Zoraki istimlakler ve tepkileri

banner37

Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi Kurucusu, eski Müdürü Evkaf Uzmanı Mustafa Haşim Altan, anlatıyor; KIBRIS VAKIFLARININ HUKUKSAL SÜRECİ VE AŞAMALARI (4)

Zoraki istimlakler ve tepkileri
banner90
banner99

   Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi Kurucusu, eski Müdürü Evkaf Uzmanı Mustafa Haşim Altan, vakıf malları İngiliz döneminde maksatlı olarak Rumlara dağıtıldığını belirtti.

   Altan, Türklerin yoğun tepkisinin, İngiliz yönetimini frenlediğini ancak yine de İngilizlerin bildikleri gibi adım attığını anlattı.

SORU: İngilizlerin, Evkaf’a (murahhas) delege ataması (The evkaf delegates) hangi koşullarda gerçekleştirilmiştir? Bu atamalar yasal mıdır?

ALTAN: Bu atamalar, baştan sona kesinlikle yasa dışı olup Ahkamu’l-Evkaf hükümlerine ters olan yaklaşımlar ve uygulamalardır. Bu konuya biraz da tarihsel açıdan açıklık getirelim. Bilindiği üzere, Kıbrıs Vakıflarında üst düzey yöneticilik yapanların bir kısmı ifa ettikleri görevlere istinaden isimlendirilmişlerdir. Vakıf mallarının uzun veya kısa vadelerle icar edilmesini sağlayan ve bu konularla ilgili olarak kira mukaveleleri veya senetler düzenleyerek vakıfları idame edenlere muaccelat memuru olarak adlandırılmışlardır. Evkaf İdaresi’ni özellikle vakıf gelirleri nedeniyle Muhasebe yönünden uzman olarak yönetenler Evkaf Muhasebecisi olarak tanımlanmışlardır.

   Gerek muhasebe ve gerekse icar konularında uzman olan ancak Devlet tarafından dıştan atanmak suretiyle Evkaf’ı yönetenler Evkaf Murahhası olarak tanımlanmıştır.

   Evkaf Müdürü unvanı ise genel anlamda Vakıfların tüm işlerini uhde ve salahiyetinde bulundurmak suretiyle yönetenler için kullanılmıştır.

   Evkaf Delegesi esasen, İngiliz Sömürge İdaresi’nin Vakıflar kurumunda, asıl yöneticisi bulunduğu halde, bu yöneticinin yanı başına, ayni salahiyetlerle atadığı ve yalnızca ilgili Sömürge Devleti Yönetimine bilgi aktaran Muhbir rolündeki görevli yabancı kişilere verilen addır. Bu gibi yöneticiler yanında görev yapan ayni kariyer ve statüdeki İngiliz olmayan kişiler de “Delege” sözcüğü ile takdim edilebilmektedir. İngiliz Evkaf Delegesi yanında Türk Evkaf Delegesi dendiği gibi.

SORU: Kıbrıs Vakıflar İdaresi’ne atanan İngiliz Evkaf Delegeleri’nin bazıları hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

ALTAN: Kıbrıs Vakıflarını Yöneten Türk Müdürler olduğu halde yanı başlarına ikinci bir müdür olarak atanmış bulunan İngiliz Evkaf Delegeleri arasında özellikle Vakıflar konusunda müdahaleci bir tutum izleyen ve bu konuda vakıflar aleyhine kararlar üretmeğe hayli çaba gösteren İngiliz Evkaf Delegesi, M.B. Seager’in, Kıbrıs Vakıflar İdaresine delege olarak atanması, Vakıfla tarihi için yeni bir mücadele döneminin başlangıcı olmuştur.

   İngiltere, Kıbrıs’a ayak bastığı tarihte Ada’da bir Evkaf  Müdürlüğü ve başında da Evkaf Muhasebecisi Şekerzade Ahmet Hulusi Efendi bulunmakta idi. İngilizler, ilk adım olarak 8 Kasım 1881’de yani işgal tarihinden yaklaşık 9 yıl kadar sonra 78 sayılı The Cyprus Gazette’de ilan etmek suretiyle M.B.Seager’i “British Delegate of Evkaf” olarak atamıştır. M.B.Seager’in resmi atama yazısı ise şöyledir:

   “Refering to Art. II of the Annex to the Convention of 4th  June,1878, His Excellency The High Commissioner is pleased to notify that M.B. Seager, Esq. has been appointed to act as British Delegate to superinted, in conjuntion with Shekarzadeh Esseid Ahmed Khouloussi Effendi (The Delegate named by the board of Evcaf in Turkey) the administration of the property, funds and lands belonging to mosques, cemeteries, Mussulman Schools and other Religious Establishments existing in Cyprus.”

   İngiliz Evkaf Delegesi M.B. Seager önce Evkaf mallarının tespitine çalışmış, Müftülük ve Kadılık müesseselerinin Vakıflarla olan bağlantılarını bir şekilde koparabilmek için Yüksek Komiserlikle sinsi ve gizli bir takım Raporlar düzenlemiş; Kıbrıs Türk Kurumları arasında öteden beri sürdürülen dayanışmayı, “Parçala Ve Yönet Siyaseti” uygulayarak yıkmağa, dağıtmağa çalışmıştır.

   İstanbul Hükümeti’ne yazdırdığı resmi mektuplarla da Kıbrıs Türk Yöneticilerini başarısızlıkla ve iş bilmezlikle töhmet altında bıraktırmıştır. Kıbrıs Vakıflarının başına Delege olarak İngilizlerin atanmasına şiddetle karşı çıkan Kıbrıslı Türk Sivil Örgütleri ve Yöneticilerinin Protesto hareketlerini ve tepkilerini baskı metotlarıyla ve anti-demokratik yollarla sindirmeğe, bertaraf etmeğe çalışan M.B. Seager; Kıbrıslı Türklerin bu aşamada Evkaf İdaresinin Kıbrıs Kadısının uhdesine verilmesi yönündeki yazılı raporlarını dikkate almadığı gibi, bu meyandaki taleplerinin daha üst makamlara duyurulmasını veya iletilmesini engellemiştir.

   M.B. Seager bu arada Ahmed Hulusi Efendi’nin Kıbrıs Vakıflarına ilişkin Rapor ve yazışmalarını mercek altına almış; bir şekilde Evkaf Müdürlüğünde tam anlamıyla söz sahibi olmağa ve yetkilerin tümünü üstlenmeğe çalışmıştır. Ahmed Hulusi Efendi’nin mütedeyyin ve de Sofi bir kişi olmasından kaynaklanan Mütevazi duruşunu kuşkusuz istismar etmiştir. Kıbrıs Vakıfları üzerinde 1882 yılında kaleme aldığı “Reports On The Evkaf Properties Cyprus” başlıklı Rapor içeriği, Kıbrıs Türk Vakıflarını doğru bir yaklaşımla tanıtmayan, eksikliklerle ve yanlışlıklarla dolu yanıltıcı nitelikte bir rapordur. Ne yazık ki bu sağlıksız bilgiler içeren böylesi raporlar İngiliz makamları tarafından doğru kabul edilmiş ve işleme tabi tutulmuştur.

   M.B. Seager, “Barister-At-Law, Late British Delegate For Evkaf Affairs Now District Judge, Nicosia” unvanı ile bir hukuk adamı olarak tanıtılan İngiliz Evkaf  Delegesi, bu tarihlerde Türk Vakıflar İdaresinin uygulamakta olduğu Vakıf Hukuku, Usul ve Teamülleri üzerinde geniş çapta araştırmalarda bulunmasına rağmen, bir hukuk adamı ve de bir Hakim olarak, Türk vakıflarını ve haklarını bir şekilde farklı amaçlar için nasıl kullanabilmiş olması veya kullanılmasına müsaade etmiş olması cidden düşündürücüdür.

   İngilizlerin Evkaf yönetimine M.B. Seager’de sonra Mr. Merton King’i Delege olarak ataması da başlatılan bu yanlışın adeta devamı niteliğindedir.

   M.B. Seager’ın attığı bu yanlış adımlar, kendisinden sonra aynı makama atanacak olan İngiliz Evkaf Delegelerinin de aynı adımları atmasına önayak olmuştur. Nitekim 24 Nisan 1894’de Merton King İngiliz Evkaf Delegesi olarak atanmış ve O da Vakıflara yakışmayacak uygulamalara öncülük etmiştir. Bu dönemde sayısız vakıf emlaki gasp edilmiş ve bu duruma sessiz kalınmıştır.

banner134
SORU: Yapıla gelen bu atamalar karşısında Yerel Türk basınının tepkileri olmuş mudur?

ALTAN: Kıbrıs Türk toplumunun duygu ve düşüncelerine tercüman olan yerel Türk basınında yapıla gelen bu tür usulsüz uygulamalar kuşkusuz tepki ile karşılanmış, yadırganmıştır. Bu konuda özellikle Zaman Gazetesi’nin gösterdiği tepkiler, İngiliz makamlarını ziyadesiyle tedirgin etmiştir.

   Kıbrıs Türk yerel basınından Zaman Gazetesi’nde 5 Ağustos 1898 tarihinde yayımlanan “Kıbrıs Evkaf’ı” başlıklı makale yazısında:

   “Tebeddül-i idareden şimdiye kadar Ceziremiz Evkaf İdaresi bir hal-i esef-iisti’male devam eylediği ve adem-i ehliyet ve su-i idare-iseyyiesiyle bir çok emval-i Evkaf’ın mahvolduğu varidat-ı hazıranında emniyet bahş olmayacak bir süret-i müsfirat sarf edildiği cihetle buna bir çare-i şeria ittihazı gazetemizle defaatle beyan ve şikayet edilmişti.”

   Gazetede yer alan bu makalede özetle; Ada’nın İngiliz idaresine geçişinden şimdiye kadar Evkaf İdaresi’nin esef duyulacak (utanılacak derecede) kadar kötü yönetilmekte; Vakıf gelirlerinin israf edilerek çarçur edildiği; beceriksiz, ehliyetsiz ve liyakatsız (vakıf işlerinden anlamayan) kişiler tarafından yönetilmesinden kaynaklı olarak bu kurumun batma noktasına getirilmiş olduğu; vakıfların güvence altında bulundurulmadığı; Vakfa ait olan bir çok malların mahvolduğu söz konusu gazetede defaatle beyan edilmiş şikayette bulunulmuş, kamuoyu bu konularla ilgili olarak yeterince aydınlatılmış olduğu “açıkça belirtilmiştir. Gazete bu makalesinde ayrıca güvenilir, bilgili ve yetenekli kişilerden oluşabilecek bir “Evkaf Meclisi”nin oluşturulmasını ve Evkaf İdaresinin, kurulacak olan bu meclisin yönetimine devredilmesinin atılacak doğru bir adım olabileceğini yazmaktadır.

Zaman gazetesinin bu haklı çıkışı, Kıbrıslı Türklerin ata yadigarı olan vakıflarının ne hallere sürüklendiğinin önemli bir göstergesi ve ifadesinin doğal bir tepkisidir. İngiliz Evkaf delegelerinin Vakıf mallarına ve haklarına yönelik yaptıkları haksız ve kanunsuz icraatlarına karşı çıkan Kıbrıslı Türkleri sindirebilmek ve susturabilmek için ayrıca baskı yöntemleri uygulamayı tercih etmişlerdir.

   Vakıf mallarını zorla istimlak ederek şahıslar adına tapulamak; kiliselere toprak kazandırarak onları Türk toplumuna karşı daha da güçlendirmek; Evkaf arazilerini ve çiftliklerini parselleyerek şahıslara veya yabancı yatırımcılara mülk olarak tahsis etmek; Baf’ta Çinili Valide Sultan’a ait Kukla-Mamonya-Podima ve Aşşelya Vakıf Çiftliklerinde olduğu gibi hükümet kararı ile zoraki istimlak edilmek suretiyle Rum Kooperatiflerin uhdesine ve tasarruflarına bırakılması gibi karar ve eylemler İşgal yönetiminin Vakıflar İdaresinde görevlendirmiş olduğu İngiliz Delegelerinin aksatmadan gerçekleştirdiği rutin eylemlerin ve icraatların örneklerindendir.

SORU: Yerel Türk basınının gösterdiği bu tepkiler, İngilizlerin izlediği yanlış Evkaf politikasında bir değişiklik yarattı mı?

ALTAN: İngilizlerin Evkaf’a el koyma politikasında herhangi bir değişiklik yaratmadığı görülmekle beraber, Kıbrıs Türk Vakıflarının, varlığını devam ettirmekte olan bir kurum olarak karşılarında dimdik durduğunu ve bu kurumu yok etmenin mümkün olamayacağı anlayışı içerisinde yağma, istimlak, gasb ve dağıtma yöntemleriyle kendilerini tatmin etmeyi yeğledikleri görülmektedir. Bu nedenledir ki eski alışkanlıklarını yine de devam ettirmişler ve Vakıflar İdaresi’ne Delege tayin etmeği kesintisiz sürdürmüşlerdir. A.M. Ashmore ve Mr. W. Collet’in Vakıflara Delege olarak atanmaları yerel Türk basınının tepkilerine rağmen atamaları yapılmıştır.

   1897’de A.M. Ashmore ve 1900 yılında Evkaf’a delege olarak atanan Mr.W. Collet de aynı yolun yolcusu olarak Vakıflar için vahim olan bir çok kararlara imzalarını atmışlardır.

   Kıbrıs Türk vakıflarının idareten ve mülkiyet kaybı açısından aşırı derecede zarara uğratıldığı 1903’te ise G. Smıth Evkaf delegesi olarak görev yapmıştır. Bu dönem gerçekten Türk Vakıflar Tarihi açısından dikkatle ve titizlikle incelenmesi gereken bir dönemdir. Bu tarihlerde yayınlarını sürdüren Kıbrıs Türk basınında kaleme alınan makalelerin çoğu Vakıfların içine düştüğü vahim durumlarla ilgilidir.

SORU: İngilizlerin Evkaf aleyhine olan ısrarcı tutum ve davranışları karşısında Yerel Türk Basınının eleştirileri devam etmiş midir?

ALTAN: Yerel Türk Basını Evkaf haklarının korunması konusunda verdiği mücadele Kıbrıs Türk tarihi açısından son derecede önemlidir. Kıbrıs Türk toplumunun mali gücünün önemli bir potansiyeli ve geleceğinin de sigortası olan Vakıflarını koruyabilme konusunda verdiği mücadeleyi günü gününe yansıtan ve kamuoyu oluşturan Yerel Kıbrıs Türk Basınında yer alan bildiri, makale ve benzeri haberler günümüzde önemli birer belge ve kanıttır. Tüm bu belgeler Evkaf hakları için verilmiş olan mücadelenin yegane tutanaklarıdır.

   Yerel Türk Basını, sürekli yayınladığı yazılarla, söz konusu vakıflarla ilgili aksaklıkları Türk kamu oyunu bilgilendirmek suretiyle paylaşmak; İngiliz kıskacından Evkaf’ı kurtarabilmek için de Türkiye ‘den yardım talebinde bulunmak amacıyla hayli çaba harcamış; haksız yapılanmalara karşı yeterince tepkisini göstermiştir.

SORU: İngilizlerin, antlaşma hükümlerine ters olarak Türk makamlarına üst düzey yönetici atamalarını nasıl değerlendirebilirsiniz?

ALTAN: İngilizlerin tek taraflı olarak mevcut antlaşma hükümlerine ters bir şekilde Türk Hizmet Makamlarına kendi takdirleriyle üst düzey yönetici atamaları, kuşkusuz Kıbrıs Türk Toplumunun iradesine ve takdir edebilme haklarına ciddi bir saldırı olduğu muhakkaktır. Türk toplumunun sosyal ve kültürel olarak temel anlayışının bir gereği olarak kendi değerleriyle ve anlayışıyla yine toplumsal anlamda kendini yönetebilecek olan kişileri arzu ettikleri makamlara atayabilmeleri kadar doğal bir talep ve davranış olabildiği gibi, bu durum ayni zamanda toplumsal demokrasilerin de bir gereği ve de kabulü gereken bir sonucudur. Ne yazık ki İngilizler Türk toplumunun doğal olan bu haklarını da çiğnemekten geri durmamışlardır. Burada akla şu soru da gelebilmektedir, İngilizler acaba Kıbrıs’ta kendi karar ve iradeleriyle Ortodoks kilisesine herhangi bir Başpiskopos Ataması yapmışlar mı? Ecclesiastical Properties (Kilise mallarına) ve bu malları yönetim kurumlara şu veya bu şekilde müdahale ederek buralara kendi yöneticilerini atamak suretiyle sömürü politikaları uygulamışlar mıydı? Elbette ki hayır. Türk toplumuna gelince durum hiçte böyle olmamıştır. Türk kurumları tamamen ve doğrudan doğruya İngiliz müdahale ve işgaliyle yüz yüze bırakılmıştır. Bu sürecin iyice takip edilmesi, anlaşılması ve anlatılması gerekmektedir.

   İngilizlerin Kıbrıs Türk vakıflarına olan müdahalesinin yanı sıra, Kadılık, Müftülük ve Evkaf Müdürlüğü makamlarına atanacak kişilerin Türkiye tarafından atanmasına da karşı çıktıkları bilinmektedir. İngilizler, bu konudaki engellemeleriyle Adanın İdari hakimiyetini tümden ele geçirmeyi amaçlamışlardır. Sonuç itibariyle 1914’lü ilhak yılına yaklaşıldığında Ada, İngiltere tarafından tek taraflı olarak tüm kurumlarıyla işgal ve ilhak edilmiştir. Alınan ilhak kararından 1923 Lozan Antlaşmasına kadar geçen yönetim sürecinde Kıbrıs Türk vakıflarının çok büyük kayıplara uğratıldığı; Kıbrıs Türk halkının Demokratik haklarına ve hürriyetine geniş çapta kısıtlamalar getirildiği aşikardır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75