banner6

Yolsuzluk büyük sorun torpil çok yaygın

banner37

Yolsuzluk büyük sorun  torpil çok yaygın
banner151 banner143

Ali ÇATAL

   Doç. Dr. Sertaç Sonan ve Prof. Dr. Ömer Gökçekuş tarafından hazırlanan ve İngiliz Yüksek Komiserliği desteğiyle hazırlanan ‘Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Barometresi 2021’ sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı.

   Uluslararası yöntemlerle, Kasım ve Aralık 2021 döneminde Metron Araştırma tarafından toplam bin kişi ile yapılan görüşmelere dayanan anket, aynı zamanda Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan ve “sokaktaki insan” olarak tabir edilen ‘sıradan’ kişilerin rüşvet ve yolsuzlukla ilgili geçmiş deneyim ve mevcut görüşlerini yansıtıyor.

Raporda öne çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri, ülkemizde yolsuzluğun büyük sorun ve torpil mekanizmasının da yaygın olması.

   Rüstem Kitabevi’nde dün düzenlenen etkinlikle duyurulan rapora göre, Kuzey Kıbrıs’ta yaşayanların yüzde 77’si, geride bıraktığımız 12 aylık sürede, KKTC’deki yolsuzluğun arttığı düşüncesinde.

   Raporun en ‘çarpıcı’ bir diğer verisi ise ankete katılanların ‘en fazla yolsuzluk yapanlar’ sıralamasında ilk iki sıraya Başbakan ve bakanları yerleştirmesi.

    Ankete katılanların yüzde 56’sı, kabinedekilerin ‘hepsinin veya büyük bir çoğunluğunun’ yolsuzluk yaptığını düşünüyor.

   Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün güncel yöntemine göre hazırlanan raporda, anket katılımcılarının yüzde 89’u, yolsuzluğun Kuzey Kıbrıs’ta ‘büyük, ya da çok büyük’ bir sorun olduğunu belirtti. Kıbrıslı Türklerin yüzde 77’sine göre geçtiğimiz 12 ayda ülkede yolsuzluk arttı; yolsuzluğun azaldığını düşünenlerin oranı ise sadece yüzde 4.

   Toplumda, hükümetin ‘bazı çıkar grupları’ tarafından ele geçirildiğine yönelik inancın yükseldiğine dikkat çeken Sonan ve Gökçekuş, rüşvetle ilgili rakamların da sadece bir yıl içerisinde yüzde 7’den 10’a çıktığını, bunun ‘neredeyse yüzde 50 bandında bir artış’ anlamına geldiğini, rüşvetin en yoğun yaşandığı alanın ise ‘sağlık’ olduğunu da ifade etti.

Yolsuzluk algısı yüksek

   Ankete katılanların yüzde 35’i ‘büyük’ ve yüzde 53’ü ‘çok büyük’ yanıtını vermek üzere yüzde 88’i, yolsuzluğu önemli bir sorun olarak görürken; yüzde 7’si ise bunun ‘küçük’ bir problem olduğu düşüncesinde.

   Ankete katılanların yüzde 77’si son 12 ayda yolsuzluğun arttığını, sadece yüzde 4’si yolsuzluğun azaldığını düşünüyor.  

   KKTC’deki yolsuzluğun büyüklüğüne dair algı ise Avrupa Birliği (AB)ülkeleri içerisinde yüzde 92 ile Hırvatistan, yüzde 90 ile Bulgaristan, yüzde 88 ile Güney Kıbrıs, yüzde 88 ile Portekiz, yüzde 86 ile İspanya ve yüzde 85 ile Çekya gibi en kötü oranlara sahip ülkelerle benzerlik arz ediyor.

   Kuzey Kıbrıs’taki yolsuzluğun büyüklüğüne yönelik genel kanı, AB ortalaması olarak kayda geçen yüzde 62’ninse çok gerisinde.

   Rapora göre, ortaya çıkan mevcut tablo, AB’de çıkan sonuçlardan çok daha kötü, zira AB ortalamasına bakıldığında, katılımcıların sadece yüzde 32’sinin yolsuzluğun bir önceki yıla göre arttığı, yüzde 44’ününse aynı kaldığını düşündüğü görülüyor. AB içerisinde en kötü performansa sahip Güney Kıbrıs’ta dahi yolsuzluğun arttığını düşünenlerin oranı yüzde 65.

   Ankete katılanların yüzde 86,30 gibi çok büyük bir çoğunluğu da mevcut hükümetin yolsuzlukla mücadele alanında iyi bir iş çıkarmadığına inanıyor.

   Buna göre, “Hükümetin yolsuzlukla mücadele performansı nasıldır?” sorusuna katılımcıların ancak yüzde 5’i “İyi” yanıtını verdi; yüzde 86’sı ise “Kötü” dedi. “Bilmiyorum” diyenler ise yüzde 8’i olarak belirlendi.

Yolsuzluğa en fazla karışanlar

   Katılımcılara göre, yolsuzluğa en fazla karışanlar ise Başbakan ve bakanlar.

   Buna göre, ankete katılanların yüzde 56’sı, kabinedekilerin tamamının ya da çoğunluğunun yolsuzluğa bulaştığını düşünüyor. Yüzde 23’lük AB ortalaması ise bunun yine oldukça altında.

   Rapor, AB’de bu alanda en kötü performansa sahip Bulgaristan’da da KKTC’ye benzer bir sonucun ortaya çıktığına ve anket katılımcılarının yüzde 56’sının Başbakan ve ekibinin yolsuzluğa bulaştığını düşündüğüne de işaret ediyor. Güney Kıbrıs’ta da katılımcıların yüzde 48’i, Başkan ve ekibi için aynı şeyi söylüyor.

İş dünyasıyla siyaset arasındaki ilişkiye dair algıya bakıldığında da durumun oldukça kötü olduğu görülüyor. Buna göre, ankete katılanların üçte ikisinden daha fazlası, hükümetin, ‘büyük ölçüde, sadece kendi çıkarını düşünen, birkaç büyük çıkar grubu tarafından yönetildiğini’ düşünüyor.

   Yine aynı oranda katılımcı da ‘şirketlerin kârlı devlet ihalelerini kazanabilmek için para veya bağlantılarını' sıklıkla ya da çok sık kullandığı’ kanaatinde. AB ortalamasıysa, birinci düşünce için yüzde 53, ikincisi içinse yüzde 52 düzeyinde.

   AB dahilinde çıkar gruplarının nüfuzuna dair en kötü algı, yüzde 70’le Slovenya’dayken, onu, yüzde 68’le Bulgaristan ve Güney Kıbrıs takip ediyor.

   İhalelerde rüşvet ve bağlantıların kullanılması konusunda en kötü algının bulunduğu ülkelerse Bulgaristan, Güney Kıbrıs ve Yunanistan. Bu ülkelerdeki katılımcıların dörtte üçü kadarı, kamu ihalelerini kimin alacağının belirlenmesinde rüşvet ve bağlantıların sıklıkla rol oynadığını düşünüyor.

Hükümete güven yok

   Ankete göre, hükümete güvenmeyenler oranı yüzde 90.

   Anket sonuçlarında ‘kurumlara güven’ maddesinde mahkemeler, AB ve yerel yönetimler ön plana çıkıyor. Buna göre, hükümete güvenenlerin oranı yüzde 11;mahkemelere güven oranı yüzde 59’a, AB’ye güven oranı yüzde 58 ve yerel yönetimlere güven oranı yüzde 50’ye kadar çıkıyor.

   Rapora göre, Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün AB’yi kapsayan çalışmasında, AB genelinde polise, yerel yönetimlere ve mahkemelere güvenin yüksek olduğu ortaya çıktı. AB'de yaşayanların yüzde 60'ından fazlası, bu kurumlara güvendiğini bildirdi. Yüzde 56’lık bir kesim de AB’ye güvendiğini ifade etti.

   Mahkemelere ve AB’ye duyulan güvene bakıldığında, KKTC’deki sonuçların da neredeyse AB ortalamasına denk düştüğü görülüyor. Bu doğrultuda, mahkemelere güvenenlerin oranı yüzde 59’a, AB’ye güvenenlerin oranıysa yüzde 57’ye ulaşıyor. Polise güvenenlerin oranıysa, KKTC’de yüzde 47 olarak ölçümlendiğinden, yüzde 77 düzeyindeki AB ortalamasının gerisinde kalıyor.

   Hükümete güven sonuçlarına bakıldığında ise bu makasın daha da açıldığı görülüyor. AB genelinde ulusal hükümete güven duyduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 48 olduğu halde, bu oran KKTC’de yüzde 11’e düşüyor; katılımcıların yüzde 86’sı da hükümete güvenmediğini ifade ediyor.

   Veriler uyarınca, yerel yönetimlerin performansıysa daha iyi çünkü katılımcıların yarıya yakını, yerel yönetimlere güvendiğini belirtiyor.

   Kurumlara güven anlamında ise yerel yönetimlerle hükümet arasında ‘hatırı sayılır’ bir ayrışmanın yaşandığını da vurgulayan Sonan ve Gökçekuş, bu bağlamda, son bir yıl zarfında özellikle Gönyeli ve Lefke gibi belediyelerin katkısıyla yerel yönetimlere güvenin arttığı, ancak Gazimağusa ve Güzelyurt gibi belediyelerin ise ‘negatif ayrıştığı’ bilgisini de verdi.

Rüşvet düşük, ‘torpil’ yaygın

   Rapora göre, rüşvet, iltimas konularında toplumdaki genel algı ise yolsuzluğa nazaran ‘düşük’ durumda lakin halk arasında “Torpil” olarak bilinen ve kamudan hizmet alabilmek için ‘çeşitli bağlantıları kullanmayı’ ifade eden eylem biçimini kullanmak zorunda kaldığını beyan eden katılımcıların oranı ise yüksek.

   Bu bağlamda, son on iki ay dahilinde ‘polis, devlet hastaneleri, devlet okulları, resmi belgelerin temini ve sosyal güvenlik işlemleri’ olmak üzere temel kamusal hizmetleri kullanmış katılımcıların ancak yüzde 10 kadarı, söz konusu hizmeti almak için rüşvet vermek zorunda kaldıklarını belirtiyor; kamu hizmetlerinde ‘torpil’ kullanmak durumunda kaldığını aktaran katılımcıların oranı da yüzde 56 bandında.

   İlgili ankette, bir kamu hizmeti alırken, cinsel içerikli ‘herhangi bir taleple’ karşılaştığını veya karşılaşan birisini tanıdığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 9’a yakın.

   Çalışmada, bazı insanların, kamu görevlilerinin bir kamu hizmeti veya yardımını sağlama karşılığında cinsel içerikli taleplerde bulunduğu durumlarla karşılaştığı vurgulandı. Cinsel içerikli talepler ise uygunsuz şekilde dokunmayı, vücudun belli yerlerinin ifşa edilmesini istemeyi, müstehcen resimler için poz verilmesini talep etmeyi veya cinsel aktivitede bulunmayı içerebiliyor. Bir başka deyişle, bu tür yolsuzlukta, cinsellik ‘bir rüşvet aracı’ haline geliyor ve kurbanlar da birtakım kamu hizmetinden faydalanabilmek için cinsel bir eyleme zorlanıyor.

   Katılımcıların yüzde 65’i ‘seyrek de olsa’ bunun yaşandığını ifade ediyor. AB ortalaması ise yüzde 74 lakin “Son beş yılda herhangi bir yetkilinin sizden veya tanıdığınız birinden bir kamu hizmeti veya yardımını sağlama karşılığında cinsel içerikli taleplerde bulunduğu oldu mu?” sorusuna, katılımcıların yüzde 9’a yakını “Evet” yanıtı verdi. AB’deki en kötü orana sahip ülke ise %yüzde 7 ile Bulgaristan. Bulgaristan’ı da yüzde 13’le  Romanya ve Hırvatistan takip ediyor.

“Kara para aklama büyük sorun”

   Söz konusu anket, Kuzey Kıbrıs’ta ‘dönem dönem de olsa’ kamuoyunu meşgul eden ‘kara para aklama’ konusunda da halkın nabzını tutmuş.

   Buna göre, anket katılımcılarının yüzde 82’si kara para aklamanın KKTC için ‘büyük bir sorun’ olduğunu düşünüyor. Yine yüzde 75 gibi çok büyük bir çoğunluk da hükümetin bu konuda kötü bir performans gösterdiğini düşünüyor.

   Diğer taraftan, katılımcıların yüzde 61 gibi yine önemli bir çoğunluğu, yurttaşların yolsuzluk olaylarını ilgili mercilere ‘korkmadan bildiremediği’ düşüncesinde.

   Kıbrıslı Türklerin üçte bire yakını yolsuzluğa karışan yetkililerin hiçbir zaman cezalandırılmadığı inancında.  Diğer üçte birlik kesimse bunun çok seyrek olduğunu söylüyor. Yolsuzluğa karışan yetkililerden hesap sorulmasının sık gerçekleştiğini söyleyenlerin oranı ise sadece yüzde 7 dolayında.

   Ankete göre, her seçim döneminin öne çıkan tartışma konusu ‘oy satın alındığı’ iddialarının doğruluğuna yönelik algı yüksek olmakla birlikte, ‘pratikte’ bu durumun‘nispeten az’ olduğu da görülüyor.

   Bu doğrultuda, katılımcıların çoğu, oy satın almanın sık meydana gelen bir şey olduğunu söylese de ankete katılanların sadece yüzde 15’i son beş yıl içerisinde ‘belirli bir şekilde oy vermeleri için’ kendilerine rüşvet teklif edildiğini söylüyor. Katılımcıların yüzde 7’sinden küçük bir bölümü ise talep edilen doğrultuda oy kullanmamaları durumunda ‘cezalandırılmakla tehdit edildiklerini’ belirtiyor.

‘Yolsuzlukla mücadelede vatandaşların rolüne inanç AB’nin gerisinde

   Rapora göre, Kıbrıslı Türklerin yüzde 46’sı, sıradan vatandaşların yolsuzlukla mücadelede fark oluşturabileceğini düşünürken; yüzde 27’si ise bunun aksini düşünüyor.

   AB ile karşılaştırıldığında ise bu rakamlar da ‘kötümser bir tablo’ olarak görülüyor çünkü AB’de katılımcıların yüzde 64’ü yolsuzlukla mücadelede vatandaşların etkili olabileceğini düşünüyor.

AB içerisinde Kıbrıslı Türklerden de kötümser durumda olan tek ülke ise vatandaşlarının yüzde 23’ünün bu tür çabaların sonuç vermeyeceğini söylediği Polonya.

   Avusturya yüzde 48 ve Almanya da yüzde 47 ile KKTC’ye benzer oranlara sahip. Vatandaşlarının yüzde 80’inden fazlasının, kendilerinin yolsuzlukla mücadelede bir fark meydana getirebileceği görüşünü paylaştığı İtalya, Portekiz ve İrlanda ise bölgedeki en iyimser halklar olarak göze çarpıyor.

   Ayrıca Kıbrıslı Türklerin yüzde 83 gibi ezici bir çoğunluğu, yolsuzluğun ‘ne olursa olsun’ kabul edilemeyeceğini ifade ediyor. Hatta yolsuzluğu tolere etmeme oranı, yüzde 73’lük AB ortalamasının dahi üzerinde.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104