Yakında çölleşeceğiz

İnşaatlar, bu inşaatlara paralel yol yapım çalışmaları, taş ocakları, yangınlar, küresel ısınma derken ülkede ormanlık alan kalmadığına dikkat çeken uzmanlar, çok ciddi bir uyarıda bulundu

Yakında çölleşeceğiz
  • 27 Ağustos 2018, Pazartesi 8:54

Ali ÇATAL

Hali araziler ve ormanlık alanlarda gözle görülür bir azalmanın olduğunu ve kırsal kesim arsası başta olmak üzere metalaştırılan alanlardaki artışın yıkıcı etkilerinin ülkemizi günden güne çöle döndürdüğünü vurgulayan uzmanlar, Mesarya’yı zaten bir bütün olarak ‘çöl’ kabul etmek gerektiğini belirtti.

İnşaatlar, inşaatlara paralel seyreden yol yapımlarının ve taş ocaklarının olumsuz tesirine de değinen Orman Mühendisleri Odası (OMO) Başkanı Can Conkbayır, Ziraat Yüksek Mühendisi Orhan Aydeniz ve Kıbrıs Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (KEMA) Kurucular Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Tuğsal, ormanlık alan ve hali arazilerdeki kayıplar ve etkilerini KIBRIS Gazetesi için değerlendirdi.

Conkbayır: Yakında devasa bir çöle döneceğiz

“Hali arazilerde ciddi bir sıkıntı var ve işin kötü yanı, bu sorun yeni bir şey de değil” diyen Orman Mühendisleri Odası (OMO) Başkanı Can Conkbayır, “Kırsal kesim arsaları dağıtımı, üniversite ve otel izinleri, özel arazi tahsisleri ve bütün bunlara direkt bağlı yol yapımı çalışmaları nedeniyle orman arazimiz günden güne eriyor” ifadelerini kullandı.

ÇED raporu olmaksızın kalkışılan birçok faaliyetten de ilgili komisyonlardaki üyelerinin ‘uyarı mahiyetli paylaşımıyla’ haberdar olduklarını belirten Conkbayır, “Üyelerimizden uyarı gelince şerh koydurup gerekli bütün mücadeleyi yapıyoruz fakat elimizden gelen maksimum şey de tahrip edilecek alanı yarıya yarıya azaltmaktan öteye ne yazık ki geçemiyor” şeklinde serzenişte bulundu.

Conkbayır’ın, mevcut düzenin çıkacağı sokağa yönelik öngörüsüyse netti: “Yakında devasa bir çöle döneceğiz!”

“Azot döngüsü korunmalı”

Doğadaki azot döngüsünün ‘ne pahasına olursa olsun’ korunması gerektiğini vurgulayan Conkbayır, “Tabiatta doğal bir azot döngüsü var. Bunu bozduğumuz an her alanda yıkım başlar. Söz gelimi, bir ağacı kestik… Kesilen ağacın yerine yenisi dikilmezse, olması gerekene olumsuz şekilde müdahale etmiş ve yaşanması gereken süreci örselemiş oluruz. En basitinden, şu an üzerinde oturduğumuz bu ahşap yapı… Bunun ham maddesini ‘geri gelmeyecek şekilde’ kullandık. Bir başka ifadeyle, azot döngüsünün bir elemanını buraya hapsettik, lakin kullandığımız eşyayı ahşaptan seçerek, ahşap ihtiyacını da arttırdık. Yani pencerelerin çerçeveleri gibi öğeleri ahşaptan seçersek, ağaca ihtiyaç da hasıl olur. Yeter ki eşya için hapsettiğimiz ahşabın ham maddesini yerine koyabilelim” ifadelerini kullandı.

Aydeniz: Mesarya’yı zaten çöl kabul etmeliyiz

“Çölün bilimsel literatürdeki tanımı ‘250 milimetreden az yağış alan yerdir” bilgisini paylaşan Ziraat Yüksek Mühendisi Orhan Aydeniz, “Bu veriden hareketle, Mesarya’yı zaten bir bütün olarak çöl kabul etmeliyiz, ki bu daha tahminen minimum 700.000 dönüm demektir” şeklinde görüş belirtti.

“Çok dikkatli olunmalı ki killi, ağır ve tuzlu toprakların tarımda kullanılma çalışmasının sonucunda tarım alanlarımız, Türkiye’deki GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) misali topraklarımızın devre dışı kalmasıyla neticelenmesin” diyen Aydeniz, “Dikkatli olunmazsa bu topraklar daha da tuzlanır” dedi.

“Atık sular sulamada kullanılsa ihya oluruz”

Haspolat’taki atık suların, hayvan yemi yetiştirmek başta olmak üzere sulamada kullanılması gerektiğini de savunan Aydeniz, “AB (Avrupa Birliği) normlarına göre nüfusu 2 bin 500’ün üzerindeki yerleşimlerde kanalizasyon ve atık su tesisi kurulması şart. Girne’de bu sular denize veriliyor. Halbuki bu sular, ağaç yetiştirmede kullanılabilir. Haspolat, böylesi bir iş için gerçekten çok büyük bir kaynak. Hatta bahsettiğim sularla yem bitkileri ve hurma da yetiştirilebilir. Böylelikle denize akıtılan mevcut kaynak, ekonomiye yeniden kazandırılabilir. Sadece Kanlıdere’ye akıttığımız atık sulardan mısır, darı ve pancar yetiştirsek bu ülke ihya olur. Bu suyun 40 bin metreküplük bir debisi var. Yaylaköy’de birçok bahçe kurudu. Lefke Barajı’nın suyu da denize gidiyor. Bu suyu kullanırsak, ülkeye gelen misafirleri Ercan’da lağım kokusuyla karşılamamış da oluruz. Atık sular ‘baş ağrısı’ gibi görülse de aslında ‘aynen gübre gibi’ ekonomik bir değerdir” dedi.

Aydeniz, “Amerikalı bilim insanlarının yaptığı bilimsel çalışmalar göstermiştir ki, arıtılmış suların hayvan ve bitki yetiştirilmede kullanılmasının tıbbî hiçbir sakıncası yok” notunu da düştü.

“Teşvikler yanlış ürünlere veriliyor”

Devlet teşviklerinin yanlış ürünlere verildiğinden de dem vuran Aydeniz, “Devlet para vererek arpa ve buğday ekilmesini sağlıyor. Halbuki yem veya baklagiller gibi ülke ikliminin özgün koşullarına uygun bitkilerin yetiştirilmesine teşvik verilmeli, ki harcanan paraya ve emeğe değsin” iddiasını dillendirdi.

Tuğsal: Ağaç varlığımız bilimsel kriterlere uymuyor

Gönyeli, Lefkoşa-Girne yolu, Mağusa yolu, Alayköy, eski Güzelyurt yolu, Akova-Girne arası ve UKÜ (Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi) yolu gibi bölgelerin, KEMA girişimiyle ağaçlandırıldığını söyleyen Kıbrıs Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (KEMA) Kurucular Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Tuğsal, “Ancak sayımız ve yapabileceklerimiz sınırlı, elimizden gelen belli” şeklinde, üst düzey yapının konuya ilgisizliğinden yakındı.

“Bilimsel verilere göre bir ülkenin ağaç varlığı, söz konusu coğrafyanın yüzölçümünün en az yüzde 30’u olmalıdır. Ülkemizdeki orman varlığıysa ancak yüzde 20” diyen Tuğsal, var olan orman arazilerinin, bilimsel kıstasları sağlamadığını vurguladı.

“Taş ocaklarının zararı büyük”

“Taş ocakları, tam da ormanların olduğu yerlere konumlandırıldı. Bu ocaklardan çıkan toz ve toprak, ağaçları tahrip ediyor” diyen Tuğsal, “Ocaklara en yakın ağaçlar zamanla ölür, diğerleri de ciddi anlamda zarar görür” şeklinde bilgi verdi.

Taş ocaklarının da Beşparmaklar’dan alınıp baca tünel sistemine geçilmesi gerektiğini de savunan Tuğsal, “Ekolojik açıdan zararlı ve görsel anlamda çirkin bu sorunun Türkiye’de nasıl çözüldüğünü İzmir’de gördük. Bu tarz yapılar, toplu halde ve çevreye zararları en aza indirilmiş şekliyle taşındılar. Kendilerine gösterilen yere gitmeyi kabul etmeyen işletmelerin de lisansları iptal edildi” dedi.

“Siyasi irade yok”

Baca tünel sisteminde, taş kırma işleminin kapalı hangarlarda yapıldığını “Geri kalmış Türkiye’de bile böyle. Gerekli raporu sunduk ama bunu uygulayacak siyasi irade yok. Toplam 17 adet ocak, dağın her yerine dağılmış durumda. Bunlar dar bir alana sıkıştırılırsa zarar en azından lokalize olur. Yaprak, ağacın akciğeridir. Taş çıkarma işleminde meydana gelen patlamada çevreye dağılan toz, yaprakları örter ve ağaçlar zamanla kurur. Kuşlar da sesten ürküp kaçar, kuşların boşalttığı yeri de çoğalmaları durumunda ağaçlara zarar veren böcekler alır dedi” ve ekledi; “Omorfo halen tuzlu suyla sulanıyor, gelecekte oradaki ağaçlardan da olacağız.”

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 1 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 9 8 1 0 18 25
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 7 1 1 12 22
3 BAF ÜLKÜ YURDU 9 5 3 1 12 18
4 CİHANGİR GSK 9 5 2 2 3 17
5 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 5 1 3 11 16
6 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 0 4 7 15
7 GÖNYELİ SK 9 4 1 4 1 13
8 ÇETİNKAYA TSK 9 3 3 3 -5 12
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 2 4 -3 11
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 2 5 2 -7 11
11 BİNATLI YSK 9 3 1 5 -6 10
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 3 4 -3 9
13 LEFKE TSK 9 2 3 4 -5 9
14 GİRNE HALK EVİ 9 2 0 7 -7 6
15 ESENTEPE KKSK 9 1 1 7 -14 4
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 0 3 6 -14 3
yukarı çık