Yargıya olan güven sarsılırsa ülke Teksas'a döner

banner37

Hukukçular son dönemlerde ülkede bazı basın ve yayın kuruluşlarında yer alıp, yargı kararlarını eleştiren haberleri değerlendirdi

Yargıya olan güven  sarsılırsa ülke Teksas'a döner
banner90

   Yasama, yürütme ve yargıdan sonra bir ülkede dördüncü güç olarak görülen medyada yer alan haberler bazen o toplumlar için görünmez bir tehlikeye dönüşebiliyor.

   Hatta bazen medya bir ülkede birinci, ikinci ya da üçüncü güç olarak da tanımlanıyor. Özellikle yargının aldığı kararlara müdahale şeklinde yapılan haberlerle yargı üzerinde toplum baskısı oluşturulmaya çalışılıyor.

   KIBRIS Gazetesi’ne konuşan hukukçular son dönemlerde ülkede bazı basın ve yayın kuruluşlarında yer alıp, yargı kararlarını eleştiren haberleri değerlendirdi.

   Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, yargının da eleştirilebileceğini ancak bu eleştiri yapılırken bir dava ile ilgili mahkemeye etki etme saiki ile hareket edilirse orada yasal mevzuat tarafından da suç olarak betimlenen bir harekettin söz konusu olduğunu ifade etti.

   Emekli Yargıç, İki Toplumlu Suç ve Suçlulara İlişkin Teknik Komite Eş Başkanı Avukat Hakkı Önen ise halkın yargıya olan güveninin sarsılmaması gerektiğinin altını çizdi.

   Emekli Yargıç Avukat Derviş Akter de yargıya olan güvenin sarsılmasının ülkeyi suç cennetine dönüştürebileceği konusunda uyardı ve basın yayın organlarının yargıya olan güveni sarsması durumunda herkesin halkın bir suça karşı cezayı kendisinin vermeye kalkacağını belirtti.

Esendağlı: Eleştiriler kurumların gelişmesi için önemli

   Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, yargının, eleştirilemez bir yapı olduğunu asla düşünmediğini ve

eleştirinin kurumların gelişmesi için önemli bir işlev olduğuna inandığını belirtti.

   Bu çerçevede yargı dâhil, tüm kurumların veya makamların kibre veya öfkeye kapılmadan, gelen eleştirileri dikkate alması gerektiğini kaydeden Esendağlı, hatta bir adım daha öteye giderek öz eleştiri yapabilecek, hata yapıldığında bunu teslim edebilecek olgunlukta olunması gerektiğini kaydetti.

“Bir davayla ilgili mahkemeye etki etme saiki ile hareket edilirse; orada suç söz konusu”

   Esendağlı, konuya ifade özgürlüğü bağlamında da yaklaşıldığında, karşılaşılan tablonun da eleştirileri kabul edecek olgunlukta olmak gerektiğini belirtti ve şu şekilde konuştu:

   “Ancak, işte bu noktada ortaya gözetilmesi gereken çok önemli bir denge çıkmaktadır. Eleştiri, sadece yargı sisteminin saygınlık ve otoritesini sarsma amacıyla, yani kötü niyetle yapılırsa veya görülmekte olan bir dava ile ilgili mahkemeye etki etme saiki ile hareket edilirse; orada yasal mevzuat tarafından da suç olarak betimlenen bir hareket söz konusu olur. Doğal olarak da yargının hem kendini korumak hem de ortaya çıkan bir suçu cezasız bırakmamak adına harekete geçmesi gerekir. Dediğim gibi, bu oldukça güç bir dengedir. Zira bir tarafta ifade özgürlüğünü daraltacak baskıcı bir tutum izleme riski; diğer tarafta ise kişiler ve toplum nezdinde güven duyulmasının toplumsal fayda için çok önemi bulunan yargı sisteminin, güvenilmez ve işe yaramaz ilan edilmesinin önünün açılması riski var. İşte eleştirenlerin de eleştirilenlerin de konuya bakması gereken açı budur diye düşünüyorum.”

Önen: Yargıya olan güven sarılmamalı

   Emekli Yargıç, İki Toplumlu Suç ve Suçlulara İlişkin Teknik Komite Eş Başkanı Avukat Hakkı Önen, yargının da eleştirilebileceğini ancak bu yapılırken de küçük düşürülmemesi gerektiğini kaydetti.

   Halkın yargıya olan güvenini sarsacak haberlerin yapılmaması gerektiğini belirten Önen, “özellikle de haksız eleştirilere karşıyım” dedi.

   Önen, yargı ile ilgili bir haber yapılırken Yüksem Mahkeme Başkanlığı ve Başsavcılık gibi üst düzey makamların bilgilendirilmesi gerektiğini ifade etti ve mahkemelere olan güvenin sarsılmaya çalışılmasının doğru olmadığını anlattı.

“Yargıya ne daha önce ne de şimdi siyaset karışmadı”

   Önen, yargıya siyaset karıştığı yönünde ortaya atılan iddialara ve haberlere de atıfta bulunarak, ne kendi döneminde ne de şu andaki dönemde böyle bir şeyin söz konusu olmadığını belirtti.

banner9
   Hakkı Önen, sosyal medyada yapılan eleştirileri ise kimin yaptığının bile tam belli olmadığını belirtti ve “ülkede internet konusunda kontrol daha tam oluşmadı. Bu eleştirileri yapanlar sahte hesap açan kişiler de olabilir” dedi.

Akter: Medya kendini her şeyin üstünde görüyor

   Emekli Yargıç Avukat Derviş Akter, medyanın kendisini en üstte görmesi nedeniyle her şeyi de yazıp, eleştirmeyi kendinde hak gördüğünü söyledi.

   Yargının belli imkânsızlıkları olduğunu ve medyada da bunlardan söz edilebileceğini kaydeden Akter, ancak yapılan eleştirilerin birçoğunun bu yönde olmadığını belirtti.

   Akter, “kişilerin alması gereken eğitimler, stajlar gibi konular eşleştirilebilir. Ancak her konuda yargıyı eleştirmek topluma bir şey kazandırmaz aksine kaybettirir” dedi.

“Yargıya olan güven sarsılırsa ülke Teksas’a döner”

   “Toplumun yargıya olan güveninin sarsılmasının, herkesin kendi adaletini kendisinin sağlamaya çalışması” anlamına geleceğini ifade eden Akter, böylece bir kişinin “bana haksızlık yapıldı” diyerek bir başkasını öldürmeye kalkışabileceğini belirtti.

   Akter, zaten yasama ve yürütmeye olan güvenin sarsıldığı bu dönemde yargıya olan güveni de sarsmamak gerektiğinin altını çizdi.

“Yargıya siyaset karıştığını düşünmüyorum”

   Akter, yargıya siyaset karıştığı yönündeki iddiaları yalanladı ve şu şekilde konuştu:

   “Yargıda görev alan kişiler siyasi olarak atanmıyor. Bu nedenle de bana göre yargıya siyaset karışmıyor. Ben ne kendi dönemimde ne de şimdiki dönemde böyle bir duruma denk gelmedim. Evet, belki küçük bir toplum olmamızın dezavantajları olabilir ya da bir kişinin mahkemedeki tavrı saygılıdır diğeri değildir bu kararı etkileyebilir.”  

“Medya dikkatli davranmalı”

   Akter, basında mahkeme ile ilgili haberler yer alırken de dikkatli davranılması gerektiğini söyledi ve bir kişi yargı tarafından suçlu bulunmadan basında yer aldığında, daha sonra suçsuz bulunsa bile halk gözünde kendisine olan önyargıyı yıkamadığını belirtti.

   Derviş Akter, “bir an önce basın yasası çıkmalı ve bu gibi konularda da düzenleme getirilmelidir” dedi.

   İki korumasıyla birlikte, aralarında alacak-verecek meselesi olduğu gerekçesiyle 7 Ocak 2019’da Girne’de bir mekanda yemek yiyen iş insanı Erhan Başay ve arkadaşı Zeki Asımoğlu’nu darp ettiği gerekçesiyle aleyhine dosyalanan davadan yargılanmak üzere teminata bağlanan Bulut Akacan, yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması talebiyle mahkemeye başvurdu.

   Akacan’ın Milano’ya gitmek istediği ve bu nedenle teminatının değiştirilmesini istediği öğrenildi. Akacan’ın bu talebini 16 Mayıs’ta görüşecek olan mahkemenin, Akacan’ın yargılanmaktan kaçmayacağına kanaat getirirse, nakdi veya kefil kefaleti koşullarıyla yurtdışına çıkmasına izin vereceği, ancak kaçabileceği ihtimali bulursa da talebi reddedeceği öğrenildi.

   Aleyhindeki davanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale edilmesine itiraz ederek, yargılanmasının alt mahkemede yapılmasını isteyen Bulut Akacan, Yüksek Mahkeme’ye (Yargıtay Ceza) istinaf dosyalamış, Yüksek Mahkeme ise bu talebin kararını açıklamayı süresiz ertelemişti. Kararın da önümüzdeki günlerde okunması bekleniyor.

Olay nasıl olmuştu?

   Girne’de 7 Ocak’ta aralarında husumet bulunan taraflar arasında çıkan kavgada, eski Pronto Restoran sahibi ve Çetinkaya Spor Kulübü Yöneticisi Erhan Başay ve yanında bulunan Zeki Asımoğlu ciddi şekilde darp edilmişti.

   Asımoğlu, Girne Dr. Akçiçek Hastanesi’nde yapılan tedavisinin ardından Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne sevk edilerek müşahede altına alınmıştı. Zeki Asımoğlu’nun üç dişi kırılmıştı.

   Olayla ilgili tutuklanan iş insanı Bulut Akacan teminatla serbest bırakılmış, 24 yaşındaki Vasıf Gurbanov ve 29 yaşındaki Orçun Özorçun isimli iki koruması ise yargılanmak üzere cezaevine gönderilmişti.

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2019, 08:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108