Zulümden kaçıp, yine zulme gönderiliyorlar!

banner37

banner87
Zulümden kaçıp, yine zulme gönderiliyorlar!
banner99

Ülkelerindeki zulümden kaçarak Kıbrıs’ın kuzeyine sığınmaya çalışan mülteciler, ülkede, bu konuda yasal düzenlemeler ve aynı zamanda devlet politikası olmamasından dolayı çok ciddi insan hakları ihlaliyle karşı karşıya kalıyor:

  • KALICI TEDBİR YOK… KKTC’de, sığınma talebiyle ilgili yasal bir prosedür ve devlet politikası da olmaması nedeniyle ülkelerindeki zulümden kaçıp gelen sığınmacı ve mülteciler, ciddi hak ihlalleri ile karşı karşıya kalıyor. Ülkede bu insanların yaşadığı mağduriyetleri gidermek için atılmaya çalışılan adımlarsa günübirlik tedbirlerle geçiştirilmeye çalışılıyor. Şöyle ki, kısa süre önce Ercan Havaalanı’na mülteciler için 70/80 kişilik yataklar konularak konaklama yeri yaratılıp, ardından da orada kalan mültecilerin güneye iade edilmesi gibi bir uygulamaya gidiliyor ancak sorunu çözecek tedbirlerin devamı gelmiyor

  • “HAK İHLALLERİ İLE KARŞI KARŞIYA KALIYORLAR”…Kıbrıs Türk İnsan Hakları Vakfı Başkanı Deniz Düzgün, Kıbrıs’ın kuzeyine gelen mültecilerin çeşitli hak ihlalleri ile karşı karşıya kaldığını anlattı. Düzgün, iç hukukumuzun parçası olmuş birçok sözleşmeye rağmen ülkeye gelen korumaya muhtaç kişilerle ilgili devletin hiçbir planlama geliştirmemesinden ve bu insanların yasalarca da korunmamasından dolayı geldikleri ülkeye geri gönderildiklerini belirtti

  • RAPORDA AÇIKÇA BELİRTİLİYOR… Mülteci Hakları Derneği’nin web sitesinde yer alan ve Kasım 2017 ile Haziran 2018 tarihleri arasında Kıbrıs’ın kuzey kesiminde yapılıp, sadece BMMYK tarafından kayda alınmış, yine bu kuruluş tarafından tanınan ve ilgi alanına giren mültecileri kapsayan “Mülteciler hoş geldiler mi?” adlı raporda da, ülkeye gelen mültecilerin yaşadığı sıkıntılar ve bunlar için çözüm önerileri geniş kapsamlı bir şekilde yer alıyor. Raporda, Kıbrıs’ın kuzey kesiminde yaşayan ve uluslararası korumaya ihtiyacı olan kişilerin, özellikle sağlık, barınma, sosyal destek, eğitim ve istihdam hakları çerçevesindeki yaşam koşulları hakkında bilgiler bulunuyor

Ceren ÖZBİL


KKTC’de, sığınma talebiyle ilgili yasal bir prosedür ve bu konuda devlet politikası olmaması, ülkelerindeki zulümden kaçıp gelen sığınmacı ve mültecilerin aynı zulme geri gönderilmesine neden oluyor.


Ülkede bu insanların yaşadığı mağduriyeti çözmek için atılmaya çalışılan adımlarsa, günübirlik tedbirlerle geçiştirilmeye çalışılıyor.


Şöyle ki, kısa süre önce Ercan Havaalanı’na mülteciler için 70/80 kişilik yataklar konularak konaklama yeri yaratılıp, ardından da orada kalan mültecilerin güneye iade edilmesi gibi bir uygulamaya gidiliyor ancak sorunu çözecek tedbirlerin devamı da gelmiyor.


Sorunla baş edemeyeceğini anlayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamları, en çok mültecinin geldiği ülke olan Suriye’yi vize kapsamına aldı.


Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuşan Kıbrıs Türk İnsan Hakları Vakfı Başkanı Deniz Düzgün, Kıbrıs’ın kuzeyine gelen mültecilerin çeşitli hak ihlalleri ile karşı karşıya kaldığını anlattı.


Ayrıca konuyla ilgili Mülteci Hakları Derneği’nin web sitesinde yer alan ve Kasım 2017 ile Haziran 2018 tarihleri arasında Kıbrıs’ın kuzey kesiminde yapılıp, sadece BMMYK tarafından kayda alınmış, yine bu kuruluş tarafından tanınan ve ilgi alanına giren mültecileri kapsayan “Mülteciler hoş geldiler mi?” adlı raporda da, ülkeye gelen mültecilerin yaşadığı sıkıntılar ve bunlar için çözüm önerileri geniş kapsamlı bir şekilde yer alıyor.


Raporda, Kıbrıs’ın kuzey kesiminde yaşayan ve uluslararası korumaya ihtiyacı olan kişilerin, özellikle sağlık, barınma, sosyal destek, eğitim ve istihdam hakları çerçevesindeki yaşam koşulları hakkında bilgiler bulunuyor.

Düzgün: Ne yasal düzenleme, ne de devlet planlaması var


Kıbrıs Türk İnsan Hakları Vakfı Başkanı Deniz Düzgün, Kıbrıs’ın Kuzey kesiminde yasal düzenlemenin olmaması yanında devletin bu konuda herhangi bir devlet planlamasının bulunmamasından dolayı, kendi ülkesini terk etmek zorunda kalarak ülkemize gelen mültecilerin karşılaştığı çok ciddi insan hakları ihlalleri bulunduğunu söyledi.


Düzgün, iç hukukumuzun parçası olmuş birçok sözleşmeye rağmen ülkeye gelen koruma ihtiyacı sahibi kişilerle ilgili devletin hiçbir planlama geliştirmediğinden ve yasalarca da korunmadıklarından, geldikleri ülkeye geri gönderildiklerini belirtti.  

“Çok ciddi hak ihlalleri yaşıyorlar”


Deniz Düzgün, mültecilerin, geri gönderilme aşamalarında birçok hak ihlalleri yaşadıklarını ifade etti ve şöyle konuştu:


 “Yaşadıkları en büyük sıkıntılardan olan ve devletin ‘mülteci’ kelimesini dahi tanımadığından dolayı mağduriyetlerinin artmasıdır.  Yasal düzenleme önemli bir adımken, devlet planlaması da bu konuda ciddi önem arz ediyor.


Ercan’da günlerce alıkonulan, daha sonra ülkesine geri gönderilen mülteciler çok kötü koşullarda, neden bekletildiklerini dahi bilmiyor”.

Mülteci Hakları Derneği’nin, internet sitesinde yer alan “Mülteciler hoş geldiler mi?” raporundan alıntılar:Uluslararası Mülteci Hukuku


Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi, mültecilere iltica ülkesi içerisinde geniş kapsamlı haklar sağlar. Bu haklara maaşlı istihdam, barınma, devlet tarafından sağlanan eğitim, kamu yardımı ve sosyal sigorta gibi ekonomik ve sosyal haklar da dahildir.

  Dahası, istihdam konusunda mültecilere ‘en çok kayırılan ülke’ yaklaşımı sunulmalıdır ve mültecilere barınma ve (ilk öğrenim dışında kalan) eğitim alanında genel olarak, diğer yabancılarla olduğu gibi, aynı muamele gösterilmelidir.


Devlet tarafından sağlanan eğitime erişim hakkı dışında kalan bu hakların sadece ülkede ‘yasal olarak kalan’ mülteciler için geçerli olduğunu belirtmek gerekir; yani, salt bulunan veya yasal olarak bulunanlar değil, “ikamet ve kalıcı koruma anlamında iltica hakkından faydalananları” kapsar.


Bu rapor, Kıbrıs’ın kuzey kesiminde cezalandırma ya da sınır dışı edilme ile karşı karşıya olanların durumunu değil de Kıbrıs’ın kuzey kesimine yerel kurallara uygun bir şekilde giriş yapan ve dolayısıyla yerel sivil toplum örgütlerine ve BMMYK temsiline erişimi olan kişilerin durumlarını kapsamakta olsa da, Mülteci Sözleşmesinin 31. Maddesinin rapor konusuna dair alakalı olabileceğini not etmek önemlidir. Bu madde, mültecilerin cezalandırılmasını aşağıdaki gibi engeller:


Taraf Devletler, hayatlarının veya özgürlüklerinin, madde 1’de gösterilen şekilde tehdit altında bulunduğu bir ülkeden doğruca gelerek izinsizce kendi topraklarına giren veya bu topraklarda bulunan mültecilere, gecikmeden yetkili makamlara başvurarak yasadışı girişlerinin veya bulunuşlarının geçerli nedenlerini göstermeleri koşuluyla, yasadışı yollardan girişleri veya bulunuşlarından dolayı ceza vermeyeceklerdir.


Bir ülkeye düzensiz bir şekilde giriş yapmak zorunda kalanların, bu temelde ekonomik ve sosyal haklara erişimlerinin reddedilmesi cezalandırma anlamına gelebilmekte, böylelikle de 31. Madde’nin ihlalini teşkil edebilmektedir.

Uluslararası İnsan Hakları Hukuku


Mülteci Sözleşmesi’nde yer alan mülteci odaklı haklar rejimini aşan uluslararası insan hakları araçları, uluslararası koruma ihtiyacı sahipleri adına daha güçlü iddialar yapma konusunda yardımcı olabilmektedirler.


Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası insan hakları araçları, birkaç istisna dışında, hem vatandaşlar hem de yabancılar için geçerlidir. Bu nedenle, uluslararası koruma ihtiyacı sahiplerini de kapsar.


Bu araçların içerdiği ayrımcılık yasağı maddeleri, ilgili devletleri bu hakları sınırları içerisindeki herkese ayırım yapmadan sağlamalarını zorunlu kılar. İnsan Hakları Komitesi bunu aşağıdaki gibi açıklamaktadır:


Sözleşme’de yer alan haklar karşılılık, uyrukluk veya vatansızlık durumları dikkate alınmadan herkese tanınmalıdır.


Bu nedenle genel kural, Sözleşme’deki her bir hakkın, herhangi bir ayrım gözetilmeden hem vatandaşlar hem de yabancılar için sağlanmasıdır. Yabancılar, Sözleşme ile güvence altına alınan

haklar açısından 2. Maddede düzenlenen ayrımcılık gözetme yasağından yararlanmalıdır. Ayrımcılık yasağı, hem yurttaşlar hem de yabancılar için geçerlidir.


Ek olarak, UMSHS’nin 26. Maddesi’nde bulunan eşitlik maddesi sadece UMSHS’de yer alan haklarla sınırlandırılmış değildir. Dolayısıyla, ekonomik ve sosyal haklar dahil, UMSHS tarafından kapsamı dışındaki haklarla ilgili de ayrımcılık durumlarında geçerlidir. Komite, var olan sosyal önlemlerin ayrımcılık teşkil etmeyecek bir şekilde uygulanması gerektiğini defalarca belirtmiştir.11 Bu madde aynı zamanda vatandaş olmayanlara sosyo-ekonomik alanda güvence sağlamaktadır.

Barınma


Barınma haklarının insan hakları alanında, insan onurunu ve refahını garanti altına almak için gerekli olduğu çok uzun yıllardır savunulmaktadır.21 Genel olarak barınma hakları, insan haklarının tümünün gerçekleşmesinde hayati önem taşıdığı için önemli insan hakları araçlarında bulunur.


İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin22 25. Maddesi’ne göre:


Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlığı ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakımhakkı vardır. Herkes, işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir.


ESKHİUS, 11(1) Maddesi’nde, barınma hakları üzerine var olan en önde gelen uluslararası hukuk beyanlarından birini şart koyar:


Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, herkesin, yeterli beslenme, giyim ve konut da dahil olmak üzere, kendisi ve ailesi için yeterli bir yaşam düzeyine sahip olma ve yaşam koşullarını sürekli geliştirme hakkına sahip olduğunu kabul ederler. Taraf Devletler bu hususta hür rızaya dayalı uluslararası işbirliğinin temel önemini kabul ederek, bu hakkın gerçekleşmesini güvence altına almak için uygun tedbirler alacaklardır.


Kıbrıs’ın kuzey kesimindeki yerel kurumların kendilerini tek taraflı bağladıkları diğer uluslararası insan hakları araçları da barınma hakkına dair hükümler içermektedir. Bunlar:

• Her türlü Irk Ayrımcılığının Tasfiyesine İlişkin Uluslararası Sözleşme

• Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi

• Çocuk Haklarına Dair Sözleşme


Komitenin belirttiği üzere: Bu, en az iki nedenden ötürü uygundur. İlkin, konut hakkı diğer insan haklarına ve Sözleşme’nin üzerine kurulduğu temel ilkelere bütünüyle bağlıdır. Sözleşme’deki hakların temeli olduğu söylenen “insanlık ailesinin bütün üyelerinin doğuştan sahip oldukları insanlık onuru”, “konut” teriminin diğer başka pek çok önemli düşüncenin, özellikle de konut hakkının gelir düzeyi veya ekonomik kaynaklara erişim düzeyine bakılmaksızın herkes için güvence altına alınması gerektiğinin, dikkate alınarak yorumlanmasını gerektirmektedir. İkinci olarak, Sözleşme’nin 11. Maddesinin 1. Paragrafında bu terime yapılan atıf sadece konuta değil, yeterli konut hakkına bağlı olarak okunmalıdır.


Gerek İnsan Yerleşimleri Komisyonu, gerekse 2000 Yılı için Küresel Barınma Stratejisinin belirttiği üzere “yeterli konut, yeterli mahremiyet, yeterli mekan, yeterli güvenlik; yeterli ısıtma, aydınlatma ve havalandırma, su, atık su ve katı atık yönetimi gibi temel altyapı hizmetleri açısından yeterli ve erişilebilir konum, ve bütün bunların uygun fiyatla edinilebilmesi demektir.”


 Komite, Genel Yorum içerisinde, yeterli konut hakkı için özellikle önemli olan ‘yeterlilik’ kavramını daha ayrıntılı bir şekilde tanımlamaya şöyle devam eder: “yeterlilik kavramının, belirli bir barınak biçiminin Sözleşmenin amacına uygun olacak şekilde “yeterli konut” olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine karar vermede göz önünde bulundurulması gereken birtakım etmenlerin önemini belirtmesi açısından konut hakkı bağlamında özel bir öneme sahip olduğu söylenebilir.”


Bu maksatla Komite, konaklama çeşitlerinin ‘yeterli konut’ olduklarını belirlemek için” yedi temel kriter tanımlanmıştır:

• Kullanım hakkının yasal güvenliği;

• hizmet, malzeme, tesis ve altyapının kullanılırlığı;

• karşılanabilirlik;

• oturulabilirlik;

• erişilebilirlik;

• iskan yeri;

 • kültürel yeterlilik.

A.Kullanım hakkının yasal güvenliği


İnsanlık onuru ve barınma hakkını ihlal etmemek için, bir insanın evi için uzun vadeli güvenceye ihtiyacı vardır; bu nedenle, bu gibi anlaşmaların, sebepsiz zorlu tahliyeye veya mülkiyete el koymaya karşı önlem olarak, bu tür anlaşmaların yasal çerçeve veya hukuki rejim tarafından yönetilmesi gerekmektedir.


Kullanım hakkının yasal güvenliği, istisnai durumlar ve/veya kararlaştırılmış bir yasal prosedür dışında, bireyin veya aile gibi bir grubun istemleri dışında arazilerinden veya konutlarından ihraç edilmelerine karşı korunması durumunda olur. Kiralık konut, ev sahipliği, koşullu mülkiyet, konut kooperatifi, kiralık kamusal konut ve tüm sakinlere uygulanan yasal koruma koruyucu yasamalarla beraber tüm sakinler için geçerli olup, güvenceli barınma çeşitleri olarak görülebilir.32 Kıbrıs’ın kuzey kesimindeki yasal çerçevede böylesi bir koruma mevcuttur ve uygulamada da röportaj verenlerden hiçbiri sebepsiz zorlu tahliye veya mülkiyete el koyma gibi bir muameleyle karşı karşıya kalmadıklarını belirtmişlerdir.

B. Hizmet, malzeme, tesis ve altyapının kullanılırlığı


Bir konutun yeterli olarak nitelendirilebilmesi için sağlık, güvenlik, konfor, ve beslenme açısından asli öneme sahip belirli olanaklara sahip olmalıdır; bu da temiz ve “güvenli içme suyuna, yemek pişirmek, ısıtma ve aydınlatma için gerekli enerjiye, temizlik ve yıka(n)ma donamınına, gıda depolama araçlarına, çöp toplama sistemine, atık su ve katı atık sistemine ve acil yardım hizmetlerine sürdürülebilir erişime sahip olmaları”nı gerektirir.”


 

C. Karşılanabilirlik


Barınma ile ilgili bireysel ve ev halkı için yapılan mali harcamaların kamu hizmetleri, en azından yiyecek, giyecek, ulaşım ve sağlık hizmetleri gibi diğer temel ihtiyaçların elde edilmesini ve karşılanmasını tehlikeye atmayacak ve bunlardan fedakarlık yapmayı gerektirmeyecek miktarda olması gerekir.

  Genel olarak, aylık ortalama barınmaya dair harcamalarının toplam aylık gelirin yaklaşık üçte birini geçmemesi gerekir.

D. Oturulabilirlik


Oturulabilirlik kriterinin yeterli kılınması için ev sakinlerinin sağlıkları ve konforlarını olumsuz etkilemeyecek şekilde yeterli yaşam alanının sağlanması, soğuk, rutubet, sıcak, yağmur, rüzgar veya sağlığa yönelik diğer tehditlere, yapısal tehlikelere ve hastalık taşıyıcı unsurlara karşı koruyabilmesi bakımından da oturulacak halde olması gerekmektedir

banner9

E. Erişilebilirlik


Yeterli konut, buna hakkı olan kişiler tarafından erişilebilir veya kolaylıkla elde edilebilir olması lazımdır. Bu demektir ki, dezavantajlı grupların yeterli konut imkanlarına tam ve sürdürülebilir erişimi için düzenleme yapılması gereklidir.


Yaşlılar, çocuklar, bedensel engelliler, ölüm döşeğindeki hastalar, HIV taşıyan kişiler, kalıcı hastalığı olanlar, akıl hastalığı olanlar, doğal afet mağdurları, felakete uğramaya eğilimli bölgelerde yaşayan kişiler ve diğerleri gibi dezavantajlı grupları, ayrıcalıklı muameleye tabi tutmak ve konutla ilgili yasalar ve politikalar çerçevesinde özel ihtiyaçlarını dikkate alacak şekilde düzenlemek gereklidir. Kıbrıs’ın kuzey kesiminde, mültecilerin barınma hakları üzerine ne bir yasal düzenleme ne de uygulama vardır.

F. İskan Yeri


Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’ne göre yeterli konut, iş imkanlarına, sağlık hizmetlerine, okullara, çocuk bakımı merkezlerine, ve diğer sosyal hizmetlere erişime imkan verecek bir konumda olmalıdır.

 


Bu durum hem büyük şehirler hem de işyerine gidip gelmenin geçici ve mali giderinin yoksul hane halkının bütçesi üzerinde ağır baskılar oluşturduğu kırsal kesimler için geçerlidir.


 Aynı şekilde, konutların kirli bölgelerde ya da yakın bir dönemde sakinlerinin sağlık hakkını tehlikeye atacak şekilde kirlilik sorununa yol açacak kaynaklara yakın yerlerde inşa edilmemesi gerekmektedir. Bu doğrultuda konutların, çöplük ve benzeri tehlikeli tesisler dahil, çevresel tehlikelere yakın bir yere inşa edilmemesi gerekir.

G. Kültürel Yeterlilik


Konaklamanın bireylerin ve toplulukların hayatlarında önemli bir yeri vardır. Bu nedenle, kültürel olarak yeterli olması gerekir. Bu demektir ki, “konutların inşa edilme biçimi, kullanılan inşaat malzemeleri ve bunları destekleyen politikalar, konutta kültürel kimlik ve çeşitliliği ifade etmeye uygun bir şekilde olanak vermelidir”.
 


Bu kriteri sağlamak için barınma politikaları geliştirirken yerel toplumun, özellikle de azınlıkta olan ırk ve etnik grupların, katkısını da garantileyecek yerel yasaların bulunması gereklidir.


Yerel yasal belgelerde, her ne kadar da çevre ve imarla ilgili konularda, idari işlem yapılmadan önce, ilgili bölgede ikamet eden özel kişilerin tamamına açık danışma toplantısı düzenleme zorunluluğunu içerse de, uygulamaya gelince, davetlerin ve toplantıların sadece Türkçe yapılması, Türkçe konuşamayan kesimleri bu süreçten dışlamaktadır.

Sağlık Hakkı


ESKHİUS’un 12(1) Maddesi “Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, herkesin, mümkün olan en yüksek fiziksel ve ruhsal sağlık standartlarına sahip olma hakkını tanır”. Savunulan şudur:


Sağlık hakkı konsepti sağlık hizmetlerinin ve sağlık durumunun sosyal ve etik yönlerinin altını çizer. Sağlık konularına hak temelli yaklaşım insanlık onuru ve ayrımcılık yasağı gibi temel insan hakları presniplerine dayalı olmalıdır.”


Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi aşağıdakileri sağlık hakkının esaslı ve birbirlerine bağlı unsurları olarak listeler:

  1. Mevcudiyet: Genel sağlık ve sağlık bakım tesislerinin, sağlıkla ilgili mal ve hizmetlerin ve ayrıca programların işleyişinin, Taraf Devletin sınırları içerisinde mevcut olması gerekir…

(b) Erişilebilirlik: Sağlık tesisleri, mal ve hizmetlerinin Taraf Devletlerin yargı yetkisi dahilinde, ayrımcılık olmaksızın herkesin erişimine açık olması gerekmektedir. Erişilebilirliğin birbiriyle kesişen dört boyutu bulunmaktadır:

(i) Ayrımcılık olmaması: sağlık tesisleri, mal ve hizmetleri yasaklanmış alanların hiçbirine dayalı ayrımcılık olmadan herkesin erişimine, ve özellikle de genel nüfusun en savunmasız veya dışına itilmiş kesimlerine hem hukuken hem fiilen açık olmalıdır.

(ii) Fiziksel erişim: sağlık tesisleri, mal ve hizmetleri toplumun tüm kesimlerinin, ve özellikle de etnik azınlıklar ve yerel halklar, kadınlar, çocuklar, ergenler, yaşlılar, engelli kişiler ve HIV/AIDS’li kişiler gibi genel nüfusun en savunmasız veya dışına itilmiş kesimlerinin güvenli fiziksek erişimine açık olmalıdır. Erişilebilirlik, ayrıca, sağlık hizmetlerinin ve güvenli ve içilebilir su kaynakları ve yeterli sağlık koruma koşulları gibi sağılığın belirleyici etmenlerinin kırsal kesimlerde yaşayan kişiler dahil herkesin erişimine açık olması anlamına gelmektedir. Erişilebilirlik, ayrıca fiziksel engelliler için binalara kolay erişilebilirlik sağlamayı da kapsar.

(iii) Ekonomik erişim (karşılanabilirlik): sağlık tesisleri, mal ve hizmetleri herkesin ekonomik olarak karşılayabileceği şekilde olmalıdır. Sağlık bakım hizmetlerinin ve ayrıca sağlığın belirleyici etmenlerinin ücretlendirilmesi denklik ilkesine dayanmalı, ve böylelikle, kamu veya özel olsun bu hizmetlerin, toplumsal olarak dezavantajlı gruplar da dahil herkes tarafından karşılanabilir olması güvence altına alınmalıdır. Denklik ilkesi ise, daha yoksul hane halklarının, daha zengin hane halklarına kıyasla oransız bir şekilde sağlık harcamalarının yükü altına girmemelerini gerekli kılmaktadır.

(iv) Bilgiye erişim: sağlıkla ilgili konularda, bilgi ve fikir isteme, alma ve verme haklarını içerir. Ancak, bilgiye erişebilirlik, mahremiyetin söz konusu olduğu kişisel sağlık verilerine sahip olma hakkını ihlal etmemelidir.

(c) Kabul edilebilirlik: tüm sağlık tesisleri, mal ve hizmetleri tıp etiğine saygılı ve kültürel açıdan uygun olmalıdır; yani bireylerin, azınlıkların, halk ve toplulukların kültürlerine saygılı, toplumsal cinsiyete ve yaşam döngüsünün gerekliliklerine duyarlı olmalı, ve ayrıca mahremiyete saygı duyacak ve ilgili kişilerin sağlık durumunu iyileştirecek biçimde düzenlenmelidir.

(d) Kalite: Kültürel olarak kabul edilebilir olan sağlık tesisleri, mal ve hizmetleri aynı zamanda tıbben ve bilimsel olarak da uygun ve iyi kalitede olmalıdır. Bu, diğer şeyler bir yana, nitelikli sağlık personelini, bilimsel olarak onaylanan ve tarihi geçmemiş ilaç ve hastane ekipmanını, güvenli ve içilebilir içme suyunu ve yeterli sağlık koruma koşullarını gerekli kılmaktadır.” Mülteciler Kıbrıs’ın kuzey kesiminde hastanelerin birinci basamak ‘kamu’ sağlık kuruluşları olarak nitelendirilen sağlık merkezleri ve ocaklarında ücretsiz ilk kademe tanı, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine erişebilmekte, aynı zamanda ikinci ve üçüncü basamak ‘kamu’ sağlık hizmetlerinden de ücretsiz olarak yararlanabilmektedirler. Bu hizmetlere erişebilmek için, uluslararası korunmaya ihtiyacı olan şahısların BMMYK’nden koruma belgesi almaları, ve bu doküman ile ilgili sağlık kurumuna kayıt olmaları gerekir. Reçete edilen ve sağlık hizmeti alınan kurumun deposunda bulunan ilaçları ücretsiz olarak temin edebilmeleri de mümkündür. Ancak, belirtilen haklar uygulamada sağlanmakta, herhangi bir yasal belge tarafından korunmamaktadır.

Eğitim Hakkı


Eğitim, diğer insan haklarından yararlanabilmek için önemli bir rolü olan insan haklarından biridir. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi bunu aşağıdaki gibi açıklar: “Eğitim, hem kendi içinde bir insan hakkıdır, hem de diğer insan haklarının gerçekleşmesi için vazgeçilemez bir araçtır. Güçlendirici bir hak olarak eğitim, ekonomik ve sosyal olarak toplum dışına itilmiş yetişkin ve çocukların kendilerini yoksulluktan kurtarabilecekleri ve içinde bulundukları topluma tam olarak katılmalarını sağlayacak yolları elde edecekleri temel araçtır.”


Mültecilerin ve sığınmacıların eğitim hakkı “mültecilerin ve sığınmacıların çocuklarına yerel eğitim sistemi içerisindeki her seviyede eğitim hakkı” ve “yetişkinlere, dil kursları dahil, mesleki eğitim ve tahsil hakkı”nı kapsar.


Kıbrıs’ın kuzey kesiminde yerel kurumların kendilerini tek taraflı olarak bağladıkları uluslararası insan hakları sorumluluklarına göre, eğitim hakkının herkese tanınması ve her çocuğun en azından temel veya ilköğretime erişimlerinin ücretsiz sağlanması gerekmektedir.


Uygulamada, birçok devlet zorunlu eğitime dair yerel yasaları doğrultusunda, bunu orta öğretim seviyesinde de sunar. Ayrıca, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi açıkça “ayrımcılık gözetmeme ilkesinin, vatandaş olmayanlar da dahil olmak üzere, yasal statülerinden bağımsız olarak bir taraf Devletin sınırları içerisinde ikamet eden okul çağındaki tüm bireyler için geçerli olduğunu kabul etmektedir.


Mülteci Sözleşmesi’nin 22. Maddesi kamusal eğitimden söz etmekte ve bunu ülkede “yasal olarak ikamet eden” mültecilerle sınırlandırmamaktadır; bu da sığınmacıların da bu haktan yararlanabilecekleri anlamına gelmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) her ne kadar da medeni ve siyasal haklara odaklansa da, AİHS’nin Birinci Protokolünün 2. Maddesi’nde aşağıdakiler belirtilir:


Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.


Bunu, AİHS’nin ayrım yapmama üzerine olan 14. Maddesi ile bağlantılı olarak okunduğunda, eğitim hakkı hükümlerinin hem vatandaşlara hem de devlet sınırları içerisinde bulunan yabancılara ayrım gözetmeyen bir şekilde sunulması gerektiği bariz bir şekilde anlaşılır.


Bu maddelere dayanarak, sığınmacıların ve mültecilerin çocuklarının ve aileleri sözleşmeyi kabul eden bir ülkeye düzensiz giriş yapmış olsa bile, eğitim hakkından mahrum bırakılmamaları gerektiği savunulmaktadır.
 


Kıbrıs’ın kuzey kesiminde, statü ve cinsiyete bakmaksızın, tüm çocukların zorunlu eğitime erişim hakkı vardır. Zorunlu ve ücretsiz eğitim iki aşamadan oluşan 8 seneyi kapsar: 6 yaşında başlayan 5 senelik ilköğretim (1., 2., 3., 4., ve 5. sınıf), ve 3 senelik alt-ortaöğretimle devam eder (6., 7, ve 8. sınıf). 4-5 yaşlarındaki bütün çocuklar için ‘kamusal’, ücretsiz okulöncesi eğitim imkanları da mevcuttur. Katılım mecburi olmasa da tavsiye edilir. 8 senelik mecburi eğitimi başarıyla tamamlayan çocuklar liseye kayıt olma hakkını elde eder. 4 sene olan (9., 10., 11,. ve 12. sınıf) ‘kamu’ liselerinde eğitim yine ücretsizdir. Liselerde hem genel hem de mesleki eğitim sunulur. Mecburi eğitim süresince özel eğitim ihtiyaçları olan çocukların Lefkoşa’da ve Girne’de ücretsiz özel-eğitim kurumlarına başvurma hakları vardır. Mülteci çocukların yaşadıkları bölgedeki ‘kamu’ okullarına kayıtları, yaşadıkları bölgeyi kanıtlayan belgeler (faturalar ya da muhtar tarafından yazılmış bir belge), çocukların ve ebeveynlerinin kimlik belgeleri ve Kıbrıs’taki BMMYK temsilcileri tarafından verilen koruma belgeleri sunularak yapılabilir

Çalışma Hakkı


3. kısımda belirtildiği gibi, Mülteci Sözleşmesi’nin 17(1) Maddesi altında mültecilere “en çok kayırılan ülke” yaklaşımından yararlanma hakkını tanır. Bir diğer yandan, Madde 17(2) mültecilere bir ülkede üç yıl ikamet etmiş olmaları, ikamet ettikleri ülkenin vatandaşı olan bir kimse ile evli bulunmaları veya ikamet ettikleri ülkenin vatandaşlığını taşıyan bir veya daha fazla çocukları olması durumunda ulusal işgücü piyasasını korumak amacıyla, yabancılara veya yabancıların çalıştırılmalarına konan sınırlama tedbirlerinin uygulamaması gerektiğini belirtir.


ESKHİUS‘de çalışma hakkı genel anlamda 6. Madde’de ele alınmaktadır. Sözleşmenin 7. Maddesinde de herkesin adil ve elverişli şartlarda çalışma hakkı, özellikle de güvenli çalışma şartları tanınarak, bu hakkın bireysel boyutu ele alınmaktadır. 8. Maddede çalışma hakkının kolektif boyutuna değinilmekte, herkesin sendika kurma ve kendi seçtiği bir sendikaya katılma hakkı ile sendikaların serbestçe faaliyette bulunma hakları sıralanmaktadır.


9. Madde ise sosyal güvenlik hakkını garanti altına almaktadır. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi, 6. Maddede belirtilen çalışma hakkının insana yaraşır bir iş (decent work) olması gerektiğini, bunun da iş güvenliği şartları ve ödemeler açısından çalışanların hakları ile temel insan haklarına saygı gösteren, çalışanların kendisi ve ailesinin hayatını kazanmasını sağlayacak bir ücret temin eden ve çalışanların fiziksel ve zihinsel bütünlüğüne saygıyı içeren bir çalışma biçimi olduğunu belirtmektedir. 62 Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi aynı zamanda, çalışma pratiğinde aşağıdaki temel unsurların bulunmasının gerekli olduğunu söylemektedir:


(a) Mevcudiyet: Taraf Devletler, kişilerin uygun işi belirlemeleri ve bulmalarını sağlamada onlara yardımcı olup destek sağlayacak uzman hizmetlere sahip olmalıdır.


(b) Erişilebilirlik: İşgücü piyasası, taraf Devletlerin yargı alanı dahilindeki herkese açık olmalıdır. Erişilebilirliğin üç boyutu bulunmaktadır:


i. ... İşe erişim ve istihdam sürecinde ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer fikir, ulusal veya toplumsal köken, mülkiyet, doğum, fiziksel veya zihinsel engel, sağlık durumu (HIV/AIDS dahil), cinsel yönelim, veya sivil, siyasal, toplumsal veya diğer statülere dayalı olarak, çalışma hakkının eşitlik esasında kullanılmasını engellemeyi ya da yok saymayı amaçlayan ya da buna yol açacak şekilde ayrımcılık yapılması yasaklanmıştır.


ii. Engelli kişilerle ilgili ... Fiziksel erişim olanakları istihdama erişimin bir yönünü oluşturmaktadır;


iii. Erişilebilirlik, yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeylerde işgücü piyasalarıyla ilgili veri ağlarının oluşturulması yoluyla, iş ve istihdamla ilgili bilgilerin aranması, elde edilmesi ve dağıtılması hakkını içermektedir


(c) Kabul edilebilirlik ve nitelik: Çalışma hakkının korunmasının çeşitli bileşenleri vardır. Bunlar arasında; işçinin adil ve uygun koşullarda çalışma hakkı, özellikle de iş güvenliği hakkı, sendika kurma hakkı ve bir işe girme veya iş seçmeye özgürce karar verme hakkı sayılabilir.”63 Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi, ayrıca “toplumsal cinsiyet ayrımcılığıyla mücadele etmek [amacıyla] çalışma hakları bağlamında kadınlar ve erkekler arasında fırsat ve muamele eşitliğini sağlamak üzere kapsamlı bir koruma sistemine ihtiyaç duyulduğunun altını çizmektedir”.


Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi, 7. maddede geçen “herkes” kelimesinin, çalışan mülteciler dahil, bütün çalışanları kapsadığının altını çizer.


Mültecilerin adil ve elverişli koşullarda çalışabilmeleri hakkını detaylandırırken, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi açık bir dille taraf Devletlerin mültecilerin en az vatandaşların çalıştığı şartlarda çalıştıklarının garanti altına alınması doğrultusunda yasal düzenleme yapmaları gerektiğini belirtir.


Kıbrıs’ın kuzey kesiminde, sığınmacı ve mülteciler çalışma izni alabilir ve yabancıların çalışabildiği tüm işlerde yasal olarak çalışabilirler.


BMMYK tarafından verilen uluslararası koruma belgesinin çalışma ‘dairesi’ne sunulmasıyla, sığınmacılar ve mülteciler diğer yabancılar için gerekli olan ön izin uygulamasından muaftırlar. Çalışma izni seyahat belgesinin üzerine işlenir. Bu hak yerel yasal belgelerde belirtilmemekte, MHD’nin yıllar boyu gerçekleştirdiği savunuculuk faaliyetleri sonucunda değişen uygulama pratiğince gerçekleşmektedir.

Sosyal Yardım


 ESKHİUS’un 9. Maddesi’nde, “Sözleşme’ye Taraf Devletler, herkesin sosyal sigorta da dahil olmak üzere sosyal güvenlik hakkını tanırlar” denmektedir. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi, başta mülteciler ve sığınmacılar olmak üzere, “bu hakka erişmekte zorluk çeken bireylere ve gruplara” özel ilgi gösterilmesi gerektiğinin altını çizmiştir.


Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi, sosyal sigorta sistemine katkı yapan vatandaş olamayanların “ülkeden ayrılmaları halinde bu katkıları geri almak hakkına sahip olmaları”, ve “Mülteciler, vatansız kişiler, sığınmacılar ve diğer dezavantajlı ve toplum dışına itilmiş kişi ve gruplar uluslararası standartlara uygun biçimde, makul sürede sağlık bakımına ve aile desteğine erişim dahil primsiz sosyal güvenlik sistemlerinden eşit ölçüde yararlanma hakkına sahip olmaları” gerektiğini belirtmiştir.”


Ayrıca, ESKHİUS’un 11(1) Maddesi yeterli yaşam standartları hakkının “yeterli kaynakları olmayan herkese ayni veya nakdi olarak sosyal yardım ve diğer ihtiyaca dayalı sosyal destek verilmesi” gerektiğini de içerdiği söylenmektedir.


Kıbrıs’ın kuzey kesiminde sosyal hizmetler ‘dairesi’ tarafından sadece ‘vatandaşlara’ ve eşlerine maddi destek sunulmaktadır. Diğer yandan, bu rapor düzenlenirken, sosyal hizmetler ‘dairesi’ tarafından ‘vatandaş’ olmayan yetişkin ve çocuklara yemek ve okul ihtiyaçları gibi maddi destekte bulundukları ve gerekirse hizmetlerini MHD’ye kayıtlı olan, uluslararası koruma ihtiyaç sahiplerini de kapsayacak şekilde genişletebilecekleri belirtildi.

Öneriler

1. Geri göndermeme (non-refoulement) prensibine yerel yasal belgelerde ve uygulamada saygı duyulmalıdır.

2. Sığınmacılar göç ile bağlantılı sebeplerden dolayı özgürlüklerinden mahrum kalmamalı, cezalandırılmamalıdır.

3. Düşük maliyetli veya para destekli konutlar desteğe ihtiyacı olan sığınmacılara ve mültecilere sağlanmalı, ve bu gibi konutlar 5. kısımda belirtilen ‘yeterlilik’ koşullarına uymalıdır.

4. Uygulamada, mültecilere ve sığınmacılara sağlanan sağlığa, eğitime, çalışmaya erişime dair haklar yasal çerçeveye dahil edilmelidir.

5. Yerel kurumlar tarafından sağlanan hizmetlere erişimde yaşanan ayrımcılığın önüne geçmek için önlemler alınmalıdır. İlgili personelin eğitimlesi bu tür önlemlere örnek teşkil eder ancak bununla sınırlı değildir.

 6. Temel haklara erişimin garanti altına alınması için, başta sağlık hizmeti veren kurumlar olmak üzere, tercüme hizmetleri sağlanmalı veya bu hizmetleri sunan örgütlere destek sunulmalıdır.

7. Zorunlu öğrenim pratikte de ücretsiz olmalıdır. Kayıt, herhangi bir ücretin ödenmesi koşuluna bağlı olmamalıdır. Buna ilaveten, okul malzemeleri, üniformalar ve benzeri ihtiyaçların alınmasında ihtiyacı olanlara destek sunulmalıdır.

8. Sığınmacıların ve mültecilerin çocuklarının gelecekteki eğitim, çalışma veya yüksek öğrenime girişlerini engellememek için, deneyimledikleri zorlukların önüne geçmek adına dil dersleri, hazırlık ve uyum kursları, ödev yardımı ve kültürlerarası eğitim gibi özel önlemlerin başlatılması gerekir. Sivil toplum örgütleri, çocuklara anadil dersleri sağladığı doğrultuda maddi olarak desteklenmeli veya bu, özel önlem olarak ilgili yerel kurumlar tarafından hayata geçirilmelidir.

9. Asgari ücret ve çalışma saatlerini kapsayan yerel kuralların etkili bir biçimde uygulandığını garanti altına almak adına etkin denetleme gibi uygun önlemler alınmalıdır. Mültecilerin ve sığınmacıların da erişebileceği etkili şikayet mekanizmaları yürürlüğe girmelidir.

10. Evkaf tarafından ve sosyal hizmetler ‘dairesi’ tarafından sunulan bütün hizmetlerin sığınmacılara ve mültecilere de genişletilmelidir.

11. Mülteciler ile çalışan sivil toplum örgütleri yerel kurumlar tarafından desteklenmelidir.

12. Sığınmacı ve mülteci kadınların eğitim ve çalışma hayatına erişimlerini garanti altına almak için özel önlemler alınmalıdır; bunların arasında dil kursları ve kadınların güçlenmesi ve ayrımcı sterotiplerle mücadele edilmesini hedefleyen farkındalık yaratıcı faaliyetler de bulunmalıdır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96