Yine tonlarca ilaç tarihi geçip depoda kalacak

banner37

Ülkede birçok konuda olduğu gibi, İlaç ve Eczacılık Dairesi’nin deposunda biriken tarihi geçmiş ilaçlar konusunda da araştırma yapıldı, sorun tespit edildi ancak çözümü için adım atılmadı

Yine tonlarca ilaç tarihi  geçip depoda kalacak
banner90
banner8

“MODERN RAF SİSTEMİ PROJESİ KABUL GÖRMEDİ”… İlaç ve Eczacılık Dairesi’nin deposundaki tarihi geçmiş tonlarca ilacın akıbetini araştırmak üzere kurulan meclis özel komitesinin raporunu tamamlayıp sunmasının üzerinden neredeyse iki ay geçti. Ancak raporda tespit edilen ne dairedeki personel eksikliği, ne otomasyon sistemindeki eksikliklerin giderilmesi, ne de modern raf sistemi olmaması sorunu giderildi. İlaç ve Eczacılık Dairesi Müdürü Ayşe Gökyiğit, maliyeti 107 bin 307 dolara modern raf sistemi kurulması için hazırladıkları projenin onay görmediğini ifade etti.

“ALT YAPISAL EKSİKLİKLER DEVAM EDİYOR”… Ayşe Gökyiğit, göreve geldiği dönemde İlaç ve Eczacılık Dairesi binasının izolasyonlarının yapılması, soğuk zincir ve buzluklara alarm sistemi kurulması gibi konularda çalışma yaptığını ama ilaçların depoya sistemli şekilde girişini sağlayacak bazı teknik eksikliklerin olduğunu söyledi. Gökyiğit, müdür olduktan sonra eczacı alınması konusunda çok ısrarcı olduğunu ve böylece iki münhal açıldığını ancak salgın nedeniyle sınavın yapılamadığını kaydetti. Gökyiğit, dairede şu anda 4 eczacı bulunup, kendisi ile birlikte sadece bir eczacının daha esas kadrosunun İlaç ve Eczacılık Dairesi olduğunu ifade etti.

Ceren ÖZBİL

   İlaç ve Eczacılık Dairesi’nin deposundaki tarihi geçmiş tonlarca ilacın akıbetini araştırmak üzere kurulan özel komitenin raporunu tamamlayıp sunmasının üzerinden neredeyse iki ay geçti. Ancak bu rapor ışığında tespit edilen sorunları gidermek için tek bir adım bile atılmadı.

   Daireye ne eczacı istihdam edildi, ne otomasyon sistemini geliştirmek için bir çalışma başlatıldı, ne de ilaçların alfabetik olarak ve geliş tarihine göre sıralanmasını sağlayacak modern bir raf sistemi kuruldu.

   Üstüne üstlük İlaç ve Eczacılık Dairesi’nin hazırlatıp, sunduğu modern raf sistemi kurulmasını içeren proje de kabul edilmedi.

   Bilindiği üzere raporda dairedeki sıkıntının, İlaç ve Eczacılık Dairesi’ndeki personel eksikliğinden, modern bir raf sistemi kurulmamasından ve otomasyon sisteminin tam olarak çalışmamasından kaynaklandığı yer alıyor.

   Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuşan İlaç ve Eczacılık Dairesi Müdürü Ayşe Gökyiğit, dairede otomasyon sistemi, personel eksikliği ve alt yapı konusundaki sıkıntıların devam ettiğini vurguladı.

   Gökyiğit, bir ilacın raf ömrünün maksimum 5 yıl olduğunu, 2012’den itibaren de Çevre Yasası’nın geçmesi ile birlikte ilaç imhası yapılamadığını belirtti. Gökyiğit, bunun da 2007’li yıllarda temin edilen ve tarihi geçmiş ilaçlar olabileceği anlamına geldiğini kaydetti.

“Eczacı sorunu var”

   İlaç ve Eczacılık Dairesi Müdürü Ayşe Gökyiğit, göreve geleli eylülde iki yıl olacağını ifade etti.

   Göreve gelir gelmez ilk yaptığı işin o dönemdeki Sağlık Bakanı’na dairenin sorunlarını yazılı olarak sunmak olduğunu belirten Gökyiğit, bu yazıda da üç temel sorun olduğunu belirttiğini söyledi.

   Gökyiğit, bu sorunlardan bir tanesinin insan kaynakları yani personel eksikliği olduğunu kaydetti ve “Gerçekten bu durum bizim için çok ciddi bir sıkıntı. Biz teknik ve eczacılardan oluşan bir daireyiz. Ancak yıllar içinde hatta benim işe girişimden itibaren 15 eczacı emekli oldu ve yerine biri gelmedi” dedi.

   Herkesin normal olarak yaşı geldiğinde emekli çıktığını ifade eden Gökyiğit, önemli olanın bu kişiler görevlerini tamamlamadan önce yeni kişilerin gelmesi ve onları eğitmek olduğunu söyledi.

   Gökyiğit böylece devlet hizmetlerinin sürdürülebilir olacağını kaydetti.

“Kadrosu bu daire olan biri ben

olmak üzere sadece iki eczacı var”

   Ayşe Gökyiğit, müdür olduktan sonra eczacı alınması konusunda çok ısrarcı olduğunu ve böylece iki münhal açıldığını ifade etti.

   Dairede şu anda kendi haricinde 4 eczacı olduğunu belirten Gökyiğit şu şekilde konuştu:

   “Münhal açıldı ancak salgın nedeniyle sınav yapılamadı. Müdürlükte üç eczacımız var, bir de depoda var. Ancak bunlar da bizim kadromuzda değil. Deponun eczacısı bize Devlet Laboratuvarı yangınının ardından bize geldi. Diğer iki eczacıdan biri Temel Sağlık Hizmetleri’nin kadrosunda diğeri de Yataklı Tedaviler Kurumu’nun kadrosundadır. Bizim müdürlük kadrosunda olan benim haricimde tek bir eczacı var. Bu çok büyük bir eksikliktir.”

“Dairenin yükü çok fazla”

   Gökyiğit, dairenin yükünün çok ağır olduğunu belirterek bu ülkede yükü en ağır olan dairelerin başında İlaç ve Eczacılık Dairesi geldiğini kaydetti. Ayşe Gökyiğit şu şekilde konuştu:

   “Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastaneler, sağlık merkezlerinde kullanılan tüm ilaçlar, tıbbi malzemeler, hemodiyaliz malzemeleri, laboratuvar malzemeleri yani saf malzeme olarak aklınıza gelen ne varsa bu müdürlük tarafından karşılanır. Bu çok büyük bir sorumluluktur ve en küçük bir eksiklikte sorumlu sizsiniz. Bunun haricinde ülkeye giren ilaç olsun, kozmetik olsun, tıbbi malzeme olsun, laboratuvar malzemesi olsun ve uçucu malzeme olsun onların ön izinleri de bizden geçiyor. Ülkeye girebilmesi için ve piyasada satılabilmesi için bizden izinlendirilmesi gerekiyor. Bu da çok büyük bir yüktür.

   Günde 50, 60 civarı ön izin başvurusu geliyor. Günün sonunda arşiv bana evrakları getiriyor ve bunları tek tek inceliyorum. Kozmetik midir, tıbbi malzeme midir, ilaç mıdır, onları ilgili personele yazıyorum. Ancak tabii ki yasa kapsamında mı, içerisinde yasaklı madde var mı, gerekli evraklar sunuldu mu tek tek inceliyorum. Ayrıca uyuşturucularla ilgili olarak dışarıda herhangi bir vukuat olduğunda da polis bize geliyor.

   Polisin laboratuvarıyla da istişare halinde çalışıyoruz. Piyasadaki ve hastanedeki ilaçların takibini yapıyoruz. Zaman zaman ilaçlarda stabilite dediğimiz sorunlar çıkıyor. Örneğin raf ömrünü koruması ya da imalat hatasıyla ilgili olarak seri bazında geri çekilen ilaçlar oluyor, onun takibini de yapıyoruz.”

“Müfettiş kadrosunda personel yok”

   Dairenin 1987 yılında kurulduğunu ve o dönemde daireye bağlı bir de ilaç imalat tesisi olduğundan söz eden Gökyiğit, bunun 1990’lı yıllarda kapatıldığını belirtti.

   Gökyiğit, “Şu anda bizim müfettiş kadromuz boş. Olsaydı eczanelerin denetimlerine gönderecektim. Ancak olmadığı için sadece ihbar varsa onların denetimini yapabiliyoruz” dedi.

“Otomasyon sistemi için iki personel

aldık ancak arkasından salgın başladı”

   Gökyiğit, ivedi çözüm için personel talep ettiklerinde iki tane hizmet alımı yapıldığını söyledi ve Eczacılar Birliği’nden iki eczacının yönlendirildiğini kaydetti.

   Onların da görev süresinin üç aylık olduğunu ifade eden Ayşe Gökyiğit, şu şekilde konuştu:

   “Bu kişilerin mart başı göreve başladı ve mayıs sonu görevleri sona erdi. Onların işe alınış nedenleri esas olarak otomasyona yönelikti. Yani yeni malzeme geldiği zaman onların kontrolünü yapacak, stok sayımı yapacak ve kartlara girişi doğru yapacaklardı. Ayrıca süreç içerisinde eskileri de kontrol edileceklerdi. Ancak süreç içinde Covid-19 salgını döneminde hayat durdu. Dairenin sorumluluğu daha da arttı. Bu nedenle de hedeflediğimizi yapamadık. Bu dairenin sorumluluğundan dolayı otomasyon olayı ikinci plana düşmüştü.

“Soğuk zincir kuruldu ve

alarm sistemi ile takip ediliyor”

   Ayşe Gökyiğit, dairenin yaşadığı diğer bir sorunun ise alt yapı eksikliği olduğunu söyledi ve şu anda bulundukları binaya 2002 yılında taşındıklarını kaydetti. Aradan 18 yıl geçtiğini belirten Gökyiğit, ilaç, malzeme ihtiyacı arttıkça dairenin yan binalara da kaydığını söyledi. Gökyiğit şu şekilde konuştu:

   “Özellikle yeni müdür olduğum dönemde aşırı yağmur oldu. Depo ile hangar akıtmaya başladı. Burası ecza deposu olarak inşa edilen bir yer değil. Bunu gördüğümde böyle bir şey olamaz dedim. Bunu düzene koymamız gerekiyordu. Tadilat içinde tavanların açılması gerekliydi. Ocak ayı olması nedeniyle tavan açmak da zordu.

   Kabus gibi günler geçirdik. Çok şükür onları atlattık ve gerekli izolasyonlar yapıldı. Tabii ki sigorta da kapsamıyordu. Çünkü sigortanın kapsaması için bütün izolasyonların tamam olması gerekiyordu. Alt yapıya da önem verdim ve soğuk zincire yönelik proje yaptım. Bu zincir aşı ve insulin için kuruldu. Bunu da kontrol altında tutmak için alarm sistemimiz vardı. Her buzdolabının numarası var ve farklı bir durum olduğunda benim, depodan sorumlu personelin ve sorumlu bir personelimizin daha cep telefonuna mesaj geliyor. Soğuk zincir 2-8 arasındadır. Onun altına düşer ya da onun üstüne çıkarsa hemen mesaj geliyor.”

 

“Modern raf sistemi projesi kabul edilmedi”

   Gökyiğit, ilk göreve geldiği zaman gelen bütün malın yer olmadığı için istiflendiğini belirtti ve bunun da düzensizliğe neden olduğunu ifade etti.

   Böylece arkada hangi malzeme olduğu, onların tarihinin ne olduğunun bilinmediğini ifade eden Gökyiğit, şu şekilde konuştu:

   “Öne koyduğumuz malzeme arkada tarihi yaklaşan malzemenin önünü kapatmış olabiliyordu. Onu göremiyorduk. Bu nedenle raf sistemi kurulmasını istedim. Ayrıca alfabetik bir düzen kurulmasını hedefliyordum. Proje de yaptım. Üç tane proje yaptım, teklif aldım, çizim yaptırdım. Ancak maalesef kabul edilmedi, bütçeden geçmedi. Bunları tekrardan gündeme getireceğim. Çok önemli ve pahalı olmayan bir projedir. Bunun maliyeti 107 bin 307 Amerikan Doları’dır. Benim yapmaya çalıştığım bütün ilaçlarımızı güncel bir şekilde kayıt altına alarak alfabetik olarak ve son kullanım tarihine göre sıralamaktır. Böylece gözden kaçak bir şey olmaz.”

“Hastaneler bizim stokumuzu görüyor,

biz onların stokunu göremiyoruz”

banner134
   Ayşe Gökyiğit, ihaleye çıkarken etken madde bağlamında ihaleye çıktıklarını söyleyerek sistemin de geleni sadece markası ile kaydettiğini ifade etti.

   Bunları bir etken madde altında toplamadığından söz eden Gökyiğit, bu nedenle de ayrı kart basma ihtiyacı hissettiğini belirtti. Gökyiğit şu şekilde devam etti:

   “Burada depo sistemi var. Ben şu anda hastanenin sistemini göremiyorum ancak hastane benim stokumu görebiliyor. Bu doğru değildir. Çünkü bu ilacı benden alıyorsun ama senin elinde var mı ben göremiyorum. Bu karşılıklı görme olayının olması gerekiyor. Bir de otomasyonda anında işlem yapılması gerekir. Bize reçete geliyor ismini yazdığımızda daha önce nereden ne ilacı aldı görebilmemiz lazım. Böylece farklı farklı yerlerden aynı ilaç alınıp, birikmesin.”

“2007’den kalan ilaçlar olabilir”

   Ayşe Gökyiğit, bir ilacın raf ömrünün maksimum 5 yıl olduğunu söyledi ve 2012’den itibaren de Çevre Yasası’nın geçmesi ile birlikte ilaç imhası yapılamadığını belirtti.

   Gökyiğit, bunun da 2007’li yıllarda temin edilen ve tarihi geçmiş ilaçlar olabileceği anlamına geldiğini kaydetti.

“İmha tesisi kuruldu, ancak Savcılık

soruşturmasına tabi olduğu için imha edilemiyor”

   Ayşe Gökyiğit, bu kalan ilaçların imhası konusunda da çok büyük sıkıntı olduğunu söyledi ve bu konuda da bakanlığa birçok kez yazı yazdığını ifade etti.

   Tarihi geçmiş ilaçların tehlikeli atıklar bağlamında değerlendirildiğini kaydeden Gökyiğit, şu şekilde konuştu:

   “Sadece devlet değil, özel eczaneler ve ecza depoları da aynı sıkıntıyı yaşıyor. Geçmişte ilaçların tarihi geçtiğinde bize başvurulurdu ve bir komisyon kurulurdu. Bu imha komisyonun da ilgili belediye, Vergi Dairesi ve İlaç ve Eczacılık Dairesi’nden temsilciler yer alırdı. Çünkü belediye imhayı yapacak olan, Vergi Dairesi özel eczanelerin vergiden düşmesi için orada oluyordu.

   Gidilip çöplükte bu ilaçlar imha edilirdi. Şimdi tabii ki Çevre Yasası’nın değişmesiyle birlikte imha yapılamadığını söylüyoruz. Çevre katliamı olduğunu söylüyoruz. Onların elinde de bayağı tarihi geçmiş ilaç birikti. Yeni göreve geldiğimde Çevre Dairesi’ni arayarak bu sorunu nasıl çözebileceğimizi sordum. Önce şubat dediler, sonra haziran dediler. Ancak çözülmedi. Geçtiğimiz yıl imha tesisi açıldı. Tesis özel tesis… Ben devlet bünyesinde olacak diye biliyordum. Ancak dünyanın birçok yerinde de böyle bir uygulama varmış. Şu anda bize ait olan tarihi geçmiş ilaçlar Savcılık soruşturmasında olduğu için bunlara dokunulmayacağı söylendi.  

   Şu anda bir çalışma başlatıldı. Ülkede ne kadar tarihi geçmiş ilaç olduğu belirlenecek ve bu sonuçlandıktan sonra yakma tesisinde imha edilecek. Bizim için durum biraz daha farklı. Savcılık soruşturmasının ardından imha edilecek. Veteriner Dairesi’ndeki yakma tesisini de inceledim. Ancak oradaki çok küçük, sadece bir hayvanı yakmaya yetecek büyüklükte. Bana bunun uygun olmadığı söylendi.”

Raporda yer alan bazı bulgu ve tespitler:

-İlaç ve Eczacılık Dairesi’nde gerek insan iş gücü bakımından gerekse alt yapı bakımından ilaçları takip etmekte ve ihtiyaca yönelik ilaçları tespit etmekte yetersizlikler olduğu;

-2012 yılında yürürlüğe giren 18/2012 Sayılı Çevre Yasası kurallarının önceden uygulanan bertaraf sisteminin uygulanmasını yasaklaması ve dolayısıyla bu yıldan itibaren son kullanma tarihi geçen ilaçların depo içerisinde muhafaza edildiği;

-Zaman zaman alınan ilaçların, tıptaki gelişmelere paralel olarak üretilen yenilerinin alımıyla ihtiyaç fazlası duruma gelebildiği;

-Çıkılan ihaleler sonucunda alınan ilaçların İlaç ve Eczacılık Dairesi deposuna girişinden sonra otomasyon sistemine kaydedilmesine ve takibine yönelik teknik, idari ve kullanıma dair sıkıntıların bulunduğu;

-Personel sıkıntısı olduğu, Daire’nin teşkilat şemasında 6 adet eczacı kadrosu bulunmasına ve 1990’lı yıllardan itibaren 15 eczacının emekli olmasına rağmen yıllardır hiçbir eczacının istihdam edilmediği;

-Toplamda 57 kadrosu bulunan Daire’nin yüzde 50’nin altında kadro kapasitesi ile çalıştığı, bu personelden bazılarının taşeron şirketlerden sağlanan personel, bazılarının ise geçici memur ya da geçişi işçi statüsünde bulunduğu, dolayısıyla da kendilerine hizmet şemasında bulunan görev, yetki ve sorumlulukların hiçbirinin yüklenemediği;

-Daire’nin ilaç ve malzeme temini yanında ilaçlara ilişkin ön izinler, ithalat izinleri, ülkeye giren serbest piyasada kullanılacak tüm ilaçlar, tüm tıbbi malzemeler, tüm kozmetikler, uçucu maddeler kapsamında olan kimyasalların izinlendirilmesi gibi yüklendiği farklı sorumluluklar bulunduğu ve tüm bu sorumlulukların şu anda Daire’de mevcut iki tane eczacı tarafından gerçekleştirildiği;

-İki tane eczacı alımına ilişkin Kamu Hizmeti Komisyonu’nca sınav duyurusu yapıldığı; ancak istihdamın henüz gerçekleştirilmediği;

-58/1987 Sayılı İlaç ve Eczacılık Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Yasası ile ilgili olarak iyileştirici bir çalışmanın uzun yıllardır hayata geçirilemediği;

-Hastalara ilaç dağıtımının İlaç ve Eczacılık Dairesi’nin giriş bölümünden yapıldığı, burada Numaratör bulunmadığı, işlemlerin daha hızlı gerçekleştirilmesi için personel tarafından elle tutanak tutulduğu ve anında sistemden düşme yönteminin gerçekleştirilmediği, reçetelerin dahi otomasyondan sorumlu kişiye verildiği ve girişlerinin gün sonu, hatta bazı zamanlarda ertesi günlerde yapılabildiği;

-İlaç ve Eczacılık Dairesi deposunun ana girişinden yapılan ilaç alımlarının genelde elle ve koli bazında sayımının yapıldığı; özellikle depoya yüklü oranda ilaç girişi yapılacağı zamanlarda zaman zaman insan hataları sonucu otomasyon sistemine hatalı veri girişlerinin yapılabildiği;

-İlaç ve Eczacılık Dairesi deposunda raf sisteminin kurulmamış olduğu, bunun yanında sistemin kurulmasına ilişkin projenin bütçe teklifinin Daire Müdürlüğü’nce iki kez sunulduğu ve halihazırda proje ile bütçe planlamasının hazır bulunduğu;

-Depo güvenliğinin sadece kamera kayıtlarıyla sağlandığı; ayrıca depo güvenliğini sağlayacak personellerin bulunmadığı;

-Barkod numaralarının geçmiş dönemde insan hatası sonucunda sisteme yanlış girişinin yapıldığı, barkod sistemi yerine gelişen teknolojiye uygun olarak ilaçta etken madde ile girişe olanak sağlayacak karekod sistemine geçişin sağlanması gerektiği;

-Karekod sistemiyle giriş ile ilacın seri numarasından, üretiminden, etkin maddesinden her ayrıntısına kadar tüm verilerine; ayrıca hangi tarihte, ne zaman, kimin tarafından alındığı gibi bilgilere ulaşılabileceği;

-Sağlık Bakanlığı’nın ilaçlara yönelik sağlık stok sisteminin etkin bir şekilde işletilmesini teminen 8 Nisan 2013 tarihinde SİSOFT Sağlık Bilgi Sistemleri LTD ile yapılan bir sözleşme karşılığında şu anda devlet hastanelerinde uygulanan sistemin kurulumuna gidildiği, bu sistemin şu anda Türkiye’deki devlet hastanelerinde uygulanan bir sistem olduğu, bu sistemin kurulmasına yönelik ara sözleşmeler de dahil olmak üzere toplam 675 bin dolar tutarında bir meblağın harcandığı, ancak sistemin en önemli modüllerinden olan stok takip satın alma ve demirbaş modülünün aktif olmadığı;

-Ödenen miktara Ana Bakım Sözleşmelerinin de dahil olduğu; bunun yanında imzalanan sözleşmenin personele verilecek eğitimi de kapsadığı;

-SİSOFT sistemiyle ilgili olarak, merkezden perifere dağıtılan ilaçların sistemden düzenli olarak düşülmediği, sistemin etkin bir şekilde işletilmesi hedefine yönelik personel eğitimlerinin yeterli düzeyde sağlanmadığı;

-SİSOFT’un etken madde girişine olanak sağlayacak şekilde kurulumuyla ecza deposunda bulunan muadillerin hastaya verilebileceği, piyasada eksik olan bir ürünün daha kolay saptanabileceği;

-FIFO Yöntemi (First in First Out -İlk Giren İlk Çıkar) diye bilinen etkin stok değerleme yönteminin, yani stoktaki malların kullanılma sırasının ilk alınan mallardan başlanarak sırasıyla devam edeceği, bir başka deyişle stoklara giren malların yine giriş sırasıyla stoktan çıkacağı varsayımına dayanan yöntemin İlaç ve Eczacılık Dairesi’nde var olmayan sistemli ve düzenli raflama ve depolama sistemi eksikliği nedeniyle uygulanamadığı;

-İlaç sektöründe ihaleye çıkılmadan önce her yılın eylül ayında İlaç ve Eczacılık Dairesi tarafından tüm hastanelerden ve bütün servislerden olmak üzere yıl içerisinde oluşabilecek ilaç gereksinimlerinin miktar ve kalem bazında talep edildiği, gelen listeler bağlamında Merkezi İhale Komisyonu’nca açılacak ihaleye yönelik talep listelerinin oluşturulduğu;

-Hastanelerden talep edilen ilaç gereksinimlerinin geçmiş yıllardaki kullanım oranları da gözetilerek tahmini miktarlar olarak belirlendiği;

-Özellikle onkoloji ilaçları gibi piyasada her zaman mevcut olmayan ilaçların ise gerektiğinde dış temsilcilikler vasıtasıyla tedarik edilebildiği;

-İlaç ve Eczacılık Dairesi’nin yıl içinde oluşan acil gereksinimler için Daire olarak ihaleye çıkabildiği;

-Merkezi İhale Komisyonu’nca birkaç yıldır yıldan yıla değişen miktarlarda ilaç alımları yapıldığı ve bu alımların değerinin 60 milyon ile 80 milyon Türk Lirası arasında değiştiği;

-Tüm alımların 20/2016 Sayılı Kamu İhale Yasası tahtında yapıldığı, bunun haricinde Komisyonun İlaç ve Eczacılık Dairesi’nden gelen talep miktarları üzerinde tartışma ya da soruşturma yapma gibi bir yetkisi olmadığı;

-İlaç ihalelerine çıkmazdan önce taleplerle ilgili herhangi bir kalemde aşırı miktarda bir artışın gözlemlenmediği, halihazırda son beş yıl içerisinde yapılan hiçbir ihaleye itiraz edilmediği;

-İlaçlara ilişkin keşif bedellerinin İlaç ve Eczacılık Dairesi tarafından belirlendiği ve Daire tarafından Komisyona iletilen keşif bedeller açısından mümkün olduğunca en uygun fiyatın belirlendiği;

-İlaç alımlarına ilişkin teknik şartnamenin içerisine ilaçların son kullanım tarihlerine yönelik şart konulabileceği, dolayısıyla stoktaki ilaçların büyük bir bölümünün bedelinin aslında tamamen firmalarca karşılanabileceği,

-Sağlık Bakanı Sn. Dr. Ali Pilli’nin, Sağlık Bakanı olduktan sonra İlaç Eczacılık Dairesi’ni ziyaret ettiği, yukarıda bahse konu tüm eksiklikleri saptadığı, İlaç ve Eczacılık Dairesi’nde gözlemlenen tüm aksaklıkların giderilmesine yönelik stok takip sistemine ilişkin ilaç kartlarının düzenlenmesi, etken madde, muadili işlemlerin yapılması, sıfırdan stok sayımı ve otomasyon sisteminin etkin işler duruma getirilmesine yönelik hizmet alımı yoluyla geçici süreli personel istihdam ettiği;

-Sayıştay Başkanlığı’nın hâlihazırda İlaç ve Eczacılık Dairesi ile ilgili yürüttüğü kapsamlı bir denetimin mevcut olduğu ve bu denetim sonucunda kapsamlı bir Rapor sunulacağı.

Raporda yer alan sonuç ve öneriler:

-İlaç ve Eczacılık Dairesi’nde son kullanma tarihi geçmiş ilaçların gerçek değerinin öne sürüldüğü gibi 200 milyon Türk Lirası tutarında olup olmadığının bulgular ve tespitler bölümünde belirtilen koşullar nedeniyle tespit edilebilir olamayacağı, dolayısıyla İlaç ve Eczacılık Dairesi’nde son kullanma tarihi geçmiş ilaçların neden olduğu israfın sebep olduğu mali külfetin net değerine ulaşılamadığı;

-İlaç ve Eczacılık Dairesi’nde son kullanma tarihi geçmiş ilaçların bulunmasının ortaya çıkış nedenlerinin başında 2012 yılında yürürlüğe giren Çevre Yasası düzenlemesiyle birlikte o tarihten bugüne kadar geçen sürede herhangi bir imha işleminin yapılmamış olması ve ilaçların bir depoda muhafaza edilmek zorunda kalınması;

-İlaç ve Eczacılık Dairesi deposuna girişlerde ve depodan çıkışlarda ilaç takip sistemine imkân sağlayacak etkin otomasyon sisteminin işlerliğinin sağlanmasının elzem olduğu, ancak bu sayede sistemli bir veri girişi ile son kullanma tarihi geçmiş ilaçların birikiminin önüne geçilebileceği;

-Teknik olarak stok takibi yapılmasını mümkün kılan sistemin günün koşullarına göre güncellenmesinin gerekli olduğu;

-Daire’nin internet ağı açısından yeterli teknik donanıma kavuşturulması gerektiği;

-Yılda bir kez yapılan ilaç alımlarında bir yıllık planlamanın yapılmasının zor olduğu, bu nedenle bu kadar uzun süreli yapılan taleplerde zaman zaman eksik veya fazlalık ortaya çıkabildiği;

-İlaç ve Eczacılık Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Yasasında iyileştirmeler yapılmasının mutlaka gerekli olduğu; buna bağlı olarak Daire kadrosunda bulunan eczacıların görev ve sorumluluklarının mevzuatta güncellenmesi gerektiği,

-Otomasyon ve kayıt sistemine yönelik görevlerin net bir şekilde yüklenebileceği kamu personelinin istihdamının sağlanması gerektiği;

-İlaç ve Eczacılık Dairesi uhdesinde görev yapacak kamu personeli ve diğer çalışanların meslek içi eğitimlerinin aksatılmaması gerektiği;

-Son kullanma tarihi geçmiş ilaçların Çevre Yasası kurallarıyla uygun bir şekilde imhasının sağlanmasına yönelik teknik altyapının oluşturulması ve ivedilikle işlerliğe kavuşturulması gerektiği;

-Komitemiz, Merkezi İhale Komisyonu’ndan alınan bilgiler ışığında ve son beş yıldır çıkılan ihalelerde itiraz olmadığını da göz önüne alarak, belirli ilaçların bilinçli olarak mükerrer alımının yapılmadığına ve devlete ilaç satan firmaların bu alımlardan bir rant sağlamasına olanak verecek suiistimal olmadığına kanaat getirmiştir.

-Sayıştay Başkanlığı’nın İlaç ve Eczacılık Dairesi Müdürlüğü hakkında yürüttüğü kapsamlı denetim sonucunda, bu sistemsizlik içerisinde eğer varsa sorumluluk yüklenecek tarafların belirlenebileceği.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75