Vatan ve millet sevgisi

banner37

Vatan ve millet sevgisi
banner90
banner8

   Yüce Rabbimize yüz binlerce şükürler olsun ki bize cennet gibi bir vatan verdi. Allah’ın bu çok büyük lütfuna karşı şükran borcumuzu, ancak bu güzel vatanımızı sevmekle ödeyebiliriz.

   Çünkü vatan sevgisi imandan sayılır. Vatan sevgisi sevgilerin en güzelidir. Vatan, din, millet kelimelerinin söylenişi bile bizde tatlı heyecanlar uyandırır.

   Ancak bu sevgi kuru dava ile olmaz. Şair ne güzel söylemiş: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

   Bizler, vatan uğrunda kanlarıyla destanlar yazan şehitler ve gazilerle dolu bir milletin çocuklarıyız. Yediden yetmişe kadar hepimiz İstiklal Marşımızda daima:

   “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda” mısrasını terennüm etmekteyiz. Vatanımıza, düşmanların kem gözle bakmasına asla razı olmayız, olamayız. Silâh elde, kışta kıyamette, yağmurda, soğukta, hudut boylarında nöbet beklemeyi en şerefli görev sayarız.

   Vatan sevgisi kuru dava ile olmaz, vatana hizmetle olur, çiftçi, işçi, tüccar, sanatkâr, hep birlikte el ele vererek, vatan ve millet yolunda çalışmakla olur.

   Sevdiğimiz vatanımızın üzerine titremeliyiz. Bozgunculara asla meydan ve fırsat vermemeliyiz. Vatanımıza ve milletimize zarar verecek her şeyden sakınmalıyız. Milli servetin artması, milletçe refaha kavuşmanın yolu budur. Vatan sevgisinin icabı da budur.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

banner134
Vefa – vefakârlık

   Vefa; sözünde durma, sözünü yerine getirme, borcunu ödeme, sevgi, dostluk ve bağlılıkta sebat etme, kendini sevenleri, kendisine iyiliği dokunanları unutmama, dostlarıyla ilgiyi kesmeme gibi anlamlara gelir. Bu vasıflara sahip olanlara da vefalı ve vefakâr denir.

   Vefanın zıddı nankörlüktür. Vefakârlık; kadir kıymet bilmek, kendisine yapılan iyiliği unutmamaktır. Vefakâr kimseler dostlarını, kendilerine iyilikte bulunanları unutmazlar, zamanı gelince onlara misliyle veya daha fazlasıyla mukabelede bulunurlar.

   En büyük vefakârlık insanın Yüce Yaratıcı’yı tanıması, verdiği nimetlerin kadri kıymetini bilmesi O’na karşı kulluk görevlerini eksiksiz yerine getirmesidir. En büyük nankörlük de kulun Rabbini inkâr etmesi, verdiği nimetlere şükretmemesi, nimetleri O’na isyanda kullanmasıdır. Nitekim Enfal sûresinin 55. Ayetinde; “Allah katında canlıların en kötüsü, gerçeği örten nankörler / inkârcılardır. Bunlar iman etmezler” buyurmuştur.

Dünyadaki amacımız

   İnsanoğlunun dünyadaki esas amacı; kendini yokluk âleminden varlık âlemine çıkaran, kendisini yeryüzünde yaratılmışların en üstünü kılan ve kendisine sayısız nimetler veren Allah’ı bilmek, tanımak ve şükran borcunu yerine getirmektir.

   Maalesef maneviyatın hızla gerileyip, maddeciliğin ön plâna çıktığı günümüzde şükrün yerini inkâr ve nankörlük almaya başlamış, insanlar her halinden şikâyet eder hale gelmiştir. Aslında imanlı kimsenin en büyük özelliği her halde Allah’a hamd etmesi, musibetlere de sabretmesi, her iki durumda da kârlı çıkmasıdır. “Ayağın taşa takıldığında taşa küfredeceğine, taşa takılan bir ayağım var diye haline şükret” sözünde olduğu gibi en ufak bir musibet ve belada da nimeti fark edebilendir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75