Virüs bulaşan hastalar yalnızlaşıp, dışlanıyor

banner37

Psikolojik Danışman Aslı Bugay Sökmez, bireylerin sadece hasta olmaktan değil, hasta olarak damgalanmaktan da korktuğuna dikkat çekti

Virüs bulaşan hastalar yalnızlaşıp, dışlanıyor
banner99

“KORKU, HASTALIĞI SAKLAMAYA NEDEN”… Psikolojik Danışman Aslı Bugay Sökmez, sosyal damgalanmanın, değersizlik hissi, dışlanma, yalnızlık, utanç, gelecek korkusu, kaygı belirtileri, sosyal içe çekilme, karamsarlık, umutsuzluk, yetersizlik, çaresizlik ve suçluluk gibi olumsuz duyguların yaşamasına neden olabileceğini söyleyerek, damgalanma korkusunun, kişilerin hastalığı saklamasına neden olabileceğine işaret etti

“HERKESİ GÜNAH KEÇİS İLAN ETMEYİN”… “Marketçiler, eczaneler, benzin istasyonunda çalışanlar, sağlık hizmetlileri, bol bol yurtdışı seyahati yapanlar, yaşlılar, Asyalılar, Çinliler gibi size göre daha riskli gördüğünüz herkesi günah keçisi yapmaktan sakının” diyen Sökmez, başkalarını lekeli gibi görüp, küçümsemenin, yargılamanın ve dışlamanın bu zor günleri daha da zor hale getireceğini belirtti ve empati yapmanın ve insancıl davranmanın öneminden bahsetti

Eniz ORAKCIOĞLU


Dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan Koronavirüsü, insanlar üzerinde ölümcül etkilerinin yanı sıra psikolojik sorunlara da yol açıyor.


Hem virüs bulaşan, hem de virüs korkusuyla tedirginlik yaşayan bireyleri bekleyen başka önemli bir tehlike de psikolojik sorunlar.


Özellikle virüse yakalanan bireyleri “sosyal damgalanma” korkusu da sarıyor.


ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Program Koordinatörü Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez, Covid olmanın sadece hasta olmak değil, yalnızlaşmak ve dışlanmak anlamına da geldiğini vurguladı.


Sökmez, damgalanma korkusunun, kişilerin hastalığı saklamasına, test almayı geciktirmesine ya da reddetmesine neden olduğunun altını çizerek, bu nedenle sosyal damgalanma korkusunun salgınla mücadeleyi zorlaştıran önemli bir etken olduğuna dikkat çekti.

“Hasta olan yalnızlaşıp, dışlanıyor”


ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Program Koordinatörü Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez, Covid olmanın sadece hasta olmak değil, yalnızlaşmak ve dışlanmak anlamına da geldiğini vurguladı ve yapılan yorumlarla ilgili şöyle konuştu:


“Burnun mu akıyor, hayrola? Bankada hapşıracam diye ödüm koptu? Ya okulumdaki öğretmenlerden biri Covid ise?


Kadın, hasta olduğuna mı üzülsün, çevrenin abuk subuk tepkilerine mi?


Hep Asyalılar yüzünden, tüm çekiklerden uzak durmak lazım.


Haberlerde Adana’da Covid çok diyor, ee pis adamlar işte hep o yüzden.


Yoksa sen tatile otele ya da başka bir şehre, ülkeye mi gittin?”

“Hasta olanlar damgalanmaktan korkuyor”


Birçok kişinin sadece hasta olmaktan değil, hasta olarak damgalanmaktan da korktuğuna dikkat çeken Sökmez, tanı alan hastaların ve bu hastaların yakınlarının, hastalara yakın olan kişilerin, sağlık çalışanlarının, sağlık kurumlarının, ülkeler, bölgeler, mahalleler, yurtdışı seyahatinden dönen bireylerin ve Asya ırkı gibi grupların özellikle damgalamaya ve mikroagresyona (mikro saldırganlığa) maruz kaldığını kaydetti.

“Hasta bireyler damgalanarak, değersizleştiriliyor”


Damgalanmanın, eski Yunanca’da “delik, delmek, yara, iz” anlamına geldiğini belirten Sökmez, sosyal damgalanmanın ise bireyin “sahip olduğu farklı bir özelliğin” tıpkı bir yara ya da iz gibi görülerek, başkaları tarafından aşağılanması ve itibarının zedelenmesine anlamına geldiğini söyledi.


Sökmez, sosyal damgalanmanın, kişinin “derinden itibarını sarsan bir özellik” olarak tanımlandığını ifade etti.


Sökmez, sağlıkta damgalanmanın ise belli bir hastalık tanısı alan kişi ya da gruba, hastalığın görüldüğü

alanlara yönelik olumsuz nitelikte yani itibarsızlaştırıcı ve ayrımcı tutumları ifade ettiğini kaydetti.


“Tarihsel süreçte cüzzam, veba, AIDS gibi bulaşıcı hastalıkların, hasta kişinin yaptığı bir suçun bedelini ödemesi için ortaya çıktığı inancı yaygındır” diyen Sökmez, bu tür bilişsel çarpıtmaların, hasta bireylerin damgalanarak değersizleştirilmesine ve ayrımcılığa neden olduğunu vurguladı.


Sökmez, şimdi de ne yazık ki Covid hasta ve yakınlarının benzer ayrımcılıklara maruz kaldığını anlattı.

“Korku, kişilerin hastalığı saklamasına neden oluyor”


banner134
Damgalanma korkusunun, kişilerin hastalığı saklamasına, test almayı geciktirmesine ya da reddetmesine neden olduğunun da altını çizen Sökmez, bu nedenle sosyal damgalanma korkusunun salgınla mücadeleyi zorlaştıran önemli bir etken olduğuna dikkat çekti.

“Sebepsiz yere içimde suçluluk hissediyordum”


Sökmez, anne ve babası Covid tanısı almış ama kendisi negatif olan bir danışanın yaşadıklarını danışmanın ağzından şu şekilde anlattı:


“Ailemin tanı aldığı hafta hiç görüşmemiştik, hiç temasımız yoktu ama onlar pozitif çıkınca, benim de pozitif olduğum ve bunu sakladığımla ilgili yalan yanlış haberler yayıldı.


Negatif olduğumu bildiğim halde insan içine çıkmaktan korkuyordum. Acaba yalan söylediğimden şüphelenen var mıydı?


Kimsenin maske kullanmadığı ortamlarda bile ben maskemi çıkarmıyordum. Kimseyle görüşmek istemiyordum ki zaten kimse de benimle görüşmek istemiyordu.


Sebepsiz yere içimde suçluluk hissediyordum ve sanki insanları görünce utanıyor gibi garip bir duygu hissediyordum.”

“Dışlanma, yalnızlık, utanç gibi olumsuz duygular yaşanabilir”


“Belki sizler de Covid nedeniyle, ya da başka herhangi bir farklı görünen bir özelliğiniz nedeniyle bu tip duygular hissetiniz ya da hissetmekten korkuyorsunuz” diyen Sökmez, sosyal damgalanma, kişinin olumsuz duyguları ve tepkisel yanıtları yaşamasına neden olabileceğini söyledi.


Sökmez, kişilerin yaşayabileceği olumsuz duygular içerisinde, değersizlik hissi, dışlanma, yalnızlık, utanç, gelecek korkusu, kaygı belirtileri, sosyal içe çekilme, karamsarlık, umutsuzluk, yetersizlik, çaresizlik ve suçluluk olabileceğini kaydetti.

“Kimseyi günah keçisi ilan etmeyin”


“Marketçiler, eczaneler, benzin istasyonunda çalışanlar, sağlık hizmetlileri, bol bol yurtdışı seyahati yapanlar, yaşlılar, Asyalılar, Çinliler gibi size göre daha riskli gördüğünüz herkesi günah keçisi yapmaktan sakının” diyen Sökmez, bu yaşanan salgının hepimizin birbirimize bağlı olduğunu ve birbirimize ihtiyacımız olduğunu bir kez daha kanıtladığını kaydetti.


Sökmez, başkalarını lekeli gibi görüp küçümsemenin, yargılamanın ve dışlamanın bu zor günleri daha da zor hale getireceğini söyleyerek, ona göre empati yapmanın ve insancıl davranmanın öneminden bahsetti.

“Covid vakası, Covid’li aile veya okul tanımları inciticidir”


Sökmez, sosyal damgalanma ile mücadele etmek için önerilerde bulunarak, “Yanlış bilgi yaymayın, her bilgiye inanmayın. Bu konunun magazinsel bir şekilde dedikodusunu yapmayın” şeklinde konuştu.


En çok hasta ve hasta yakınlarına empati ve destek gösterilmesi gerektiğini söyleyen Sökmez, yüz yüze olmasa da mutlaka hastalarla bol bol iletişim kurulmasının ve değerli olduğunu hissettirmenin öneminden bahsetti.


Sökmez, kelimelere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Covid vakası”, “Covid’li aile”, “Covid’li okul” gibi tanımlamaların incitici olacağına dikkat çekti.


Tanım olarak “Covid olan hastalar”, “Covid-19 için tedavi olan kişiler” diye bahsedilebileceğini belirten Sökmez, Covid tanısı almanın kalıcı bir özellik olmadığını, geçici bir sağlık sorunu olduğunun hatırlanması gerektiğini kaydetti.


Sökmez, sürekli olumsuz düşünmek yerine, tedbir alınması gerektiğine işaret ederek, şöyle dedi:


“Önemli olanın bu endişeden kurtulmaya çalışmaktansa, endişeyi işlevsel bir şekilde kullanarak sıkı tedbirler almaktır.


Sürekli olumsuz düşünmek ve olayları felaketleştirmek sizi olumsuzluklardan korumaz, ama yerinde ve zamanında tedbir almak korur.


Sosyal damgalanmanın önlenemediği durumlarda zarar gören kişiler varsa, bu kişiler için hızlı bir şekilde psikososyal destek sağlanmalıdır.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75