Yolsuzluğa karşı ‘fonlar’ denetlenmeli

banner37

Friedrich Ebert Vakfı akademisyenleri Gökçekuş ve Sonan, kamuoyunda örtülü ödenek olarak bilinen ‘kamunun mali denetimine tabi olmayan ödeneklerin’ bulunduğu algısının ortadan kaldırılması için adımların atılması gerektiğini vurguladı

banner87
Yolsuzluğa karşı  ‘fonlar’ denetlenmeli
banner99

Ergül ERNUR

NOTUMUZU YÜKSELTMEK MÜMKÜN… Akademisyenler Ömer Gökçekuş ve Sertaç Sonan, “2018 Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algısı Raporu”nda “yolsuzluk” karnesi hiç iç açıcı olmayan ülkemizde, bu tabloyu değiştirmenin mümkün olduğunu belirtti. Akademisyenler, bunun için dört farklı öneri sundu. Reform niteliği taşıyan bu önerilerin hayata geçirilmesi durumunda ise, TI-CPI skorumuzun 48'e yükseleceğini, sıralamadaki yerimizin ise 33 basamaklık yükselişle 60'ıncı sıraya tırmanacağını vurguladı.

Gökçekuş ve Sonan’ın önerileri şöyle:

1-Bürokraside, üçlü kararnameyle yapılan atamalar olarak bilinen, üst düzey mevkilere yapılan siyasi atamalar sınırlandırılmalı.

2-Kamuoyunda örtülü ödenek olarak bilinen kamunun mali denetimine tabi olmayan ödeneklerin bulunduğu algısının ortadan kaldırılmasına yönelik adımlar atılmalı. Kamunun denetimine tabi olmayan herhangi bir fon yok. Bu nedenle var olan yasalar uygulanmalı ve mali denetim kurumları etkin şekilde çalıştırılmalı.
3-Mal ve borç bildirimi tamamen şeffaf hale getirilmeli.

4-Bilgiye erişim konusunda yapılan düzenlemeler tam olarak hayata geçirilmeli.

   Kuzey Kıbrıs'ta yolsuzluk algısını ölçen ve yolsuzlukla mücadele konusunda farkındalık oluşturmak için hazırlanan “2018 Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algısı Raporu” hayli ilginç sonuçlarla dolu.

   Akademisyenler Ömer Gökçekuş ve Sertaç Sonan tarafından hazırlanan ve Friedrich Ebert Vakfı tarafından yayınlanan raporda, “öneriler” kısmına da yer verildi.

   Gökçekuş ve Sonan, gerek iş insanlarıyla yapılan anketlerden gerekse uzmanlarla yapılan atölye çalışmasından elde edilen sonucun Kuzey Kıbrıs'taki yolsuzluk algısının son derece yüksek olduğunu gösterdiğini vurguladı.

   Akademisyenler, sorular ne şekilde formüle edilirse edilsin “yolsuzluk çok yaygın” diyenlerin oranının, “hiç yok” diyenlerin oranının en az iki katı kadar olduğunu belirtti.

   Bir önceki yıla göre, yolsuzlukla mücadele çerçevesinde, kurumlara olan güven temelinde genel bir değerlendirme yapan iki akademisyen, durumun kötüye gittiği uyarısında bulundu.

   Gökçekuş ve Sonan, yolsuzluğun saptanmasından cezalandırılmasına kadar giden süreçte yer alan kurumların, iş insanlarından neredeyse geçer not almadığını vurgulayarak yolsuzluğu saptamakla yükümlü mali denetim kurumlarının tamamının skorunun geçtiğimiz yıla göre düşüş gösterdiğini belirtti.

   Yolsuzluğun saptanmasından sonra bunu yargıya taşıması gereken kurumların (Meclis, Polis, Başsavcılık) performansının da iyi olmadığını söyleyen akademisyenler, çalışmanın sonuçlarının yolsuzluk alanında ülke olarak pek de iç açıcı bir noktada olmadığımızı gösterdiğini, geçtiğimiz yıla göre de kötüye gittiğine işaret etti.

   Her iki akademisyen de, “Kamuoyunda örtülü ödenek olarak bilinen kamunun mali denetimine tabi olmayan ödeneklerin bulunduğu algısının ortadan kaldırılmasına yönelik adımlar atılmalı. Teknik olarak kamunun denetimine tabi olmayan herhangi bir fon yok. Bu nedenle var olan yasaların uygulanmalı ve mali denetim kurumları etkin şekilde çalıştırılmalıdır.”

“Güven düşük”

   “Kamu kaynaklarının yolsuzluktan dolayı özel şirketlere, bireylere ya da gruplara aktarılması ne kadar yaygındır” sorusu sorulduğunda, katılımcıların yüzde 38'inin 'çok yaygın' cevabı verdiğini belirten akademisyenler, yüzde 14'ünün 'hiç yok' dediğini belirtti.

   “Genel olarak kamu kaynakları istismar ediliyor mu?” sorusuna “çok yaygın” diyenlerin oranı yüzde 64'e çıkarken, 'hiç yok' diyenlerin oranının yüzde 10'a indiğini ifade eden akademisyenler, katılımcıların sadece yüzde 16'sının yolsuzluğun son bir yıl içerisinde azaldığını düşündüğünü söyledi.

   Akademisyenler Ömer Gökçekuş ve Sertaç Sonan, 'Kamu varlıklarının tahsisi ve kiralanması' ile teşviklerin rüşvetin en yaygın olduğu alanlar olarak öne çıktığına dikkat çekerek 'su ve elektrik gibi kamu hizmetlerinin sağlanması' ile yargının, rüşvetin en az rastlandığı alanlar olarak tespit edildiğini belirtti.

   Katılımcıların yolsuzluktan en fazla siyasetçileri ve siyasal partileri sorumlu tuttuğunun altını çizen akademisyenler, “Başta kamu harcamalarını denetlemekle yükümlü kurumlar olmak üzere, katılımcıların yolsuzluğu engellemesi beklenen kurumsal mekanizmalara olan güveni oldukça düşüktür. Bundan, kâğıt üstünde bağımsız olan kurumların fiiliyattaki bağımsızlığının sorgulanmakta olduğu anlaşılmaktadır” dedi.

Kötü imajı düzeltmek mümkün

   Çeşitli kurumsal düzenlemelerle bir ülkedeki yolsuzluk düzeyini düşürmenin mümkün olduğuna dikkat çeken Gökçekuş ve Sonan, rapordan çıkan sonuçlar ışığında dört somut öneri sundu. Bunu yaparken de iki noktaya dikkat etti.

   Bunlardan birincisi, söz konusu hususta kamuoyunda belli bir hassasiyet ve beklenti bulunması, ikincisiyse yapılacak değişikliğin nispeten kolay ve hızlı şekilde hayata geçirilebilmesi.

   Akademisyenler, önerilerin tamamının uygulanması durumunda, yolsuzluğu önleme anlamında kurumsal altyapımızın daha güçlü bir noktaya gelmekle kalmayacağını, bunun işareti olarak ülkemizin skoru ve sıralamadaki yerinin de ciddi şekilde yükseleceğini söyledi.

“Üçlü kararnameyle atamalar sınırlandırılsın”

   Akademisyenlerin önerileri şöyle:

   “İlk önerimiz bürokraside, üçlü kararnameyle yapılan atamalar olarak bilinen, üst düzey mevkilere yapılan siyasi atamaların sınırlandırılmasıdır.

   Örneğin her bakanlıkta sadece seçilmişler ile atanmışlar arasında köprü vazifesi görecek bir atamanın yapılması kamuoyunu çok rahatsız eden müşavirlik konusunda olumlu bir adım olabileceği gibi bürokrasiyi de daha profesyonel bir hale getirecektir.

“Denetlenmeyen fon yok, mekanizma çalıştırılmalı”

   Kamuoyunda örtülü ödenek olarak bilinen kamunun mali denetimine tabi olmayan ödeneklerin bulunduğu algısının ortadan kaldırılmasına yönelik adımların atılması da yolsuzlukla mücadelede önemli bir adım olacaktır. Uzmanlarla yapılan görüşmelerden ortaya çıkan sonuç aslında teknik olarak kamunun denetimine tabi olmayan herhangi bir fonun bulunmadığıdır. Dolayısıyla burada yapılması gereken yeni bir yasa geçirmek ya da yeni bir mekanizma oluşturmak değil zaten var olan yasaların uygulanması ve mali denetim kurumlarının etkin bir şekilde çalıştırılmasıdır.
   Bu iki reformun gerçekleştirilmesi durumunda EIU skorumuz 34'ten 52'ye, bunun sonucunda da TI-CPI skorumuz 37'den 42'ye yükselecektir. Bu ise sıralamada 77'inci sıraya yükselmemiz anlamına gelecektir.

“Reformlar uygulanırsa, sıralamamız değişir”

    Mal ve borç bildiriminin tamamen şeffaf hale getirilmesi de önemli bir adım olacaktır.

   Benzer şekilde, bilgiye erişim konusunda yapılan düzenlemelerin tam olarak hayata geçirilmesi bizi yolsuzlukla mücadele anlamında çok daha iyi bir noktaya taşıyacaktır.

   Bu yönde yapılacak reformlar Bertelsmann-SGI skorumuzu 22'den 48'e taşırken TI-CPI skorumuzu da 44'e yükseltecektir.
   Skordaki bu değişiklik sıralamadaki yerimizi de 70'inciliğe taşıyacaktır.
   Önerilen dört reformun tek tek uygulanması halinde TI-CPI skorumuz 48'e yükselmekte, sıralamadaki yerimizse 33 basamaklık bir yükselişle 60'ıncı sıraya tırmanmaktadır.

   Bu skor bizi ortalamanın 5 puan üzerine taşıdığı gibi Hırvatistan'la aynı sıraya, Romanya ve Macaristan gibi AB ülkelerininse hemen üzerine yerleştirecektir.
   Bunlar dışında, yolsuzluğun tespiti ve cezalandırılmasında önemli rol oynayan mali denetim kurumları, Başsavcılık, Polis ve Yargı’nın güçlendirilmesi ve daha bağımsız hale getirilmeleri orta vadede yapılması gereken işler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunların gerçekleşmesi için siyasetin gölgesinin bu kurumların üzerinden kaldırılması gerekmektedir.”

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96