Yolsuzluk ve rüşvet yaygın

banner37

Prof. Dr. Ömer Gökçekuş ve Doç. Dr. Sertaç Sonan’ın hazırladığı “Kuzey Kıbrıs’ta Yolsuzluk Algısı: 2019 Raporu” yayımlandı. 360 iş insanıyla yapılan anket ve uzmanlarla gerçekleştirilen atölye çalışmasının sonucunu ortaya koyan rapora göre, son iki yıl olduğu gibi bu yıl da durum pek iç açıcı değil:

Yolsuzluk ve rüşvet yaygın
banner90
banner99

İŞ İNSANLARI KONUŞTU… Akademisyenler Prof. Dr. Ömer Gökçekuş ve Doç. Dr. Sertaç Sonan, Kuzey Kıbrıs'ta yolsuzluk algısını ölçmek ve yolsuzlukla mücadele konusunda farkındalık oluşturmak için yeni bir rapor hazırladı. Gökçekuş ve Sonan, anketin telefonda görüşme yöntemiyle KTTO üyesi firmalarda yönetici pozisyonunda bulunan 360 katılımcıya uygulandığını, ayrıca anketteki bazı soruların kamu yönetiminde deneyimli uzmanlardan oluşan bir grupla da ele alındığını söyledi.

“EN FAZLA YOLSUZLUK KAMU ARAZİLERİ VE TEŞVİKLERDE”… Ankete katılan iş insanlarının yüzde 85’i KKTC’de rüşvet ve yolsuzluk olduğunu düşünüyor. Ankete katılanların yüzde 46’sı 'kamuya ait arazi ve binaların tahsis ve kiralanmasında rüşvet ya da el altından fazladan ödeme yapmanın çok yaygın olduğunu düşünürken; 'teşviklerde' rüşvetin çok yaygın olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 37.

“YOLSUZLUĞU SİYASİ MAKAMLAR YAPIYOR”… Ankete katılanların yüzde 48'i 'çok yaygın' şekilde 'kamu kaynaklarının bakanlar/yetkililer tarafından kişisel ya da partisel amaçlarla kötüye kullanıldığını' düşünüyor. Siyasetçiler (yüzde 44) ve siyasi partiler (yüzde 41) yolsuzluğun ‘en çok yaygın' olduğu iki grup olarak görülüyor. Bunları üst kademelerdeki memurlar (yüzde 38) takip ediyor. Ankete katılan iş insanlarının sadece yüzde 22'si alt kademelerdeki memurlar arasında yolsuzluğun 'çok yaygın' olduğu düşüncesine sahip.

85’İNCİ SIRADAYIZ… İş insanları ve uzmanlarının verdiği yanıtlar ışığında, KKTC’nin 2019 skoru 100 üzerinden 40 olarak hesaplandı. 0-100 ölçeğinde, sıfır yolsuzluğun çok yüksek olduğuna, 100 ise yolsuzluğun hiç bulunmadığına işaret ediyor. Bu skor 2020’nin başında Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün yayımladığı fakat ülkemizi kapsamayan 2019’a ait listedeki 180 ülkenin ortalaması olan 43’ün altında yer alıyor ve KKTC’yi 85'inci sıraya yerleştiriyor. Ülkemizin skorunda geçen seneye göre 3 puanlık artış olmasından dolayı sıralamada da 8 basamaklık yükseliş oldu.

Ceren ÖZBİL

   Ülkemizdeki ‘yolsuzluk’ olayları her geçen gün artıyor… Bunlardan bazıları su yüzüne çıkarken, bazılarının ise ortaya çıkmadığına inanılıyor.

   Ayrıca ‘yolsuzluk dosyaları’ sayısında azalma olacağına sürekli artış göstermesi herkesi tedirgin ediyor.

   “Bir kamu görevlisinin kendisine tevdi edilen gücü ya da mevkiyi kişisel kazanç için istismar etmesi” olarak tanımlanan ‘yolsuzluk’ kavramı, iş dünyasının en sık karşılaştığı durumlardan biri.

   İş insanlarının yüzde 85'i KKTC’de rüşvet ve yolsuzluk olduğunu düşünüyor.

Akademisyenler Prof. Dr. Ömer Gökçekuş ve Doç. Dr. Sertaç Sonan’ın hazırladığı rapor, Kuzey Kıbrıs'ta yolsuzluk algısını ölçmeyi ve yolsuzlukla mücadele konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. “Kuzey Kıbrıs’ta Yolsuzluk Algısı Raporu” daha önce 2017 ve 2018 yılları için de hazırlanmıştı.

   Raporda, en fazla yolsuzluğun 'kamuya ait arazi-binaların tahsis ile kiralanmasında' ve 'teşviklerde' gerçekleştiği belirtiliyor.

   Raporda, yolsuzluğu daha çok siyasi makamlarda bulunanlar ile üst düzey yetkililerin yaptığı yönünde yaygın bir kanı olduğu da dikkat çeken unsurların başında geliyor.

   Gökçekuş ve Sonan, “Sonuçlar, kurumsal altyapımızın yolsuzluğu önlemede yetersiz kaldığını göstermektedir. Katılımcıların, yargı ve mali denetim kurumlarının, hem bağımsızlığı hem de caydırıcılığı konusunda ciddi şüpheleri olduğu görülmektedir. Önceki iki raporda çıkan sonuçlara benzer bir şekilde sosyal medyanın

en caydırıcı mekanizmalardan biri olarak öne çıkması, üzerinde düşünmeye değer bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır” dedi.

KTTO’ya kayıtlı 360

iş insanıyla görüşüldü

   Akademisyenler Ömer Gökçekuş ve Sertaç Sonan tarafından hazırlanan rapor, Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün her yıl yayımlanan Yolsuzluk Algı Endeksi metodolojisi temel alınarak, iş insanlarının yanıtladığı bir anket ve uzmanlarla yapılan atölye çalışmasına dayanıyor.

   Akademisyenler, çalışmanın beş temel amacı bulunduğunu belirterek onları şöyle sıralıyor:

   “1-İş insanlarının yolsuzluk konusundaki nabzını tutmak; 2- Uluslararası kabul görmüş bir yöntem kullanarak ülkemizdeki yolsuzluk algısını ölçmek; 3- Yolsuzlukla mücadele konusunda ülkemizin dünyanın geri kalanına göre hangi noktada olduğunu tespit etmek; 4- Bir önceki yıla göre Kuzey Kıbrıs'ta yolsuzluk algısında gerçekleşen değişimi saptamak; 5- Çalışmanın bulgularından hareketle ülkemizi yolsuzlukla mücadelede daha başarılı bir noktaya taşıyacak kurumsal değişiklik önerilerinde bulunmak.”

“Yolsuzluk ciddi bir sorun”

   ‘Yolsuzluk ülkemizde ne kadar büyük bir sorundur' sorusuna cevap verenlerin yüzde 57'si “çok ciddi bir sorundur” yanıtını verirken, yüzde 11'lik kesim bunun hiç sorun olmadığını ifade etti.

   Katılımcılardan yolsuzluğun bir önceki yıla göre artıp artmadığı konusunda da bir değerlendirme yapmaları istendi. Bu soruya cevap verenlerin yarıdan fazlası (%51) son bir yıl içerisinde yolsuzluğun aynı kalmış olduğunu düşünüyor. Yüzde 35'lik bir grup yolsuzluğun arttığını düşünürken, sadece %15'lik bir kesim yolsuzluğun azalmış olduğu fikrini beyan etti.

“Skorda 3 puanlık artış var”

   Akademisyenler Ömer Gökçekuş ve Sertaç Sonan, ülkemizin skorunda geçen seneye göre 3 puanlık artış ve buna bağlı olarak sıralamada 8 basamaklık yükseliş görüldüğünü belirtti.

   Bu yükselmenin temel sebebinin uzmanlardan gelen skorun aynı kalmasına rağmen, iş insanlarından gelen skorun yükselmiş olduğunu ifade eden iki akademisyen şöyle dedi:

   “Ülkemizin skorunda geçen seneye göre 3 puanlık bir artış ve buna bağlı olarak sıralamada 8 basamaklık bir yükseliş görülmektedir. Bu artışın temel sebebi uzmanlardan gelen skorun aynı kalmış olmasına rağmen iş insanlarından gelen skorun yükseliş göstermiş olmasıdır. Ülkemizin geçen seneki skoru, komşumuz Türkiye'nin skorunun 4 puan gerisindeyken, bu yıl Türkiye'nin skorundaki 2 puanlık düşüşün de etkisiyle Türkiye'ninkinin 1 puan üstüne çıkmıştır. Performansımız, geçen seneye göre 1 puanlık düşüşle 58 skoruna sahip olan güney komşumuzun skorunun da hala oldukça gerisindedir”.

“Uzmanlar geçen seneye yakın

yani yine negatif bir tablo çizdi”

   Anket sonuçlarının güven düzeyi ve hata payının yüzde 5 olduğunu belirten iki akademisyen, şöyle dedi:

   “Telefonda iş insanlarıyla yapılan saha çalışmasına ek olarak, 2020 yılının Ocak ayında, anketteki bazı spesifik sorular bir atölye çalışması kapsamında mali denetim, kamu ihaleleri ve genel olarak ülkemizdeki devlet mekanizmasının işleyişine dair geniş deneyime sahip, küçük bir grup, emekli, üst düzey kamu görevlisine de soruldu.

   İçerisinde hukukçu ve mali denetimcilerin de bulunduğu grubun ortalama skoru bazı noktalarda iş insanlarından oluşan grupla örtüşse de, 2018 raporunda olduğu gibi 2019 raporunda da, bazı noktalarda uzmanların çok daha negatif bir tablo çizdiği dikkat çekici bir sonuçtur. Bu çalışmada yolsuzluk, bir kamu görevlisinin kendisine tevdi edilen gücü ya da mevkii kişisel çıkar için istismar etmesi şeklinde tanımlanmıştır. Yolsuzluğun gerçekleşmesi için genel olarak en az iki tarafın olduğu ilişkisel bir durumun olduğu aşikardır.    Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse, bir tarafta kamu görevlisi varken diğer yanda iş insanı bulunmaktadır. Bununla birlikte kullanılan yöntem gereği bizim sonuçlarımız sadece bir tarafın sorumluluğunu ifşa eder gibi görünebilir. Bu durum, bir tarafı kötülerken diğer tarafı aklama kaygısından değil, hukuki ve ahlaki anlamda hassas bir konu olan ve ispat edilmesi zor olan yolsuzluğun analitik olarak tespit edilmesinde yaşanan zorluklardan kaynaklanmaktadır”.

Yüzde 85’i yolsuzluk ve

rüşvet olduğu görüşünde”

   Ankete katılan iş insanlarının yüzde 85'i Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde rüşvet ve yolsuzluk olduğunu düşünüyor. Dahası, yüzde 57'si yolsuzluğun 'çok ciddi bir sorun' olduğu kanaatinde.

   Öte yandan yüzde 11'lik bir kesimse bunun hiç sorun olmadığını ifade ediyor.

   Katılımcıların yüzde 51'i bir yıl öncesine göre 2019'da yolsuzluğun aynı kaldığını düşünürken, yüzde 35'lik bir kesimse arttığını ifade etti. 'Kamu kaynaklarının, yolsuzluktan dolayı özel şirketlere, bireylere ve gruplara aktarılması', 'çok yaygındır' diyenlerin oranı yüzde 37; 'hiç yoktur' diyenlerin oranıysa yüzde 17.

   'Kamu ihalelerini kazanabilmek ya da çıkar elde edebilmek için rüşvet verme geleneği var mıdır?' sorusuna ise katılanların yüzde 37'si 'çok yaygın' yanıtını verdi.

“En fazla yolsuzluk yine kamu

arazileri ve teşviklerde”

banner134

   Anket sonuçları ülkemizde yolsuzluğun yaygın olduğu algısının hâkim olduğunu gösteriyor…

   En fazla yolsuzluğun 2018 yılında olduğu gibi 2019 yılında da 'kamuya ait arazi ve binaların tahsis ve kiralanmasında' ve 'teşviklerde' gerçekleştiğini söylemek de mümkün.

   Yolsuzluğu daha çok siyasi makamlarda bulunanlar ile üst düzey yetkililerin yaptığı yönünde yaygın bir kanı olduğunu gösteren anket sonuçları, kurumsal altyapımızın yolsuzluğu önlemede yetersiz kaldığına da işaret ediyor.

   Anket sonucuna göre katılımcıların, yargı ve mali denetim kurumlarının hem bağımsızlığı hem de caydırıcılığı konusunda ciddi şüpheleri bulunuyor.

   2018 yılında yayımlanan ilk raporda, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kaynaklı bu soruya ülke şartlarına uygun olarak fazladan iki durum eklemişti. Bunlar, 'kamuya ait arazi ve binaların tahsis ve kiralanması' ve 'kamu bankalarından kredi alırken idi.    

   Çalışmanın bulgularının paylaşıldığı kesimlerden gelen geri iletiler doğrultusunda, ikinci çalışmada, 'teşvikler', 'tapu işlemleri', 'gümrük işlemleri' ve 'şehir planlama' izinleri de ankete eklendi.

   Son olarak, bu üçüncü çalışmada, tüm bunlara ek olarak, 'belediye hizmetleri' de soru listesine eklenmiştir.    Fakat, bu sorular başka ülkelerde sorulmadığı, dolayısıyla da mukayese olanağı olmadığı için endeks skorunun hesaplanmasında kullanılmadı. Bununla birlikte, bu sorulara alınan yanıtlardan elde edilen bulgular ülkemizdeki yolsuzluk algısına ışık tutması açısından bir gösterge niteliği taşıyor.

   Geçtiğimiz yıla benzer şekilde, kamu arazi ve binalarının tahsisi yolsuzluğun en yaygın olduğu düşünülen alan oldu. Katılımcıların yüzde 46'sı bu alanda yolsuzluğun 'çok yaygın' olduğu kanaatinde, yüzde 37'yle 'devlet teşvikleri' ise ikinci sırada geliyor. Bu iki durumda, rüşvetin hiç olmadığını söyleyenlerin oranıysa sırasıyla yüzde 21 ve yüzde 26'dır. 'Kamu ihaleleri' (%33) ve 'kredi tahsisi' (%34) rüşvetin çok yaygın olduğu düşünülen diğer alanlar olarak öne çıktı.

   Bu çerçevede, 'elektrik, su ve telefon hizmetleri' ve 'mahkeme kararlarını etkileme' rüşvetin en az karşılaşıldığı alanlar olarak görülüyor. Katılımcıların yüzde 53'ü 'elektrik, su ve telefon hizmetlerinin elde edilmesinde rüşvetin hiç bulunmadığını, yüzde 48'lik bir kesim de aynı şeyi mahkeme kararlarının etkilenmesi konusunda söylüyor.

“Rüşvet ya da el altından

fazladan ödeme çok yaygın”

   'Rüşvet ya da el altından fazladan ödeme yapmanın', 'çok yaygın' olduğu yerler en çoktan en aza doğru şu şekilde sıralandı:

   'Kamuya ait arazi ve binaların tahsisi ve kiralanması' (%46); 'Teşvikler' (%37); 'Kamu bankalarından kredi alırken' (%34); 'Kamu ihaleleri ve izinler' (%33); 'Gümrük işlemleri' (%29); 'Şehir planlama' (%29); 'Tapu işlemleri' (%27); 'Yıllık vergi ödemeleri' (%26); 'Yargı kararlarını etkilemek için' (%23); 'İthalat ve ihracatla ilgili işlemler' (%20); ve 'Devletten elektrik, su ve telefon gibi hizmetleri alırken' (%20).

“‘Yolsuzluğu en çok bakanlar/yetkililer yapıyor algısı var’”

   Ankete katılanların yüzde 48'i 'çok yaygın' şekilde 'kamu kaynaklarının bakanlar/yetkililer tarafından kişisel ya da partisel amaçlarla kötüye kullanıldığını' düşünüyor.

   'Kişisel maddi çıkar' elde etmek için yapılan istismarlar 'çok yaygın' (%48) diyenlerle, 'partiye finansman sağlamak için' yapılan istismarlar 'çok yaygın'dır (%46) diyenlerin oranı hemen hemen aynıdır. Siyasetçiler (%44) ve siyasi partiler (%41) yolsuzluğun en 'çok yaygın' olduğu iki grup olarak görülmekte; bunları üst kademelerdeki memurlar (38%) takip etmektedir. Ankete katılan iş insanlarının sadece %22'si alt kademelerdeki memurlar arasında yolsuzluğun 'çok yaygın' olduğu düşüncesine sahiptir.

‘Hesap verebilirliği sağlayan kesin prosedür yok’

   İş insanları arasında, 'kamu kaynaklarının tahsisi ve kullanımını düzenleyen ve hesap verebilirliği sağlayan kesin prosedürler' bulunmadığını düşünenlerin oranı yüzde 52'dir. Kesin prosedürler olduğunu düşünenlerin içerisindeyse sadece yüzde 19'u bunların istismarı engellemekte 'çok etkili' olduğunu düşünmektedir.

   Kamu maliyesinin idaresini denetleyebilecek nitelikte bağımsız kurumlar' olmadığını düşünenlerin oranı yüzde 61'e ulaşmaktadır. Bağımsız mali denetim kurumları bulunduğunu düşünenlerinse sadece yüzde 16'sı bu kurumların yolsuzluğu engellemekte 'çok etkili' olduğuna inanmaktadır. Diğer yandan, ankete katılan iş insanlarının yargının bağımsız davranabileceğine dair inançları nispeten daha güçlüdür: 'Kamu kaynaklarını istismar eden bakanları/yetkilileri yargılayacak güce sahip bağımsız bir yargı var mı' sorusuna 'evet' cevabı verenlerin oranı yüzde 45'tir.

   'Evet' cevabı verenlerin içindeyse yüzde 30'luk bir kesim yargının yolsuzluğu engellemekte 'çok etkili' olduğunu düşünmektedir. 'Kamudaki yetkililerin işlerini dürüst bir şekilde yapmalarını sağlamak üzere oluşturulan mekanizmaların caydırıcılığı' konusunda da ankete katılanların inancı oldukça düşüktür; soruda tanımlanan spesifik mekanizmaya göre verilen 'çok caydırıcı'dır cevaplarının oranı yüzde 9 ile yüzde 23 arasında değişiklik göstermektedir.

   Örneğin, siyasal partilerin gelirlerini ve yaptığı harcamaları regüle eden yasaları 'çok caydırıcı' bulanların oranı %9; kamu harcamalarını denetleyen kurumlar 'çok caydırıcıdır' diyenlerin oranı %10; kamu ihale sisteminin 'çok caydırıcı' olduğunu düşünenlerin oranı %19; kamudaki yetkililerin hesap verebilirliğini artırmaya yönelik tedbirlerin (örneğin mal beyanında bulunulması; mesleki etik kuralları, kamu çıkarlarıyla şahsi çıkarların çelişmesini engelleyecek tedbirler) 'çok caydırıcı' olduğunu düşünenlerin oranı %16; medya ve yurttaşların bilgiye erişimini kolaylaştıran düzenlemelerin 'çok caydırıcı' olduğuna inananların oranı %14 ve son olarak yolsuzluğun etkin şekilde yargıya taşınmasının 'çok caydırıcı' bir etkisi olduğunu düşünenlerin oranı %23'tür.

“Sivil toplum örgütlerine,

meclisten daha çok güveniliyor”

   Ankete katılanlar yolsuzluğu caydırabilmesi konusunda en çok sosyal medya ve mahkemelere güveniyor, meclise ve denetim kurumlarına güvenleri çok düşük:

   “İş insanlarıyla yapılan ankette, son olarak, 'yolsuzluk ve usulsüzlüklerle mücadele etmesi ya da bunları ifşa etmesi gereken kurumlar sizce bu işte ne kadar başarılıdır/etkilidir?' sorusu sorulmuştur. Bu konuda da ankete katılan iş insanları arasında herhangi bir kurumu 'son derece başarılı/etkili bulanların' oranı çok düşüktür. Sosyal medya (%32) ile Mahkemeler (%31) en caydırıcı iki kurum olarak öne çıkarken, sıralamanın en sonundaysa Meclis ve farklı mali denetim kurumlarımız bulunmaktadır: Meclis (%11), Maliye Teftiş ve İnceleme Kurulu (%11), Başbakanlık Denetleme Kurulu (%12) ve Sayıştay (%17). Diğer kamu kurumlarını 'çok etkili' bulanların oranı da oldukça düşüktür: Ombudsman (%26), Başsavcılık (%26) ve Polis (%28). Genel olarak sivil toplum da anket katılımcılarını tatmin etmemektedir: Toplum (%19), sendikalar (%19), sivil toplum örgütleri (%24) ve geleneksel medya (%21). Katılımcılara yolsuzlukla mücadele konusunda Hükümeti ne kadar başarılı buldukları da sorulmuştur. Ankete katılanların sadece %8'i Hükümeti bu konuda 'çok başarılı' bulurken %54'ü 'çok başarısız' bulduğunu ifade etmiştir.”

Sıramız 85

   Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün Yolsuzluk Algı Endeksini hazırlarken kullandığı yöntemi kullanarak Ömer Gökçekuş ve Sertaç Sonan’ın yapmış olduğu hesaplamaya göre, ülke skorumuz 100 üzerinden 40 olmuştur. Akademisyenler sıralamayı şöyle anlatıyor:

   “0-100 ölçeğinde, ‘sıfır’ yolsuzluğun çok yüksek, 100 ise yolsuzluğun hiç bulunmadığına işaret ediyor.

   Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün 180 ülke ve bölgeyi içeren fakat ülkemizi kapsamayan 2019 Yolsuzluk Algı Endeksi sıralamasına baktığımızda 40 puana sahip Burkina Faso, Trinidad ve Tobago, Guyana, Endonezya, Kuveyt ve Lesotho'nun 85'inci sırayı paylaştığını görüyoruz. Bu da bize dünyanın geri kalanına kıyasla hangi noktada olduğumuzu göstermektedir. 

   Bu skor, raporda KKTC’yi mukayese için kullanılan ülkelerin Türkiye haricinde tümünün gerisine düşürdü. Bu sıralamada Kıbrıs'ın güneyi 41'inci, Malta 50'nci, Yunanistan 60'ıncı sırada. Türkiye ise bir basamak gerimizde 91'inci sıradadır.

   Son derece kaygı verici bir diğer husus da skorumuzun 180 ülke ve bölgenin ortalaması olan 43'ün de altında olmasıdır”.

Caydırıcılık yok…

   Uzmanlar tarafından verilen yanıtlar temelinde hesaplanan Bertelsmann SGI skorları da, yine kaygı verici boyutta… Raporda şöyle deniliyor:

    “Bertelsmann SGI skorumuz 22'dir. Yani, kamudaki yetkililerin işlerini dürüst bir şekilde yapmalarını sağlamak için oluşturulan mekanizmalar fiiliyatta caydırıcı olmaktan çok uzaktır. Bu skorda da geçtiğimiz yıla göre bir değişiklik olmamıştır. Güney komşumuzun skoru 44, Malta ve Yunanistan'ın skorlarıysa 53'tür. AB ülkelerinin skorlarının ortalaması 67'yken, Türkiye'nin skoruysa 26'dır.

  

“Hükümet, yolsuzlukla mücadele konusunda başarısız”

   Katılımcılara yolsuzlukla mücadele konusunda hükümeti ne kadar başarılı buldukları da sorulmuştur. Ankete katılanların sadece yüzde 8'i Hükümeti bu konuda 'çok başarılı' bulurken, yüzde 54'ü 'çok başarısız' bulduğunu ifade etmiştir.

“İki milletvekili hakkında

soruşturma başlatılması olumlu adım”

   “Kuzey Kıbrıs’ta Yolsuzluk Algısı: 2019 Raporu”nda katılımcılara güncel bir soru da yöneltildi.

   Soruda 'son 14 ay içerisinde haklarındaki yolsuzluk suçlamalarından ötürü iki milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmış' olduğu hatırlatıldı ve katılımcılara bunu nasıl değerlendirdikleri soruldu.

   Katılımcıların yüzde 51'i bunu 'çok olumlu bir adım' olarak değerlendirirken, yüzde 34'lük bir kesim bunu 'yetersiz bir adım' olarak gördüğünü ifade etti. Geriye kalan yüzde 15'lik grupsa bunu 'partizanca atılmış bir adım' olarak nitelendirdi.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75