Yargıç olarak kalemi eline- aldığı ilk gün, eli dakikalarca titredi

banner37

Kademe kademe yükselen bir kişi o… Avukatlıkla başlayan iş hayatı, Yüksek Mahkeme Yargıçlığı’yla tamamlandı… Şimdi Ombudsman olarak görev yapıyor… İş hayatında unutamadığı gün ise, Mağusa Kaza Mahkemesi’ne Yargıç olarak atandığı o gün…

Yargıç olarak kalemi eline- aldığı ilk gün, eli dakikalarca titredi
banner8

 

 

Röportaj: Ergül ERNUR

Tarihi bir yapıya konuk oluyoruz… Lefkoşa Surlariçi’ndeyiz… Eskiden Kamu Hizmeti Komisyonu’nun bulunduğu şimdi Ombudsman binası olarak kullanılan tarihi bir yer…

Kırmızı halı serili merdivenlerden yukarıya çıkarken, binadaki sessizlik dikkatimi çekti… Saat 8.30 sıralarıydı…

Yüksek Yönetim Denetçisi’nin (Ombudsman) kapısına doğru ilerlerken güler yüzlü kat görevlisi ve sekreterle karşılaşıyorum… Samimi tavırları hoşuma gidiyor. Hemen kapının arkasından Emine Dizdarlı çıkıyor… O da misafirperver tavrıyla odasına davet ediyor beni… Çok samimi ve içten biri… Yüzünde hep bir tebessüm var… Saat çok erken olmasına rağmen saat 07.30 gibi iş başı yapıyor her sabah…

Siyah renk bir kıyafet giyiyor… Soruyorum “mahkemedeki görevinden kalma bir alışkanlık mı?” diye… “Evet” diyor… Alışverişe gittiğinde bile eli başka bir renge çok ender gidiyor…

Sohbetimize başlıyoruz…

Babasını hayal meyal hatırlıyor

25 Nisan 1959 tarihinde Lefkoşa doğdu Emine Dizdarlı… Babasının eğitim için Londra’ya gitmesi gerekti… Dizdarlı o dönemde henüz altı aylıktı… Eğitim dönemi tamamlandığında ailece, adaya geri döndüler.

1963 olayları sırasında babasını kaybeden Dizdarlı ve ailesi, zor bir dönem geçirdi.

Babasını kaybettiğinde dört yaşındaydı Dizdarlı… Babasını hayal meyal, o dönemde yaşadıklarını ise hiç hatırlamıyor.

Babasının ölümünün ardından 1969 yılında annesi ve üç kız kardeşiyle birlikte İngiltere’ye gitti. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite eğitimini İngiltere’de tamamlayan Dizdarlı, avukat oldu ve 1985 yılında Kıbrıs’a döndü.

Evde İngilizce konuşmak yasaktı

Çocukluk dönemi İngiltere’de geçen Dizdarlı, Kıbrıs’taki gibi sokakta oyun oynamayı çok fazla tatmadı… Arada sırada sokağa çıkıp çocukluğunu yaşadı ama orada hayat onlar için daha farklıydı.

İngiltere’de oldukları yıllarda Türk sayısının şimdiki gibi fazla olmadığına dikkat çekiyor Dizdarlı… Ama kendilerinin şanslı bir çocukluk dönemini geçirdiğini ekliyor… Çünkü orada çok yakın oldukları bir Türk aile ve çocukları vardı.

Her yaz Kıbrıs’a geliyordu Dizdarlı ve ailesi… Aile bağları her zaman kuvvetli oldu.

Annesinin, uzun süre yurtdışında yaşayanların kendi lisan ve kültürünü unutmasına karşı biri olduğunu, bu konuda hassasiyeti bulunduğu belirtiyor Dizdarlı…

Annesinin bir kuralı vardı… Kendisi ve kardeşleri okuldan eve geldikleri anda evde İngilizce konuşmak yasaktı… Ciddi uyarılar alıyordu Dizdarlı ve kardeşleri… Evde her zaman Türkçe konuşuldu.

İyi bir netball oyuncusu

İngiltere’de yaşayan yabancıların o dönemde belirli kısıtlamalara tabi olduğunu anlatan Dizdarlı, tenis, netball ve koşuya meraklıydı.

Lisede netball takımında olan Dizdarlı, gençliğinde sporla yakından ilgiliydi.

Tek başına bir kadın, dört evladını okuttu

Dizdarlı’nın annesi ev hanımıydı… Saint Joseph Lisesi’nden mezun olmuş, kültürlü, 3 dil bilen, kendi ayakları üzerinde, vizyonu olan bir kadındı… “Annem eğitime çok önem veriyordu. Dört kız çocuğunu tek başına taşıdı ve okuttu” diyen Emine Dizdarlı, kardeşlerinin de kendisi gibi İngiltere’de eğitim gördüğünü belirtti.

İki kız kardeşinin Kıbrıs’ta, birinin ise hâlâ Londra’da olduğunu söylüyor Dizdarlı… Ama aralarındaki bağ hiç kopmamış.

Eşiyle tanıştıktan 10 yıl sonra evlendi

Dizdarlı, İngiltere’de eğitimini tamamlayıp, avukat oldu ve 1985 yılında Kıbrıs’a döndü.

Başarı öyküsüyle dolu bir hayat dinliyorum Emine Dizdarlı’dan… Kızından söz ediyor bir ara… Ve soruyorum kendisine aile hayatının temellerinin atılma hikayesini…

İngiltere’den Kıbrıs’a tatile geldiklerinde birbirlerini tanımışlar Bülent Dizdarlı’yla.

Kıbrıs’taki evlerinin arasında 50 metre mesafe vardı… Aileler birbirini tanıyordu… Bu vesileyle arkadaşlıkları başladı ve yıllarca sürdü.

Tanıştıkları tarihten yaklaşık 10 yıl sonra evlendiler… Bunun bir nedeni yok diyor Dizdarlı… Arkadaşlıkları döneminde eşinin tıp eğitimine, kendisinin de hukuk eğitimine başladığını belirtiyor.

Ve… Eşi Bülent Dizdarlı’yla 1985 yılında evlendi…

1989 yılında bir kızı oldu Dizdarlı’nın… İki zor mesleğin zorluğundan bir çocukla kalmışlar…

Annesi kendisi için ne düşündüyse, o da kızı için aynılarını hedeflemiş Emine Dizdarlı… Kızının yurtdışında okumasını çok istedi… Çünkü kızının kendi ayakları üzerinde durmasını istiyordu…

Bunu başardı… Bu yüzden oldukça mutlu…

Kademe kademe yükseldi

1986 yılında baroya kaydoldu… Bir yıl staj yaptı ve daha sonra baro sınavına katıldı. Sınavı başarıyla geçen Dizdarlı, avukatlık kaydını yaptırıp mesleğe başladı.

Altı yıl boyunca avukatlığa devam eden Dizdarlı, 1992 yılında hakimliğe başvurdu ve Mağusa Kaza Mahkemesi Yargıcı olarak atandı. 1992’den 2002’ye kadar Kaza Mahkemesi Yargıcı olarak görev yaptı.

2002’de Kaza Mahkemesi Kıdemli Yargıcı olarak atanan Emine Dizdarlı, beş yıl bu görevi sürdürdü. Dizdarlı, 2007’de Kaza Mahkemesi Başkanı oldu. Bu sürede Mağusa ve Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde İlçe Seçim Kurulu üyesi olarak da görev aldı.

Kaza Mahkemesi Başkanı olarak atandığında ilk olarak Güzelyurt Kaza Mahkemesi’nin başkanlığını yaptı ardından Mağusa ve Lefkoşa Kaza Mahkemelerinde görev yaptı.

Bu süredeki seçimlerde de Lefkoşa ve Güzelyurt Kaza Mahkemelerinde İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı görevini yürüttü.

2000 yıllarda Askeri Mahkemede de Yargıç ve Kıdemli Yargıç ayrıca Başkan olarak görev aldı Dizdarlı…

Dizdarlı, Yüksek Mahkeme Yargıcı atamasını 2013 yılında aldı… Aynı anda Askeri Mahkeme’nin de Yargıtay Üyesi olarak başkanlığını yaptı. Kasım 2015’te de Ombudsman oldu…

10-11 yıl Kıbrıs’ta iş gereği dolaştı

banner134
Dizdarlı, avukatlık mesleğine Kıvanç Rıza yanında başladı. Staj ve sınavları tamamladıktan sonra da onunla çalışmaya devam etti.

Dava ayrımı yapmadan, Avukat Mustafa Asena’yla birlikte işleri paylaşarak yıllarca çalıştı. Her davaya bakmanın ayrı bir haz verdiğini belirtiyor.

Hakimken 15 yıl kadar bir süre, sair işlerinin yanında aile davalarını da yürüttü. Aile davalarında iyi bir noktada olduğunu düşünüyor.

Emine Dizdarlı, hakimlik mesleğinin özveri gerektirdiğine işaret ediyor. Göreve bir bölgede başlanıldığını ancak daha sonra nerede olunacağının bilinmediğini belirtiyor…

“Gitmediğim kaza (ilçe) kalmadı… 10-11 yıl aralıksız Kıbrıs’ta görev nedeniyle dolaştım” diyen Dizdarlı, meslekteki zorluğun aile hayatına yansıması da olduğunu belirtti.

“Elimin titrediğini çok iyi hatırlıyorum”

Zor ve stresli bir meslek yaptı yıllarca Dizdarlı… Başından geçen iyi ve kötü birçok olay oldu…

İlk girdiği davayı hatırlamıyor belki ama Mağusa Kaza Mahkemesi’ne Yargıç olarak atandığı o gün, dün gibi aklında…

“Elime kalemi alıp yazarken, elimin titrediğini çok iyi hatırlıyorum” diyor Dizdarlı…

Heyecan mı, endişe mi? Hâlâ bugün adını koyamıyor o gün yaşadığı durumun…

Yıllarca avukatlık yapıp kürsünün karşısında yer almak ile kürsüye geçip sorumluluğu üstlenme, doğru kararı verme endişe veya heyecanının kendisinin elinin titrettiğini anlatıyor Dizdarlı…

Sadece kanunlar değil vicdan da devrede

Binlerce davaya girdi Emine Dizdarlı… Unutamadığı da birçok anısı var…

Davalarda karar verirken zorlandığı zamanlar olduğunu, vicdanın da bu sırada devreye girdiğinden söz ediyor.

Sanığın veya ilgili kişinin ailesini düşünmek, suçun ciddiyeti, topluma olan hasarını düşünmek, hapse gönderilecekse süreye karar vermenin zorluğuna işaret ediyor…

Evde dolaşırken bile sürekli aklında bu kararları tekrarladı, düşündü Dizdarlı…

Dizdarlı, kanunlar, avukatların söyledikleri, sanığın aleyhine ve lehine olan durumları, vicdan ve olaylara bakış açısının da kararlarda etkili olduğunu belirtti.

Dizdarlı, bugüne kadar verdiği kararların hiçbirinden de pişmanlık duymadı…

Sanıktan Yargıç’a: ‘Sizi tek tek bulacağım’

Unutamadığı anıları sorduğumda Dizdarlı, Girne Mahkemesi’nde görülen bir cinayet davasından söz ediyor…

Davada sanık 16 yıla hapse mahkûm edildi… Karar okunduktan sonra sanık, işaret parmağını sallayıp kürsüye yönelterek “Ben hapisten çıktıktan sonra sizi tek tek bulacağım” dedi…

Dizdarlı, bu anı hiç unutmuyor…

“Hiç baskı yapılmaz dersem yanlış olur”

Hukuk yaşamı boyunca baskı, tehdit gördünüz mü? diye soruyorum Emine Dizdarlı’ya… Çok ciddi davalarda baskı görülebildiğini ancak bunlara karşı kendini korumanın yollarını bilmek gerektiğini vurguluyor.

“Hiç baskı yapılmaz dersem yanlış olur” diyen Dizdarlı, yönlendirmelere kulak tıkayıp hareket etmenin önemine işaret ediyor…

Dizdarlı, yazılı olarak bugüne kadar tehdit almadı… Ancak sözlü veya başkası aracılığıyla kendisine iletilen haberlerin kulağına geldiğini belirtti.

“Kürsü hâkimiyeti şart”

Yargıçların davalarda yüzlerinde hiçbir mimik olmadan davayı dinleyebilmesinin ilgi çekici olduğunu ve bunun nasıl başarılabildiğini soruyorum…

Dizdarlı, bir mahkemeyi idare ederken kürsü hâkimiyetinin şart olduğuna dikkat çekti.

Kürsüdeki tavırla, dışarıdaki tavrın çok farklı olduğunu belirtiyor…

Kürsüde olmanın verdiği farklı sorumlulukların tavrı da değiştirdiğini söyledi.

“Kabuklarımı kırıp, bu çerçevenin içerisinden çıkmam gerekiyordu”

Emine Dizdarlı, Ombudsman olarak atanacağı sürede de aile meclisini toplayarak görüş aldı… Eşi ve kızı kendi kararını vermesi konusunda telkinde bulundu Dizdarlı’ya…

Avukat ve hakimlik süresiyle birlikte 30 yıl çerçevesi çizilmiş bir mesleği icra ettiğini vurguluyor.

“Kabuklarımı kırıp, bu çerçevenin içerisinden çıkmam gerekiyordu” diyen Dizdarlı, Ombudsman görevini üstlenirse pişmanlığı olup olmayacağını düşündü ve olumlu yönde bir karar aldı…

Dizdarlı, ilk gün teknik ve personel sıkıntısını gündeme getirdi, listedeki sorunları düzeltmeye başladı.

“Ben kulak tıkamayı öğrendim”

Dizdarlı, basının önünde olmaya pek alışık değildi… Taa ki, Ombudsman olana kadar…

Göreve geldikten kısa süre sonra ülke gündemine bomba gibi düşen birkaç olayla ilgili net tavrını ve görüşünü ortaya koydu… Günlerce adı haberlerde geçti… Eleştirilere maruz kaldı…

“Ben kulak tıkamayı hâkimlik dönemimden öğrendim” diyor Dizdarlı… “Kim ne isterse söylesin… Doğruysa her zaman doğrudur” cümlesini ekliyor konuşmasına.

Dizdarlı’dan kadınlarımıza: Kabuklarınızı kırın

30 yıl aynı mesleği yapmış, aynı insanlarla çalışmış bir kişi…

Bunun dışında bir iş yapmaya karar vermek ise zor… Emine Dizdarlı da buna dikkat çekiyor:

“Günlerce uyumadım… Bulunduğum noktada başarılıysam, bundan sonraki beklentim nedir? Ailem nasıl etkilenecek? Soruları hep aklımdaydı” diyen Dizdarlı, kadınlarımıza öneride bulunuyor:

“Böyle cesur bir iş teklifi alırsanız kabul edin. Kabuklarınızı kırın. Başarı tesadüf değildir. Sistemi çalışmak önemlidir. Kadınlarımız yapılan teklifleri ve eğer bir yarışsa o yarışa katılmalarını isterim”.

 

Güncelleme Tarihi: 25 Mayıs 2017, 09:36
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75