledi. Şimdi de bunu halka ‘Türkiye böyle istedi’ diye lanse ediyor” diyen Serdaroğlu, söz konusu alanlardaki ek maddelerin, Mali Protokol’e ‘yeni hükümet eliyle’ eklendiğini savundu.

   Serdaroğlu, taşeron işçilerin varlık nedenlerinin aşıldığı iddiasından Mali Protokol’de yapıldığını savunduğu ‘kalem oyununa’, kamu emekçilerinin yaşadığı hak gasplarından sektörel sıkıntılara, görüş ve önerilerini KIBRIS Gazetesi’ne anlattı…

“Büyük rant dönüyor”

   Serdaroğlu, ilgili yasanın öngördüğü üzere temizlik ve güvenlik alanlarında kısa vadeli hizmet alımı kapsamında istihdam edilen taşeron işçilerin zamanla masa başı işlere kaydırıldığını ve bunun da devletle imzaladıkları TİS’in ihlali anlamına geldiğini iddia ederken, “Dikkat ederseniz bazı firmalar, her seçim döneminde ‘bütün siyasi partilere’ sponsor olur ve bunun karşılığını da ‘seçimden sonra’ alır çünkü ülkede özellikle devlet ihalelerinde korkunç bir rant dönüyor” ifadelerini kullandı.

banner9
   “Eğitim ve güvenlik alanında belirli süreliğine istihdam edilen taşeron işçilerin bir kısmı, zamanla masa başı işlere kaydırılıyor, ki bu durum hem yasalara hem de devletle sendikamızın imzaladığı TİS’e aykırı” diyen Serdaroğlu, bunun bir sonraki aşamasının da bahse konu iş yerlerinin özelleştirilmesi olduğu bilgisini verdi.

“Devlet de soyuluyor işçi de”

   Serdaroğlu, ihalede katılımcı şirkete çalışacak taşeron işçi başı minimum 7 bin 300 TL ödendiğini fakat şirketin, işçileri asgari ücrete çalıştırdığını söylerken, “Üzerine bir de bu insanların Sosyal Sigortalar ve İhtiyat Sandığı yatırımları da yapılmıyor. Hatta şirketler ‘deneme süresi’ adı altında üç ay çalıştırıp bir sürü emekçiyi köle olarak kullanıyor. Bunların hepsinin hükümet de farkında fakat şirketlerin siyasi partilerle kurduğu ilişkiler, adım atılmasını engelliyor” diyerek, taşeron işçi çalıştıran bir kısım firmanın, hükümet edenlerle kurduğu ‘inorganik bağın’ sonucunda mağdur olanın yine emekçiler olduğu gerçeğine vurgu yaptı.

   “Hepsinin üzerine bir de ‘kamu reformu’ ile devletin mali yükünün azaltılacağı iddia ediliyor ki işin en traji-komik tarafı da bu” diyen Serdaroğlu, bahse konu sürecin sonunda devletin kaynaklarının, işçinin de emeğinin sömürüldüğünü belirtti.

“Emekçiler karşı karşıya getiriliyor”

Serdaroğlu, kamuda çalışan emekçilere, özel sektörde çalışanların sürekli örnek gösterildiğini “Kamu emekçileriyle özel sektörde çalışanları karşı karşıya getirip, yaşanan sömürü gözden kaçırılıyor. ‘Özel sektör çalışanları insan değil mi?’ sorusuyla sürekli muhatap olmak zorunda kalıyoruz. Bunu sürekli tekrar edenlerin, özel sektör çalışanları için hiçbir şey yapmaması da samimiyetsizliklerinin göstergesi” sözleriyle aktarırken, ‘kötüden örnek olmaz’ prensibinin ‘konu emekçiler olduğunda’ rafa kaldırıldığına dikkat çekti.

   “Devlet mi sermayeye hizmet ediyor yoksa sermaye devlet mi oldu, sorgulanması gereken budur” diyen Serdaroğlu, devletin asıl görevinin, sadece sermayedarların değil; toplumun bütün kesimlerinin maddi açıdan kalkınması olması gerektiğine parmak bastı.

   Serdaroğlu, asgari ücret konusundaki pazarlığın da Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) verilerine bakıldığında, 3 bin 430 TL’den başlaması gerektiğini belirtti.

“Mali Protokol’de demagoji yapıyorlar”

Türkiye ile KKTC’nin muhatapları olduğu Mali Protokol konusunda da ciddi bir kara propaganda yapıldığını savunan Serdaroğlu, “Mevcut hükümet, Mali Protokol’e TİS, grev ve referandum gibi çalışma yaşamına yönelik konuları düzenleyen yasalar ekledi. Bu maddeler, bir önceki protokolde yoktu” diyerek, ciddi bir iddiada bulundu.

   “Bunların olmadığını, eski Başbakan ve Maliye Bakanı da söyledi. Şimdi de ‘köy köy gezip’ bunu halka ‘Türkiye böyle istedi, elimizden bir şey gelmiyor’ diye lanse ederek demagoji yapıyorlar; top Türkiye’ye atıldığından, halkın bir kesimi de ne yazık ki Türkiye’ye karşı tavır alıyor” şeklinde görüş belirten Serdaroğlu, protokolün tepki çeken maddelerinin, genel kanının aksine Türkiye’nin baskısıyla şekillenmediğini savundu.

   Serdaroğlu, “Türkiye’nin en büyük hatası, sendikaları provoke edip, gelen tepki üzerine Türkiye’ye ‘Sendikalar olmasa çalışacağız ama elimiz kolumuz bağlı. Bu maddeler, çalışma yaşamı için şart’ diyen siyasilere koşulsuz güvenip, sendikaların görüşünü almamaktır. Bu kişiler, Türkiye’yi dahi manipüle ediyor” şeklinde konuştu ve siyasi erkin, kendi çıkarları uğruna Türkiye’yi dahi manipüle ettiğini savundu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108