Vakıf emlaktan feragat edildiğine dair hüküm ve belge yok

banner37

Kıbrıs Vakıflar İdaresi eski Genel Müdürü Taner Derviş, 1.5 milyon sterlin karşılığında Kapalı Maraş’taki dava konusu vakıf emlaktan feragat edildiği iddiasına yanıt verdi:

banner87
Vakıf emlaktan feragat edildiğine dair hüküm ve belge yok
banner99

Kıbrıs Vakıflar İdaresi eski Genel Müdürü Taner Derviş, Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Antlaşmasının U-ekinde vakıf emlakın devredildiğine, satıldığına, istibdal edildiğine veya vakıf emlaktan tazminat karşılığında feragat edildiğine dair herhangi bir hüküm ve belge bulunmadığını belirtti.

Derviş, “Buna rağmen,  KV Mediterranean Tours davasında Maraştaki Rum işgacileri temsil eden Kıbrıslı Türk hukukçu Murat Hakkı ile Kıbrıslı Rum hukukcu Achilleas Demetriades herhangi bir resmi bir belgeye dayanmadan mesnetsiz bir şekilde, 1.5 milyon sterlin karşılığında Kapalı Maraş’taki dava konusu vakıf emlaktan feragat edildiği iddiasında bulunmaktadır” dedi.

Derviş, “Kıbrıs Türk Halkına yapılan 1.5 milyon sterlin mali yardıma ilişkin yanıltıcı yayınlara yanıt” başlıklı yazılı açıklamasında Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Antlaşmasında yer alan 1960 Anayasasının 110(2) maddesi ile Ahkamü’l Evkaf’ın tanındığını, vakfiyelerin iptal edilemeyeceği, vakıfların elden çıkarılamayacağı, vakıflardan feragat edilemeyeceği ve vakıfların sonsuza dek yaşatılacakları teyit edildiğini belirtti.

Vakıfların kuruluşundan itibaren geçerli yasalara göre vakıf emlakın yasal sahibinin Kıbrıs Vakıflar İdaresi olduğuna dikkat çeken Derviş, kapalı Maraş’taki temsil yetkisinin de Kıbrıs Vakıflar İdaresine ait olduğunu yineledi.

Derviş, ada genelinde geçerli yasalara göre, Kapalı Maraş’taki arazinin tümüyle Mülhak Vakıf statüsünde Abdullah Paşa Vakfına, Mazbut Vakıf statüsünde Lala Mustafa Paşa Vakfına ve Mülhak Vakıf statüsünde Bilal Ağa Vakfına ait olduğunun teyit edildiğini ifade etti. Vakıflar İdaresi’nin,  Kapalı Maraş’ta yapmış olduğu envanter tespitleri çerçevesinde, 1913 yılından itibaren vakıf taşınmaz malları işgal edenlerin aleyhinde tazminat davaları açılması gerektiğini belirten Derviş, “Varoluş mücadelesinin Önderi Dr. Fazıl Küçük ve dava arkadaşları Vakıfları asli sahibi olan Kıbrıs Türk Halkına kazandırmıştır. Dışişleri Bakanı Özersay ve Büyükelçi Batıbay’ın önerileri Kıbrıs Türk Halkı için felaket reçetesidir” dedi.

Derviş’in yazılı açıklaması şöyle:

Kıbrıs Türk toplumuna mali yardım

Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Antlaşması kapsamında yer alan “Kıbrıs Türk Toplumuna Mali Yardım  ‘(Appendix U: Financial assistance to Turkish Cypriot Community)’ başlıklı U-Ekindeki hükümlere göre, mutasavver Türk Cemaat Meclisi kanalıyla Kıbrıs Türk Toplumuna 1.5 milyon İngiliz sterlini tutarında mali yardım yapılması kararlaştırılmıştır.

Yardımın amacı eğitim ve kültürel amaçlı  kullanım ile vakıf emlakin geliştirilmesi olarak belirlenmiştir. U-Ekinde vakıf emlakin devredildiğine, satıldığına, istibdal edildiğine veya vakıf emlaktan tazminat karşılığında feragat edildiğine dair herhangi bir hüküm yoktur. Buna ilaveten,  Ulusal Liderler Dr. Fazıl Küçük ile Rauf R.Denktaş’ın tazminat karşılığında vakıf emlaktan feragat ettiğine dair herhangi bir belge de yoktur.

1.5 milyon sterlin karşılığında gaspedilmiş

vakıf emlakten feragat edildiği yanılgısı

Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Antlaşmasının U-Ekinde vakıf emlakin devredildiğine, satıldığına, istibdal edildiğine veya vakıf emlaktan tazminat karşılığında feragat edildiğine dair herhangi bir hüküm ve belge yoktur. Buna rağmen, KV Mediterranean Tours davasında Maraştaki Rum işgacileri temsil eden Kıbrıslı Türk hukukcu Murat Hakkı ile Kıbrıslı Rum hukukcu Achilleas Demetriades herhangi bir resmi bir belgeye dayanmadan mesnetsiz bir şekilde, 1.5 milyon sterlin karşılığında Kapalı Maraş’taki dava konusu vakıf emlaktan feragat edildiği iddiasında bulunmaktadır.

Söz konusu U-ekinde Kıbrıs Türk Halkı ve Vakıflar İdaresi İngiltere Hükümeti ile Kıbrıs Koloni Hükümetinden herhangi bir mali talebde bulunmayacaktır ifadesi yer almaktadır. Bu ifade ile kamuoyu yanıltılmak istenmektedir. Elbette, Kıbrıs Türk tarafının herhangi bir makamdan mali yardım veya iane talebi yoktur. Ancak, Vakıflar İdaresi ada genelinde geçerli uluslararası antlaşmalara ve yasalara aykırı bir şekilde gaspedilmiş taşınmaz mal haklarını talep etmektedir.

U-ekinde Ahamü’l Evkaf korunmakta ve Sömürge İdaresi döneminden gelen mükellefiyetlerin sorumlusu belirlenmektedir. Söz konusu ekte ilaveten, Kuruluş Antlaşmasının hükümleri ile özellikle E-Ekindeki hükümler etkilenmeyecektir ifadesi yer almaktadır.  Bu bağlamda,  Kuruluş Antlaşmasında yer alan Kıbrıs Anayasasının 110(2) maddesi ile Akamü’l Evkaf (Vakıf Hükümleri) korunmakta ve E-ekindeki hükümler ile Sömürge dönemi mükellefiyetlerinin sorumlusu belirlenmektedir.

a) 1960 Anayasasının 110(2) maddesi ile Ahkamü’l Evkaf’ı tanınmakta ve Vakıflardan feragat edilemeyeceği teyit edilmektedir.

U-Ekinde, Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Antlaşmasının hükümleri etkilenmeyecektir ifadesi yer almaktadır.  Bu ifade ile, Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Antlaşmasında yer alan 1960 Anayasasının 110(2) maddesi ile Vakıf müessesesi ile vakıf hükümlerini içeren Ahkamü’l Evkaf tanınmakta, Vakıfların yönetim ve denetim fonksiyonlarının vakıf hükümleri (“Ahkamü’l Evkaf”) temelinde icra edileceği teyit edilmektedir. Bu bağlamda, Vakfiyelerin gayrı kabili rücu olup iptal edilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği; Vakıfların elden çıkarılamayacağı ve devredilemeyeceği;  Vakıflardan feragat edilemeyeceği; Vakıfların sonsuza dek yaşatılacakları; İstibdal ilkesi temelinde vakfiyenin ruhuna uymak şartı ile eşdeğerde takas ve takas şartı ile satış yapılabileceği hususu anayasal statüde teyit edilmektedir.

b) Kıbrıs yasalarına göre Kapalı Maraş’taki mülkiyet ve temsil hakkı Kıbrıs Vakıflar İdaresine aittir

AİHM davalarında işgalci Rumları temsil eden Kıbrıslı Rum hukukcu Achilleas Demetriades, Vakıf emlak kayıpları için 1.5 milyon sterlin tutarında tazminat ödendiğini ve konunun kapandığını, buna rağmen Türk tarafının herhangi bir iddiası olması halinde, Kıbrıslı Rumların sorumlu tutulamayacağını, Sömürge İdaresinin sorumlu olacağını ve Türkiye’nin İngiltere aleyhinde devletler arası dava açabileceğini ifade etmektedir.

Demetriadis’in bu iddiaları yanılgılarla doludur. Öncelikle, Vakıfların kuruluşundan itibaren ada genelinde tarihin her döneminde geçerli yasalara göre vakıf emlakin yasal sahibi Kıbrıs Vakıflar İdaresi olmuştur ve kapalı Maraş’taki temsil yetkisi Kıbrıs Vakıflar İdaresine aittir. Ayni şekilde, Vakıfların kuruluş tarihinden itibaren, ada genelinde geçerli yasalara göre, tescil edilmiş vakfiyelerin geçerli olduğu ve Kapalı Maraş’taki arazinin Mülhak Vakıf statüsünde olan Abdullah Paşa Vakfına, Mazbut Vakıf Statüsünde olan Lala Mustafa Paşa Vakfına ve Mülhak Vakıf statüsünde olan Bilal Ağa Vakfına ait olduğu teyit edilmektedir.

Kıbrıs Vakıflar İdaresi kadroları tarafından 1996 yılında Mağusa Tapu Dairesi ile Vakıflar Arşivinde bulunan tapu kayıtları ve vakfiyeler temelinde gerçekleştirilen emlak envanter tespitleri sonucunda, 1913 yılı itibarı ile 3,121 adet, 1974 tarihi itibarı ile zaman içerisinde bölünmeler ile 6,224 sayısına ulaşan tapu kaydı kapsamında 4,638 dönüm 300a2 alana sahip Kapalı Maraş bölgesinin tümüyle Kıbrıs Vakıflar İdaresine ait olduğu belgelenmiştir. Sözkonusu tapu kayıtları ile, 1913-1974 döneminde yıllar itibarıyla Kapalı Maraş işgalcilerinin isim bazında münferit tespitleri de yapılmıştır. Sözkonusu tapu kayıtları Vakıflar İdaresi Arşivi ile Mağusa Tapu Dairesindeki resmi kütüklerde mevcuttur Gerçekleştirilen emlak envanter tespitlerine göre,  Kapalı Maraş bölgesindeki 4,638 dönüm 300 a2 tutarındaki vakıf emlakin %99.99’u gaspedilmiş, Vakıflar İdaresinin elinde sadece 1 dönüm 2 evlek 452 a2 tutarında emlak kalmıştır.

Yukarıdaki tespitlerden hareketle Vakıflar İdaresi Kapalı Maraşı tasarrufuna alıp, 1974 yılı itibarı ile tespiti yapılmış işgaciler aleyhinde tazminat davaları açmalıdır.

c)Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Antlaşmasının E-Ekindeki hükümler Rum hukukcunun gerçek dışı iddialarını çürütmektedir.

Rum hukukcu Demetriades, Türk tarafının Vakıf emlak ile ilgili herhangi bir iddiası olması halinde Kıbrıslı Rumların sorumlu tutulamayacağını, Sömürge İdaresinin sorumlu olacağını ve Türkiye’nin İngiltere aleyhinde devletler arası dava açabileceğini ifade etmektedir. Ancak, Kuruluş Antlaşmasının E-Ekindeki hükümler Rum hukukcu Achilleas Demetriades’in Sömürge dönemine ilişkin  iddiasının da  gerçek dışı olduğunu kanıtlamaktadır.

E-Ekindeki hükümlere göre Kıbrıs Koloni Hükümetinin geçmişten gelen tüm mükellefiyetleri Kıbrıs Cumhuriyetine devredilmiştir. E-Ekindeki hükümlere rağmen, Rum hukukcu Kapalı Maraş’ın Rum işgalcilerini kurtarmak hevesi ile Türkiye’yi İngiltere ile karşı karşıya getirmenin yanlış hesabını yapmaktadır. Kaldı ki, Vakıfların kuruluş tarihinden itibaren, ada genelinde geçerli yasalara göre tescil edilmiş vakfiyelerin geçerli olduğu vetemsil yetkisinin mal sahibi sıfatıyla  Kıbrıs Vakıflar İdaresine ait olduğu teyit edilmektedir.

Dr. Küçük ve dava arkadaşları, vakıfları asli

sahibi olan Kıbrıs Türk halkına kazandırmıştır

Vakıflar İdaresinin asli sahibi olan Kıbrıs Türk Halkına iade süreci Kıbrıs Türk Halkının Varoluş Mücadelesinin odak noktasında yer amıştır. Vakıfların Kıbrıs Türk Halkına iadesi aşamasında Varoluş Mücadelesinin Önderi Dr. Fazıl Küçük aşağıdaki tarihi tespiti yapmıştı:

“Evkaf mücadelemiz 75 seneden beri nesilden nesile devam etmiştir. Bu zaferi kazanmak bahtiyarlığı bizim neslimize nasip olmuştur. Bununla beraber Evkaf müessesesinden halkımız için beklediğimiz tam randımanı almak, belki de bizim çocuklarımıza nasip olacaktır.”

Ulusal Lider Dr. Fazıl Küçük önderliğinde yürütülen Varoluş Mücadelesi sayesinde, tarihimizde önemli bir dönüm noktası olan 1949 Türk İşleri Ara Raporu Sömürge İdaresinin gündemine alınmıştır. Türk İşleri Komisyonunun hazırladığı raporda Vakıflar, Müftülük, Eğitim, Aile Kanunu ve Şeri Mahkemeler yer almaktadır. Türk İşleri Komisyonunda, Hakim Mehmet Zeka, Mehmet Dana, Rauf Denktaş, Faiz Kaymak, Suphi Kenan, Fadıl Niyazi Korkut ve Ahmet Pertev görev almıştır. Hazırlanan Türk İşleri Ara Raporu ile Vakıfların Kıbrıs Türk Halkına teslim edilmesi, Şeri Hukuk sisteminin Medeni Kanun ile ikamesi ve Aile Mahkemelerinin kurulması ile Eğitim Kurumlarının Kıbrıs Türk Halkının yönetimine geçmesi sağlanmış oldu. Özetle,  Sömürge İdaresi Yönetimine verilen ve zaman içerisinde uygulamaya konulan Türk İşleri Raporu, bugünkü çağdaş yaşantımızın ve Vakıflardan kaynaklanan mülkiyet hakkımızın temelini oluşturmaktadır.

Türk İşleri Ara Raporu ile sağlanan kazanımlar sayesinde Vakıflar İdaresinin Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Antlaşmasında yer alan 1960 Anayasasının 110. maddesi ile anayasal statüde bir müessese olarak tanınması sağlanmış oldu. Bu bağlamda Tarihi Vakıf Mücadelesini görmezlikten gelmek tarihi bir vefasızlık ve ihanet örneğidir.

VAKIFLARA İLİŞKİN TARİHİ YANILGILAR

Büyükelçi Daryal Batıbay’ın Yanılgısı

Türkiye’nin Avrupa Konseyi Eski Daimi Temsilcisi Büyükelçi Daryal Batıbay, Kapalı Maraş’ın Rumlara ait olduğu ve Vakıflar için Kıbrıs Türk Halkının gerekli mücadeleyi yapmadığı yanılgısı içindedir. Sayın Batıbay, Kıbrıslı Rumlar tarafından Kıbrıs hukukuna aykırı bir şekilde gaspedilmiş vakıf taşınmaz malların AİHM sürecindeki Taşınmaz Mal Komisyonu marifetiyle işgalci Rumlara verilmesini önermektedir. Bu suretle ve işgacilere verilecek ilave tavizlerle tazminatların karşılanabileceğini önermektedir.

Ne var ki, 1571 yılından itibaren ve günümüzde vakıf hükümleri, uluslararası antlaşmalar ve ada genelinde geçerli anayasal hükümler ve yasalar tarafından tanınmaktadır. Bu güçlü hukuki zemin, Vakıflar için 'Taşınmaz Mal Tazmin Mekanizması'nı hukuken geçersiz kılmaktadır. Özellikle Vakıflar için bu mekanizmayı savunmak Türkiye Cumhuriyeti için devasa tazminat ödemeleri ve Vakıflar üzerinden Kıbrıs Türk Halkı için önemli ölçekte toprak kaybı anlamına gelmektedir.

Dışişleri Bakanı Sayın Özersay’ın Yanılgısı

Ayni tarihi yanılgı içinde olan Sayın Özersay, Kapalı Maraş’ın tümüyle Vakıflara ait olduğunu kabullenmemektedir. İlaveten, Maraş açılımı kapsamında, işgalci Kıbrıslı Rumları AİHM sürecindeki Taşınmaz Mal Komisyonuna yönlendirmektedir.  Bu önerisi ile Sayın Özersay, Türkiye Cumhuriyeti ile Vakıfları, münhasıran Kıbrıslı Rumlara hizmet eden AİHM’in kıskacına sürüklemektedir. Bu önerinin sonucu Türkiye Cumhuriyeti için devasa tazminat ödemeleri ve Vakıflar üzerinden Kıbrıs Türk Halkı için önemli ölçekte toprak kaybı anlamına gelmektedir.

Vakıflar İdaresi’nin zaafiyeti

Kıbrıs Vakıflar İdaresinin hatalı icraatı nedeniyle Kıbrıslı Rumlar KKTC Mahkemelerinde dava açmaya başlamış ve vakıf emlak münhasıran Kıbrıslı Rumlara hizmet eden AİHM süreci kapsamına alınmıştır. Vakıflar İdaresi Yönetiminin bu vahim hatası nedeniyle Vakıf konularının AİHM sürecinin kapsamına alınması, Türkiye aleyhinde tazminat kararlarının alınmasına ve ada genelindeki Vakıfların heba edilmesine neden olacaktır.

Tarihi yanılgı içinde olanlara düşen görev, tek taraflı bir şekilde Kıbrıslı Rumlar için geliştirilmiş 'Mal Tazmin Mekanizması' marifeti ile Kıbrıslı Rumlara hizmet etmek yerine, Kıbrıs Türk Halkı için yaşamsal öneme sahip Vakıflardan kaynaklanan mülkiyet haklarının ve 1958-1974 döneminde uğranılan toplumsal kayıpların  meşru zeminde korunması olmalıdır. Başka yol yok diyorsanız çözüm yollarını bilenlerin ve Kıbrıs Türk Halkının meşru haklarını savunanların önünü kesmeyiniz.

Son olarak, Varoluş Mücadelesinin önderi Dr. Fazıl Küçük ve dava arkadaşlarının Vakıf Mücadelesini görmezlikten gelmek tarihi bir vefasızlık ve ihanet örneği olup, bu iddiada bulunanlar tarihin çöplüğünde yer almaya mahkumdur”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner108